Öncekiler Sonrakiler

SÖZLEŞMELİ KÖLELİK BİR SON BULMALI

Sözleşmeli öğretmenlerimizin sorunlarını anlatan bir makale..

05 Şubat 2011 Cumartesi 11:22
Sözleşmeli Kölelik bir Son bulmalı

 Bir Napolyon Hikâyesi ile sözlerimize başlayalım: 

 
Napolyon savaş alanında dolaşırken, topa dayanıp uyumakta olan bir askeri görür ve tüfeğinin dipçiği ile uyumakta olan askeri şiddetli bir darbeyle kaldırır. “Savaşın ortasında ne uyuması bu asker ?” diye sorar..Asker de “Komutanım uyumak için size on ayrı sebep sayabilirim .”der..Bunun üzerine Napolyon “ Say bir !” der. Asker “ 1- Barut yok”. Cevabını verir. Napolyon şiddetli bir ses tonuyla “Durrr !!!! “ der…”Barut yoksa başka bir şey saymana gerek de yok.” Diye ekler..
 
 
 
Millet olarak verilen sözlerin hikayeleriyle oyalanıp/ uyutulup durduğumuzdan bu anlatıdan da kendimize göre kıssadan hisse çıkardığımızda şunu deriz : “ 1- GÜVEN YOK !!! “ EVET BU HÜKÜMETE EĞİTİM ÖĞRETİM NEFERLERİ OLARAK GÜVENİMİZ YOK-KALMADI!!!

2008 ‘den beri Milli Eğitim Bakanlığı her yıl kadro ile ilgili sözler veriyor.Fakat verilen sözün tutulma zamanı geldiğinde türlü türlü bahanelerle,kurumlar arası paslaşmalarla söz ya hiç tutulmuyor ya da sürekli ileri tarihlere atılarak 657 ye tabii olarak istihdam edilen 4/B ‘li öğretmenlerin mağduriyeti bir türlü bitmiyor. Üç yıldır ha kadroya geçildi ha geçilecek beklentisi ile binlerce sözleşmeli öğretmen eşlerinden çocuklarından ayrı ,zor koşullar altında görev yapmaya çalışıyor.Bu süreç içerisinde fiziksel şartların olumsuzluğunun yanında çeşitli psikolojik buhranların da yaşanması kaçınılmaz oluyor. Hani hep söylenen ama gerçek anlamda hiç anlaşılmayan bir söz var ya “ Öğretmen sıkıntılıysa eğitimde sorun vardır.Eğitim sorunluysa ülke büyük sıkıntıdadır.” Diye.Öğretmenin sesine kulak asmayan, sıkıntısına gözünü kapayan, üvey evlat misali öğretmenini sözleşmeli çalıştıran hükümet, ne zaman “dur !! “ diyecek bu kadar sıkıntıya? Kaybolan güveni ne zaman kazanacak?
 
 
 
Şimdiye kadar sözleşmeli öğretmenlere verilen kadro müjdeleri-vaatlerine bakalım :
 
Eski Milli Eğitim Bakanımız Sayın Hüseyin Çelik 27 Aralık 2008’de 3.hizmet bölgesinde 3 yılını dolduran aynı gün kadrolu olacak sözü vermiş ancak 5 yılını çalışan arkadaşlarımız olmasına rağmen verilen söz tutulmamıştır.
 
*Maliye Bakanı Şimşek 12 Mart 2010 tarihinde bir gazeteye verdiği demeçte ‘’Maliye Bakanlığı olarak Sözleşmeli Öğretmenlerin kademeli kadroya geçişi onayladık’’ açıklaması yapmıştır.

* Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nimet Çubukçu 13 Mart 2010 tarihinde yaptığı açıklamada ‘’Maliye Bakanlığından onay alındığını, kadroya geçiş taslağının da hazır olduğunu ilk bakanlar kurulu toplantısında onaylanıp, TBMM’ ye geleceğini ve Meclis tatile girmeden Nisan ya da Haziran 2010’da yasalaşıp, uygulamanın başlayacağını ifade etmiştir.

*MEB Bürokratlarının Verdikleri Sözler: Şubat ve Mayıs 2010 tarihleri arasında Personel Genel Müdürü Necmettin Yalçın , Personel Genel Müdür Yardımcısı Hikmet ORMAN , MEB Müsteşar Yardımcısı Salih Çelik televizyon programlarında yaptıkları açıklamalarda ‘’2010 yaz döneminde kadroya geçişlerin kesinlikle başlayacağını ‘’ ifade etmişlerdir.
 
Hangisi tutuldu? “ HİÇBİRİ !!” Üstelik Milli Eğitim Bakanımız sayın Nimet Çubukçu göreve geldiğinde sözleşmeli öğretmen istihdam edilmeyeceğini tüm öğretmenlerin kademeli olarak kadroya geçirileceğini söylemesine rağmen bu söz hiç ağızdan çıkmamış gibi binlerce sözleşmeli öğretmen çalışırken hiç biri kadroya geçirilmemiş, atama dönemlerinde sözleşmeli öğretmen alımlarına devam edilmiştir. Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43.maddesinde “Öğretmenliğin sözleşmeli olmayacağı; asli ve süreklilik gerektiren bir kariyer mesleği” olduğu yazmasına karşın kamuda çalışan başka sözleşmelilerin de varlığını beyan ederek, kambur düzeltileceğine, iyice sözleşmeli sayısı artırılmaktadır.
 
21.12.2010 tarihinde Milli Eğitim Bakanımız “ Sözleşmeli öğretmenlerimizin kadroya geçirilmesi konusunda çalışmaların tamamlandığını fakat bu uygulamanın kamudaki diğer personel içinde kadro talebi olduğundan eş zamanlı yapılması konusunda ortak anlayış olduğunu “ ifade ederken 25.01.2011 tarihinde bir televizyon kanalında konuk olan Sağlık Bakanı Recep Akdağ “ Kesinlikle sözleşmeli çalışan personelleri için kadro talepleri olmadığını” ifade ederek, sözleşmeli çalışan kamu personelini büyük bir çelişkiye düşürmüştür ..Bu nasıl bir koordinasyondur , devlet kadroları arasındaki nasıl bir kopukluktur sorusunu sormaktan geri bırakmıyor bizi.
 
Sözleşmeli öğretmenlere gelince “Bekliyoruz hep!!! Neyi Bekliyoruz bilmiyoruz. ” 3 gecede 220 bin işçiyi, 3 haftada 6000 vekil imamı kadroya geçiren, üç ayda koca bir devletin Anayasası’nı değiştiren hükümetin, ÜÇ YILDIR söz vermesine rağmen sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmemesi nasıl bir adalettir? Kadrolu öğretmenlerle maliyetimizin aynı olmasına ve Milli Eğitimde 70 bin açık kadro bulunmasına rağmen sözleşmelerin hala uzatılmasının kime, ne faydası var?
 
Bingöl’ün Adaklı İlçesi’ndeki Sudüğünü köyünde bulunan bir ilköğretim okuluna 18.01.2011 Tarihinde yapılan ziyarette; Görülen manzara içler acısıydı. öğretmenler imkansız diyebileceğimiz koşullar altında , kullanılabilecek ve zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilecek lavabosu bile olmayan okul demeye bin şahit isteyen bir yerde eğitim öğretim etkinliklerini sürdürme mücadelesi veriyorlardı..Doğuda öğretmen tutamadıkları için sözleşmeli öğretmenliği çıkardık diyenler neden 06.05.2010 da tüm kadrolu öğretmenleri zorunlu hizmetten muaf tuttular? Gencecik ,deneyimsiz ve yüreği öğretmek için çarpan gençleri ise sözleşmeli öğretmen olarak atayarak yıllarca ama yıllarca çakılı kadroyla Sudüğünü köyünde olduğu gibi mağdur ettiler..
Son günlerde de gazetelerde, radyolarda çarşaf çarşaf müjde diye şöyle bir haber geçmekte: “Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu, Maliye Bakanlığının 2 bin sözleşmeli öğretmenin eş durumundan tayinine imkan tanıyan kararının imzalanmasını bekledikleri bir konu olduğunu belirterek, ''Bu kararla 2 bin sözleşmeli öğretmenin atamasını hemen gerçekleştireceğiz. Eş durumundan kaynaklanan sebeplerle bir şekilde bir araya getiremediğimiz ailelere müjde olacak diye düşünüyorum'' dedi. Akabinde Sayın Mehmet Şimşek 2 bin sözleşmeli öğretmenin eş durumundan tayin edileceğini beyan etti.” Bir deniz yıldızı hikayesi vardır: sahile vuran deniz yıldızlarını bir bir denize atan adama; boşuna uğraşıyorsun atmakla bitiremezsin ki bunları derler. Adam sahile vuran ve ölmeye ramak kalmış bir yıldızı daha alır ve tüm gücüyle denize fırlatır”.Evet der; ama onun için bir şeyler değişti.”cevabını verir. Atanan 2 bin sözleşmeli öğretmenimiz için elbette ki bir şeyler değişti.Eşinin ,çocuklarının yanında olacak.Ailesinin bütünlüğü yeniden sağlanacak..Ama yıllarca doğuda görev yapan önce 4/C’ yle tanışmış, çeşitli zorluklarını yaşamış sonra 4/B olarak o zorluklara farklı bir boyuttan devam etmiş binlerce bekar öğretmenimiz ne olacak? Kağıt üzerinde formaliteden bir evlilik yapmaları mı gerekir çakılı yerlerinden oynamaları için ? Sudüğünü ve benzeri olan yüzlerce köyde 5-6 yıl görev yapan sözleşmeli öğretmenlerin hakkı ne olacak? 
 
Yüzlerce usulsüz atama ile yol yordam bulan atamalar durup ne zaman gerçekten hak eden yıllarca üvey evlat muamelesi ile çalıştırılmış sözleşmeli öğretmenler kadroya geçirilecek? Sayısı 70 bin olan sözleşmeli öğretmenlerin yüzü ne zaman gülecek? Verilen sözler tutularak oyalanan, uyutulmaya çalışılan öğretmenler gerçekten hakkı olan kadroya kavuşacak?
 
   Devlet, eğitim neferine karşı yaptığı ayıbı kapatacağına üvey evlatlarının sayısını artırıyor. Aynı üniversitelerin aynı bölümlerinden mezun olan, aynı işi yapan öğretmenlerin bir kısmının kadrolu bir kısmının sözleşmeli çalıştırılması hangi hakka hukuka uyar? Nasıl bir insan hakkı ihlalidir bu? Başlangıçta da belirttiğim gibi “BU HÜKÜMETE GÜVENİMİZ KALMADI.” İvedilikle yapılması gereken; yurdumun dört bir yanında sözleşmeli olarak öğretmenlik yapan ve kadrolu öğretmenin bütün haklarından faydalanmaktan yoksun olan sözleşmeli öğretmenlerin kadroya alınması, mağduriyetin ortadan kaldırılması olmalıdır. Eğer eğitim her şeyse ve yine gelecek aklı hür vicdanı hür öğretmenlerin elinde şekillenecekse, öğretmenlerin sözleşmelilik mezalimlerine son verilmelidir.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET