Öncekiler Sonrakiler

OBJEKTİF GÜNDEM : ASANSÖRDEN GELEN ÖLÜM

KamudanHaberler.com olarak bugünden başlayarak, haftalık bir konu üzerinde tarafların konuya yaklaşımını içeren dosyalar hazırlayacağız. İlk dosyamız Mecidiyeköy‘de eski Ali Sami Yen Stadyumu üzerine yapılan Torun Center rezidans inşaatında, asansörün 32. kattan eksi 5. kata düşmesi sonucu 10 işçimiz yaşamını kaybetmesi.

09 Eylül 2014 Salı 00:53
OBJEKTİF GÜNDEM : ASANSÖRDEN GELEN ÖLÜM

KamudanHaberler.com olarak bugünden başlayarak, haftalık bir konu üzerinde tarafların konuya yaklaşımını içeren dosyalar hazırlayacağız. İlk dosyamız Mecidiyeköy‘de eski Ali Sami Yen Stadyumu üzerine yapılan rezidans inşaatında, asansörün 32. kattan eksi 5. kata düşmesi sonucu 10 işçimiz yaşamını kaybetmesi.


Başbakan Ahmet Davutoğlu;


Şişli'deki asansör kazasıyla ilgili, "Her türlü soruşturma en detaylı şekilde yapılacak. Bu olayın oluş şekli, varsa ihmal, eğer başka sebepler varsa bu sebepler derinlemesine araştırılacak. Kamuoyunun şunu bilmesini isterim, bu tür olaylarda bir an bile tereddüt etmeden gerekli her türlü araştırmayı, soruşturmayı yapar, bir daha böyle bir olayın yaşanmaması için her türlü tedbirini alırız" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu;

Şişli'deki asansör kazasıyla ilgili, “İş kazaları kaza olmaktan çıktı, iş cinayetlerine dönüştü” dedi
Açıklamasında, 10 inşaat işçisinin, işçileri taşıyan asansörün  32. kattan zemine çakılması sonucu hayatlarını yitirdiğine dikkat çeken Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, cana mal olan bu ihmallerin, sorumsuzlukların, dikkatsizliklerin ve denetimsizliklerin hergün yeni can kayıplarına neden olduğunu  belirtti.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli;
 
Bahçeli, "Tevekkül, tedbire engel değildir. Kader; sorumsuzluğa, vurdumduymazlığa, ilkelliğe bahane görülmemelidir" dedi. İş güvenliği ve işçi sağlığı alanındaki zaaf ve aymazlıklar; denetim, dikkat ve kontrollerdeki zayıflıklar felaketlerin kapısını aralıyor.


Torunlar GYO Basın Bilgilendirmesinde;

Şirketimizin şantiyesi gibi şantiyelerde inşaatın yapım aşamasında insan ve yük taşınması amacıyla asansörler kullanılmaktadır. Şantiyelerde yük ve insan taşımak maksadı ile kullanılan asansörler, kullanım süresi geçici olduğu için genellikle kiralama suretiyle temin edilmektedir. Şirketimiz, özellikle şantiyelerde insan ve yük taşıma amacıyla kullanılan asansörleri ithal ederek kiralayan şirketlerden biri olan GEDA MAJOR LTD. ŞTİ. ile insan ve yük taşıma asansörü kiralama sözleşmesi imzalamıştır.

Elim kazaya sebep olan asansörün kaldırma kapasitesi 2 bin 700 kg / 28 personeldir. Asansör teknik özellikleri itibari ile aşırı yük koruma tertibatına sahiptir, bir başka ifade ile kapasitesinin üzerinde bir yükleme yapıldığında çalışmamaktadır.

GEDA MAJOR LTD. ŞTİ. ile yapılan sözleşmeye göre; asansörün montajı ve şantiye sahasında fen ve sanat kurallarına uygun şekilde eksiksiz, kusursuz ve özürsüz bir şekilde her türlü güvenlik tedbirleri alınmak suretiyle mükemmel bir şekilde çalışmaya hazır bir vaziyette bulundurması gerekmektedir. Yine sözleşmeye göre asansörlerin daha önce bir başka gerçek ya da tüzel kişiye kiralanmamış olması gerekmektedir. Asansörler anılan bu sözleşme hükümlerine uygun bir şekilde kiralayan şirket tarafından şantiyeye getirilmiş ve montajı tamamlanmıştır. Asansörde meydana gelebilecek arızaların anında giderilmesi ve gerekli bakım hizmetlerinin zamanında ve gereği gibi yapılmasını sağlamak üzere kiralayan şirket tarafından şantiyede her gün ve tam zamanlı olarak iki uzman personel görevlendirilmiştir. Bu uzman personeller bugüne kadar arızalara müdahale etmiş ve asansörlerin bakım ve onarımlarını gerçekleştirmiştir. Ayrıca asansörlerin tabi olduğu yönetmelik çerçevesince asansörü kiralayan şirketin dışında TMMOB Makine Mühendisleri Odası tarafından muayene kuruluşu olarak yetkilendiren kişiler tarafından bahse konu asansörler 30.05.2014 tarihinde kontrol edilmiş ve mevzuata aykırı herhangi bir durum tespit edilmemiştir.

İşçilerin herhangi bir şekilde iş güvenliği eğitimine tabi tutulmadan çalıştırıldığına yönelik iddialar ileri sürülmektedir. Bu iddiaların şirketimiz bakımından geçerliliği yoktur. Şantiyede çalışmaya başlayan bütün elemanlar, istisnasız iş güvenliği eğitimi almakta ve bu eğitimde başarılı olanlar iş başı yaptırılmaktadır. Eğitimsiz işçi çalıştırılması söz konusu değildir.

İş kanunu hükümleri çerçevesince günlük, haftalık, aylık ve yıllık toplam çalışma sürelerine kesinlikle riayet edilmektedir. İşin niteliği gereği tamamlanması gereken işler, iş kanunun izin verdiği ölçüde fazla mesai ücreti yasada emredilen şekilde ödenmek suretiyle –ihtiyaç duyulduğunda- fazla mesai yaptırılarak tamamlanmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından alınan bir karar ile hafta sonu ve bayram tatillerinde akşam 19.00’dan sonra çalışılması çevrenin rahatsız edilmemesi maksadıyla engellenmiştir. Şirketimiz, şantiyede Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından öngörülen kurallara uygun davranılması konusunda talimat vermiştir. Elim kazanın olduğu esnada şantiyede topyekun çalışma söz konusu değildir. Bazı taşeronlar bir sonraki gün yapılacak çalışmaya esas olmak üzere birkaç personeliyle temizlik ve ön hazırlık çalışmaları yaptıkları düşünülmektedir. Soruşturma evresinde bu konunun netlik kazanacağını tahmin edilmektedir.


TMMOB Makina Mühendisleri Odası; "10 İŞÇİMİZİN YAŞAMINI KAYBETTİĞİ İŞ CİNAYETİNİ KINIYORUZ" başlıklı bir basın açıklaması yaptı. Açıklamada;
 
İstanbul Mecidiyeköy‘de eski Ali Sami Yen Stadyumu‘nun yerine yapılan 42 kat projeli, 36 katı tamamlanan Torun Center rezidans inşaatında, asansörün 32. kattan eksi 5. kata düşerek çakılması sonucu 10 işçimiz yaşamını kaybetti. Aynı inşaatta geçen Nisan ayında 19 yaşında bir işçi halat kopması sonucu 15. kattan düşerek ölmüş; Ağustos ayında da bir yangın çıkmıştı. 

TMMOB Makina Mühendisleri Odası olarak, öncelikle Torun Center inşaatındaki iş cinayetinde yaşamını kaybedenlerin aileleri ve yakınlarının büyük acısını paylaşıyor, kentsel rant ve yoğun emek sömürüsü için işçilerin yaşamlarını gözden çıkaran sermayedarları ve işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında kalıcı, kesin, güvenceli önlemleri almayan siyasi iktidarı kınıyoruz.  

Odamız, işçi sağlığı ve iş güvenliği ve asansörler alanındaki uzmanlıklarından hareketle konunun takipçisi olacak, gerekli açıklamaları kamuoyu ile paylaşacaktır.

 


TMMOB Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi tarafından yapılan açıklamada;

06.09.2014 tarihinde Torunlar GYO Firmasının Mecidiyeköy şantiyesinde meydana gelen cephe asansörünün 32. Kattan düşmesi sonucunda 10 işçi yaşamını yitirmiştir.

Elim kazanın hangi sebepten kaynaklı olduğuna dair inceleme Odamız teknik heyeti tarafından yapılmaktadır.

Asansörde yaşanan kaza sonrası Torunlar firmasının açıklamasında Odamız muayene kuruluşu tarafından 30.05.2014 tarihinde yapılmış olan kontrole ve verilen muayene raporuna atıf yapılmaktadır. Odamız muayene kuruluşu tarafında yapılan kontrol, kontrol anındaki gözlemler ve deneylere dayanmaktadır. Verilen uygunluk raporu, cihazın periyodik olarak bakım ve uygun iş güvenliği şartlarında kullanılması gerektiğine vurgu yapmaktadır. Bu bakımdan özellikle şantiye şartlarında çalışan bu cihazların eğitimli nezaretçiler tarafından kullanılması ve günlük bakım ve kontrollerinin yapılması elzemdir. İlgili asansöre ilişkin verilen rapor 30.08.2014 tarihine kadar geçerlidir ve verilen raporda bu belirtilmiştir.

Ayrıca işçilerin verdiği bilgilere göre söz konusu asansör geçen hafta arıza yapmış ve bir bakımdan geçmiştir. Bu bakım sonrası Muayene Kuruluşumuza bilgi verilmeli ve asansör yeniden tarafımızdan kontrol edilmeli idi.  

Kamuoyunda Torunlar İnşaat firması tarafından Odamızın kontrol ve uygunluk raporu verdiğine yönelik eksik ve yanlı açıklama, sorumluluktan kurtulma ve algıyı başka yönlere çevirme çabalarıdır. Teknik heyetimiz kazanın oluşumuna dair incelemesini sonuçlandırdığında ayrıca açıklama yapılacaktır.

TÜRK-İŞ Yönetim Kurulu bir başsağlığı mesajı yayınladı. Mesajda;

6 Eylül 2014 Cumartesi günü İstanbul Mecidiyeköy'de yapımı devam eden Torun Center İnşaatında meydana gelen facia sonucu, 10 işçimiz hayatını kaybetmiştir. Bu olay, Soma'da meydana gelen maden faciasından hiçbir ders alınmadığını bize göstermiştir.

Yaşanan olayların tek sorumlusu yine denetim yapmakla görevli işçiler olarak yansıtılmaktadır. Asıl sorumlular, taşeron firmalarla, kölelik düzeninde güvencesiz olarak işçi çalıştıranlardır. Ucuz emek gücü ile daha fazla kar hırsı içerisinde olanlar, bu olayın bedelini ödemek zorundadır. Bu sebeple, topluma ve işçilere karşı herkes üzerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmelidir. Hayatlarını kaybeden işçilerimize Allahtan rahmet, ailelerine sabır ve başsağlığı diliyoruz.


DİSK açıklamasında, "Ölüm işçileri yakalıyor… İktidar ve sermaye mazur gösterme telaşında!" başlığında;



Soma’ da ölen 301 madencinin katliamı karabasan gibi toplum üzerinde dururken, şimdi de İstanbul’un ortasında Mecidiyeköy’de, park ve depremden korunma alanı olarak düşünülen bir  alanda  başka bir katliam yaşandı… Bu alana rezidans yapılan Torun Center’da 10 işçi  asansörün 32. kattan düşmesi sonucu öldüler.


6331 sayılı yasa çıkalı 2 yılı geçti. Yasadan beklenen işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında iyileşmelerin gerçekleşmesi ve olumsuzlukların giderilmesiydi. Ama sonuç ne? Ölümlü iş kazalarında en az %20 artış oldu…


Ülkemizde inşaat sanayi büyüyor, biriktiriyor ve rekabet ediyor. Öyle bir büyüyor ki, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın verilerine göre Türkiye’de bir yılda gerçekleşen tüm iş kazalarının %10’u, sürekli iş göremezliklerin %25’i ve ölümlü iş kazalarının %34’ü inşaat işlerinde gerçekleşmektedir.


Verili teknolojik koşullarda, taşeronlaştırma ve güvencesiz çalışmayla iş saatlerinin artırılması, çalışmanın hızlandırılması ve işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinin yokluğu ile  mümkün oluyor. Çalışma ortamı ve çalışma şartları denilen ve işçinin bütün bir hayatıyla ilgili olan her şey bu süreçte buhar olup uçuyor.


Yasalar uygulamaların asgari düzeyini belirler. Sağlık ve güvenlik alanında asgari düzeyde mevzuatın izlenmesi hayata geçirilmesi, olmuyorsa denetim ve yaptırım olgusu  inşaatları hiç mi hiç “bağlamıyor”. Büyüleyici büyüme sarhoşluğu başları döndürürken, çalışanların bedenleri düşüyor, kayboluyor, patlıyor, yanıyor, eziliyor  ve parçalanıyor.


İşte bu birikimi sağlayan gerçek: Taşeronlaştırma, güvencesiz çalışma, sendikasızlaştırma, örgütsüz işçi kitlesi, iş saatlerinin artırılması ve hızlı çalıştırmadır.


İnşaatlarda çalışan işçiler yaşarken gözden çıkarılmış durumda. Sömürülüyor, en kısa sürede yaşamları tüketiliyor. Ama çok daha kötüsü ölülerine bile saygı gösterilmiyor.


İşverenleri aklayan ve üretim sistemi üzerine tek laf etmeyen yetkililerin bu yaklaşımları “ölü bedenler” üzerinden yaratılan birikimin siyasal ve ekonomik bir tercih olduğunu bize çok açık bir şekilde göstermektedir.


Ve  dahası Torunlar Center’da bizim karşımıza çıkan korkunç gerçek; Soma madenlerinde işçi sağlığı ve güvenliği hizmetini veren şirketin, bu katliamda da  karşımıza  çıkmasıdır. Görülüyor ki, sermaye kendi ekonomik faaliyetlerinde İSG alanının birikim ve rekabeti engellememesi için kapalı sistem bir hizmet ağı oluşturmuş ve birbirlerinin işçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerini de vermeye başlamış olmalarıdır.


Sermaye açısından işçi sağlığı ve güvenliğinin ekonomi-politiği, rekabet ve birikime engel olmamasıdır. Ama aynı zamanda, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanının rekabet ve birikimin sağlanabileceği piyasa ilişkileri içinde yer almasıdır.


Politikaların ve uygulamaların karşısında yapılacak tek şey var: İnsan onuruna yakışır iş için örgütlü bir mücadele hattını sınıfın bilinciyle yaşama geçirmek…


Ölümlere “fıtrat” diyen, işçileri yalancılıkla suçlayan sermaye düzenine karşı mücadeleyi ve örgütlenmeyi yükseltmektir.


Ölüm işçileri yakalıyor…


MEMUR-SEN internet sitesinden duyurduğu mesajla;

Mecidiyeköy’de rezidans inşaatında 10 işçiye mezar olan inşaat ve asansörün sorumlularından hesap sorulmalı, denetimler artırılmalı, iş kazalarının önüne geçilmesi ve benzer acıların yaşanmaması için her seviyede önlem alınmalıdır.

 

İş sağlığı ve güvenliği denetimleri sonucu ortaya çıkan raporlar mutlaka dikkate alınmalı, taşeron firmalarla, güvencesiz olarak işçi çalıştırılmasının önüne geçilmelidir.

 

Kayıt dışı çalıştırma engellenmeli, işçi sağlığı ve iş güvenliği alanında kalıcı, kesin, güvenceli önlemlerin alınmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmalıdır.

 

Denetimlerin sayısı ve niteliği artırılmalı, iş güvenliğinin öncelikli hedefi işçiyi korumak olmalıdır. Hedef işlerin hızlı bitirilmesi değil, işçi sağlığı ve iş güvenliğinin en yüksek seviyede sağlanması suretiyle; doğru ve insan hayatını önemseyen bir süreçle tanımlanması olmalıdır.


KAMU-SEN açıklamasında "İŞ GÜVENLİĞİ PAHALI, İNSAN HAYATI UCUZ!" dedi ve;


Her gün  ülkemizin çeşitli yerlerinde onlarca çalışanımız iş kazası nedeniyle hayatlarını kaybederken alabildiğine artan taşeronlaşma, iş güvenliği ile ilgili gerekli tedbirlerin alınmadığı, minimum maliyet maksimum kar anlayışı nedeniyle insan hayatının hiçe sayıldığı, yitip giden canların “Güzel öldüler” gibi ifadelerle hafife alındığı acımasız bir bakışı doğurmaktadır.


2002 yılında 10 bin civarında olan taşeron işçi sayısı bugün toplamda 2 milyon 500 bine yaklaşmıştır. Düşük maliyetli, düşük ücretli, iş güvencesi olmayan, sendikaya üye olduğunda işten çıkarılacağı kesin olan, gerekli asgari iş güvenliği tedbirlerinden dahi yoksun bırakılan işçilerimizin yaşadığı dram bu faciada da bir kez daha ortaya çıkmıştır.

Daha önce de belirttiğimiz gibi yapılan araştırmalar gerekli tedbirler alınması durumunda iş kazalarının yüzde 98’inin,  meslek hastalıklarının ise tamamının önlenebilir olduğunu ortaya koymaktadır. İş güvenliği ile ilgili olarak alınacak tedbirleri maliyet unsuru olarak gören anlayışın yitip giden bir canın ne denli değerli olduğunu kavrama ve insan hayatını korumak için maliyet hesabı yapmanın ne büyük bir gaflet olduğunu kabul etme zorunluluğu bulunmaktadır.

Evine ekmek götürmek, düğününü yapmak için kimi zaman yerin yüzlerce metre altında, kimi zaman yerin yüzlerce metre üzerinde çalışan, emeğinden başka sermayesi olmayan evlatlarımızın yüzde 98  oranında önlenebilecek kazalara kurban gitmesi acımızı bir kat daha artırmaktadır.

Bugün çalışanı ve çalışan için yapılan yatırımları, ücretleri, sosyal hakları maliyet artırıcı unsur olarak gören anlayış kamu vicdanında sorgulanmak zorundadır. Bugün sendika üyesi olduğu için çalışanını işten çıkaran işveren yaptığı yanlışı görmek zorundadır. Bugün ülkemizdeki yetkililer çalışan hiç kimsenin kaderinin ölmek olmadığını, asli görevlerinin ise bu milleti yaşatmak olduğunu anlamak zorundadır. Kanunların ve kuralların uygulanmasında sınıf arkadaşlığı, masa arkadaşlığı, mesai arkadaşlığı gibi ahbap çavuş ilişkileri bir istisna unsuru olmaktan çıkarılmadıkça, herkes kökenine, siyasi düşüncesine ve yetkililere yakınlığına bakılmaksızın sorumluluk ve yetki bağlamında eşit hale gelmedikçe bu kazaların ve ucuz ölümlerin sonu gelmeyecektir.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET