Öncekiler Sonrakiler

ÖĞRETMENLERİ SENDİKA İLE BÖLDÜLER

Sendikası ayrı diye öğretmenler odasında çaydanlıkları ayrı olan öğretmenler var

14 Aralık 2010 Salı 10:47
Öğretmenleri Sendika İle Böldüler

TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu Başkanı Halide İncekara, sendikaları farklı olduğu için öğretmenler odasında çaydanlıkları farklı öğretmenler olduğunu söyledi. İncekara, "Öğretmenler odasında çaydanlıkları ayrı olan öğretmenlerin, sınıfa girdiğinde çocuğa şiddet uygulamayacağını düşünmek mümkün mü?" diye sordu.

Çocuklara Yönelik Şiddetin Önlenmesi toplantısında konuşan TBMM Kayıp Çocukları Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti Milletvekili Halide İncekara; şiddetin bir sonuç olduğunu söyledi. "Çocuklarımız ailede neden şiddet görür?" diye soran İncekara, "Çünkü biz eğitmesini bilmiyoruz, ben de dahil. Bu artan teknoloji, çocukların ilerleyen zekası, pratik davranışlar karşısında ben çocuğumu nasıl eğiteceğimi bilmiyorum. Ben biliyorum da öğretmeni biliyor mu? Öğretmeni de bilmiyor maalesef." şeklinde konuştu. Anadolu'daki okulların öğretmenler odasında sendikaları ayrı olduğu için çaydanlıkları ayrı öğretmenler olduğunu belirten İncekara, "Öğretmenler odasında çaydanlıkları ayrı olan öğretmenlerin, sınıfa girdiğinde çocuğa şiddet uygulamayacağını düşünmek mümkün mü?" dedi.

Zaman zaman kendisinin de okulları gezdiğini aktaran İncekara şöyle devam etti: "Bir okula girdim. Bir sınıftan ses geliyor ama korkunç bir ses. Bu çocuğu dövme sesi değil, başka bir ses değil. Çocukların tenefüse çıkmasını bekledim. İçeride ne oldu diye çocuklara sordum. Öğretmen çocuğa vurmaması gerektiğini biliyor, bunun suç olduğunu biliyor, koca cetveli eline almış, durmadan duvara vurarak, çocuklarda bir korku yaratmaya çalışıyor. Çocuk cetvelin sesi ile öyle ürkmüş durumda ki, zaten çıtını çıkarması mümkün değil."

ÖĞRETMENLE ÖĞRENCİ ARASINDA ORANTISIZ GÜÇ VAR

Çocuğun 6 yaşında Milli Eğitim Bakanlığı'nın çatısı altına girdikten sonra, '8 yıl boyunca başka bir Cumhuriyetin elinde' olduğunu kaydeden İncekara, "Öğretmenle öğrenci arasında orantısız bir güç var. Ben mesela öğretmenim, siz öğrenci. 657'im var, sendikam var, size karşı kullanabildiğim notlarım da var. Orantılı bir ilişki var mı?" diye sordu.

Öğrencinin sınıfa girdiği andan itibaren korkunç bir kudretin karşısında olduğunu dile getiren İncekara, hata yapan öğretmenlerin de amirleri tarafından denetlenmenisinin bir çarpıklık olduğuna dikkat çekti. İncekara, "Ama ben öğrenciyim, öğretmen kusuru bana yaptı. Ben denetleyeceğim, ben istediğim öğretmende okuyacağım. Neden onu yine başka bir 657'li denetliyor." diye konuştu.

"UYUŞTURUCU SATICILARINDAN FARKLI GÖRMÜYORUM"


Yapılan araştırmalara göre, çocukların yüzde 70'inin dizi filmleri mütemadiyen seyrettiğine dikkat çeken İncekara, en büyük eğitim aracının televizyonlar haline geldiğini dile getirdi. İncekara, "Cesetleri göstererek haber sunduklarını zannediyorlar. Kurban Bayramı'nda 'kurban keserken çocukları kurbanların yanında tutmayın', dediler. Her gün 40 tane bıçak dayanmış kelle görüyorum televizyonda. Çocuğu birinden kaçırdınız birine…" diye konuştu.

"O zaman izlemeyin" şeklindeki söylemlere de cevap veren İncekara, "Uyuşturucu da para verilerek satın alınan bir şey. 'Çocuklar para vererek alıyorlar, o zaman almasınlar' diyor muyuz?" dedi. İncekara, "O kötü programları yaparak, bilerek ya da bilmeyerek, benim yaptığım çocuklarımın hayatında neye mal oluyor diye düşünmeyenleri, uyuşturucu satıcılarından farklı görmüyorum." ifadesini kullandı.

SPOR YORUMCULARININ KAVGA ETMEDEN YAPTIĞI TEK BİR PROGRAM YOK


'Spor kardeşliktir' gibi lafların da sıkça dile getirildiğini hatırlatan İncekara, çocukların yüzde 14 -20'sinin televizyonlardaki spor programlarını kesin seyrettiğini söyledi.

"Spor yorumcularının kavga etmeden yaptığı bir tek spor programını söyler misin?" diye soran İncekara, "Bu adamlar program başına 10-20 bin lira alarak, orada kin ve nefret… Bir takımın yöneticisi, bir takım yöneticisine küfrediyor." şeklinde konuştu.

ÇOCUKLARA 'NE OLACAKSIN' DEĞİL, 'NASIL YAŞAMAK İSTİYORSUN' DİYE SORALIM


Çocukların her gün yarın endişesi ile yataklarından kalktığını belirten İncekara, "Çocuklara yaptığımız en büyük zulüm bu." dedi. Çocuklara hep, "Ne olacaksın?" diye sorulduğuna dikkat çeken İncekara, asıl sorulması gereken sorunun ise 'Nasıl yaşamak istiyorsunuz?" olduğunu söyledi
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET