Öncekiler Sonrakiler

GÜNDOĞDU BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN NELERİ İSTEDİ?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ve beraberindeki heyeti kabul etti. 4-C'lilerin uzunca bir süredir haklı olarak kadro beklentisi içersinde olduğunu ancak kimi bakanlıklarca bu gündemin dışında tutulmaya çalışıldığının altını çizen Genel Başkan Ahmet Gündoğdu, "4-C'liler öğrenimlerine uygun memur kadrolarıyla ilişkilendirilmeli bu kapsamda ilkokul, ortaokul, lise mezunlarını yardımcı ya da genel idare hizmetleri sınıfına, üniversite mezunlarını da öğrenimlerine uygun kariyer hizmet sınıflarına atanmak suretiyle kadroya geçirilmelidir. 2005'ten sonra göreve başlayan memurlara bir derece verilmesi ve Sosyal Güvenlik Kurumu, adliye, maliye gibi mesai yaptığı halde mesai ücreti alamayan arkadaşların sorununu yeniden taşıdık. Kılık-kıyafet yönetmeliğinin geçmişten bugüne kadar mağdur ettiği kesimlerle ilgili de taleplerimizi Sayın Başbakana aktarmış olduk. Görüşmemizin ana özeti budur" dedi.

03 Haziran 2013 Pazartesi 11:41
GÜNDOĞDU BAŞBAKAN ERDOĞAN'DAN NELERİ İSTEDİ?

Sütlüce'deki AK Parti İstanbul İl Başkanlığı'nda, basına kapalı olarak gerçekleşen ve yaklaşık bir saat devam eden kabule, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'in de katıldı. 

MEMUR-SEN'İN BAŞBAKAN RECEP TAYYİP ERDOĞAN'A SUNDUĞU RAPORUN TAMAMI

 

1-  KARİYER UZMANLIK SİSTEMİ

        Kamu personel sistemi içerisinde oluşturulan kariyer uzmanlık sistemi olumlu bir süreç olarak işlemeye devam etmektedir. Ancak, kariyer uzmanlık statüsünün ağırlıkla ilk atama yoluyla atananlardan oluşması durumu söz konusudur. Kurum içinde halen görev devam eden kamu görevlilerinin kariyer uzmanlık kadrolarına atanmasına imkan sağlamak amacıyla halen kurumlarda görev yapan kamu görevlilerine yönelik olarak; uzmanlık unvanına atanmak için gereken 35 yaş şartının aranmaması ve bunlara yönelik sınavın doğrudan kurum tarafından yapılması ve bu amaçla uzmanlık kadrolarının bir bölümünün kurumda görev yapan personelin atanmasına tahsis edilmesi uygun olacaktır.       

        2- KAMU GÖREVLİLERİNİN ÜLKE GENELİNDE ADİL DAĞILIMI- YER DEĞİŞTİRME MEVZUATI

        Kamu görevlilerinin, ülkenin belirli bölgelere ayrılmak ve her bölgede belirli süre görev yapmak kapsamlı bir rotasyon uygulamasına karşı karşıya bırakılması, bölgeler arası sayısal adaleti sağlayacak bir uygulama olarak tasavvur edilse de, gerçekte kamu görevlilerinin görev motivasyonunu azaltacaktır.  Yakın dönemde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın personeliyle ilgili olarak yürürlüğe giren yer değiştirme yönetmeliğindeki rotasyon hükmü,  (yöneticilik görevleri hariç) bütün kadroları kapsaması ve dört bölgenin her birinde ayrı ayrı görev yapma zorunluluğu getirmesi nedeniyle tepki çekmiştir. 

        Bunun yerine, halen Milli Eğitim Bakanlığı’nca öğretmen atama ve yer değiştirmelerinde uygulanan zorunlu bölge hizmeti uygulamasının kamu personel sisteminin genel uygulaması olarak düzenlenmesi uygun olacaktır.  Rotasyon uygulaması yerine zorunlu bölge hizmeti süresinin öngörülmesine ilişkin uygulamanın sağlıklı işlemesi için, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak ilk atamanın ağırlıkla Doğu-Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki illeri bundan sonra ilk atama kapsamında yapılacak atamaların ise sosyo-ekonomik açıdan gelişmiş bölgelere yapılması uygun olacaktır.

         Söz konusu uygulamanın, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce atanmış kamu görevlilerini kapsamaması, zorunlu bölge hizmetinin sadece personel istihdamında zorluk çekilen kadro/unvan ve görevler için öngörülmesi, zorunlu hizmet bölgelerinin il ve ilçeler bazlı olarak belirlenmesi ve zorunlu bölge hizmeti kapsamında görev yapılacak asgari ve azami süre sınırının kanun hükmü olarak ortaya konması uygun olacaktır.

         Diğer taraftan, personel istihdamında zorluk çekilen hizmet bölgelerinde (il ve ilçelerde) görev yapan kamu görevlilerine alt ve üst limitleri kanunda belirlenmek ve uygulanacak kesin tutar Bakanlar Kurulunca belirlenmek suretiyle ilave bölge tazminatı/özel hizmet tazminatı veya başka bir ad altında (pozitif ayrımcılık kapsamında) ödeme yapılması hem bölgeye atananların sayısını hem de söz konusu hizmet alanlarında görev yapma süresini artıracaktır.

         

 

         3- İSTİHDAM TÜRLERİ VE KADROYA GEÇİŞ

        Kamu personel sistemindeki istihdam türlerinin sayısı azaltılmalı ve temel istihdam şekli kadrolu memur statüsü olmalıdır.

        Mevcut sözleşmeli personelin tamamı kadroya geçirilmeli sadece 399 sayılı KHK kapsamındaki sözleşmeli personelin kadroya geçişi istekleri kapsamında yapılmalıdır. Kadroya geçiş sürecinden sonra sözleşmeli personel istihdamı, sınırlı sayıda (örneğin memur kadrosunun %1 oranında) gerçekleştirilmelidir.

        4/C statüsünde istihdam edilenler, öncelikle öğrenimlerine uygun kadro ve unvanlara atanmak suretiyle kadroya geçirilmelidir. Bu kapsamda, ilk-orta ve lise öğrenimli olanlar yardımcı hizmetler ve Genel İdare Hizmetleri Sınıfındaki durumlarına uygun unvanlara, yükseköğrenimli olanlar ise öğrenimlerine (kariyerlerine) uygun unvanlara atanmak suretiyle kadroya geçirilmelidir. Bunun mümkün olmaması halinde, söz konusu personel, durumlarına uygun işçi pozisyonları olmak suretiyle kadrolu işçi statüsü ile ilişkilendirilmelidir.

        4/C’li personelin kadroya geçirilmesi ile ilgili olarak, halen görev yaptıkları kurumlar tarafından kendilerine mahsus kadroya geçiş sınavı yapılabilir ve 70 barajını aşanlar memur kadrolarına geçemeyenler işçi kadrolarıyla ilişkilendirilebilir.

 

        4- DİSİPLİN HUKUKUNA İLİŞKİN HÜKÜMLER VE DİSİPLİN CEZALARI

         Kamu personel sisteminde hali hazırda, ödül-ceza dengesi ödül aleyhine bozulmuş durumdadır. Ceza türlerinin azaltılması ve ceza verilecek fiillerin azaltılması yönündeki tercih  bu nedenle dikkatle kullanılmalıdır.  

        Bu kapsamda, uyarma ve kınama cezalarını gerektiren filer birleştirilerek uyarma cezası altında toplanmalı, diğer disiplin cezaları aynen korunmalı sadece cezayı gerektiren filer daha açık ve kesin bir dille tanımlanmalıdır. Devlet memurluğundan çıkarılmayı kolaylaştıran veya belirli cezaların toplanması suretiyle devlet memurluğundan çıkarma riskini bireyler üzerinde baskıya dönüştürecek bir yaklaşımdan uzak durulmalıdır.

         Kılık-Kıyafet hükümlerine uymamak şeklindeki fiil disiplin cezası kapsamından çıkarılmalı ve kamu görevlilerinin serbest ve özgür iradeleriyle belirledikleri ve kamu vicdanının reddetmeyeceği kıyafetlerle kamu hizmeti sunmalarına imkan sağlanmalıdır.

 

         5- KAMU GÖREVLİLERİNE BİR DERECE VERİLMESİ

        Kamu personel sisteminde çeşitli aralıklarla Bakanlar Kurulu tarafından kamu görevlilerine bir derece verilmesi yönünde düzenleme yapılmıştır. Bu kapsamdaki en son düzenleme 2005 yılında yapılmıştır.  Bu çerçevede, 2005 yılından sonra göreve başlayan ve bugünden sonra göreve başlayan kamu görevlilerinin bir derece verilmemesi yönündeki mağduriyetin giderilmesi/yasa koyucu iradenin bu taleple meşgul edilmemesi için yapılacak bir düzenlemeyle 2005 yılından sonra görev e başlayanlara ve düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra göreve başlayacaklara bir derece verilmesine ilişkin bir düzenleme verilmesi uygun olacaktır.

 

         6- EKONOMİK SOSYAL KONSEY VE TÜRKİYE-AB KARMA İSTİŞARE KOMİTESİ

         Ekonomik ve Sosyal Konsey’in kuruluşuna ilişkin kanun hükmü gereğince, en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikaları konfederasyonu (son dört yıldır Memur-Sen) Ekonomik ve sosyal Konsey üyesidir. Ancak, ESK’nın uzun süredir toplanmamasına bağlı olarak, bu üyeliğin gerekleri pratik olarak yerine getirilmemektedir. Diğer taraftan, Türkiye-AB Karma İstişare Komitesi’nin üyeleri de ESK kararı ile belirlenmektedir. Konseyin toplanmaması nedeniyle, Memur-Sen en çok üyeye sahip konfederasyon olmasına rağmen Türkiye-AB KİK’nin üyeleri arasında yer almamaktadır. Bu durumun düzeltilmesi için, ESK’nın KİK üyelerinin yeniden tespiti için toplanması veya ilgili Kanunda en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikaları konfederasyonunun doğal üye olması yönünde değişiklik yapılması uygun olacaktır.

 

        7- FAZLA ÇALIŞMA VE MESAİ ÜCRETLERİ

         666 SAYILI Kanun Hükmünde Kararname ve 2013 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu hükümleriyle çeşitli kamu kurum ve kuruluşlarında ödenmekte olan maktu nitelikte fazla çalışma ve mesai ücretlerinin ödenmesine son verilmiştir. Bu düzenleme, özellikle Adalet Bakanlığı, SGK, Maliye Bakanlığı ile üniversiteler (ikili öğretim yapan üniversiteler) bünyesinde görev yapan kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinde 300-550 TL arasında kayıp yaşanmasına neden olmuştur.

        İkinci öğretim yapan üniversitelerde görevli personelin mağduriyeti yakın tarihte kabul edilen düzenlemeyle giderilmiştir.  Fazla çalışma ve mesai ücretlerine ilişkin mağduriyeti devam eden kamu görevlilerine yönelik olarak, 666 sayılı KHK’dan önceki durumun yeniden ihdasına imkan veren bir düzenleme yapılması uygun olacaktır.

 

         8- DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMA CEZALARI (1999 VE 2005 YILLARINDA AFFEDİLENLERİN) ALANLARIN SGK İLE İLGİLİ MAĞDURİYETLERİ VE YENİ DÜZENLEME İHTİYACI

         Bilindiği gibi, 28 Şubat süreci ve hemen öncesinde oluşan anti-demokratik uygulamalar, özellikle kamuda görev yapan dindar-muhafazakar kamu görevlilerinin bilhassa da başörtülü kamu görevlilerinin devlet memurluğundan çıkarılmalarına/baskı nedeniyle istifa etmelerine uzanan sonuçlar üretmiştir.

        5510 sayılı Kanunda yapılan ilk düzenlemeyle bu kapsamdaki kamu görevlilerinden disiplin cezaları 5524 sayılı Kanunla affedilenlere açıkta geçen süreleri borçlanma imkanı verilmiş, aynı Kanuna geçen yıl eklenen geçici maddeyle de söz konusu sürelere ait prim borçlarının ilgili kamu kurumları tarafından SGK ödeneceği kayıt altına alınmıştır. Düzenlemeler,  olumlu olmakla birlikte mağduriyetleri gidermemiştir.

        Bu kapsamda;

         a) Açıkta geçen sürelere ilişkin prim borçlarının ödenmesine ilişkin kapsamın 1999 yılında disiplin cezaları affedilenleri ve haklarında yürütülen soruşturma nedeniyle adaylık süresi içerisinde memuriyetle ilişiği kesilenleri de kapsayacak şekilde belirlenmesi,

         b) Daha önce söz konusu prim borçlarını kendileri ödeyen kamu görevlilerinin ödedikleri tutarların kendilerine iade edilerek prim borçlarının kurumlar tarafından ödenmesi,

         c) 2012 yılında yapılan düzenlemenin kapsamında olmasına rağmen, hakkın ilanına ve hakka ilişkin bilgilendirme eksikliği nedeniyle başvuru yapamayanlar göz önüne alınarak yeni bir başvuru imkanının sağlanması,

         d) Kendi borçlanmasına bağlı olarak emeklilik hakkı elde eden ancak SSK kapsamında emekli olması nedeniyle emekli ikramiyesi ve emekli maaşı nedeniyle kayıplarla karşı karşıya kalanların mağduriyetinin giderilmesi

         hükümlerini içerecek şekilde 5510 sayılı Kanuna yeni bir geçici madde eklenmesi uygun olacaktır.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET