Öncekiler Sonrakiler

BAŞBAKANDAN 17AĞABEY FORMÜLÜ

Başbakan Erdoğan grup toplantısının kapalı bölümünde aday listelen konusunda önemli bir ipucu verdi Başbakan Erdoğan. "İllere birer ağabey göndereceğim Onlar o ılı toparlayacak" dedi Başbakan Erdoğan'ın açıklaması dikkatleri Bülent Anne. Hüseyin Çelik. Binalı Yıldırım gibi partinin önemli isimlerine çekti AK Parti nin atılım yapmak istediği İzmir de halen E-Binalı Yıldırım ve Hüseyin Çelik ı aday gösterebileceği bildirildi Bu şarkı burada bitmiyor daha da gür söylenecek Milletvekilleriyle helalleşen Erdoğan, "Bu yolda kırgınlığa yer yok. Koltuğa yapışanlardan olamayız. Bu şarkı burada bitmiyor. Secimden sonra daha gür devam edecek. Yürüyecek nice yolumuz var" dedi.

06 Nisan 2011 Çarşamba 23:10
Başbakandan 17AĞABEY FORMÜLÜ

''Milli gelirimiz tarihinde ilk kez 1 trilyon lira sınırını aşarak 1
trilyon 105 milyar Türk Lirası seviyesine yükseldi. Dolar cinsinden milli
gelirimiz de 736 milyar dolar.''
         -''Kişi başına milli gelirimize baktığımızda 2008'deki gibi 10 bin dolara
aşarak 10 bin 79 dolar seviyesine ulaştı.''
         -''Kamu net borç stokunun gayri safi milli hasılaya oranı 2002 yılında
yüzde 61.4 iken, 2010 yılı sonunda küresel finans krizine rağmen yüzde 28.7 gibi
rekor bir seviyeye geriledi.''
         -''On iki aylık enflasyon yüzde 3.99. Dikkatinizi çekiyorum, göreve
geldiğimizde bu enflasyon yüzde 30'du. Şimdi neredeyse onun onda birine
düştü.''
         
         -''ÇIKAR KAYGISI İÇİNDE DEĞİLİZ''-
         
         -''Irak'ta camilerde, caddelerde patlayan her bomba bizim yüreğimizi
yaralıyor. Irak'ın sokaklarında yere düşen her can bizim canımızdan can
koparıyor.''
         -''Aynı kıbleye yönelen Irak halkının birlik içinde, kardeşlik içinde
geleceği hep birlikte inşa etmesi lazım.''
         -''Bizim bu ziyaretimizi yurt içinde ve yurt dışında hiç kimse farklı
yerlere çekmeye, farklı şekillerde yorumlamaya kalkmasın.''
         -''Biz rol kapma çabası içinde değiliz, çıkar kaygısı içinde değiliz. Biz
mezhepler, etnik kökenler içinde nüfuz mücadelesi içinde değiliz. Biz Irak'a
baktığında petrol kuyularını görenlerden hiç değiliz. Yerin altındaki değil,
yerin üstündekileri, gönüllerdekini görenlerdeniz.''
         -''Orta Doğu'daki, Kuzey Afrika'daki tüm gelişmelere en başından itibaren
tamamen ilkelerimiz doğrultusunda baktık ve bakmaya devam ediyoruz.''

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin yüzde 8,9 gibi yüksek bir oranda büyümüş olmasının ''gurur ve umut verici
olduğunu'' ifade etti.
         Erdoğan,
grup toplantısında yaptığı konuşmada, AK Parti'nin,
TBMM'nin 23. Dönem 5. yasama yılında gerçekleştirdiği 18'inci ve son grup
toplantısının hayırlı olmasını diledi.
         Erdoğan, 22 Mart'ta vefat eden Elazığ Milletvekili Hamza Yanılmaz'a ve
Osmaniye'de terörle mücadelede şehit olan Jandarma Er Zeynel Kapıcı'ya Allah'tan
rahmet, yaralı askerlere de acil şifalar diledi.
         Hafta içinde 2010 yılı yılının tamamına ilişkin büyüme rakamlarını
açıklandığını anımsatan Erdoğan, Türkiye ekonomisinin 2010 yılının son çeyreğinde
9,2 ile Çin ve Singapur'dan sonra dünyada üçüncü büyüme oranını yakaladığını
kaydetti.
         Erdoğan, ''2010 yılının tamamın da ise büyüme tahminlerimizin çok çok
üzerinde yüzde 8,9 olarak gerçekleşti ki bunda da Avrupa ve OECD ülkeleri
arasında Türkiye birinci sırada'' diye konuştu. Erdoğan, şunları kaydetti:
         ''2010 yılı sonunda milli gelirimiz tarihinde ilk kez 1 trilyon sınırını
aşarak 1 trilyon 105 milyar Türk Lirası seviyesine yükseldi. Dolar cinsinden
milli gelirimiz ise 736 milyar dolar olarak küresel kriz öncesindeki, yani 2008
sonu itibarıyla 742 milyar dolar seviyesine neredeyse ulaştı.
         Kişi başına milli gelir seviyesine baktığımızda; 2008'deki gibi 10 bin
doları aşarak 10 bin 79 seviyesine ulaştı. Küresel finans krizinin halen devam
ettiği, ekonomiler üzerinde baskısını halen hissettirdiği bir dönemde,
Türkiye'nin yüzde 8,9 gibi yüksek bir oranda büyümüş olması, ülkemiz adına hem
gurur verici hem de umut verici olmuştur. Bu vesileyle işçisinden sanayicisine,
ihracatçısından çiftçisine, memurundan esnafına kadar bu büyümede alınteri
bulunan tüm vatandaşlarımızı, aziz milletimizi tebrik ediyor, bu büyüme
oranlarının ülkemize, milletimize hayırlı olmasını diliyorum.''
         
         -''AZMETTİK, SABRETTİK, HEDEFE KİLİTLENDİK''-
         
         Büyüme oranlarıyla birlike borç miktarlarının da önemine dikkati çeken
Erdoğan, şöyle devam etti:
         ''Türkiye'nin borç manzarası üzerinde çok spekülasyon yaptılar. Bu da çok
net olarak ortaya çıktı. Kamu net borç stokunun Gayri Safi Milli Hasıla'ya oranı
2002 yılında yüzde 61,4 iken 2010 yılı sonunda küresel finans krizine rağmen
yüzde 28,7 gibi rekor bir seviyeye geriledi. AB tanımlı genel yönetim borç
stokumuz da 2002'de yüzde 73,7 iken bu oranı da 2010 yılı sonunda 41,6'ya çekmeyi
başardık. Borç oranlarında AB'deki bir çok ülkeden daha iyi durumda olduğumuzu
Maastricht kriteri olan yüzde 60'ın çok altında bir oranı muhafaza ettiğimizi de
hatırlatmak isterim.
         Dün ekonomiye ilişkin bir başka sevindirici haber daha aldık. Mart ayında
enflasyon yüzde 0,42 oranında arttı. 12 aylık enflasyon yüzde 3,99. Dikkatinizi
çekiyorum; göreve geldiğimizde bu enflasyon yüzde 30'du, şimdi neredeyse onun
10'da birine düştük. 8 yıl önce biri çıkıp da 'enflasyon yüzde 4'lere, 3'lere
kadar gerileyecek' deseydi hiç kimse buna inanmazdı. Bu, bir hayal, ulaşılamaz
bir hedef olarak görülürdü. Hamdolsun bunu başardık. Azmettik, sabrettik,
hedefimize kilitlendik, kendimize, ülkemize inandık ve bunu başardık. İnşallah bu
seviyeleri muhafaza edecek, milletçe bu seviyelerin daha da altına hep birlikte
ineceğiz.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin, hiçbir kompleksi, çekincesi ve tereddütü olmadan tarihine,
medeniyetine, büyüklüğüne yakışır biçimde bulunduğu coğrafyada, her kesimle
görüşebilen yegane ülke olduğunu söyledi.
         Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmada, geçen hafta
yurt içi ve yurt dışında gerçekleşen programı hakkında bilgi verdi.
         Adana'da onbinlerce kişinin katılımıyla coşkulu bir açılış töreni
yapıldığını anımsatan Erdoğan, 75 farklı eserin hizmete açıldığını anlattı.
İstanbul'da Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından hazırlanan, ''2023'te 500
milyar dolar İhracat Stratejisi''ni kamuoyu ile paylaştıklarını anımsatan
Erdoğan, ''Bu, bizim de 2023 vizyonumuzun bir gereği idi. Türkiye İhracatçılar
Meclisi ayrıca bu çalışmayı yaparak, bizim bu hedefimizin ne denli doğru olduğunu
belirlemiş oldu'' diye konuştu.
         Erdoğan, Ankara'da, Çevre ve Orman Bakanlığınca -parti ayrımı yapılmadan-
belediyelere katı atık toplama aracı hediye edilmesi dolayısıyla düzenlenen
törene katıldığını hatırlattı.
         İngiltere'de gerçekleştirdiği temaslar hakkında da bilgi veren Erdoğan,
Kraliçe 2. Elizabeth ve İngiltere Başbakanı David Cameron ile görüştüklerini
ifade etti.
         Bu süreçte, Irak'a tarihi bir ziyaret gerçekleştirdiklerini anımsatan
Erdoğan, bunun son derece önemli bir ziyaret olduğunu söyledi.
         Bağdat'ta havaalanı çıkışında ellerinde Türk bayrağı taşıyan Iraklıların
sevgi gösterilerine muhatap olduklarını belirten Erdoğan, ''Bundan önceki
gidişlerimizde bu hali görmek mümkün değildi ama şu anda durum çok daha farklı
bir konuma geldi. Gerçekten heyecan verici, duygulandırıcı bir tabloydu'' dedi.
         Irak ziyaretini değerlendiren Erdoğan, ''Türkiye, hiçbir kompleksi
olmadan, çekincesi, tereddütü olmadan tarihine, medeniyetine, büyüklüğüne yakışır
biçimde tüm bu coğrafyada her kesimle görüşebilen yegane ülkedir. Her mezheple,
her inanç grubuyla, her etnik grupla görüşüyor, müzakerelerimizi yapıyor, tamamen
dostluk, kardeşlik hissiyatı, tamamen birlik mesajları doğrultusunda
uyarılarımızı muhataplarımıza iletiyoruz'' diye konuştu.
         ''Irak bizim için komşudan öte bir ülkedir'' diyen Başbakan Erdoğan,
şöyle devam etti:
         ''Ortak tarihi, ortak kültürü, ortak medeniyeti paylaştığımız,
topraklarımızda ortak şehitlerimizi ağırladığımız bir ülkedir. Dicle ile Fırat
birbirine ne kadar kardeş ise Türkiye ile Irak da birbirine o kadar yakındır, o
kadar kardeştir. Bu ifadeleri, Irak Milli Meclisinde konuşan ilk yabancı ülke
Başbakanı olarak oradaki milletvekillerine de söyledim. Irak'ta camilerde,
caddelerde patlayan her bomba bizim yüreğimizi yaralıyor. Irak'ın sokaklarında
yere düşen her can, bizim canımızdan can koparıyor.''
         
         -''DOSTÇA, KARDEŞÇE UYARILARIMIZI YAPTIK''-
         
         Halepçeleri, Telaferleri, Felluceleri tekrar görmek ve yaşamak
istemediklerini söyleyen Erdoğan, aynı kıbleye yönelen Irak halkının birlik,
kardeşlik içinde geleceği hep birlikte inşa etmesi gerektiğini ifade etti.
Erdoğan, şöyle konuştu:
         ''Bizim en büyük ve en samimi arzumuz, bu ziyaretimizi yurt içinde ve
yurt dışında hiç kimse farklı yerlere çekmeye ve farklı şekillerde yorumlamaya
kalkmasın. Her zaman söylüyorum, biz rol kapma çabası içinde değiliz, çıkar
kaygısı içinde değiliz. Biz mezhepler, etnik kökenler içinden nüfuz mücadelesi
içinde değiliz. Biz Irak'a baktığında petrol kuyularını görenlerden hiç değiliz.
Yerin altındaki zenginlikleri değil; biz, yerin üstündekileri, gönüllerdekini
görenlerdeniz.
         Şunu da hatırlatmak durumundayım; Ortadoğu'daki, Kuzey Afrika'daki tüm
gelişmelere en başından itibaren tamamen ilkelerimiz doğrultusunda baktık ve
bakmaya devam ediyoruz. Hep şunu söyledik; bu bölge, insanlık tarihiyle yaşıt
geçmişine uygun olarak yeniden bir selam coğrafyası olsun bir barış coğrafyası
olsun. Yeniden huzurun, güvenliğin, hak ve hukukun coğrafyası olsun istiyoruz.
Hiç tereddüt etmeden, hiç çekinmeden biz bu ilkelerimizi, çağrılarımızı cesaretle
dile getiriyoruz. Tunus, Mısır için söylediğimizi Libya, Suriye, Bahreyn, Yemen
için de söylüyoruz. Aynı cümleyi her yerde kullanmak gerekmiyor. O coğrafyanın
gereği neyse onların yaşadığı tablo neyse ona göre o cümleleri seçmesini de çok
iyi biliyoruz.
         Bu coğrafyanın sakinleri aynı zamanda bu coğrafyanın sahipleridir. Biz
her zaman bunu güçlü bir şekilde savunduk. Hiç kimsenin içişlerine karışmadan
dostça, kardeşçe uyarılarımızı yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Libya'da,
Suriye'de olsun Yemen ve Bahreyn'de olsun daha fazla kan akmadan, acı yaşanmadan
halkların hissiyatına, arzu ve taleplerine karşılık gelecek reformların acilen
yapılmasını yüksek sesle dile getirdik ve getiriyoruz; yaptığımız budur.''
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, ''BDP'nin, bir kez daha gerilimi, tahrik siyasetini, istismarı
propaganda yöntemi olarak benimsediğini'' belirterek, ''Yapılan sivil itaatsizlik
değil, sivil iradesizliktir'' dedi.
         Erdoğan, TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''bu
iktidar, yolsuzlukların iktidarıdır'' denilerek ''utanmadan, sıkılmadan
konuşulduğunu'' ifade etti. Erdoğan, şunlara söyledi:
         ''Yav, sizin kirlettiğiniz bütün Türkiye'yi biz temizliyoruz biz.
Kasaları boşalttınız, biz dolduruyoruz. Borçlandınız, biz ödüyoruz. 79 senede 6
bin 300 kilometre duble yolun yapıldığı bir Türkiye'de, 8 yılda biz 13 bin 600
kilometre duble yol yaptık. Türkiye'nin dört bir yanına 45 havaalanı ile ulaşan
bir Türkiye. Artık benim vatandaşım uçaklarla seyahat ediyor. Yolsuzlukların
olduğu bir Türkiye'de siz bunları nasıl yapacaksınız ya, bu yolları nasıl
yapacaksınız? Dağa, taşa suyu, yolu nasıl götüreceksiniz? Bu borçları nasıl
ödeyeceksiniz? Bu, böyle oldu. Tüyü bitmemiş yetimin hakkı korunduğu için böyle
oldu. Yoksa bunların hiç birisini yapamazdık.''
         Başbakan Erdoğan, attıkları adımlar sonucunda, gayri safi yurt içi
hasılanın ve kamu net borç stokunun ortada olduğunu ifade ederek, ''Maastricht
kriterlerinin çok çok altında bir borç stoku'' dedi.
         
         -''KÜFRETMEKTEN BAŞKA BİR ŞEY ORTAYA KOYMADILAR''-
         
         Türkiye'nin artık ayaklarının üzerinde durduğunu belirten Erdoğan, 4 yıl
boyunca milletin derdine derman, şifa olacak bir tek öneri görülmediğini ifade
etti.
         Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
         ''Küfretmekten, hakaret etmekten, öfke ve nefretten başka ortaya hiçbir
şey koymadılar, koyamadılar. Milli birlik ve kardeşlik projesi gibi birleştirici
ve bütünleştirici bir süreç karşısında bile, ayrıştırıcı dili, öfke ve nefret
dilini tercih ettiler. BDP nasıl Türkiye'nin doğusuna çıkıp oradan çıkamadıysa,
MHP'de maalesef kafatası ölçmekten başka bir işe yaramıyor. MHP de sahil
kesimlerinin bazı kesimlerine sıkışarak oradan çıkamadı, Türkiye partisi olamadı.
Milli birlik ve kardeşlik projesinin karşısında duran, çözümü engellemek için
yoğun gayret gösteren bir diğer parti de MHP oldu, bir diğeri de BDP. Doğu ve
Güneydoğu'nun yatırımlara kavuşması, çocukların, gençlerin umutla kucaklaşması,
huzurun bölgeye egemen olması, sorunlardan beslenen, yoksulluğu istismar eden,
maalesef BDP'yi rahatsız etti. Yüksekova'ya gideceksin havaalanı yapacaksın,
oranın temel atma törenine gelmek isteyenleri engelleyeceksin. Şırnak, Cizre'de
havaalanı yapacaksın, temel atma töreni, gelmek isteyenleri engelleyeceksin. Yol
yapacaksın, yollardaki o iş makinalarını yakacaksın. Bu mudur ülkeyi, insanını
sevmek? Bu mudur şehrini, Hakkari'sini, Şırnak'ını, Diyarbakır'ını sevmek?
         Şu anda seçim sandığının görülmesiyle birlikte planlarla, projelerle
önerilerle ortaya çıkması gereken BDP, bir kez daha gerilimi, tahrik siyasetini,
istismarı propaganda yöntemi olarak benimsedi. Yapılan sivil itaatsizlik değil,
sivil iradesizliktir. Yapılan budur... Halkının, oy aldığı kesimlerin iradesini
hiçe sayanlar, milletin iradesine ipotek koyduranlar sivillikten, sivil
itaatsizlikten bahsedemezler. İşte referandumda gördük. Sandığın üzerine çarpı
işareti koyanlar, ne yaparlar? Bu sivil iradesizlik değil mi, halkının iradesine
ipotek koymak değil mi? Budur... Bırak, halk iradesini ortaya koysun, bakalım ne
diyor. Senin gösterdiğin istikametten mi gidecek, yoksa doğru nerede ise oradan
mı gidecek? Kendileri Parlamento'da bile sandığa gidemediler, iradelerini ortaya
koyamadılar.''
         
         -''TERÖRDEN İKİ KESİM İSTİFADE ETTİ''-
         
         Başbakan Erdoğan, bugüne kadar terörden iki kesimin istifade ettiğini
ifade ederek, ''Birincisi silah tüccarları, ikincisi de istismarcılar'' dedi.
Bölgenin meseleleri çözüldükçe, o istismarcıların çözümü engellemek için her
yola, her tahrik eylemine başvurduklarını kaydeden Erdoğan, ''Sivil itaatsizlik
diye ortaya konan eylemlerin, bölge halkının hissiyatını istismar yoluyla, seçim
hesabı yapmaktan başka bir şey olmadığını'' bildirdi.
         Erdoğan, ''Burada cuma namazı kılınıyor. Siz kalkıp da hemen şöyle biraz
öte tarafta, orada kılınan cuma namazını adeta sabote edercesine, orada elde
megafonla alelacele toparlanıp bir cuma namazı kılmaya kalkarsanız, buna
ayrımcılıktan başka bir şey denmez, bu ayrımcılıktır. Bu, mukaddes dinimizin
içerisine de bölücülüğü sokmaktır. Bunlar bunu da yaptılar. Ben işin
teferruatına, detayına da girmiyorum. Bu tahrik eylemleri paniğin, telaşın
tükenmişliğin emaresidir'' diye konuştu.
         ''Türkiye'yi konuşamayanlar, Türkiye'yi bir bütün olarak
kucaklamayanların, ne yaparlarsa, hangi senaryoyu uygularlarsa uygulasınlar; o
bölgedeki samimi kardeşimin takdirine de mazhar olamayacaklardır'' diyen Erdoğan,
çünkü milletin artık oynanan oyunları çok net olarak gördüğünü söyledi.
         
         -''12 HAZİRAN HAKİKATİN TECELLİ EDECEĞİ BİR TARİHTİR''-
         
         Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
         ''Benim milletin kimin kiminle iş tuttuğunu, kimlerin nasıl bir kirli
ilişki içinde olduğunu, hangi çirkin senaryoların ortaya konduğunu artık çok net
olarak görüyor. Bunu sadece kendileri görmüyorlar. Eski, bayat senaryoların hala
iş göreceğini zannediyorlar. 12 Haziran'da milletim onlara nasıl bir yanılgı,
yanlış içinde olduklarını inşallah gösterecektir. 12 Haziran, senaryoların değil,
hakikatin tecelli edeceği bir tarihtir.
         Tabii, burada, terör örgütünün son günlerdeki eylemlerine de milletimin
özellikle dikkatini çekiyorum. Seçimin hemen öncesinde ortaya konan bu eylemler,
her seçim öncesinde olduğu gibi, Türkiye'de iç siyaseti dizayn etme
girişimlerinin aleni bir uzantısıdır. Şunu da açık açık söylüyorum. Bu eylemler
sadece Doğu ve Güneydoğu'da halkı tahrik yoluyla değil; Hükümeti yıpratmak,
batıdaki vatandaşları tahrik etmek yoluyla seçimleri etkilemeye dönük çok boyutlu
senaryonun bir parçasıdır.
         Türkiye artık bu oyunlara gelmeyecek. Türkiye, bu kirli senaryolara
gelmeyecek, bunları bozacak ve mutlaka aşacaktır.''
         
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip
Erdoğan, millete seslenirken, ''Bize çıraklık, kalfalık döneminde nasıl
desteğinizi verdiyseniz, çıraklıkta da kalfalıkta da eğer bizlerden memnun
kaldıysanız, gelin ustalık dönemini de sizlerle beraber inşa edelim'' dedi.
         TBMM Grup Toplantısı'nda konuşan Erdoğan, 23. Dönemin son grup
toplantısını gerçekleştirdiklerini hatırlattı. ''AK Parti, 3 Kasım 2002 seçimleri
öncesinde, bu ülkenin nasıl yegane umuduysa bugün de aynı şekilde Türkiye'nin
yegane umududur'' diyen Erdoğan, 14 Ağustos 2001'de partilerini kurarken ve 3
Kasım 2002'de seçimlere girerken, ''Her şey Türkiye için'' dediklerini
kaydetti.
         ''Dikkat edin bugün birileri, bizim bu yola çıkıştaki o heyecan dolu
ifademizi güya kapacağını zannediyor. Çünkü bunlar mukallittir, bunlar
taklitçidir. Bunlardan bir şey olmaz'' diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
         ''O gün nasıl bir umut, nasıl bir heyecan içindeysek hiç azaltmadan,
eksiltmeden aynı umut ve heyecanı taşımaya devam ediyoruz. Bugünlere engelleri,
bariyerleri aşarak geldik, bugünlere sorunları tek tek çözerek geldik. Milletle
gönül bağımızı daha da güçlendirerek, sevdamızı, aşkımızı çoğaltarak bugünlere
ulaştık. Halkımıza ben şu anda Parlamento çatısı altından, ekranları başında bizi
izleyenlere şöyle sesleniyorum; Bize çıraklık döneminde nasıl desteğinizi
verdiyseniz, kalfalık döneminde nasıl desteğinizi verdiyseniz ve çıraklıkta da
kalfalıkta da eğer bizlerden memnun kaldıysanız, diyorum ki; gelin ustalık
dönemini de sizlerle beraber inşa edelim.''
         Erdoğan, kendilerine yüklenen emaneti kutsal bildiklerini, o emanete
uzanan ellere en sert şekilde cevap verdiklerini belirterek, o emaneti hakkıyla
taşıdıklarını ve taşımaya devam ettiklerini anlattı. Erdoğan, 8 yılda Türkiye'ye
kazandırdıklarını bir çırpıda, bir nefeste sıralamanın mümkün olmadığını, neler
yaptıklarını önemli başlıklar halinde sıralamaya kalktıklarında uzun mu uzun bir
listenin ortaya çıktığını kaydetti.
         
         -''YELKENLERİNİ ŞİŞİRMİŞ TÜRKİYE VAR''
         
         Eğitimde, sağlıkta, adalette, emniyette Türkiye'nin kendileriyle ilkleri
yaşadığını, ulaştırma, konut, enerji, tarım, çalışma hayatı, sanayide Türkiye'nin
büyük başarılara kendileriyle şahit olduğunu ifade eden Erdoğan, şöyle konuştu:
         ''Büyük dönüşümleri, büyük reformları Türkiye bizimle yaşadı. Yüzyılın en
büyük küresel finans krizinde yüzde 8,9 büyüyen bir Türkiye var. Dünyada sözünün
ağırlığı olan, itibarı olan, ay yıldızlı bayrağı tüm dünya için anlam ifade eden
bir Türkiye var. İleri demokratik standartlara kavuşan, özgürlükleri güvence
altına alan, kardeşliğini pekiştiren, birlik beraberlik içinde emin adımlarla
geleceğe yürüyen bir Türkiye var. Bu millet, AK Parti'nin ayak sesleriyle 3 Kasım
öncesinde umuda, heyecana, aydınlık yarınlara yelken açmıştı. Bugün 10 bin doları
aşan milli geliriyle, göreve başladığımızda neredeydik, şu anda neredeyiz? Bire
üç, kişi başına milli gelirini artıran bir Türkiye var. Göreve geldiğimizde dünya
ekonomileri arasında 26. sırada olan bir Türkiye vardı, şimdi 17. sırada olan bir
Türkiye var. Küresel bir güç olarak yelkenlerini şişirmiş şekilde yoluna devam
eden bir Türkiye var.''
         
         -''KÜÇÜK OLSUN BENİM OLSUN MANTIĞIYLA HAREKET EDİYORLAR''-
         
         3 Kasım seçimlerine girerken AK Parti'nin, ''Türkiye'nin tek umudu''
olduğunu belirten Erdoğan, ''Bugün de 12 Haziran seçimlerine girerken AK Parti,
yine Türkiye'nin tek umudu. AK Parti kurulduğu andan itibaren Türkiye'nin
tamamını kucaklarken, Doğulusuyla, Batılısıyla, Kuzeylisiyle, Güneylisiyle,
Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Arabıyla, Romanıyla, Gürcüsüyle,
Abazalısıyla 74 milyona aynı dille hitap ederken, bütün millete eşit mesafede
dururken muhalefet partileri tıpkı 3 Kasım'da olduğu gibi bugün de 'Küçük olsun
benim olsun' mantığıyla hareket ediyorlar'' diye konuştu.
         Erdoğan, Afyonkarahisar'dan yola çıkarken 3 kırmızı çizgi ifade
ettiklerini, ''Bizde etnik, bölgesel, dinsel milliyetçilik yok'' dediklerini,
bugün aynı noktada olduklarını ve yine aynı şeyleri söylediklerini vurguladı.
         Kendileri dışındaki siyasi partilerin hiçbirisinin bunları
yapamadığını,bunları telaffuz bile edemediğini belirten Erdoğan, ''Hepsi belli
bir yere kısılıp kaldılar. Ya bir etnik grubun veya bir bölgenin partisi oldular
veyahut da kumsalların partisi oldular. Durumları bu...Ama biz Doğunun, Batının,
Kuzeyin, Güneyin, dağın, taşın, yaylanın, her yerin partisi olduk. Her yerde biz
varız. Çünkü biz 74 milyonunun tamamını kucakladık'' dedi.
         Büyümek; büyük olmak için potansiyel, kapasite, tevazu ve büyük
düşünmenin gerektiğini kaydeden Erdoğan, ''Bunlarda kapasite, potansiyel var mı
ki büyüyebilsinler? İşte görüyorsunuz; belli kesimlere hitap ediyor, belli
sorunları istismar ediyor, belli kalıplar içinde, katı şablonlara sıkışmış
şekilde durumu idare ediyorlar'' görüşünü ifade etti.
         
         -BAYKAL'A ELEŞTİRİ-
         
         Erdoğan, CHP'nin 1940'larda takılıp kaldığı yerden bugünlere hala
gelemediğini belirterek, şöyle konuştu:
         ''Hatta daha gerilere gidebilirsiniz. 'Cumhuriyeti kuran biziz'' diyorlar
ya... Aynen oradalar hala. Kendi iç çekişmelerinden, iç sorunlarından
Türkiye'nin, milletin sorunlarına kulak vermeye fırsat bulamadı, bugün de hala
bulamıyorlar. Yaptıkları tek şey var; hakaret. Bu hakaretin bedelini de 12
Haziran'da yine ödeyecekler.
         Eski Genel Başkanı hepinizin malumudur, milletin de malumudur.
Biliyorsunuz, malum Genel Başkana neden, niçin böyle bir görevi devretmek zorunda
kaldığı ortada. Tabii O'na kalsa devretmeyecekti de işte durum oldu. Şimdi
kendisine bir güç devşirebilmek için şahsıma bakıyorsunuz 'ulan, mulan' gibi
ifadelerle hakaret ediyor. Benim kalkıp da senin seviyene inmek gibi bir derdim
yok. Zaten bu siyasette milletim, her zaman sana tokadı attı. Milletimin
tokadıyla kalmadı, en sonunda partinde düne kadar yanında olanlar da sana tokadı
attı. En yakınında olan, ziyaretine gelip 'ben siyasette yokum' diyen de yanından
ayrılıp açıklamayı yaptı, ertesi gün 'Genel Başkanlığa adayım' dedi. O da sana
bir tokat attı ama şimdi maşallah boy boy resimler çektiriyorlar, beraber
kurdeleler kesiyorlar. Adaylığı garantiye almak istiyor herhalde. Şimdi böyle bir
durum var ama onun da kararını Parti Meclisi verecek.''
         
         -''TAKLİDİ BECEREMEYENLER, MİLLETTEN TAKDİR GÖREMEYECEK''-
         
         Erdoğan, ''1940'larda tek parti olmanın imtiyazıyla milletin derdine
kulak tıkayan CHP'nin, bugün de aynı şekilde milletin taleplerine, hissiyatına,
arzularına kulak tıkamaya devam ettiğini'' belirterek, şöyle devam etti:
         ''Bu CHP; il başkanlarının illerde valilik yaptığı bir partidir. Bunların
demokrasi anlayışı budur. İl başkanı, o ilin valisi. Böyle demokrasi olur mu ya?
İşte biz, bugünlere böyle geldik. Şimdi kalkmışlar bunlar Türkiye'de demokrasi
dersi veriyor gençler. Bu CHP, böyle bir CHP'dir. Bunu böyle bilin. Hem il
başkanı olacak hem de gidip o ilin valisi olacak. Bunlar demokrasiyi böyle
tanıdılar, böyle tanımladılar, böyle anladılar. Bunlar, hani Atatürk'ün
'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' ilkesi var ya, ona hiçbir zaman tahammül
edemediler. Bu partinin adındaki 'halk' ifadesine bakmayın, bu parti halksız bir
CHP'dir. Bunlarda halk yok.
         Şimdi seçim sandığı ufukta gözüktü. Geçici bir süre için CHP'nin aklına
millet, milletin sorunları geldi. Dikkat edin yeni gibi lanse ettikleri her
uygulama, her söylem tereddüte yer bırakmayacak şekilde AK Parti'nin taklidinden
ibarettir. Ortaya attıkları her vaat, AK Parti'nin zaten uyguladığı çözümlerin,
hani çocuklarımıza gösteriyoruz ya 'kes, yapıştır, kopyala' formülüyle
orantılıdır. Budur. Yeniden ve abartılı olarak öğretilmesinden başka bir şey
değildir. Hani geçmişte vardı ya 'O ne veriyorsa ben beş fazlasını veriyorum'
diyen siyasetçiler yok muydu? İşte CHP'nin bugün ulaştığı seviye, 20 yıl önceki o
seviye. Taklidi bile doğru dürüst beceremeyenler, hiç şüpheniz olmasın milleten
takdiri de göremeyecek.
         Çetelerden medet umanlar işte ortada. Bakın, listeler açıklandığı zaman
bir çok şeyleri göreceksiniz. Çetelerden medet umanlar, milletten asla takdir
göremezler. İngiltere'de, ABD'de İsrail'e selam gönderenler, bu milletten asla
takdir göremezler. Kalpleriyle dilleri aynı istikamete bakmayanlar, bu milletin
tercihine asla mazhar olamazlar. En önemlisi, milleti aşağılayanlar, bugün hala
millete tepeden bakanlar, millete 'göbeğini kaşıyan adam, bidon kafalı, yüzde
60'ı aptal' diyenler, bu milletten ebediyen yüz bulamazlar. Daha önce de
söyledim; siz aile sigortasını bir kenara bırakın da önce kendi arkadaşlarınıza
kurduğunuz komploların, yıprattığınız aile kurumunun hesabını verin. Siz SSK'nın
hesabını verin. 8 yıldır söylüyorum; böyle muhalefete can kurban, inanın can
kurban. 12 Haziran seçimlerine çok bildik, çok tanıdık bir rakiple, sürekli çark
eden, umut simsarlığı yapan, hayal tüccarlığından medet uman bir CHP ile
giriyoruz.''
         
         -''MHP, MUHALEFET ETME GREVİNİ YAPAMADI''-
         
         Erdoğan, MHP'ye yönelik eleştirilerini ifade ederken, 22 Temmuz'da
Parlamentoya girme başarısını göstermişken, 4 yılda muhalefet etme görevini
yerine getiremediğini belirtti. Erdoğan, ''2000 ve 2001 krizlerinin mimarı olan,
Türkiye ekonomisini adeta dibe vurduran, bir gecede Türkiye'yi yoksullaştıran
MHP, Meclis dışında kaldıktan sonra 2007 seçimlerinde eline geçen fırsatı heba
etmiştir. Allah aşkına şu geride kalan 4 yıla bakın, MHP üst yönetimine ait tek
bir olumlu, yapıcı, pozitif eleştiri bulabilir misiniz?'' dedi.
         MHP'nin içinde bulunduğu iktidar döneminde enflasyonun yüzde 30 olduğunu
kaydeden Erdoğan, IMF'ten 30 milyar dolar borç aldıklarını, kendilerine 23,5
milyar dolar borç devrettiklerini hatırlattı. Erdoğan, ''Kim MHP, DSP, ANAP.
Bunların borçlandığı Türkiye'yi, biz o borçları ödedik, ödedik. IMF'e olan
borcumuzu 5,2 milyar dolara indirdik. Bakınız 23,5 milyar dolar borçtan
devraldık, 5,2 milyar dolara indirdik. Bitmedi. Bunlar milliyetçi değil mi, öyle
geçinmiyorlar mı? Madem milliyetçisiniz, milli bankamız, Merkez Bankasının döviz
rezervi neydi? Bunlardan devraldığımız zaman 27,5 milyar dolardı. Şu anda altın
rezervimiz hariç, 86 milyar dolara ulaştı'' diye konuştu.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET