Öncekiler Sonrakiler

1,8 ÇALIŞANA, 1 EMEKLİ DÜŞÜYOR

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, dünyada 4 kişinin çalıştığı, 1 kişinin de emekli olduğu bir oranın normal kabul edildiğini belirterek, ''Bizde şu anda 1,8 kişi çalışıyor, 1 kişi emekli. Hiçbir sosyal güvenlik sisteminin bunu kaldırma ihtimali yok. Toplumun bütün kesimlerini sosyal güvenlik sistemi şemsiyesi altına alamayacak olursak, uzun vadede bu ülkenin geleceğini kurma şansımız da zayıflayacak'' dedi.

08 Ocak 2011 Cumartesi 14:00
1,8 çalışana, 1 emekli düşüyor

İş Hayatı Dayanışma Derneği'nin (İŞHAD) 18. Olağan Genel Kurulu'nun açılışında konuşan Dinçer, çalışma hayatının istihdam, işsizlik, maliyetlerin ve kayıt dışılığın yüksekliği, iş sağlığı ve güvenliği, sendikal hak ve özgürlükler alanlarında sorunları olduğunu kaydetti.

Dinçer, 2008 yılından bu yana yaşanan ekonomik kriz sürecinde en çok yara alan kesimin sosyal hayat ve çalışma hayatı olduğunu belirterek, dünyada 2009 yılında yaklaşık 30 milyon, 2010 yılında ise ABD'de 5,5, AB ülkelerinde 4 milyon insanın işsiz kaldığını söyledi.

Türkiye'de de işsizlik oranlarında yüksek bir seyir görüldüğünü, işsizliğin 2009 yılının Mart ayında en yüksek seviyesine çıktığını ifade eden Dinçer, işsizlik artarken, istihdamda çok farklı bir sürecin yaşandığını kaydetti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Dinçer, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''2009 yılında yüzde 14, 2010 yılında da yüzde 12 civarındaki işsizlik oranıyla yüksek bir işsizlik sorunu yaşadığımızı kabullenmeliyiz. Ama bardağın dolu tarafına bakıldığında istihdamın hiç de öyle olmadığını görüyoruz. 2009'da işsizlik oranının yüzde 14'e çıkmasına rağmen, istihdam oranı 83 bin kişi arttı. 2010'da ise yaklaşık 950 bin kişiyi istihdam ettik. Ekonomi yüzde 1 büyüdüğünde istihdam oranı yüzde yarım artıyor. Bu açıdan bakıldığında istihdamda önemli bir mesafe katettik. Ama nasıl oluyor da istihdam artarken, işsizlik de artıyor? Bunun çok basit sebebi var. Çok genç nüfus var ve yapısal bir durumla karşı karşıyayız. Çünkü her yıl 850 bin kişi çalışma yaşına geliyor, bunların yüzde 50'si çalışmayı istiyor. Yani yaklaşık 450 bin kişi 'Çalışma hayatına geçeceğim' diyor. Düzenli olarak her yıl an az 450 bin kişiye iş bulmak zorundayız. Ayrıca tarım sektöründeki çözülme sebebiyle her yıl yaklaşık 150-200 bin kişi de sanayi ve hizmet sektörüne geçiyor. Böylece her yıl 600-650 bin kişiye iş bulmak zorunda kalıyoruz. Ekonomi ortalama yüzde 5 büyürse yüzde yarımlık istihdam sebebiyle 450 bin-500 bin kişiyi istihdam etme şansımız var. Bunun için ya yüzde 5'ten daha çok büyümek zorundayız veya daha farklı tedbirler almak zorundayız.''
-KAYIT DIŞILIĞIN MALİYETİ-

Türkiye'de her çalışanın kayıt altına alınmasının sağlanmasının önemine işaret eden Dinçer, bir puanlık kayıt dışılığın ülkeye maliyetinin 820 milyon lira olduğunu bildirdi.

''Biz eğer kayıt dışılığı ortalama 1 puan düşürdüğümüzde bu ülkeye 820 milyon lira kazanç sağlamış olacağız. Şu anda Türkiye'nin kayıt dışılık oranının yüzde 44 civarında olduğunu tahmin ederseniz, yıllık olarak mali kaybın ne kadar büyük olduğunu tahmin edebilirsiniz'' diyen Dinçer, kayıt dışılığın önlenmesi amacıyla işçilerin kayıt altına alınmasına yönelik teşvik sistemlerini çok önemsediğini anlattı.

Dinçer, Türkiye'de iş sağlığı ve güvenli konusunda duyarlı olunmadığını, bu konuda bir kültür oluşturulması gerektiğini ifade ederek, iş yerinde küçük küçük maliyetlerle insan sağlığını koruyacak tedbirleri almanın herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi.

Önlemler alındığında ülkeye çok önemli bir kaynak sağlanacağını belirten Dinçer, ''Türkiye'de eğer iş kazaları önlenseydi, yaklaşık 4 milyar lira daha az harcama yapacaktık. Sadece 200 milyon lira harcama yaparak, iş sağlığı ve güvenliği tedbiri almadığımız için her yıl 4 milyar lira maliyete katlanıyoruz'' dedi.

-ÇALIŞANIN EMEKLİYE ORANI DÜŞÜK-

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, sosyal güvenlik konusunda yapılan düzenlemeler hakkında da bilgi vererek, şöyle konuştu:

''Dünyada 4 kişinin çalıştığı, 1 kişinin de emekli olduğu bir oran normal kabul ediliyor. Bizim genç nüfus hesap edildiğinde 7 kişinin çalışması ve 1 kişinin de emekli olması gerekir. Ama şu anda 1,8 kişi çalışıyor, 1 kişi emekli. Hiçbir sosyal güvenlik sisteminin bunu kaldırma ihtimali yok. Fransa'da bu oran 3'ün altına düşmeye başladı diye hükümet alarma geçti. İspanya, Yunanistan, Almanya'da yüzde 4'ün biraz altında olduğu için bu konuda ciddi sorunlar çıkmaya başladı. Bizde ise 1,8'dir çalışanın emekliye oranı. Bu dengeyi düzeltmeye ihtiyacımız var. Toplumun bütün kesimlerini sosyal güvenlik sistemi şemsiyesi altına alamayacak olursak, uzun vadede bu ülkenin geleceğini kurma şansımız da zayıflayacak. Ulusal kaynak yaratma, tasarrufu artırma ihtimali ortadan kalkacak, sürekli borçlanarak büyüyen bir toplum olacağız. Sosyal güvenlik kurumları, asla popülist birtakım tavırlara bırakamayacağımız bir alan olarak görülmeli. Yeni birtakım vaatler, yeni birtakım sigorta türleri icat ederek, toplumda kaynak yaratmadan birtakım harcamaları ortaya koyacak düzenlemeleri yapıyor olmak, bizi uzun vadeli sıkıntıya sokacak bir çare olabilir. Öyleyse sosyal güvenlik sisteminin gelir-gider dengesinin artırılması ve toplumun her kesiminin sürece dahil edilmesi gerekiyordu.

  Bu nedenle Torba Kanunu Tasarısında herkesin sürece dahil edilmesini sağlayacak düzenlemelere yer verdik. Temizliğe giden ev kadınları, mevsimlik tarım işçileri, şoförler, el sanatlarıyla uğraşanlar, amatör sporcular, güzel sanatlarla uğraşanlar, sanatçılar, müzisyenler her kesim geliyorsa bunların tamamının isteğe bağlı sigortalı olacağı ve 17 gün üzerinden prim ödeyeceği bir sistem getiriyoruz. Sosyal güvenlik sistemi zaman içinde daha etkin bir sonuca ulaşacak.''
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET