Öncekiler Sonrakiler

AB VE TÜRKİYE ANLAŞMASI NE İFADE EDİYOR?

Neredeyse buzdolabına kaldırılan Türkiye AB Katılım süreci, şimdi Suriye iç savaşıyla büyüyen göçmen sorunun AB krizine dönmesiyle yeniden ivme kazandırılmaya çalışılıyor. Karşılıklı taahhütler içeren anlaşma istenen sonuçları verebilecek mi?

30 Kasım 2015 Pazartesi 08:43
AB VE TÜRKİYE ANLAŞMASI NE İFADE EDİYOR?

Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun katıldığı, Brüksel'de düzenlenen zirvede, işbirliği karşılığında AB Türkiye'yle ilişkilerinde yeni bir dönem başlıyor. Neredeyse buzdolabına kaldırılan Türkiye AB Katılım süreci, şimdi Suriye iç savaşıyla büyüyen göçmen sorunun AB krizine dönmesiyle yeniden ivme kazandırılmaya çalışılıyor. Karşılıklı taahhütler içeren anlaşma istenen sonuçları verebilecek mi?

Bu anlaşma ile AB Türkiye'ye Suriyeli ve diğer üçüncü dünya ülkelerinden mültecilerin engellenmesi karşılığında AB'ye üyelik sürecinin hızlandırılması ve Türkiye vatandaşlarına Schengen Bölgesi'nde vize serbestisi vereceği taahhüdünü içermekte. 


Suriyeli göçmenler konusunda ise 3 milyar euro finansal destek, 400 bin Suriyeli mültecinin yasal yollarla AB'ye alınması, Ankara'nın sınır güvenliğini artırması, insan kaçakçılığıyla etkin mücadele, geri Kabul Anlaşması'nın imzalanması bu taahhütlerin gerçekleşmesi  bakımından ön şart olarak Türkiye'nin önüne konuluyor.


Buraya kadar normal ve kolay gibi görünün anlaşma, bundan sonra Türkiye'nin verdiği taahhütlerin adım adım takip edilme ve aylık değerlendirmeye tabi tutularak yerine getirme şartına bağlı. AB ilişkilerini takip eden uzmanların bildiği üzere, AB'nin bu süreçte ne kadar sıkı ve zorlayıcı olduğunu, söz değil uygulamaya bakacağını, önümüzdeki dönemin kolay geçmeyeceğini bilirler. Geri Kabul Anlaşması'nın imzalanmasıyla, Ankara Türkiye üzerinden AB ülkelerine yasa dışı yollarla gitmiş olan ekonomik göçmenlerin iadesini kabul etmesi sonrası ise yaşanacak sorunları ise tahmin etmek zor.


Anlaşma metninde yer alan gelecek yıl ödenecek 3 milyar euroluk desteğin tek seferde mi verileceği yoksa belli dilimlere mi bölüneceği belli değil. Ayrıca 3 milyar euronun tek seferlik bir taahhüt mü olduğu yoksa yıllık bir ödemeye mi dönüştürüleceği de belirsiz. Türkiye bakımından üstlendiği yükümlülüklerin karşılığında alacağı bu paranın yetersizliği de ortada. AB ülkelerinin sınırları dışına çıkardığı sorunun Türkiye'de toplanması ise Türkiye açısından güvenlik, ekonomik ve sosyal sorunların daha derinleşmesi anlamına geliyor.


Anlaşmada bir diğer belirsizlik ise müzakerelere hız verilmesi alanında. Her ne kadar ekonomik ilişkilerin derinleştirileceği ifade edilse de müzakerelerde hangi fasılların açılacağı konusunda nihai metne giren bir ifade bulunmuyor. 


Vize serbestisi konusundaysa Türkiye'nin Geri Kabul Anlaşması yükümlülüklerini yerine getirmesi karşılığında, Türk vatandaşlarına Ekim 2016'dan başlayarak Schengen bölgesine vizesiz seyahat olanağı sağlanabileceği ifade ediliyor. Anlaşmanın yaşama geçirilmesi durumunda 22’si AB üyesi, dördü ise birliğe üye olmayan Norveç, İsviçre, Lihtenştayn ve İzlanda toplam 26 Avrupa ülkesinin oluşturduğu Schengen Bölgesi’ne seyahat serbestisi 11 ay sonra başlayacak. Türkiye, Haziran 2016’nın sonuna kadar üçüncü ülkelerden AB’ye gelenleri Geri Kabul Anlaşması kapsamında kabul edecek ve sonbaharda ise vize serbestisi için kriterlerin yerine getirilip getirilmediğine bakılacak.


Diğer taraftan AB tarafı, AB'nin insan hakları ve basın özgürlüğü konusunda temel görüş ayrılıkları bulunduğunu gözardı etmelerine yol açmayacağı ifade ediliyor.


Şimdiden tarafları zorlu bir süreç bekliyor.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET