Öncekiler Sonrakiler

SPORDA ŞİDDET KANUNU GEREKÇELERİ

TBMM'de Komisyon çalışmalarında Sporda Şiddet Kanunu Gerekçeleri birer birer sayılmaktadır. Türkiye neden böyle bir Kanuna ihtityaç duymuştur?

16 Nisan 2011 Cumartesi 21:11

21 inci Yüzyılda uluslar arasındaki aşılması zor sınırlar ortadan kalkmış, ulaşım ve teknoloji başta olmak üzere diğer alanlardaki gelişme ve bütünleşmelerle birlikte hem ulusal alanda hem de uluslararası alanda insanlar sosyal yaşamlarında spora daha çok zaman ayırmaya başlamışlardır. Günlük yaşamda sporun daha çok alan kapsaması sporda ortaya çıkan sorunları daha çok arttırmıştır.
Spor alanında faaliyet gösteren kişilerin ve taraftarların haklarının korunması ve ortaya çıkan düzensizlik ve şiddet olaylarının önlenmesi basit bir asayiş sorununun ötesinde olağanüstü bir hal olduğundan genel ceza hükümleriyle sporda şiddet ve düzensizlikler önlenememekte, bu alanın özel olarak ele alınması gerekmektedir.
Spor karşılaşmalarının ülke sınırları dışında da etkin bir şekilde gerçekleştirildiği de gözönüne alındığında bütün ülkelerde spor mevzuatının benzer bir biçimde düzenlenme gerekliliği ortaya çıkmıştır. Ulusal mevzuatların da uluslararası spor örgütlerinin benimsediği ilke ve talimatlara uygun olması gerekliliği bulunmaktadır.
Spor alanında yaşanan holiganizm, ırkçılıkla mücadele, organize suçlar, şike ve teşvik primi, spor alanında düzenin sağlanması, hakem, sporcu ve diğer ilgililere karşı eylemli ve sözlü saldırılar gibi fiiller uluslararası alanda sporun temel sorunu olarak kabul edilmiştir.
Son  zamanlarda  sıklıkla  yaşanan  ve  geçmişte  de  yaşandığına  tanık  olduğumuz  spor karşılaşmalarında, özellikle futbolda, yaşanan şiddet ve düzensizlik fiillerinin nicelik ve nitelik olarak arttığını ve kamuoyu gündeminde önemli bir yer işgal ettiği gözlemlenmektedir.
Sporun yaşam açısından sağlık ve mutluluk kaynağı olması dışında, hem sporcular hem de izleyiciler için büyük bir keyif alanı oluşturarak spor faaliyetlerinin sosyal açıdan genişlemesi ve daha geniş kitlelere yayılması spora duyulan ilgiyi her geçen  gün daha da arttırmakta ve spor ekonomisini geliştirmektedir.
Sporun profesyonel olarak icra edilmesine başlanmasıyla birlikte, spor sadece zevk için yapılan bir faaliyet olmaktan çıkıp meslek olarak değerlendirilen ve kazanç elde etme amacı güdülen bir uğraş haline de dönüşmüştür. Sporun meslek olarak  seçilmesi ile birlikte bilimsel yöntemlerle incelenmesi ve yazılı hukuk kuralları ile düzenlenmesi gereksinimi ortaya çıkmıştır.
Sporun temel amacı, insanın beden ve ruh sağlığını geliştirmek, iradesini güçlü kılmak ve toplumda barış, kardeşlik ve dayanışma duygusunu yaygın hale  getirmektedir. Sporun sayılan özellikleri sportif faaliyet ve organizasyonların sporun ruhuna ve spor ahlakına uygun, sportmenlik duyguları  içerisinde  gerçekleştirilmesine  yönelik  yaygın  bir  sosyal  beklentiyi  de  gündeme getirmektedir.
"Sportif Karşılaşmalarda ve Özellikle Futbol Maçlarında Seyircilerin Şiddet Gösterilerine ve Taşkınlıklarına Dair Avrupa Sözleşmesi" 25/9/1986 tarihinde  imzalanmış ve bu Sözleşmenin onaylanması 3608 sayılı Kanunla uygun bulunmuştur. Anayasanın 90 ıncı maddesinin son fıkrası hükmüne göre, usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Anayasanın 59 uncu maddesinin birinci fıkrasında Devletin, her yaştaki Türk vatandaşlarının beden ve ruh  sağlığını geliştirecek tedbirleri alacağı ve sporun kitlelere yayılmasını teşvik  edeceği belirtilmiştir.
İfade edilenler çerçevesinde sportif faaliyet ve organizasyonlarda düzenin sağlanarak, sporun kitlelere yayılmasının teşvik edilmesi Anayasal görevin yerine getirilmesi anlamına da gelmektedir.
Bu amaçla yürürlüğe konulmasına karşın 5149 sayılı Spor Müsabakalarında  Şiddet  ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun, kabul edildiği 2004 yılından bu yana spor müsabakalarında şiddet ve düzensizliği önlemede yetersiz kalmış ve uygulamada ortaya çıkan problemler, üzerinden geçen altı yıllık süre içerisinde giderilemediği gibi zaman içerisinde eksiklikler de görülmüştür.
5149 sayılı Kanunun kapsamı taraftarların sürekli veya geçici olarak gruplar  halinde bulundukları yer ve mekanlar ile müsabakanın yapılacağı yere gidiş ve  geliş güzergahlarını kapsamamaktadır. Spor müsabakalarında şiddet ve düzensizlikler, sadece müsabaka alanı içerisinde gerçekleşmemekte  müsabaka  alanı  dışında  taraftarların  cadde  ve  meydanlarda  toplu  halde bulundukları yerler ile müsabakalara gidiş ve geliş güzergahlarında da gerçekleşmektedir. Bu nedenle Kanunun kapsamı bu alanları da içine alacak şekilde genişletilmiştir.
5149 sayılı Kanunda şike ve teşvik primi fiilleri suç olarak tanımlanmadığı  gibi  ceza kanunlarında da bu fiiller özel olarak düzenlenmemiştir. Bu Kanun ile şike ve teşvik primi fiilleri suç olarak düzenlenmiş ve ayrıca bu suçlarla etkin mücadele açısından Ceza Muhakemesi Kanununda düzenlenen iletişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması maddesinin de uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
5149 sayılı Kanun içerisinde belirtilen, müsabakada teknik donanımların kurulması gerektiği; taraftar temsilcilerinin güvenlik güçlerine yardımcı olmaları gerektiği; müsabakada görev yapan diğer kişilere karşı söz veya hareketlerle aşağılayıcı tahrik ve taciz edici kötü söz niteliğindeki slogan atılması ve çirkin tezahüratta bulunulmasının  yasak olduğu düzenlenmiş fakat bunlara aykırı davrananlara ceza öngörülmediğinden Kanunun bu hükümleri uygulama kabiliyeti bulamamıştır. Bu Kanun ile yasaklanan eylemlerin cezaları açıkça düzenlenerek Kanunun etkin uygulanabilirliği amaçlanmıştır.
 
5149 sayılı Kanunda düzenlenen yasak fiillere yaptırım olarak idari para cezası öngörülmesi ve bu cezaların spor güvenlik kurulları tarafından verilmesi nedeniyle, uygulamada Kanun gerek genel, gerekse de özel önleme fonksiyonunu yerine getirememiştir. Bu itibarla bu Kanun ile yasak fiillere ağırlıklı olarak hapis ve adli para cezası verilmesi düzenlenmiş ve konusu suç teşkil eden fiillerin ihtisaslaşmış ceza mahkemelerince yargılanması öngörülmüştür.
5149 sayılı Kanundaki spor müsabakalarını seyirden men cezasının uygulanmasına yönelik yasaklı kişinin müsabakanın başlamasından iki saat önce  bulunduğu yerin karakoluna giderek müsabaka sonuna kadar beklemesine ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesi tarafından " .... Hangi spor dalında ve hangi kategoride olduğuna ilişkin hüküm taşımaması nedeniyle "kurallarda belirlilik ve öngörülebilirlik" ve "ölçülülük" ilkelerine aykırı olduğu ve bu nedenle hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmadığı …." ve "….İdare, kişi hürriyetini kısıtlanması sonucunu doğuran bir  müeyyide uygulayamaz…."  gerekçeleriyle  iptal  edilmesi  nedeniyle    müsabakadan    men  cezasının uygulanabilirliği ortadan kalkmıştır. Kanun ile Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçesi de gözönünde bulundurularak seyirden yasaklanma cezası Anayasaya uygun olarak yeniden düzenlenmiştir.
Kanun içerisinde, uluslararası sözleşmelerde belirtilen ve güncel olarak spor alanında gelişmiş ülkelerin  düzenlemelerinde  bulunan,  kişinin  yurtdışındaki  spor  müsabakalara  izleyici  olarak katılmasını engellemeye yönelik pasaportunun ve seyahat belgesinin teslimi, seyirden yasaklanma cezası alan kişilerin karakola giderek imza atma yükümlülüğü ve kulüpler için kulüp polisinin görevlendirilmesi gibi yeni düzenlemelere yer verilmiştir.
5149 sayılı Kanunun uygulanması döneminde ortaya çıkan eksikliklerin giderilmesi, uluslararası sözleşmelere ve gelişmelere paralellik sağlanması ve sporda şiddet ve düzensizliğin önlenmesi amacıyla; konuya ilişkin diğer ülkelerin ve uluslararası spor örgütlerinin düzenlemeleri ve teamülleri göz önünde bulundurularak bu Kanun Tasarısı hazırlanmıştır.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET