Öncekiler Sonrakiler

AKP VE MUHALEFETTEN BALYOZ İLE ERGENOKON AÇIKLAMALARI

AK Parti, CHP ve MHP Liderlerinin ''Balyoz'' ve ''Ergenekon'' davaları kapsamında sürdürülen soruşturma ve gözaltı sürecine ilişkin merakla beklenen açıklamalrı 15.02. 2011 tarihinde yapılan TBMM Grup konuşmalarında geldi. Liderlerin yaklaşımını birarada veriyoruz...

16 Şubat 2011 Çarşamba 11:50
AKP ve muhalefetten Balyoz ile Ergenokon Açıklamaları

15 Şubat 2011 TBMM Grup Toplantısında Liderlerin Konuşmaları

 
AK Parti Genel Başkan ve Başbakan Tayyip Erdoğan
'Son günlerde bazı iddialarla ilgili başlatılan yargı sürecini biz de dikkatle izliyoruz. Emekli ve muvazzaf bazı askerlere yönelik bir süreç başlatıldı. Bu süreç yargının tasarrufu altında ilerliyor.
         Çok sık tekrarladığımız bir ilkeyi burada bir kez daha hatırlatmakta fayda görüyoruz: Aksi kanıtlanmadığı sürece herkes masumdur. Gözaltına alındığı, sorgulandığı, tutuklandığı, yargılandığı için hiç kimse suçlu kabul edilemez.
Hakkında kesin hüküm bulunmadıkça hiç kimseye suçlu gözüyle bakılamaz. Ancak, ak ile karanın ortaya çıkması; sürecin hassasiyetle ilerlemesi, kamuoyuna tatmin edecek kararların verilebilmesi için herkesin bu noktada yargıya ve yargı süreçlerine saygı duyması şart. Bu konuda duyarlı, hassas olması herkes için geçerli.
         Bu işleri hükümetle ilişkilendirenler, kusura bakmasınlar hezeyan içindedirler. Birileri yargıya, siyasi müdahalelerde bulunmaya, davalara yön vermeye alışık olabilir. Bizim de böyle yaptığımızı düşünebilir veya birileri böyle bir temenni içinde olabilirler. Bizim yürütme olarak görevimiz bellidir, yetkimiz bellidir. Kimse hükümeti bu tür spekülasyonlara alet etme yanlışına düşmesin.
         Başta anamuhalefet partisinin genel başkanı olmak üzere, herkesi bu noktada sağduyulu ve özellikle de sorumlu davranmaya davet ediyorum. Yargının işleyişini güçleştirecek, yargıya töhmet altında bıraktıracak, çalışmasın
engelleyecek girişimler adaletin tecellisine katkı sağlamayacağı gibi, şüphelerin
aydınlığa kavuşmasını da engelleyecektir.
CHP Genel Başkan Yardımcısının, onun ardından tutuklu yakınlarının  askere karşı, Türk Silahlı Kuvvetlerimize karşı takındıkları tavır ve kullandıkları üslup tahrik edici, tahkir edici bir üsluptur.
         Şundan hiç kimsenin endişesi olmasın, bu yargı süreci sonucu ne olursa olsun TSK'yı daha da güçlendirecek, bütün iddialara net bir şekilde son verecek, zihinlerdeki soru işaretlerini ortadan kaldıracak bir süreçtir.
         Hukuka güvenmek, yargıya güvenmek Türkiye Cumhuriyeti'ne inanan, güvenen herkes için, her vatandaşımız için tek çıkar yoldur, en doğru olandır. Bir kez daha, başta anamuhalefet partisi olmak üzere herkesi sorumlu  davranmaya davet ediyorum. Zira son birkaç gündür, CHP Genel Başkanı, Haziran seçimleri sonrasına ilişkin hayali bir tablo kurguluyor. Daha önce Anayasa Komisyonunda milletvekillerinin yaptığı 'sokak sokak direnme' çağrısına benzer  bir şekilde, CHP Genel Başkanı da Haziran sonrasına ilişkin tahrik edici açıklamalar yapıyor. Belli ki, CHP, bizzat genel başkan düzeyinde Haziran seçimlerinde başarı sağlayamayacağını artık kanıksamış durumda. Daha şimdiden seçimlere dört ay süre olmasına rağmen başarısızlıklarına kılıf aramaya, seçim sonrasına ilişkin kaos senaryoları çizmeye başladılar. CHP'nin, en üst düzeyde, genel başkan düzeyinde artık siyaseti bırakıp falcılık yapmaya başlamış olmasını da ben milletin takdirine bırakıyorum.
 
CHP Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu
Birdenbire 100 kadar kişiyi tutuklama kararı verdiniz. Tutuklanacak kişinin avukatına söz verilmiyor. Ben re’sen tutukladım diyor. Böyle bir anlayış olabilir mi? ve adam yurtdışında hakkında karar var, gelip buyurun ben geldim diyor. Eğer delilleri karartacak, yok edeceklerse hayır. Peki yarın bunlar beraat etti, belgelerin büyük kısmının sahte olduğunu hepimiz biliyoruz. Teğmen kardeşimiz vardı ya, efendim biz başka gerekçeyle, sehven yaptık diyoruz bu işi. Asıl kimin için yapacaklardı? Sorulması gereken soru bu. Demek ki başka birine niyetlendiniz, oraya düştü. Ne kadar zamana yayarlarsa yaysınlar biz takipçisi olacağız.
Hortumcu ya da yandaş olsaydı sırtı sıvazlanırdı. Siz baskı kurarak onu susturacağınızı sanıyorsanız yanıldınız. Bizim de her türlü desteğimiz onun arkasında olacak. Efendim Ergenekon terör örgütüne üye olmak. 3 yıldır, nerede bu örgüt. Gideceğim üye olacağım. Bunlar için hukuk diye bir olay yok. İstediğimi tutuklar, istediğim yargıca düşürürüm. Gerekirse yargıcı değiştiririm. istediğimi gözaltına aldırırım. Bizim kaygımız bundan. Hukuk bağımsız ve tarafsız olmalı. Sayın Cumhurbaşkanı çok duyarlı, öyle söylüyor. İçeridekiler salıverilmesin, o yüzden derhal imzaladım.
Sayın Başbakan’a sesleniyorum, yargını medyanı kurdun. Yasama organı zaten elinde, iş dünyasını kendine uydurdun. bizim dokunulmazlığımızı kaldır.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli
 
 

Türkiye’de son yıllarda bazı dava süreçlerinin hukuki çerçevesi ve mecrası dışına çıkarılarak AKP’ye siyasi rant sağlamak hesabıyla kullanıldığı izlenimi milli vicdanda giderek yer etmektedir.

Parti olarak bağımsız yargıya saygılıyız, dava süreçlerine nereden gelirse gelsin her müdahaleyi kabul edilemez gören bir siyaset anlayışının temsilcileriyiz.

Takdir edersiniz ki, makamı, görevi ve statüsü ne olursa olsun hiç kimse suç işleme özgürlüğüne ve imtiyazına sahip değildir.

Adalet her türlü ön yargıdan, hesaptan ve müdahaleden masun ve hukuk kurallarına sadık kalarak işlemelidir.

Adil yargılama hakkı, masumiyet karinesi ve geciken adalet, adalet değildir gerçeği, bu sürecin her aşamasında herkesin saygı göstermesi gereken temel taşlardır.

Hâkimler ve savcılar emri kanunlardan ve vicdanlarından alırlar.

Yargı üzerinde siyasi baskı kurmak, yargı süreçlerinde kanunları ve kuralları görmezden gelmek ve çiğnemek hiç kimsenin hakkı ve haddi değildir. Bu açık bir suçtur.

Hâkimler ve savcıların suç işleme, kanunları ve kuralları yok farz etme imtiyazları olmadığı da unutulmamalıdır.

Bugün sürmekte olan bazı dava süreçlerinde bu konularla ilgili ciddi endişeler bulunduğu, bu durumun adalete olan güven duygusunu zedelediği, bunların siyasi iktidarı ve yargı kurumunu zan ve şaibe altında bıraktığı ise bir vakıadır.

Hangi kurum içinde demokrasi dışı yollara itibar eden varsa, bunların bağımsız, adil ve süratli bir yargılamayla ortaya çıkarılması ve cezalandırılması doğal ve gereklidir.

Bununla birlikte siyasi çıkar hesabıyla kurumları töhmet altında bırakmanın, itibarlarını yaralamanın hiç kimseye fayda sağlamayacağı unutulmamalıdır.

Türk ordusu, topyekûn Türk milletin ordusudur.

Az önce de vurguladığım gibi, AKP’nin seçimler yaklaşırken yeniden sahte mağdur rolü oynamak için Türk Silahlı Kuvvetlerini darbeci olarak gösterme çabaları bu bakımdan çok çirkin ve kabul edilemezdir.

Milliyetçi Hareket Partisi olarak darbe anlayışına ve darbecilere kesinlikle karşıyız ve Türk Silahlı Kuvvetleri içinde darbe emeli taşıyanlara asla yer verilmemesini istiyoruz.

Ne var ki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bütünüyle darbeci gösterilmesine, incitilmesine, yıpratılmasına da şiddetle karşı çıkıyoruz ve bu amaçta olanlarla her şart altında mücadele etmekte kararlıyız.

Özellikle sözde darbe iddiaları doğrultusunda 163 kişinin gözaltına alınması ve bunların içinde Güneydoğu’da terörle amansız bir mücadele sergileyen emekli ya da muvazzaf askerlerin de bulunması aklımıza bu değerli şahsiyetlerden intikam alındığı hususunu getirmektedir.

Bu itibarla işleyen yargı sürecini savsaklamadan, her gün yeni bir bahane ile geciktirilmesine meydan vermeden devam eden hukuki süreç biran önce ve süratle sonuçlandırılmalıdır.

İlave olarak suç ve suçlunun açıkça ortaya konulması bizim en öncelikli beklentimiz haline gelmiştir.

Biliyoruz ki, dava süreçlerinin siyasi amaçlarla kullanılmasının, bunu yapanlara ve bu amaçla kendisini kullandıranlara hayrı olmayacaktır.

Adalet er ya da geç tecelli edecek, bu süreçte kimin ne yaptığı mutlaka açığa çıkacaktır.

Varsa yapılan yanlışlar, kanunsuzluklar ve hukuksuzluklar, bunların sorumluları da milli vicdanda mahkûm olacak ve adalet önünde mutlaka, ama mutlaka hesap verecektir.

Halen sürmekte olan ve iyice şirazesinden çıkan sözde darbe iddialarıyla ilgili hukuki süreçlerde dikkat edilmesi gereken başka önemli hususlar da vardır.

Öncelikle, herkesin insan olmaktan kaynaklanan ve vazgeçilmeyecek hakları olduğu şüphesizdir.

Bir defa, suçun oluşmasına kadar herkesin masum olduğu tartışma götürmez bir hukuk kuralıdır.

Her zaman ve her fırsatta ifade ettiğimiz gibi, kim darbe yapmaya yelteniyorsa, böyle bir niyetin ve planın içindeyse yürürlükteki ceza hukuku kapsamında haklarındaki işlemler gecikmeksizin yerine getirilmelidir.

Kimden ve hangi mahfillerden geldiği şaibeli de olsa var olan delillerin tasnifi dikkatle yapılmalı, kamuoyuna servis edilmesine fırsat ve imkân tanınmamalıdır.

Bu konuda yazılı ve görsel medya sorumlu davranmalıdır.

Özellikle AKP’nin el altından Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı malum mihraklarca birlikte yürüttüğü psikolojik operasyona bir an önce son verilmeli, Mehmetçiği siyasete çekme çabaları kesinlikle sonlandırılmalıdır.

Türk Silahlı Kuvvetlerini ‘kâğıttan kaplan’ olarak değerlendirilenlerle, ‘futbol topu gibi oynarlar’ diyenler ellerini Türk milletinin ordusundan çekmelidirler.

Özellikle halen sürmekte olan ve bir türlü karara varılamayan darbe iddiaları kapsamında; kim olursa olsun, insan haysiyet ve şerefinin kaldıramayacağı zulüm, baskı ve muameleler tutuklu bulunan kişilere karşı gösterilmemeli ve adaletin hükmünü verebilmesi için personel, kaynak ve fiziki imkân acilen seferber edilmelidir.

Aksi halde bugün kapıları kapatarak kendince adalet oluşturmaya çalışanlara, yarın tüm kapılar bir daha açılmamak üzere yüzlerine kapanacaktır.

Türkiye artık darbe iddialarından kurtulmalı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin darbe heveslisi bir kuruluş gibi gösterilmesinden tamamen vazgeçilmelidir.

Türk milletinin bir tane ordusu vardır ve onu da demokrasi karşıtı gibi göstermek hiç kimsenin faydasına olmayacak ve karanlık hesaplarını aklamaya yetmeyecektir.

 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET