Öncekiler Sonrakiler

BU UYGULAMA ÖĞRETMENLERİ ÇOK KIZDIRACAK

Milli eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, öğretmenlere performans sistemi üzerinde çalıştıklarını açıkladı

28 Ekim 2016 Cuma 11:21
BU UYGULAMA ÖĞRETMENLERİ ÇOK KIZDIRACAK

Milli eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Antalya'da 24-25 Ekim'de düzenlenen 'Eğitimden Üretime Sektörle İşbirliği' temalı Eğitim Kongresi'nde öğretmenlere performans sistemi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Uygulamayla ilgili ayrıntılı bilgi vermeyen Yılmaz, yerine göre öğrencilere "Öğretmeninizden memnun musunuz?" gibi soruların yöneltileceğini ve velilerin de değerlendirmelerinin yer alacağı performans kriterlerinin olabileceğini söyledi. Uygulamanın bu yıl başlaması planlanıyor.

Bakan Yılmaz'ın açıklamalarının ardından öğretmenlerden de itirazlar gelmeye başladı. Öğrenci ve velilerin değerlendirmelerde objektif olmayacağını, kendisine zayıf veren öğretmene, öğrencinin de olumsuz not vereceğini söylüyorlar. 2015-2016 eğitim yılından itibaren başlatılan, okul müdürleri tarafından öğretmenlere verilen performans notlarında objektif olunmamasını bu noktada gerekçe olarak gösteren öğretmenler, aynı şeyi öğrenci ve velilerle de yaşayacak olmaktan tedirginler.

Konuyla ilgili görüş aldığımız sendikalar objektif şartlarda yapıldığı takdirde performans değerlendirmesinin verimliliği artırabileceğini söylüyorlar. Ancak önceki uygulamaların, bu konuda objektif değerlendirmenin olamayacağını gösterdiğini kaydeden sendikalar, bu konuda kendilerinden görüş alınmamasından da şikayetçiler. İşte o yorumlar:

'Tarafsız olmalı'

Türk Eğitim-Sen İstanbul 7 Nolu Şube Başkanı Mustafa Kavlu, performans değerlendirmesinin objektif şartlarda yapıldığı takdirde personel verimliliği için önemli bir uygulama olabileceğini kaydetti. Ancak son 5 yıldır eğitim yöneticileri, aday öğretmen atamalarında uygulanan mülakat ve sözlü sınav yöntemlerinin beklenen sonuçları vermediğine değinen Kavlu, hatta adam kayırma, torpil gibi söylentilerin çıktığını dile getirdi. "Okul yönetici atamalarında kullanılan performans değerlendirmeleri subjektif ve bir tarafı kayırmak amacı ile kullanılmış, bu durum mahkemeler nezdinde tescillenmiştir" diyen Kavlu, bu performans değerlendirmelerine ilişkin binlerce dava açıldığını söyledi.

Uygulamanın bağımsız insan kaynakları şirketleri tarafından, akademik kriterlere göre yapılması gerektiğinin altını çizen Kavlu, aksi takdirde performans değerlendirme sisteminin olumlu sonuç vermediği gibi çalışma barışını bozacağına dikkat çekti. Kavlu, sendikalarından görüş almadığını da sözlerine ekledi.

'Konu telaşla ele alınıyor'

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı ALİ YALÇIN, MEB'in performans ölçümü, başarı değerlendirmesi noktasında son 10 yıllık süreçte yaptıkları girişimlerin ortak noktasının, ilgili taraflardan yoksunluk olduğunu söyledi. "Öğretmenlerden hizmet noktasında, verimlilik ve kalite bağlamında, sorumluluk ve yetki çerçevesinde ne istendiği halen belirsiz" diyen Yalçın, şunları söyledi: "Bunların olmadığı bir zeminde başarıyı, performansı ölçme iddiası ve bunun üzerinden hizmeti sunanlarla ilgili başarı ilanı ya da başarısızlık ithamı yapmaya dönük sistemi hayata geçirme aceleciliği 'ben yaptım oldu' mentalinin somutlaşmasından başka bir sonuç doğurmaz."

Eğitimle ilgili bir uygulamada sendikanın önerilerine başvurulmadıkça 'topal ördek' hükmünde olduğuna değinen Yalçın, "Motivasyon üretmek yerine, olan motivasyonu bitirmek ve kamu görevlilerini tehdit etmek sonucu üreten bir içerikle, performans sistemi kurulacağını düşünmek hem yorucu hem de yıpratıcı süreçlere kapı aralar" dedi. Bu noktada, MEB'in konuyu telaşla ele almasını da, bu süreci beyanlarla yönetme ve yönlendirme arayışlarını da doğru bulmadıklarının altını çizen Yalçın, çalışmadığı iddia edilen memuru aramak yerine bireysel başarısı görülmeyenlerin aranmasının daha doğru olduğunu söyledi.

'Yeni bir şey değil'

Öğretmenlerin yeterliliklerinin ve mesleki yaşamda başarımlarının hep tartışma konusu olduğunu kaydeden Eğitim Sen eski Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, bu değerlendirmelerin çeşitli yol ve yöntemler kullanılarak yapılmakta olduğunu ve o nedenle bu durumun aslında yeni olmadığını belirtti. "Örneğin haziranda okul müdürlerinin yaptığı başarım değerlendirme sonuçlarının ne kadar öznel niyetlerle yapıldığını ve bu niyetlerle yapılan değerlendirme sonuçlarının ortaya çıkardığı olumsuzlukları birlikte yaşadık" diyen Dinçer, verilen düşük puanları hak etmediğini düşünen binlerce öğretmenin soluğu mahkemede aldığını söyledi.

Daha önce 4 yılını dolduran okul müdürlerinin görevlerini ikinci 4 yıla uzatmak için veli ve öğrencilerin yaptığı puanlama sonuçlarında ortaya çıkan mağduriyetleri hatırlatan Dinçer, "O nedenle böyle bir yöntemin iyi, nesnel ve bilimsel olduğunu söylemek olanaklı değil. Hele eğitim gibi bir alanda piyasa ekonomisinin çalışma ve ücret kurallarını kabul etmek asla mümkün değil. Bu tür uygulamaların başta ihbarcılık olmak üzere her türlü yozlaşmış ilişkiye kapı aralayacağı bir gerçek. Öğretmenlerin itibarını sarsacak böyle 'projelerden' uzak durmak gerekir" dedi. Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, Antalya'da 24-25 Ekim'de düzenlenen 'Eğitimden Üretime Sektörle İşbirliği' temalı Eğitim Kongresi'nde öğretmenlere performans sistemi üzerinde çalıştıklarını açıkladı. Uygulamayla ilgili ayrıntılı bilgi vermeyen Yılmaz, yerine göre öğrencilere "Öğretmeninizden memnun musunuz?" gibi soruların yöneltileceğini ve velilerin de değerlendirmelerinin yer alacağı performans kriterlerinin olabileceğini söyledi. Uygulamanın bu yıl başlaması planlanıyor.

Bakan Yılmaz'ın açıklamalarının ardından öğretmenlerden de itirazlar gelmeye başladı. Öğrenci ve velilerin değerlendirmelerde objektif olmayacağını, kendisine zayıf veren öğretmene, öğrencinin de olumsuz not vereceğini söylüyorlar. 2015-2016 eğitim yılından itibaren başlatılan, okul müdürleri tarafından öğretmenlere verilen performans notlarında objektif olunmamasını bu noktada gerekçe olarak gösteren öğretmenler, aynı şeyi öğrenci ve velilerle de yaşayacak olmaktan tedirginler.

Konuyla ilgili görüş aldığımız sendikalar objektif şartlarda yapıldığı takdirde performans değerlendirmesinin verimliliği artırabileceğini söylüyorlar. Ancak önceki uygulamaların, bu konuda objektif değerlendirmenin olamayacağını gösterdiğini kaydeden sendikalar, bu konuda kendilerinden görüş alınmamasından da şikayetçiler. İşte o yorumlar:

'Tarafsız olmalı'

Türk Eğitim-Sen İstanbul 7 Nolu Şube Başkanı Mustafa Kavlu, performans değerlendirmesinin objektif şartlarda yapıldığı takdirde personel verimliliği için önemli bir uygulama olabileceğini kaydetti. Ancak son 5 yıldır eğitim yöneticileri, aday öğretmen atamalarında uygulanan mülakat ve sözlü sınav yöntemlerinin beklenen sonuçları vermediğine değinen Kavlu, hatta adam kayırma, torpil gibi söylentilerin çıktığını dile getirdi. "Okul yönetici atamalarında kullanılan performans değerlendirmeleri subjektif ve bir tarafı kayırmak amacı ile kullanılmış, bu durum mahkemeler nezdinde tescillenmiştir" diyen Kavlu, bu performans değerlendirmelerine ilişkin binlerce dava açıldığını söyledi.

Uygulamanın bağımsız insan kaynakları şirketleri tarafından, akademik kriterlere göre yapılması gerektiğinin altını çizen Kavlu, aksi takdirde performans değerlendirme sisteminin olumlu sonuç vermediği gibi çalışma barışını bozacağına dikkat çekti. Kavlu, sendikalarından görüş almadığını da sözlerine ekledi.

'Konu telaşla ele alınıyor'

Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, MEB'in performans ölçümü, başarı değerlendirmesi noktasında son 10 yıllık süreçte yaptıkları girişimlerin ortak noktasının, ilgili taraflardan yoksunluk olduğunu söyledi. "Öğretmenlerden hizmet noktasında, verimlilik ve kalite bağlamında, sorumluluk ve yetki çerçevesinde ne istendiği halen belirsiz" diyen Yalçın, şunları söyledi: "Bunların olmadığı bir zeminde başarıyı, performansı ölçme iddiası ve bunun üzerinden hizmeti sunanlarla ilgili başarı ilanı ya da başarısızlık ithamı yapmaya dönük sistemi hayata geçirme aceleciliği 'ben yaptım oldu' mentalinin somutlaşmasından başka bir sonuç doğurmaz."

Eğitimle ilgili bir uygulamada sendikanın önerilerine başvurulmadıkça 'topal ördek' hükmünde olduğuna değinen Yalçın, "Motivasyon üretmek yerine, olan motivasyonu bitirmek ve kamu görevlilerini tehdit etmek sonucu üreten bir içerikle, performans sistemi kurulacağını düşünmek hem yorucu hem de yıpratıcı süreçlere kapı aralar" dedi. Bu noktada, MEB'in konuyu telaşla ele almasını da, bu süreci beyanlarla yönetme ve yönlendirme arayışlarını da doğru bulmadıklarının altını çizen Yalçın, çalışmadığı iddia edilen memuru aramak yerine bireysel başarısı görülmeyenlerin aranmasının daha doğru olduğunu söyledi.

'Yeni bir şey değil'

Öğretmenlerin yeterliliklerinin ve mesleki yaşamda başarımlarının hep tartışma konusu olduğunu kaydeden Eğitim Sen eski Genel Başkanı Alaaddin Dinçer, bu değerlendirmelerin çeşitli yol ve yöntemler kullanılarak yapılmakta olduğunu ve o nedenle bu durumun aslında yeni olmadığını belirtti. "Örneğin haziranda okul müdürlerinin yaptığı başarım değerlendirme sonuçlarının ne kadar öznel niyetlerle yapıldığını ve bu niyetlerle yapılan değerlendirme sonuçlarının ortaya çıkardığı olumsuzlukları birlikte yaşadık" diyen Dinçer, verilen düşük puanları hak etmediğini düşünen binlerce öğretmenin soluğu mahkemede aldığını söyledi.

Daha önce 4 yılını dolduran okul müdürlerinin görevlerini ikinci 4 yıla uzatmak için veli ve öğrencilerin yaptığı puanlama sonuçlarında ortaya çıkan mağduriyetleri hatırlatan Dinçer, "O nedenle böyle bir yöntemin iyi, nesnel ve bilimsel olduğunu söylemek olanaklı değil. Hele eğitim gibi bir alanda piyasa ekonomisinin çalışma ve ücret kurallarını kabul etmek asla mümkün değil. Bu tür uygulamaların başta ihbarcılık olmak üzere her türlü yozlaşmış ilişkiye kapı aralayacağı bir gerçek. Öğretmenlerin itibarını sarsacak böyle 'projelerden' uzak durmak gerekir" dedi.

'Ticari şirket gibi olacak'

Eğitim Sen, yaptığı basın açıklamasında, MEB'in performans değerlendirme dayatmasının kabul edilemez olduğunu duyurdu. Uygulamanın, okulları birer "ticari şirket" gibi yönetmek amacıyla hayata geçirildiği belirtilen açıklamada, "Performans değerlendirme sistemi, öğretmenlik mesleğini değersizleştirmenin geldiği noktayı göstermektedir. Öğretmen-öğrenci ilişkisini alt üst etmesi kaçınılmaz olan ve öğrenci ve velileri 'müşteri memnuniyeti' anlayışı çerçevesinde değerlendiren bu uygulamanın, öğretmenlerin müşterileri (öğrencileri) memnun etmek için daha fazla çalışmaya itmesi, dolayısıyla çalışma saatlerinin artması ile sonuçlanması kaçınılmazdır" denildi.

"MEB'in asıl hedefi, öğretmenlerin performansını ölçmek bahanesiyle, eğitimde ücretli, sözleşmeli ve güvencesiz istihdamı yaygınlaştırmak" denilen açıklamada ayrıca, performans değerlendirmesi uygulamasında öğretmenlerin yaptıkları işin niteliğinden çok "yüksek performans" üzerinden bireysel değerlendirmeye tabi tutulmasının, okullarda herkesin birbirinin "rakibi" olduğu düşüncesinin gelişmesine ve iş barışının bozulmasına neden olacağına dikkat çekildi.

'Biz de Bakanı değerlendirelim'

Milliyet gazetesi yazarı Abbas Güçlü'nün Twitter'dan yazdığı "Öğrenci ve veliler, öğretmenlerin performansını değerlendirecekmiş. Peki, nasıl, mülakatla mı, verdiği nota, anlattığı derse, dünya görüşüne göre mi?" içerikli tweet üzerine öğretmenler düşüncelerini belirttiler. Görüşler şöyle:

@gizemaksuu: Biz de Milli Eğitim Bakanı'nı değerlendirmek istiyoruz!

@akyelyasmin: Öğretmenlere yapılan bu eziyet neden? KPSS+ÖABT+Mülakat+Sözleşmeli Öğretmenlik, şimdi de bu. Bu öğretmenler ne yaptı topluma?

@ilterisdicen: Performansımızı ölçtürmek istedikleri başka kesim var mıymış acaba? Kim kaldı doktor, mühendis civardaki esnaf falan?

@esraaaydin: Sonuç olarak yüksek not veren öğretmen iyi, düşük veren kötü.

@gnszynp: Öğretmenler de velileri değerlendirsin o zaman sen nasıl böyle evlat doğurdun diye.

@aslihan_sonmez: Öğretmene dadı ya da müşteri temsilcisi gözüyle bakan veliler varken bu uygulama dünyanın en kutsal mesleğine hakarettir.

@nursenaylcin Veliler ve öğrenciler öğretmene not verecekmiş, Bakan diyor. Öğretmenden başka herkes öğretmen olmuş.


Aysel Bozan Yılmaz


Kaynak: Memurlar.Net - Milliyet


ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET