Öncekiler Sonrakiler

İNGİLTERE PARLAMENTOSU TÜRKİYE RAPORUNA VERİLEN CEVAP

İngiltere Parlamentosu İçişleri Komitesi, İngiliz basın yayın organları ile ulusal ve uluslararası basına yansıyan "Türkiye'nin Avrupa Birliği’ne katılımının Adalet ve İçişleri Alanındaki Etkileri" başlıklı bir raporunu 1 Ağustos 2011 tarihinde açıklamıştır. Konuya ilişkin Dışişleri Bakanlığının açıklaması aşağıdadır.

03 Ağustos 2011 Çarşamba 10:57
İngiltere Parlamentosu Türkiye Raporuna Verilen Cevap

İngiltere Parlamentosu İçişleri Komitesi, İngiliz basın yayın organları ile ulusal ve uluslararası basına yansıyan "Türkiye'nin Avrupa Birliği’ne katılımının Adalet ve İçişleri Alanındaki Etkileri" başlıklı bir raporunu 1 Ağustos 2011 tarihinde açıklamıştır.

Raporun hazırlıkları kapsamında, İçişleri Komitesi heyeti, 27 Şubat-2 Mart 2011 tarihleri arasında gerçekleştirdiği çalışma ziyareti vesilesiyle, ülkemizin düzensiz göçle mücadele ve sınır güvenliği alanlarında kaydettiği ilerlemeleri gözlemleme imkânına sahip olmuş ve olumlu izlenimlerle ayrılmıştır. Ancak, anılan Komite tarafından hazırlanan raporda ve rapora ilişkin basın açıklamasında, ülkemizin adalet ve içişleri alanında kaydettiği somut ilerlemeler, düzensiz göçle mücadele alanında aldığı önlemlerin ve sergilediği yapıcı işbirliğinin olması gerektiği şekilde yansıtılmadığı ve bu bağlamda, AB üyeliğimize ilişkin bazı kaygı ve yanlış anlamalara yol açabilecek değerlendirmelerde bulunulduğu müşahede edilmiştir.

Coğrafi konumundan ötürü birtakım AB ülkeleri gibi, geçiş ülkesi olarak düzensiz göçten olumsuz yönde etkilenen Türkiye, güçlü ekonomisi ve yükselen refah düzeyiyle göç alanında hiçbir şekilde kaynak ülke konumunda değildir. Bilakis, AB üyesi ülkelerden de göç alır hale gelmiştir. Bu husus raporda yansıtılmamıştır. Raporda, göçe dair yapılan değerlendirmelerde Türkiye’nin kaynak ülke olabileceği algısı yaratılması her şeyden önce günümüz gerçekleriyle bağdaşmamaktadır.

Ülkemiz, sınır güvenliği, düzensiz göçün önlenmesi ve göçmen kaçakçılığı dâhil örgütlü suçlarla mücadele alanlarında tüm imkân ve kaynaklarını seferber ederek üzerine düşen sorumlulukların gereğini kararlılıkla yerine getirmektedir.

Kara ve deniz sınırlarımızı daha etkin koruyacak entegre sınır yönetiminin geliştirilmesi için "AB Müktesebatının Üstlenilmesine İlişkin Ulusal Program" ve "2006 Entegre Sınır Yönetimi Ulusal Eylem Planı" çerçevesinde yürütülen çalışmalarda kaydadeğer ilerleme kaydedilmiştir. Sınır kapılarımızdaki personelin profesyonellik düzeyinin ve donanımın teknik özelliklerinin de yüksek seviyede olduğu birçok AB üyesi ülke uzmanı tarafından teslim edilmektedir. Biyometrik güvenlik özellikli e-pasaportların itasına Haziran 2010'da başlanması AB standartlarıyla uyum yolunda önemli bir adımı teşkil etmiştir. Yürütülen çalışmalar, Bakanlıklararası Entegre Sınır Yönetimi Koordinasyon Kurulu tarafından en üst düzeyde takip edilmektedir.

Denizden göçmen kaçakçılığının engellenmesine yönelik olarak yeni donanım ve unsurlarla alınan ilave tedbirler sonuç vermiş, denizden göçmen kaçakçılığı en düşük seviyeye inmiştir. Kara sınırlarımızdaki tedbirler de büyük oranda artırılmıştır. Göçmen kaçakçılığıyla mücadelenin ve düzensiz göçün önlenmesi çalışmalarının hukuki zeminini pekiştirmeye yönelik adımlar süratle atılmaktadır. İlgili bakanlıkların üst-düzey yetkililerinden oluşan Yasadışı Göçle Mücadele Koordinasyon Kurulu, çalışmaları yakından takip etmekte ve yönlendirmektedir.

Hiçbir ülkenin, uluslararası bir olgu niteliğindeki düzensiz göçü tek başına önleyemeyeceği, bu ortak sınamanın üstesinden gelmenin yegâne yolunun uluslararası işbirliği ve dayanışma temelinde olması gerektiği bir vakıadır. Bu anlayışla ülkemiz, başta AB kurumları ve üye ülkelerle olmak üzere, uluslararası işbirliğine büyük önem atfetmektedir. Stratejik Ortaklık kapsamında ilgili Türk ve İngiliz kurumları arasında göç yönetimi alanında ortak projeler aracılığıyla sergilenen işbirliği, bu alanda kayda değer ve başarılı bir örnek teşkil etmektedir.

Diğer taraftan, Türkiye'nin Avrupa Birliğine katılım sürecinde ilerleme kaydettikçe adalet ve içişleri konularındaki AB siyasaları ve uygulamalarına aşamalı olarak daha fazla uyum sağlaması tabiidir. Bununla birlikte, katılım sürecimizin önemli veçhelerinden birini teşkil eden ve adalet ve içişleri alanlarında ülkemizin AB müktesebatına tam uyum sağlamasının önünü açacak olan "Adalet, Özgürlük ve Güvenlik" faslının siyasi engellemeler nedeniyle müzakerelere açılamamış olması bu bağlamda düşündürücüdür ve AB açısından da çelişkili bir durum arz etmektedir. Zira, sözkonusu faslın müzakerelere açılması, raporda da tavsiye edildiği gibi ve esasen Türkiye’nin beklentisine uygun olarak, Europol ve Frontex gibi AB kurumlarıyla tam işbirliği içinde olmasını sağlayacaktır. Avrupa Birliğinin sorumluluğunda olan bu hususta ilerleme sağlanmasını beklemekteyiz.

Bu bağlamda, raporda dile getirilen endişelerin aksine, ilgili müktesebatı üstlenmiş bir Türkiye'nin Avrupa Birliğine üyeliğinin Avrupa'nın sınır güvenliğini güçlendireceği kuşkusuzdur. Komite Başkanı Keith Vaz'ın ahiren Anadolu Ajansına yaptığı açıklamada da vurguladığı gibi, uluslararası nitelik taşıyan düzensiz göç olgusunun önlenmesinde Avrupa Birliğinin de ülkemizle dayanışma ve işbirliği göstermek suretiyle üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerektiği açıktır. Sayın Vaz'ın da bu görüşü paylaşıyor olmasını olumlu bir yaklaşım olarak not ettik.

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, konuya ilişkin görüşlerimizi, raporda ve rapora ilişkin basın açıklamasında yer verilen bazı yanlış değerlendirmelerden duyduğumuz rahatsızlığı İngiliz karşıtı William Hague'e iletmiştir.
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET