Öncekiler Sonrakiler

MEB ÖĞRETMENLERE YAŞAM HAKKI TANIMIYOR

Bir milyon kişilik Milli Eğitim camiası 1 tane öğretmene sahip çıkamadı. Bakan Hanım maalesef iki tane bürokrata sözünü geçiremiyor ve her geçen gün prestij kaybediyor.

06 Aralık 2010 Pazartesi 11:07
MEB Öğretmenlere Yaşam Hakkı Tanımıyor

Daha bir kaç gün önce kanser hastası öğretmenimiz Metin KURTÇU’yu kaybettik. Kamudanhaberler olarak merhuma Allah’dan rahmet eğitim camiasına ve yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.
Rahmetli Metin öğretmenimizi Türkiye’de ilk defa sitemiz haber yapmış ve bu ayıbın MEB camiasınca giderilmsi gerektiğini kamuoyu ile paylaşmıştı.

200 – 300 ÖĞRETMENE BİLE YAŞAM HAKKI TANIMIYORUZ

Kamudanhaber sitesi olarak ısrarla tam iki yıldır sağlık özründen tayin isteyen öğretmenlere kontenjan sınırlandırması konulmaması ve bu kişilerin tayinlerinin herhangi bir dönem şartı olmadan derhal yapılması gerektiği ile ilgili onlarca haber yaptık.
Her defasında iyi niyetli bir şekilde Bakanlığı ve sendikaları yaptığımız haberlerle uyardık.
Sözleşmeli öğretmenlerimizin bir çok sorunu bulunmakta, ama bu sorunlar içerisinde çözülmesi gereken asıl sorunun “ insanlara yaşam hakkı” verilmesi gerekliliği bağlamında bu şekilde rahatsızlığı olan öğretmenlerimize tedavi hakkının sağlık özrü nedeniyle Bakanlıkça verilmemesi olarak ele alabiliriz.
Bilindiği gibi yine 8 Aralık 2010 tarihinde sözleşmeli öğretmenlerimizin özür grubu tayinleri yapılacak. Bu tayinlerde sağlık özründen tayin isteyen öğretmenlerimizin herhangi bir kontenjan sınırlandırmasına takılmadan istediği ile gelmesi kişinin Anayasal hakkıdır.
Buna rağmen Milli Eğitim Bakanlığı yıllardır, kadrolu öğretmenlere tanıdığı yaşam hakkını sözleşmeli öğretmenlere tanımamaktadır.

Sayın ÇUBUKÇU, sağlık özründen tayin isteyen öğretmenlerin kontenjan sınırlamasına takıldığını bilse bu sorunu çözecek kadar merhametli ve inançlı bir insan olduğunu biliyoruz.
Ancak bu sorunun çözümü noktasında Bakanlık bürokratları sınıfta kalmış ve böylesine bir insanlık ayıbını yönetmelik ve kılavuzda çıkaracağı iki satır yazı ile giderememiştir.
Bundan sonra ki süreçte bu insanlık ayıbı emin olun meclis gündeminde bile dile getirilecek ve rahmetli bir kişi üzerinden muhalefet bile yapılacaktır.
Personel Genel Müdürümüz Sayın Necmettin YALÇIN ve bürokratlarımızın 8 Aralık 2010 tarihinde yapılacak sözleşmeli özür grubu tayinlerinde mutlaka sağlık özründen tayin isteyen kişilerin tayinlerini kontenjan sınırlaması aramadan yapması gerekmektedir.
Zaten bu şekilde 100-200 öğretmen ancak vardır. Çünkü kişinin sağlık özründen tayin istemesi için alacağı rapora “ başkasının güç ve yardımı olmadan hayatını devam ettiremez “ ibaresini yazdırması gerekmektedir.

Lütfen bir daha Metin öğretmenlerimize ızdırap çektirmeyip sahip çıkalım.
Aslında yine ısrarla söylüyoruz üzerinde durulması gereken konu şu, Metin öğretmen tedavi için sağlık özründen Ankara iline tayin istemiş olsa bile Ankara ili özür grubundan il içi ve il dışından sadece 7 öğretmene kontenjan hakkı verdi.
Bu durumda Metin öğretmen tedavisini yaptırmak üzere rapor almak zorunda kaldı. Rapor süresi de 30 günü aştığı için söözleşmesi feshedildi.
Eminiz ki Milli Eğitim Bakanımızın bu şekilde hasta olan öğretmenlere tayin hakkı verecektir. Ancak bu durumun kendisine bizzat danışmanları aracılığı ile iletilmesi ve çözüm sunulması gerekmektedir.

Aksi takdirde bundan sonraki süreçte yapılacak her hata Bakan Hanım'ın önüne eleştiri olarak çıkacaktır.

Metin Öğretmenin yaklaşık 1 ay önce yazdığı mesaj şu şekildeydi ; 

Ben Metin KURTCU
06.09.2006 tarihinde Sözleşmeli Sınıf Öğretmeni olarak Erzurum / Tekman da göreve başladım.
Yozgat / Çekerek te çalışmaya devam ediyordum.
02.05.2010 tarihinde Akut Miyeloid Lösemi ( Kan Kanseri ) teşhisi ile Ankara da tedavi görmeye başladım.
Ve 14.09.2010 tarihinde 30 günden fazla rapor kullandığım için sözleşmem fesh edildi.
Bu konuda teknik yardım almak için bir sendikaya üye oldum.
Şimdi maaşımı alamıyorum ve yaklaşık 2 ay sonra SSK dan faydalanamayacağım için tedaviyi yarıda bırakmak zorunda kalabilirim.
Ve ben 8 kişilik bir aileye tek başıma bakmakla yükümlüyüm.
Sesimi nasıl kamuoyuna duyurabilirim?
Bu duruma nasıl bir çözüm getirileceğini bana kim izah edebilir?
Her türlü yardıma ihtiyacım var.
İmkanı olanlardan teknik olarak yardım bekliyorum.
Saygılarımı sunarım.



Burada öncelikle işin teknik ve hukuki boyutunu bir kenara bırakırsak, sözleşmeli öğretmenimiz kanser hastalığına yakalandığı için tedavi aşamasında kullandığı rapor nedeniyle görevine son verilmiş se bu insanlık adına 700 bin kişilik MEB ailesinin bir ayıbıdır.

Ailem'de kanser hastası olması nedeniyle bu çileyi ve ızdırabı kanser hastamla beraber yaşayanlardanım. Öncelikle bu hastalığın tedavisi malesef her ilimiz de mümkün değildir. Onkoloji servislerinin olduğu illerimiz de bile bazı kanser türleri tedavi edilememektedir. Kanser hastalığı uzun süreçli bir tedavi gerektiren ve sürekli klinik işbirliği isteyen amansız bir hastalık olmakla beraber tedai aşamasında bu işin öncelikli ilacı ise moral motivasyondur.

Kanser hastası olan öğretmenimiz görevini ve sosyal güvenlik haklarını kaybetmesi nedeniyle malesef bu tedaviye moral motivasyon açısından 1 - 0 yenik başlamıştır.

Ağustos ayında yapılan özür grubu sözleşmeli öğretmen atamalarında babası kanser olan bir öğretmenimizin kontenjan sınırlamasından Ankara iline gelemediğini belgeleri ile haber yapmıştık. Şimdi kontenjan sınırlamasına takılıp ataması yapılmayan sözleşmeli Türkeğitimsen üyesi öğretmenimizin kanser olan babası malesef Ankara Onkoloji Hastanesinde ki tedavisini yarım bırakmak zorunda kalmıştır. Sözleşmeli öğretmenimiz adına da Türkeğitimsen tarafından dava açılmıştır.

Zaten sağlık özrü tayinlerinde " Başkasının güç ve yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremez" ibaresi bulunan rapor ile tayin işlemi yapılabilmektedir. Bu ibare kolay kolay her kurul rraporuna yazılamaz. Buna rağmen MEB kontenjan sınırlamasına gitmesi Anayasa'da ki Sağlık güvencesine aykırıdır.

Yine işin hukuki boyutu yönünden kanser olan öğretmenimizin durumunu masaya yatırırsak, Eğitimbirsen'in Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunda üyesi adına bu yönde kazandığı bir dava bulunmaktadır.

Bu dava da;


657 Sayılı yasanın 4- B maddesi uyarınca sözleşmeli öğretmen olarak görev yapan öğretmenimizin 30 günü aşan rapor aldığı gerekçesi ile 2009 yılında hizmet sözleşmesinin yenilenmediği ve sözleşmesinin tek taraflı olarak fesh edildiği, bunun akabinde Eğitimbirsen'in konuyu yargıya taşıdığı ve üyesi adına olumlu sonuç aldığı mahkeme kararlarıyla da subuta ermiştir.

Mahkeme kararları ve işin teknik boyutu üzerinden değerlendirme yapılacak olursa bu şekilde açılacak bir davayı öğretmenimiz, emsal kararı da göz önünde bulundurursak tabiki kazanabilir. Bu dava belki yıllar sürer ama, burada olaya teknik ve hukuki açıdan bakmak insanlık adına PES ! dedirtir.

Öncelikle Milli Eğitim Bakanımız Sayın ÇUBUKÇU’nun ve Bakanlık bürokratlarının bu insanlık dramına bir an önce son vermesi ve 700 bin kişik Milli Eğitim camiasının bu ayıbını gidermesi tek temennimizdir.


Bunun yanında Sendika Başkanlarımızın da öğretmenlerimizin ve diğer bakanlık personelinin sağlık özrü atamalarına yeni bir düzenleme için çalışma içerisine girmesi ve Bakanlığa bu yönde raporlar sunması bundan sonra ki süreçte eğitim çalışanlarının mağduriyetini gidederecektir.


Bura da Bakanlığın sağlık özrü atamaların da yapması gereken çalışma “ Başkasının güç ve yardımı olmaksızın hayatını devam ettiremez” ibaresi bulunan sağlık kurulu raporlarında kontenjan sınırlaması olmadan belli dönemlere bağlı kalmaksızın eğitim çalışanlarının atamasının olağanüstü duruma bağlanarak yapılacağı şekilde bir düzenlemeye gitmesi yönünde olmalıdır.
Bu vaka ve haber bu sorun açısından inşallah milat olur ve bu sorun en kısa zamanda sağduyulu bir şekilde çözüme kavuşur.

Yarın senin, benim böyle bir hastalığa yakalanmayacağımızı kim garanti verebilir. Onun için sen - ben demeden bu sorunun çözümü için biz diyerek el birliği ile herkesin taşın altına elini sokması ve sağlık özürlerinin bir an önce çözüme kavuşturulması gerekmektedir.

 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET