Öncekiler Sonrakiler

İLETİŞİM MEZUNLARINDAN FERYATLAR YÜKSELDİ

İletişim Fakültesi mezunlarının yaptığı açıklamalarda işsizlik ve kariyer feryatları yükseldi.

05 Ağustos 2014 Salı 06:34
İLETİŞİM MEZUNLARINDAN FERYATLAR YÜKSELDİ

Yapılan açıklama şöyle;

Biz iletişim fakültesi mezunları (Radyo Televizyon ve Sinema, Gazetecilik ve Halkla ilişkiler ve Tanıtım vb. bölümler) çeşitli umutlar içerisinde fakülte eğitimimize başladık. Fakat birçoğumuz için sonuç hüsran oldu. Günümüzde iletişim fakültesi mezunlarının bir çoğu ne yazık ki elle tutulur bir işe sahip değildir. Sadece iletişim fakülteleri değil, diğer birçok fakülte mezunu bu ülkede işsiz diyeceksiniz, belki? Fakat iletişim fakülteleri mezunlarının durumunun biraz daha farklı olduğunu düşünüyorum.

Ne yazık ki, şu anda ülkemizde var olan ülke-medya gerçekliği içinde bizim iletişim fakültelerinde okumuş olmamız hiçbir anlam ifade etmiyor.

Ülkede var olan ulusal basın yapılanmaları parmakla sayılacak kadar az olduğu halde, birçok diğer fakülte gibi, ülkenin en ücra noktalarında dahi bir iletişim fakültesi bulmanın mümkün olduğu gerçekliğimizde, her yıl 10 bin dolaylarında iletişimci ülkedeki işsizler kervanına katılıyor. Ulusal medya kuruluşlarının bulunduğu İstanbul'da okuyan birçok kişi iletişim fakültelerini bitirdiği zaman dahi iş bulamıyorsa, Erzurum'da ya da Elazığ'da okuyan bir kişi nasıl iş bulabilir diye sormadan edemiyor insan.

"Ulusal basın olması şart mı? Ülke çapında yüzlerce yerel medya oluşumu var, neden oralarda çalışılmıyor?" diye sorabilirsiniz. Ama ne acıdır ki 'çalışılmıyor' değil, 'çalışılamıyor'. Var olan yerel gazeteler, televizyonlar ya da radyolar genel olarak birkaç kişinin ancak çalışabildiği, bırakın çalışanlarına yaşayabileceği kadar bir maaş-sosyal haklar vermeyi, kendi kurum masraflarını dahi çoğu zaman karşılayamayan, ya da borç harç içinde kıvranan ya da başka bir takım yerlerden maddi destek alarak ayakta durmaya çalışan kurumlardan oluşuyor.

Diyelim ki, staj yapmak için ulusal bir medya kuruluşuna, bir referans -halk diliyle torpil- bularak girmeyi başardınız. Bu hayatınızı değiştirecek önemli bir fırsat demektir. Ama bu staja katlanmak da öyle her babayiğidin harcı değildir yani. Yıllardır medyada, 'alaylı' diye tabir edilen bir gelenekten gelindiği için, iletişim fakültesinde okumuş olmanız çoğu zaman hiçbir anlam ifade etmez. O kuruma adım attığınız andan itibaren her şeye sıfırdan başlıyorsunuzdur. Özellikle de televizyon dünyasında stajyer demek ucuz iş gücü demektir. 'Ha bugün, ha yarın artık kadroya geçerim' umuduyla belki bir yıl, belki iki yıl hiç para almadan veya düşük ücret karşılığında gece gündüz demeden, yoğun bir tempoda çalışırsınız. Sonuçta başarılı görülürseniz o kurumda kalmaya hak kazanırsınız. Fakat, çoğu zaman asgari ücretin altında bir maaşla, sigortasız, her sabah işe gittiğinizde, iş yerinize girebilmeniz için kullanacağınız güvenlik kartınız turnikelerden geçmeyebilir korkusunu yaşayarak… Çünkü sorgusuz-sualsiz, bir anda işten çıkartılabilirsiniz. Bu durum gazeteler için de geçerlidir.

İşin asıl gerçek boyutu ise, bu işi yapmak için illa iletişim fakültelerinde okumaya gerek olmadığı gerçekliği. Yayım ve yayın gruplarının gazetecilikle ilgili iş ilanlarına baktığınızda ekonomi servisi için ekonomi bölümünden, politika servisi için siyasal, sağlıkla ilgiliyse sağlık, dekorasyon-iç mimari üzerineyse güzel sanatlar mezunu olmanız isteniyorsa, zaten iletişim fakültelerinde, bilhassa gazetecilik bölümlerinde okumanın hiçbir anlamı yok.

Bunlar iletişim fakültesi mezunlarının diğer bölüm mezunlarından farklılıklarına bir kaç örnekti sadece. Zannetmiyorum ki, diğer iş kollarında böylesi bir uygulama olsun. Hangi iş kolunda insanlar aylarca, hatta yıllarca stajyer olarak parasız çalışır ki! Yazık değil mi diye düşünüyor insan, harcanan onca zamana, emeğe?

İletişim Fakültesi mezunları sadece özel sektörde değil, kamu sektöründe de yer alamamaktadır. Zira KPSS’de neredeyse hiçbir yerde iletişim Fakültesi mezunu olma şartı aranmıyor. Diğer taraftan TRT personel alırken, asıl bize öncelik tanıması gereken TRT, önceliği KPSS puanının yüksekliğine ve dolayısıyla, sözel çıkışlı bizleri, sayısal çıkışlı ve okuduğu bölüm itibari ile TRT ile hiçbir alakası olmayan Matematik, Fizik, Kimya gibi bölüm öğrencileri ile yarışmak durumunda bırakmıştır.

Şu an ülkemizde –iddia ediyorum- üvey evlat muamelesi gören tek lisans düzeyindeki fakülte iletişim Fakültesidir. İşsizliğin dünya gündeminde var olduğu gerçeğini elbette biliyorum-biliyoruz. Ancak sizler de hak verirsiniz ki, hiç üniversite okumayan ya da önlisans seviyesindekiler bir yerlere yerleşiyorken-çalışıyorken

; biz iletişim mezunları 4-5 hatta 6 yıl (1 yıl hazırlık ve 1 yıl tezsiz yüksek lisans…) okumamıza rağmen hala boştayız. Ailelerimizin ve çevremizdeki insanların yüzüne bakacak durumumuz kalmadı. "Acaba refah seviyemiz çok yükseldi de, 5-6 yıl boyunca sırf kendimizi geliştirmek için mi okuduk bu fakülteleri!" diye söylenmeden edemiyorum-edemiyoruz. Ayrıca, kamu kurumlarında çalışan birçok iletişim Fakültesi mezunu kendi unvanlarında çalışamamaktadır. Kamu sektöründe mühendislik fakültesi mezunu bir kişi mühendis unvanını kullanabilirken, eğitim fakültesi mezunu bir kişi öğretmen unvanını kullanabilirken, iletişim Fakültesi mezunu bir kişi neden iletişim Tasarımcısı (iletişimci) meslek unvanını kullanamıyor?

Özellikle altını çizmek istediğim-iz nokta ise, ülke genelinde yaygınlaşmaya başlayan Anadolu İletişim Meslek Liselerinde iletişim Fakültesi mezunlarının yeterince istihdam edilmediği ve Milli Eğitim Bakanlığı’nca ilköğretim okulları müfredatına seçmeli ders olarak okutulan “Medya Okuryazarlığı” dersinin zorunlu kılınıp iletişim Fakültesi mezunlarıınca verilmesi gerektiği gerçeğidir. Sayısı 60’ları bulan biz iletişim Fakültesi öğrenci ve mezunları için bir umut ışığı olan özellikle ABD, Kanada, İngiltere gibi ülkelerde 40 yıla yakındır zorunlu olarak okutulan ve bizim ülkemizde 2006-2007 Eğitim-Öğretim yılından bu yana ilköğretim ikinci kademede seçmeli ve haftada bir ders saati olarak okutulan “Medya Okuryazarlığı” dersi…

Hayatımızı büyük ölçüde dolduran, bilhassa çocuklarımızı ve gençlerimizi kuşatan, onların sosyalleşmelerinde, rol modeli edinmelerinde, hatta idollerini oluşturmalarında, dahası performans ödevleri ve etkinliklerini hazırlamalarında birebir etkili olan, yönlendiren ve eğitimin artık olmazsa olmaz bir parçası haline gelen medyayla ilgili dersin ülkemizde hala zorunlu olmaması büyük bir talihsizliktir. Biz iletişim mezunları medyanın ülkemizde ne kadar etkin olduğunun bilincindeyiz. Unesco’nun raporuna göre şu an ABD ile dünyada en fazla TV izleyen ülke olarak 1. Sıradayız. Bu konuyu zaman zaman dile getiren Rtük’ün araştırmasına göre; ilköğretim çağındaki çocuklarımız senede 900 saat okulda Eğitim-Öğretim görürken, senede 1200-1400 saatini Tv başında geçiriyor. Türkiye’de her 4 kadından 3’ünün kendini internet üzerinden sosyalleştirdiği de bilimsel veriler arasında. Diğer taraftan ülke nüfusumuzun % 25’inin 15 yaş altı çocukların olduğu gerçeği göz ününe alınırsa, bu dersin ülkemiz için çok gerekli olduğu kanaatine varırız. Adım başı izlediği dizinin etkisi altında kalan insanları görmek zor olmasa gerek. Şu an tüm gelişmiş ülkelerde, “Medya Okuryazarlığı ve iletişim” gibi dersler okutuluyorken, bizim ülkemizde neden var olmasın-neden okutulmasın ki!

Bir iletişim Fakültesi mezunu olarak yaşadığım-yaşamış olduğu-m-uz sıkıntıları sizlere aktarmaya çalıştım. Artık bu sıkıntılarımızı giderilsin istiyoru-m-uz. Bu sıkıntıların çözülmesi için kanuni düzenlemelere ihtiyaç olduğu bir gerçektir. Bu bağlamda;

1) İletişim fakültesi mezunlarının daha fazla istihdam edilebilmesi için yasal bir düzenlemeyle basın ve medya kuruluşlarında iletişim fakültesi mezunlarının çalıştırılmasının bir zorunluluk haline getirilmesini,

2) 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştıranlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun’da yeni düzenlemeler yapılarak gazete ve dergilerde iletişim fakültesi mezunlarının, bihassa Gazetecilik bölüm mezunlarının istihdam edilmesinin zorunlu hale getirilmesini,

3) 3984 Sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanun’da yeni düzenlemeler yapılarak radyo ve televizyonlarda iletişim fakültesi mezunlarının, bilhassa Radyo, Televizyon ve sinema bölümü mezunlarının çalıştırılmasının zorunlu hale getirilmesini,

4) Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Eski Başkanı Sayın Zahid Akman’ın da dile getirdiği gibi, ulusal ve yerel radyo ve televizyonlarda iletişim fakültesi mezunlarının, bilhassa radyo, televizyon ve sinema bölümü mezunlarının çalıştırılmasıyla (Hem istihdam sorununun giderilmesi için katkı sağlanmış olacak, hem de yerel radyo ve televizyonlarda yayın kalitesi artacaktır. )komisyonunuzca Radyo ve Televizyon Üst Kurulu nezdinde girişimlerde bulunmasını,

5) Yerel ve ulusal basın yayın organlarının, durumlarının ve buralardaki çalışma koşullarının iyileştirilmesini ve buralarda çalışanların sosyal güvenliklerinin sağlanmasını,

6) Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı Genel Müdürlüğü (AA) gibi kurumlarda iletişim fakültesi mezunlarının istihdamına öncelik verilmesine yönelik çalışmaların yapılmasını,

7) Kamu kurum ve kuruluşlarının basın ve halkla ilişkiler müşavirliklerinde veya müdürlüklerinde iletişim fakültesi mezunlarının iletişim tasarımcısı (iletişimci) meslek unvanını kullanarak çalıştırılmasının yolu açılmalıdır. Bu birimlerde iletişim fakültesi mezunu özellikle harici personel çalıştırılmamalıdır. Bu konuyla ilgili de yasal düzenlemelerin yapılmasını,

8)Özellikle Milli Eğitim Bakanlığı’nca ilköğretim müfredatına seçmeli ders olarak konulan “Medya Okur Yazarlığı” dersinin zorunlu kılınıp İletişim Fakültesi mezunlarınca verilmesinin sağlanması, Anadolu İletişim Meslek Liselerinde verilen meslek derslerinin İletişim Fakültesi mezunlarınca verilmesi ve tüm gelişmiş ülkelerde var olan iletişim derslerinin ülkemizin eğitim müfredatında yer almasını komisyonunuzca Milli Eğitim Bakanlığı nezdinde gerekli girişimlerde bulunmasını

Talep ediliyor ve gerekli düzenlemelerin yapılmasını arz ediliyor.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET