Öncekiler Sonrakiler

KAMPÜSTE BAŞKA MEDYADA BAŞKA

MEMUR-SEN KONFEDERASYONU EĞİTİMCİLER BİRLİĞİ SENDİKASI (EĞİTİM-BİR-SEN) DENİZLİ ŞUBESİNİN KAMUDANHABERE GÖNDERMİŞ OLDUĞU BASIN AÇIKLAMASI

15 Aralık 2010 Çarşamba 14:34
Kampüste başka medyada başka

Paü’de rektörlük seçimi yaklaştıkça adaylar tarafından birçok açıklama yapılıyor, vaatler veriliyor, bilim üreten bir üniversite temalı açıklamalar ardı ardına sıralanıyor. Bu söylenenlerden de açık bir şekilde anlaşılıyor ki şuan ki mevcut üniversite yapısının baştan sona değişmesi gerekiyor. Her seçim öncesi aynı şeyler söylenip, işin içine siyasette karıştırılıp bazen en çok oyu alan bazen de hiç oy alan koltuğa oturuyor.

Ertesi gün her şey eskiye dönüyor, kadrolaşmalar, senin adam, benim adam hay huyları arasında bilimsel ehliyete bakılmadan verilen köşe taşlarıyla, oyun yönetimi elinde bulunduranların koyduğu kurallara göre oynanıyor.

Yeni aday olan tüm hocalarımızın vaatlerini bir yere kadar anlıyoruz da; şuan ki mevcut rektörün yaptıkları ile açıklamaları ne kadar uyuşuyor bunu anlayamıyoruz.

Sayın Rektör bazı medya organlarına verdiği röportajlarda “disiplin tanımam” diyerek güya öğretim üyelerine özgürlük tanıdığını ima ediyor. Peki, Sayın Rektör “sicillerini bozduğunuz veya olması gereken sicil notunu bilerek aşağı çektiniz öğretim üyelerini mağdur ederken siyasi davranmadınız da hangi bilimsel çalışma kriterine göre davrandınız?”

Sayın rektör başka bir açıklamasında da: “Üniversiteye siyaset sokmam” diye belirtmiştir. Üniversiteye siyaset sokmayan rektörümüz, Genel Sekreter Yardımcısı, Hastane Başmüdürü, Fakülte Sekreterleri, Şube Müdürleri, Sendika Temsilcileri v.b onlarca makamdaki kişileri özlük haklarını hiçe sayarak, yerlerini değiştirdiniz, ilçeye sürgün gönderdiniz, hepsiyle mahkemelik olup Paü’nün itibarını adliye koridorlarının vicdanına terk ettiniz. Bütün bunları siyasi amaçlarınıza hizmet için yapmadınız da hangi bilimsel ya da kanuni bir dayanağa müracaat ederek yaptınız?

Bütün bunları yapan sayın rektör mahkeme kararıyla görevine dönen personele “Mahkeme kararı senin bu kapıdan içeri girmene yarar, görev yapmanı sağlamaz, burayı ben yönetiyorum” diyerek mahkeme kararını hiçe saymış, despotik bir tavır ortaya koymuş sonrada medyaya “tek adam dönemini yıktım” diye beyanatta bulunmuştur.

Devletin parası ve Denizlili hayırseverlerin büyük fedakârlıkları ile yapılan binaları kendi şahsi parasıyla yaptırmış gibi reklâm yapan sayın rektör, Sayın Cumhurbaşkanının çalışan rektörlere sahip çıktığını, teamül olarak ta üniversitedeki oylamada birinci sırada olanları atadığını takdirle belirtmiştir. Peki, mevcut Cumhurbaşkanının birinci sırada olanları atamasını takdirle karşılayan rektörümüz kendi ikinci sırada olmasına ve aradaki oy farkının bir hayli fazla olmasına rağmen kendisinin “damat kontenjanından” rektör atanmasını nasıl karşıladı? Hiç istifa etmeyi düşündü mü? Veya bunu doğru bulmadığı yönünde kamuoyuna bir beyanatta bulundu mu?

Üniversitede her türlü düşünceye yer açtığını söyleyen sayın rektör, birçok Denizli’li işadamının ve sivil toplum örgütlerinin üniversitede bünyesinde bir ilahiyat fakültesi açılması ve cami inşa edilmesi, her konuda fedakârlık yapılacağına dair teminat verilmesine rağmen bu teklif karşısında özgürlükçü rektörümüz irkilmiş, çağdaş Türkiye ortamını kafasının içinde orta doğuya çevirmiş ve küçümseyici ifadelerle bu fikre karşı çıkmıştır. Bu anlayış Türkiye’yi yıllardır darbelerle kaosa götüren “bizden olana her şey mubah bizden olmayana günah” mantığı ile hareket etmektir. İbadet etmek hangi dine inanırsa insansın her insanın en doğal hakkıdır, üniversite öğrencisi de bundan müstağni değildir.

4/B ve 4/C kadrolarında sözleşmeli olarak çalışan personelini her zaman üvey evlat olarak görüp, hiçbir konudaki ihtiyaçlarına ve dilekçelerine cevap vermeyen sayın rektör en sonunda da bankalarla imzalanan maaş hesabı karşılığı promosyondan bu personeli mahrum etmiş, bilgi edinme amaçlı yazılan dilekçelere de cevap dahi vermemiştir. Olumsuz cevap dahi verilemediğine göre çağdaş dünyanın bir gereği olan bilgi edinme hakkını görmezden gelmiştir.

Bütün bunlar sıralandığında, medyadaki rektör profili ile kampustaki rektör profili arasında en az yedi fark bulunduğu, kamuoyu tarafından rahatlıkla anlaşılacaktır. Sayın rektörümüzün rüzgarı arkasına aldığı dönemde bile oylamada ikinci olduğu göz önüne alınırsa, bu yaptıklarıyla ikinci bile olamayacağı aklıselim düşüncenin ortak yargısı olacaktır.



Ahmet SERT
Eğitim-Bir-Sen
Denizli Şube Başkanı

 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET