Öncekiler Sonrakiler

ÇALIŞMAYAN ÖĞRETMENE NE YAPILABİLİR?

Okulda eğitim, öğretim konusunda gereken çabayı göstermeyen bir öğretmene ne yapılabilir?

19 Şubat 2011 Cumartesi 12:46
Çalışmayan Öğretmene Ne Yapılabilir?

Okullarda görev yapan öğretmenler kendilerine verilmiş olan sınıfın eğitim öğretim sorumluluğunu yüklenmiş olan kişilerdir. Sınıf öğretmenleri 1, 2, 3, 4 ve 5. sınıflarda diğer öğretmenler ise branşlarına göre uygun olan sınıflarda derslere girerler. Öğretmenlerin çalışmaları öğretim programları ve mevzuat tarafından çizilmiş olan çerçevenin içindedir. Bu çerçevenin sınırları oldukça geniştir. Öğretmen eğitim, öğretim çalışmalarını yürütürken programın getirdiği uygulamalara göre ders işlemek, öğrencilerini yetiştirmek, eğitim öğretim çalışmalarını öğretim ilke ve yöntemlerine uygun olarak eğitim biliminin verileri ışığında sınıf içi çalışmaları planlamak, düzenlemek, değerlendirmek ve yürütmekle görevlidir. Bu görev öğretmenlik mesleğinin tanımlarının bir gereğidir. Öğretmenler aynı zamanda resmi bir kurumun içinde bulunurlar.

Bu resmi kurumlar belirli kurallar çerçevesinde davranmayı gerektirir. Bu kurallar ise mevzuat adı ile anılır. Öğretmenlerin görevlerini en iyi şekilde yerine getirecekleri kabul edilir. Bu kabule göre öğretmenlere yaklaşılması gerekir. Devlet memurlukları içinde de göreviyle ilgili olarak gereken çabayı en üst düzeyde yerine getirmeye çalışan grupların arasında öğretmenler başta gelir. Ancak öğretmenlik sıfatına sahip olan herkesin bu sıfata uygun davrandıklarını kabul etmek insan, örgüt, toplum gerçeklerine uygun düşmez. Çok değişik nedenlerden dolayı görevinin gereğini yerine getirmeyen, getiremeyen kişiler de mutlaka bulunmaktadır. Bu tür kişilerle karşılaşıldığında yapılacakların neler olduğu üzerinde bilinç sahibi olmak karşılaşılan sorunların çözümünde önemli bir ön şarttır. Öğretmenleri sokakta, öğretmen evinde, öğretmenler odasında, dost sohbetlerinde dinlediğiniz taktirde en iyi, en güzel, en ideal görüşlü oldukları düşünülebilir. Yani konuşmalara göre kişileri değerlendirmek her zaman değerlendiricileri yanıltır. Bir kişi hakkında doğru bir değerlendirme yapabilmek için o kişiyi değişik ortamlarda, değişik durumlarda gözlemek, takip etmek gerekir. Öğretmenin gerçekten ne olduğu ancak sınıf ortamında anlaşılabilir. Bu nedenle sınıf ortamındaki çalışmalarına bakılmaksızın herhangi bir öğretmen hakkında konuşmak, değerlendirmek yanlış olur. Atalarımızın dediği gibi ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Okul ortamlarında eğitim öğretim işlerinin yürütülmesinin düzeninden, okulun yöneticileri sorumludur. Öğretmenlerle ilgili gerekli sağlıklı bilgiye ulaşabilmek için öncelikle yöneticilerin dinlenmesi gerekir. Okulu yöneten yöneticiler öğretmenlerle sürekli bir arada bulundukları için hemen her türlü durumla karşılaşır, pek çok hususa yakından, birinci elden şahit olurlar. Bizzat yaşarlar. Olayların içinde bulunurlar. Bazı yöneticiler öğretmenlerin yapması gereken çalışmaları yeterince yapmadığını, verilen görevleri yerine istendiği gibi getirmediği, sınıfta öğrencilerini iyi yetiştirmediği, öğrencileri kendi başına bırakıp düzensiz, eksik olmalarına yol açtıklarını söylerler. Bazı duyarlı öğrenci velileri öğrencilerinin durumlarını diğer okul öğrencileriyle karşılaştırarak, öğrencileri değişik seviye tespit sınavlarına sokarak, onların evde yaptıkları çalışmalara bakarak, sorulan sorulara verdikleri cevaplardan hareketle öğretmenin çalışması konusunda memnun olur veya memnuniyetsizlik gösterirler. Memnun olanlar açısından bir sorun olmamakla birlikte memnuniyetsiz olanlar bu konularda öncelikle kendi aralarında, sonra çevreyle, diğer velilerle, bazen okul yöneticileriyle, bazen de nadir de olsa resmi kanallardan ilgili birimlerle diyaloğa girip şikâyetlerini dile getirirler. Bu şikayetler eğer okul yöneticilerine yapılmışsa çoğu okul yöneticisi elden bir şey gelmediğini, öğretmenin emekli olmadığı veya kendiliğinden tayin isteyip de başka bir yere gitmediği sürece bir şey yapılamayacağını, öğrencilere ek kurs verdirilebileceğini söyleyerek velileri de bir bakıma ümitsizliğe sevk eder bazen de denetim elemanlarına, üst yöneticilere durumu bildirip onların bir şeyler yapmalarını isterler.

Bu durumlarda çoğu zaman bir şey yapılamayacağı düşüncesiyle herkes adeta kaderine razı olur. Veya öğretmen görmezden gelinir. Oysa istendiği gibi yetişmeyen her öğrenci toplum için bir sorun olarak ortaya çıkar. Sorun olarak ortaya çıkmasa bile toplumun yararına kullanılabilecek en değerli insan potansiyeli heba olur, gizli kalır, işlenmemiş bir şekilde harcanır gider. Oysa herkes bilir ki toplumlar için en can alıcı kaynak ne yer üstü ne yer altı zenginlik kaynakları değil yetişmiş insan, insan beyni, insan gücü, insan potansiyelidir. Dolayısıyla yetersiz bir öğretmene teslim edilen her öğrenci toplumun insan gücü unsurunun heba edilmesi anlamına gelir. Toplumun ihtiyaç duyacağı beyinlerin kaybolup gitmesi anlamına gelir ki bu gün toplumumuzda en fazla var olan şey budur. Yok, olan, kaybolan, heba olan, boşu boşuna harcanan insan gücü potansiyelidir. Bunda da özellikle öğretmenlerin çok büyük payı vardır. Ancak öğretmenlerin payı derken burada özellikle yetersiz öğretmenleri ve bu yetersiz öğretmenlerin çarçur ettiği öğrencilerin durumlarına göz yuman yönetici, denetici ve üst yönetim birimleridir.

Hiç kimse öğrencilerin çarçur edilmesine göz yummaz diye düşünülebilir. Ancak iyi okuma yazma öğrenemeyen, temel matematiksel işlemleri gereği gibi öğrenemeyen, temel insani özelliklerin gereği olan davranışları öğrenemeyen, disiplinli çalışma, sorumluluk alma, üzerine aldığı görevi layıkıyla yapma gibi temel davranışları, alışkanlıkları öğrencilerine veremeyen öğretmenlere yönelik hiçbir şey yapmamak bir bakıma bu göz yummanın çeşididir. İnsanlar bir anda çalışkan, becerikli, iyi insan haline gelmezler. Öğretim sürecinin ilk adımlarından itibaren adım adım yetişen, gelişen, büyüyen öğrenciler yaşları ilerledikçe okulda, evde, çevrede edindikleri her tür davranış, bilgi, beceri, tutum ve değerlerle toplumun üyesi haline gelirler. Eksik yetişen her bireyde özellikle yetersiz öğretmenlerin büyük sorumluluğu olduğu gibi bu tür yetersiz öğretmenlere yönelik hiçbir şey yapmayan her tür yetkilinin de büyük sorumluluğu vardır. Bunu söylerken elbette ailenin, çevrenin etkisinin sıfırlamış değilim. Ancak bu yazıda öğretmenleri konu aldığımız için özellikle öğretmenler üzerinde durmaya çalışıyorum.

Öncelikle öğretmenlerin çalışmalarını yakından izleme, gözleme, denetleme ve değerlendirme güç ve yetkisine sahip olan okul yöneticilerinin üzerinde önemli görevler düşmektedir. Okul yöneticisi okulundaki her öğretmenin öğretmenlik yeteneği konusunda az veya çok rahatlıkla bir kanaate sahip olabilir. Yöneticilerin okulda eğitim, öğretim konularında hassasiyet gösterilmesinin gereğini vurgulamaları, okul sınırları içinde öğrenciye yararlı olma, öğrencileri iyi yetiştirme, öğrencilere iyi örnek olma düşüncesinin herkesçe birinci öncelikli düşünce, endişe olduğunu düşünmeleri, düşündürtmeleri, bu çerçevede bir hava oluşturmaları gerekir. Bu havanın oluşturulması sonrası okulda adil bir hava, adil bir yönetim, çalışma düzeni oluşturulmalı, bu konuda herkese açık olunmalıdır.

Okulda görev yapan personele bu temel üzerinde yaklaşılırsa büyük oranda sorunlar azalır. Okulda oluşturulmuş bu çerçevedeki çalışma düzenine uymayan davranışlarla karşılaşıldığında öncelikle iyi niyetle yaklaşılmalı. Durumun sebepleri anlaşılıp ortaya koyulmaya çalışılmalıdır. Bu durumlarda öncelikle genel toplantılar yapıp okulda oluşturulması hedeflenen ortamla ilgili anlaşılmayan bir takım hususların olduğunun açık bir şekilde söylenip doğrular üzerinde durulmalıdır. Olumsuz davranışlar devam ettiği taktirde ilgili kişi ile doğrudan konuşmak gerekir. Bu konuşmada okulda oluşturulmaya çalışılan çalışma düzeninden, eğitim, öğretim faaliyetlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar açıklanıp karşıdakinin de düşünceleri anlaşılmaya çalışılmalı, amacın baskı, işi güçleştirme, kişisel bir ön yargı olmadığı vurgulanmalı ve istenen hususlarda yanlış veya eksik anlamalar varsa bunlar giderilmeye, karşılıklı olarak açıklığın, rahat iletişimin, fikir alış verişinin, ortak hareketin önemi vurgulanmalı, ortak hedefler, istekler, standartlar açıkça ortaya konulmalı, konuşulmalıdır. Bundan sonra çalışmaların gidişatı üzerinde denetim, gözlem, değerlendirmeler yapılmaya devam edilmelidir. İstenen hedeflere ulaşma konusunda gereken çabanın gösterilmediği durumda aynı kişi veya kişilerle yeniden bir araya gelinmeli, başka bilinmeyen, açıklanmayan sorunların, düşüncelerin olup olmadığı irdelenmeli ancak bu aşamadan sonra resmi çerçevede bir takım standartlar, açık, somut hedefler konulup bunlara ulaşılmasının özellikle istendiği vurgulanmalı ve konuşulan hususlar iki tarafın da kabul ettiği bir çerçevede yazıya geçirilmelidir.

Yazıya geçirme bir tutanak, bir küçük toplantı formatında olabilir. Bu yazılı belgelerin bir sureti ilgiliye, bir sureti de dosyada muhafaza edilmelidir. Denetim, gözlem ve değerlendirme sürecinin bir sonraki aşamasında sürece aynı sınıfı, düzeyi okutan zümre veya şube öğretmenleri de dahil edilmeli, bu durum da yine yazılı hale getirilerek muhafaza edilmelidir. Bu aşamadan sonra öğretmene veya ilgili kişiye yapılan çalışmalara ilişkin durum tespit tutanakları tutulacağı, olan olayların bir şekilde kayıt altına alınacağı açık bir şekilde söylenmeli ve yaşanan süreci gösterecek şekilde geliştirme, eğitme, düzeltme, uyarma aşamaları bir şekilde kayıt altına alınmalıdır. Gelişme olmadığı takdirde disiplin soruşturması açma sürecine girmek gerekebilir. Okul yöneticisi bu süreçte yetkisinde olan disiplin soruşturması açmayı da mutlaka dikkate almak zorundadır. Durum tespitleri sonrası ilgili kişiden açıklamalar istenebilir, savunmalar alınabilir. Önceleri ceza verilecek diye bir durum söz konusu olmayabilir. Ancak istenen gelişme sağlanmadığı takdirde öncelikle en alt düzeydeki disiplin yaptırımlarına başvurulmalı, ardından bir sonraki aşamaya yani daha ağır ceza yaptırımlarına geçilmelidir. Bu arada yakınan, şikâyette bulunan kişilerin yazılı, sözlü şikâyetlerini de kayıt altına almaya, üst birimlere ulaştırmaya özen gösterilmelidir. Bu aşamadan sonra üst birimlere başvurmak gerekir.

Yapılacak başvuru sonrası görevlendirilen denetim elemanları veya soruşturmacılar okula geldiklerinde o güne kadar yaşanan sürece ilişkin tüm bilgi, belge ve tanıklıkları derleyip toparlayacak buna göre de mevzuatın belirlediği kararların alınması konusunda üst birimleri yönlendirecek çalışmaları yapacaktır. Yaptırım olarak öğretmen öncelikle bulunduğu okuldan başka bir okula gönderilecektir. Birkaç kez yapılacak yer değiştirme uygulamaları sonucunda yetersiz öğretmenler ya kendilerini geliştirip sisteme isteyerek katkı sağlayacak veya sistemin dışına atılacaktır. Ancak unutmamak gerekir ki yöneticiler sahip oldukları yetkilerini mutlaka öğrenci, okul, nitelik, toplum yararına kullanmak zorundadırlar. Bunun yerine kişisel bir takım endişelerle bu yetki kullanımı olursa bundan yöneticinin kendisi de zarar görecektir. Yetersiz bir öğretmene yönelik yapılacak yaptırımlar arasında sicilin yetersiz veya orta şeklinde doldurulmasına dikkat edilmesi gerekir. Hem yetersiz diye yakınıp hem de sicilini olumlu, başarılı, iyi hatta çok iyi düzeyde dolduran yöneticinin yakınmaya, şikâyet etmeye hakkı yoktur. Süreç içinde yetersizliği, olumsuz davranışları, verimsizliği tespit eden her tür belgenin öncelikle kayıt altına alınıp muhafaza edilmesi, ardından da bunların yeri ve zamanında kullanılması gerekir.

Unutmamak gerekir ki burada yaptığımız açıklamalardan cezanın, sicilin, yetkinin personeli korkutmak, sindirmek, zorlamak için her fırsatta kullanılacak araçlar şeklinde algılamamak gerekir. Tersine bunlar her zaman kullanılırsa etkisi azalır, gereksiz kullanan kişilerin etkisini artırmak yerine azaltır. Ancak yeri ve zamanı geldiğinde kullanılmaması eğitim, öğretim sistemini olumsuz etkiler. Yukarıda dile getirdiğimiz insan gücü kaynaklarının heba olmasına yol açan sürece katkı sağlar.


Ömer YAYLA
İlçe Milli Eğitim Müdürü
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET