Öncekiler Sonrakiler

KAMU VE YARGI ETİĞİ

Adliye Personel Ek Kitabından aldığımız "Kamu ve Yargı Etiği" başlığı taşıyan bölümde bulunan bilgiler aynı zamanda diğer kamu personeli içinde gerekli olduğu düşüncesiyle sizlerle paylaşmaktayız.

09 Haziran 2013 Pazar 13:41
KAMU VE YARGI ETİĞİ

Kamu ve Yargı Etiği" 

Hâkim ve Cumhuriyet savcıları soruşturma veya yargılama yapıp bir karar verir iken tarafsız ve bağımsız olmalıdır. Bununla birlikte dış dünyada da kendisinin tarafsız ve bağımsız olduğu, ayrıca doğru davrandığı izlenimini vermelidir. Bunun için konuşmalarına, ilişkilerine ve davranışlarına son derece dikkat etmelidir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20/11/2007 tarih, 2007/5.MD-83 esas, 2007/244 karar sayılı ilâmında, “…Hâkim ve Cumhuriyet savcılarına Anayasa ve yasalarla açıkça verilen görev ve yetkilerin yanında, bu görev ve yetkilerin kullanılması sırasında uyulması gereken ilkeler de göz önünde bulundurulmalıdır. Her ne kadar hâkimlik ve Cumhuriyet Savcılığı ayrı görevler olarak görülmekte ise de; Türk Hukuk Sisteminde gerek sadece Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun uygun bulmasıyla hâkimlerin Cumhuriyet savcısı, Cumhuriyet savcılarının hâkim olarak atanmalarının mümkün bulunması, gerekse Cumhuriyet savcılarının şüphelinin hem lehine, hem de aleyhine olan delilleri toplamalarının zorunlu olması nedeniyle, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının taşımaları gereken özellikler ve uymaları gereken meslek kuralları açısından hâkimler ile Cumhuriyet savcıları arasında önemli bir fark bulunmamaktadır. Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının görevlerini hangi esaslara göre yapmaları gerektiği konusunda mevzuatımızda açık bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte, bu konudaki en önemli uluslararası metin Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komisyonunun 23 Nisan 2003 tarihli oturumunda kabul edilmiş olan Bangalor Yargı Etiği İlkeleridir. Nitekim Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 27/06/2006 gün ve 315 sayılı kararı ile de Bangalor Yargı Etiği İlkelerinin benimsenmesine karar verilmiş ve bu husus Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarına genelge şeklinde duyurulmuştur. Bu belgede altı temel değerden bahsedilmiş ve bu değerlere ilişkin ilkeler tanımlanmıştır.


Adı geçen belgede korunan değerler; bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk ve tutarlılık, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat olarak sayılırken, diğer kapsamlı açıklamaların yanında bağımsızlıktan bahsedilirken; “hâkim, genelde toplumdan, özelde ise karar vermek zorunda olduğu ihtilâfın taraflarından bağımsızdır. Tarafsızlıktan bahsedilirken, ‘tarafsızlık, yargı görevinin tam ve doğru bir şekilde yerine getirilmesinin esasıdır. Bu prensip, sadece bizatihi karar için değil, aynı zamanda kararın oluşturulduğu süreç açısından da geçerlidir. Hâkim, yargısal görevlerini tarafsız, ön yargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir.

Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır.’ Doğruluk ve tutarlılıktan bahsedilirken, ‘hâkim, meslekî davranış şekli itibarıyla, makul olarak düşünme yeteneği olan bir kişide herhangi bir serzenişe yol açmayacak hal ve tavır içinde olmalıdır. Hâkimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ve tutarlılığına ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.’ Dürüstlükten bahsedilirken, ‘dürüstlük ve dürüstlüğün görüntü olarak ortaya konuluşu, bir hâkimin tüm etkinliklerini icrada esaslı bir unsurdur.

Hâkim, hâkimden sadır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntüler içerisinde olmaktan kaçınmalıdır. Kamunun sürekli denetim süjesi olan hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır. Hâkim, kendi mahkemesinde, hukuk mesleğini icra eden kimselerle olan bireysel ilişkilerinde, objektif olarak bakıldığında tarafgirlik veya bir tarafa meyletme görüntüsü ya da şüphe doğuracak durumlardan kaçınmalıdır. Hâkim; ailesinin, sosyal veya diğer ilişkilerinin, hâkim olarak mesleki davranışlarını veya vereceği yargısal kararları etkilemesine izin vermemelidir.

Hâkim, hâkimlik mesleğinin prestijini; kendisine, aile üyelerinden birisine veya herhangi bir kimseye özel çıkar sağlayacak şekilde ne kendi kullanmalı ne de başka birisine kullandırtmalıdır. Ayrıca hâkim, yargı görevinin yerine getirilmesinde, herhangi bir kimsenin kendisini etkileyebileceği izlenimine ne kendisi yol açmalıdır, ne de başkalarının böyle bir izlenime yol açmalarına müsaade etmelidir. Hâkim ve aile üyeleri; yargısal görevlerin yerine getirilmesine ilişkin olarak, bir şeyin hâkim tarafından yapılması, yapılmaması veya yapılmasına kayıtsız kalınması ile ilintili herhangi bir hediye, bir kredi, bir teberru yada bir iltimas talebinde bulunmaları veya kabul etmeleri konusunda izin veremez.’ Eşitlikten bahsedilirken, ‘yargıçlık makamının gerektirdiği performans açısından asıl olan; herkesin mahkemeler önünde eşit muameleye tabi tutulmasını sağlamaktır.’ Ehliyet ve liyakatten bahsedilirken, ‘hâkim, yargısal görevlerini layıkıyla yerine getirilmesine uygun düşmeyen davranışlar içerisinde bulunamaz” denilmek suretiyle bir hâkimin (Cumhuriyet savcısının) uyması gereken etik değerler özü itibarıyla ortaya konulmuştur.

Avrupa Savcıları Konferansı’nın 29-30 Mayıs 2005 tarihli 6. oturumunda kabul edilerek, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca 10/10/2006 gün ve 424 sayı ile benimsenmesine karar verilip, Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce de hâkim ve Cumhuriyet savcılarına duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de hemen hemen Bangalor İlkeleri ile benzer mahiyettedir.


Hâkim ve Cumhuriyet savcılarının görevlerinin özelliği nedeniyle resmi ve özel yaşantılarındaki ilişkilerinde herkesten daha dikkatli olma zorunluluğu olduğu, ölçülü yakınlıkları aşmaması gerektiği yadsınamaz bir gerçektir. Bu ilkeler ışığında değerlendirildiğinde, bile bile taraflı davranarak yanlış bir işlem yapması veya karar vermesinin dışında, böyle bir karar vermese bile o intibaı uyandırabilecek şekilde davranışlar içerisine girebilen, her konuda normal bir kimse gibi hareket etme serbestîsine sahip olmayan bir hâkim veya Cumhuriyet savcısının, bu tür davranışları sorumluluğu gerektirecek nitelikte kabul edilmektedir. Bir Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında, “…Cumhuriyet savcısı sanığın, tutuklunun yakınıyla restoranda yemek yiyip konuşması ve ona avukat tavsiye etmesi ile saygınlık, güven duygusunu sarsması, görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırması nedeniyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yasasının 62, 65/a, 68. maddelerine uyan disiplin cezasını gerektirir” denilmektedir.


Şu halde; hâkimler ve Cumhuriyet savcıları Anayasa ve yasalarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olan veya olmayan ancak evrensel anlamda hâkim ve Cumhuriyet savcıları bağladığında da kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler. Aksine davranışın ortaya çıkaracağı sonuçların, suç veya disiplin soruşturmasını gerektireceğinden söz edilmesinin olanaklı bulunduğu açıktır.

K: Adliye Personeli El Kitabı, Adalet Bakanlığı

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET