Öncekiler Sonrakiler

TORBA YASADA, MATRAH VE VERGİ ARTTIRIMI

Kamuoyunda Torba Yasa olarak bilinen “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” hepimizin gündemini meşgul etmektedir. Torba yasayla ilgili son dosyamızda matrah arttırımı konusu aıklayacağız. Özellikle bir önceki yıl eksik beyanda bulunduğunu düşünen kişi veya kurumlar, bu imkandan faydalanırlarsa, daha sonra incelemeye tabi tutulmayacaktır.

05 Mart 2011 Cumartesi 08:51
Torba yasada, matrah ve vergi arttırımı

Kanunun 2 inci kısmının üçüncü bölümü “Matrah ve Vergi Artırımı” ile ilgili konuları düzenlemiştir. Bu bölümün 6 ıncı maddesi “Gelir ve Kurumlar Vergisinde Matrah Artırımı”, 7 nci maddesi “Katma Değer Vergisinde Artırım”, 8 inci maddesi “Gelir (Stopaj) ve Kurumlar (Stopaj) Vergisinde Artırım” ve 9 uncu maddesi “Matrah ve Vergi Artırımına İlişkin Ortak Hükümler” başlıkları altında düzenlenmiştir. Biz bu bölümlerdeki vergi ile ilgili düzenlemeleri mümkün olduğu kadar basit bir anlatımla açıklamaya çalışacağız.

Matrah ve Vergi Artırımı:

Matrah ve vergi artırımı ile mükelleflerce çeşitli sebeplerle noksan beyan edilmiş ya da beyan dışı bırakılmış geçmiş yıl gelir ve vergilerini belli oran ve tutarlar dahilinde beyan edilmesi durumunda, ceza ve gecikme faizini ödemeden vergilerini ödeme imkânı sağlanmakta ve artırımda bulunulan vergiler ve dönemler için vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmamak suretiyle gelirlerin doğru beyan edilmesi teşvik edilmektedir.

Ayrıca, matrah artırımında bulunan mükelleflerin beyan edecekleri ve üzerinden vergi hesaplanacak matrahlar için asgarî tutarlar belirlenmekte, daha önce zarar beyan edilmiş olması veya indirim ve istisnalar nedeniyle matrah oluşmaması ya da hiç beyanname verilmemiş yahut ilgili yıllarda faaliyette bulunulmuş veya gelir elde edilmiş olsa da bu faaliyetlerin ve gelirlerin vergi dairesinin bilgisi dışında bırakılmış olması nedeniyle matrah bulunmaması halleri ile mükellefler tarafından beyan edilen matrahlara uygulanan oranlar sonucu bulunan matrahlara alt sınır getirilmektedir.

Gelir vergisi mükellefleri: İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için 2006 takvim yılı için 6.370 liradan, 2007 takvim yılı için 6.880 liradan, 2008 takvim yılı için 7.480 liradan, 2009 takvim yılı için 8.150 liradan, bilânço esasına göre defter tutan mükellefler ile serbest meslek erbabı için 2006 takvim yılı için 9.550 liradan, 2007 takvim yılı için 10.320 liradan, 2008 takvim yılı için 11.220 liradan, 2009 takvim yılı için 12.230 liradan az olmamak üzere, 2006 takvim yılı için % 30, 2007 takvim yılı için % 25, 2008 takvim yılı için % 20, 2009 takvim yılı için % 15 oranlarında vergiye esas alınan matrahlarını artırmaları halinde artırımda bulunulan yıllar için yıllık gelir vergisi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak bu vergi türleri için daha sonra başka bir tarhiyat yapılmayacaktır.

Örneğin özel muayenehanesi olan Doktor Seher Hanım’ın 2009 yılı vergiye esas matrahı 100.000 TL’dir. Seher Hanım 2009 yılı için bir kısım gelirleri için belge düzenlemediğini düşündüğünden veya ilerde gelir vergi incelemesine maruz kalmamak için matrah artırımdan yararlanmak istemektedir. Bu durumda Seher Hanım 2009 yılı için (100.000 * 0,15 =) 15.000 TL matrahını artırmalıdır. Bu tutar 2009 yılı serbest meslek erbabı için en az limit olan 12.230 TL’den büyük olduğu için yeterli olacaktır. Seher Hanımın ödemesi gereken ilave gelir vergisi ise (15.000 * 0,20 =) 3.000 TL olacaktır.

Sadece basit usulde vergilendirilenler için vergilendirmeye esas alınacak asgari matrah, bilânço esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş tutarların ilgili yıllar itibarıyla 1/10’undan, geliri sadece gayrimenkul sermaye iradından oluşanlar için 1/5’inden, geliri bunlar dışında kalan diğer gelir vergisi mükellefleri için ise işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler için belirlenmiş tutardan az olamayacaktır. Bu fıkranın uygulamasında ilgili yıllar itibarıyla gayrimenkul sermaye iratları için belirlenen istisna tutarları dikkate alınmayacaktır.

Kurumlar vergisi mükellefleri için 2006 takvim yılı için 19.110 liradan, 2007 takvim yılı için 20.650 liradan, 2008 takvim yılı için 22.440 liradan, 2009 takvim yılı için 24.460 liradan az olmamak üzere, yine 2006 takvim yılı için % 30, 2007 takvim yılı için % 25, 2008 takvim yılı için % 20, 2009 takvim yılı için % 15 oranlarında vergiye esas alınan matrahlarını artırmaları halinde artırımda bulunulan yıllar için yıllık kurumlar vergisi incelemesi ve bu yıllara ilişkin olarak bu vergi türleri için daha sonra başka bir tarhiyat yapılmayacaktır.

Örneğin X Anonim Şirketinin 2009 yılı vergiye esas matrahı 100.000 TL’dir. Şirket 2009 yılı için bir kısım gelirleri için belge düzenlemediğini düşündüğünden veya ilerde kurumlar vergi incelemesine maruz kalmamak için matrah artırımdan yararlanmak istemektedir. Bu durumda Şirket 2009 yılı için (100.000 * 0,15 =) 15.000 TL matrahını artırmalıdır. Bu tutar 2009 yılı kurumlar vergisi mükellefleri için en az limit olan 24.460 TL’den küçük olduğu için yeterli görülmeyecek ve Şirket matrahını en az 24.460 TL arttıracaktır. Şirketin ödemesi gereken ilave kurumlar vergisi ise (24.460 * 0,20 =) 4.892 TL olacaktır.

Gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri açısından zarar beyan edilmiş olunması veya indirim ve istisnalar nedeniyle matrah oluşmaması ya da hiç beyanname verilmemiş olunması (İlgili yıllarda faaliyette bulunmuş veya kazanç elde etmiş olup da bu faaliyetlerini ve kazançlarını vergi dairesinin bilgisi dışında bırakmış olanlar, yani tamamen kayıtdışı faaliyette bulunanlar için gerekli açıklamalar daha önce verilmişti.) hallerinde de matrah ve vergi artırımından yararlanılabilecektir.

Artırılan matrahlar, % 20 oranında vergilendirilecek ve üzerinden ayrıca herhangi bir vergi ve fon alınmayacaktır. Ancak, gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin, artırımda bulunmak istedikleri yıla ait yıllık beyannamelerini kanuni sürelerinde vermiş, bu beyannameler üzerinden tahakkuk eden vergilerini süresinde ödemiş ve bu vergi türleri için Kanunun 2 nci ve 3 üncü maddeleri hükümlerinden (Kesinleşmiş alacaklar ve kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan amme alacakları için, Kanunun tahsilatın hızlandırılmasına ait hükümlerinden yararlanmamış mükellefler.) yararlanmamış olmaları şartıyla, artırılan matrahları % 15 oranında vergilendirilecektir. İstisna, indirim ve mahsuplar nedeniyle bu beyannameler üzerinden ödenmesi gereken verginin bulunmaması halinde de bu hüküm uygulanacaktır.

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin madde hükmünden yararlanarak beyan ettikleri matrahları artırmaları halinde, daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergiler, artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan vergilerden mahsup edilmeyecektir. Yani daha önce tevkif yoluyla ödemiş olan vergiler, artırılan matrahlar üzerinden hesaplanan vergilerden indirilmeyecektir.

Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararların % 50’si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmeyecektir. Yani gelir ve kurumlar vergisi mükellefleri matrah artırımında bulundukları yıllara ait beyannamelerinde var olan zararlarının % 50’sini, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından indiremeyecek, % 50’sini ise indirebilecektir.

İstisna ve indirimler nedeniyle gelecek yıllarda matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutarlar ile geçmiş yıl zararları artırılan matrahlardan indirilemeyecektir. Yani 2006, 2007, 2008, 2009 yıllarına ilişkin olarak beyannamelerde istisna ve indirimler nedeniyle gelecek yıllarda matrahtan indirim konusu yapılabilecek tutarlar ile geçmiş yıl zararları artırılan matrahlardan indirilemeyecektir. Mükellefler bulunduğu matrah artırımları ile buna göre hesaplanarak vergiler üzerinden ödeme yapacaklardır.

Matrah artırımında bulunulan vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak, Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.

Katma değer vergisi (KDV) mükelleflerinin, her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (İhtirazi kayıtla verilenler dahil) beyannamelerindeki hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamı üzerinden 2006 yılı için % 3, 2007 yılı için % 2,5, 2008 yılı için % 2 ve 2009 yılı için % 1,5 oranına göre belirlenecek katma değer vergisini, vergi artırımı olarak Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar beyan etmeleri halinde, bu mükellefler nezdinde söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak katma değer vergisi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacaktır. Böylece katma değer vergisi mükelleflerinin, 2006, 2007, 2008 ve 2009 yılları için belirtilen şekilde vergi artırımında bulunmaları halinde, artırımda bulundukları dönemler için haklarında KDV yönünden vergi incelemesi ve tarhiyatına muhatap tutulmamaları imkânı sağlanmaktadır.

Örneğin KDV mükellefi X Limited Şirketi’nin 2009 yılı hesaplanan KDV yıllık toplamı 75.000 TL’dir. Şirket 2009 yılı için bir kısım gelirleri için belge düzenlemediğini düşündüğünden veya ilerde KDV incelemesine maruz kalmamak için matrah artırımdan yararlanmak istemektedir. Bu durumda Şirket 2009 yılı için (75.000 * 0,015 =) 1.125 TL ilave KDV ödeyecektir.

Artırıma esas alınan tutar, yıl içinde verilen katma değer vergisi beyannamelerinde gösterilen “Hesaplanan Katma Değer Vergisi”nin yıllık toplamıdır. Hesaplanan KDV, indirimlerden önceki vergi tutarıdır. Artırıma esas tutar olarak, “Ödenmesi Gereken KDV” yerine, “Hesaplanan KDV”nin esas alınmasının nedeni, indirimler yüzünden bazı dönemlerde beyannamede ödenecek KDV çıkmamasıdır. Artırıma esas tutarın daha genel ve objektif bir tabana dayandırılması ve uygulanabilirliğin sağlanması amacıyla “Hesaplanan KDV” tercih edilmiştir.

Yıl içinde vermeleri gereken KDV beyannamelerinin tamamını vermeyen mükellefler de matrah artırımından faydalanabilecektir. Yılın tamamında beyanname vermesi gereken mükelleflerin, üç ya da daha fazla beyannameyi verip diğerlerini vermemiş olmaları durumunda, verilen beyannamelerdeki hesaplanan KDV ortalamasının yıla iblağ edilerek artırıma esas olacak tutarın bulunması benimsenmiştir. Mükelleflerin, iki veya daha az dönemde beyanname vermiş veya hiç beyanname vermemiş olmaları durumunda KDV artırımı, gelir veya kurumlar vergisi artırımlarına % 18 oranı uygulanmak suretiyle hesaplanacaktır. Bu durumdaki mükellefler, gelir veya kurumlar vergisinde matrah artırımından yararlanmak üzere başvurmadıkları takdirde KDV bakımından da matrah artırımından faydalanamayacaktır.

Üç aylık vergilendirme dönemine tabi mükelleflerden bir, iki veya üç dönem beyanname verenlerde bunların ortalaması yıla iblağ edilecek ve yılına göre % 3 ila % 1,5 olarak belirlenmiş olan oranlar uygulanarak artırım tutarı hesaplanacaktır. Üç aylık vergilendirme dönemine tabi mükelleflerden hiç beyanname verilmemiş olması halinde, gelir veya kurumlar vergisi artırım tutarlarının % 18’i KDV artırım tutarı olarak kabul edilecektir. Bu durumdaki mükellefler, gelir veya kurumlar vergisinde matrah artırımından yararlanmak üzere başvurmadıkları takdirde KDV bakımından da matrah artırımından faydalanamayacaktır.

İlgili takvim yılının tamamında faaliyet göstermiş olmakla birlikte, sadece birkaç vergilendirme dönemi için madde ile getirilen imkândan yararlanılması söz konusu olmayacaktır. Mükelleflerin ancak, yıl bazında seçimlik hakları bulunmaktadır.

Kanunun yayımlandığı tarihten önce vergi inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarına dayanılarak yapılan ve kesinleşen tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacaktır.

Mükelleflerin sorumlu sıfatıyla verdikleri KDV beyannameleri için matrah artırımı hükümlerinden yararlanmaları söz konusu değildir. Bilindiği üzere katma değer vergisine tabi bazı teslim ve hizmet ifalarında teslimi yapan ve hizmeti ifa edenin KDV mükellefi olmaması ve teslim alan veya hizmetten yararlananın da KDV mükellefi olması halinde bu işleme ait KDV kendisine teslimde bulunulan veya hizmetten yararlanalar tarafından sorumlu sıfatıyla beyan edilip ödenmektedir. Amatör spor kulüpleri ile apartman yönetimi gibi KDV’ye tabi başka faaliyeti bulunmayan kişi ve kurumların formalarına, duvarlarına reklam almaları, apartmanların çatılarına cep telefonu baz istasyonu kurulması işleminden doğan KDV reklamı veren ve baz istasyonunu kuran mükellefler tarafından sorumlu sıfatıyla 2 nolu KDV beyannamesi ile beyan edilmektedir. Bu kapsamdaki KDV beyannameleri matrah artırımından yararlanamayacak, sorumlu sıfatıyla beyan edilen vergiler, katma değer vergisi vergi artırımına ilişkin yıllık toplam tutarın hesabında da dikkate alınmayacaktır.

Artırıma esas alınan dönemlere ilişkin hesaplanan KDV toplamı mükelleflerce vergi dairesine bildirildikten sonra, bu bildirimlerin eksik olduğu ve ödenecek verginin eksik hesaplandığı anlaşıldığı takdirde eksik hesaplanan vergi, Kanunda açıklandığı şekilde tahsil edilecektir.

Katma değer vergisi sisteminin işleyişini bozmamak açısından, beyan edilen katma değer vergisinin indirim veya mahsup konusu yapılamayacağı, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınamayacağı hükme bağlanmaktadır. Ayrıca, artırımda bulunulan yılla ilgili olarak sonraki dönemlere devreden indirilebilir katma değer vergileri ve ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan tecil-terkin, iade ve mahsup işlemleri yönünden inceleme ve tarhiyat yapma hakkı saklı tutulmuştur.

Gelir (stopaj) vergisi mükelleflerinin (Hizmet erbabına ödenen ücretlerden vergi tevkifatı yapmaya mecbur olanların), her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (İhtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan ücret ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların 2006 yılı için % 5, 2007 yılı için % 4, 2008 yılı için % 3 ve 2009 yılı için % 2 oranında hesaplanacak gelir vergisini, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar idareye başvurarak artırımda bulunmayı kabul etmeleri halinde, bu mükellefler nezdinde söz konusu vergiyi ödemeyi kabul ettikleri yıllara ait vergilendirme dönemleri ile ilgili olarak ücret yönünden gelir (stopaj) vergisi incelemesi ve tarhiyat yapılmayacaktır.

Örneğin gelir (stopaj) vergisi mükellefi X Limited Şirketi’nin 2009 yılı Aralık ayı muhtasar beyannamesinde yer alan ücret ödemelerine ilişkin gayrisafi tutar 25.000 TL’dir. Şirket 2009 yılı Aralık vergilendirme dönemi için beyannamesini eksik verdiğini düşündüğünden veya ilerde gelir (stopaj) vergisi incelemesine maruz kalmamak için matrah artırımdan yararlanmak istemektedir. Bu durumda Şirket 2009 yılı Aralık vergilendirme dönemi için (25.000 * 0,02 =) 500 TL ilave gelir (stopaj) vergisi ödeyecektir.

Gelir (stopaj) vergisi artırımı isteminde bulunan mükelleflerden, en az bir dönemde beyanname vermiş olanların bu beyanname veya beyannamelerde yer alan, hiç beyanname vermemiş olanların ise bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce vermiş oldukları aylık prim ve hizmet belgelerinde bildirilen ortalama işçi sayısına göre belirlenen ücret tutarı esas alınarak gelir (stopaj) vergisi matrahının hesaplanması suretiyle bu maddeden yararlanma imkanı getirilmektedir.

Gelir (stopaj) vergisi artırımında bulunmak isteyenlerin, yıl içinde işe başlamaları ya da işi bırakmaları halinde, faaliyette bulunulan vergilendirme dönemleri için yukarıda belirtilen esaslar çerçevesinde artırımda bulunma imkanı sağlanmakta olup, bu hükmün uygulanmasında ay kesirlerinin tam ay olarak dikkate alınması öngörülmektedir.

Öte yandan, bu hükümlere göre artırıma esas ücret tutarı ve ödenen gelir vergisi, gelir veya kurumlar vergisi matrahlarının tespitinde gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmayacak, gelir (stopaj) vergisi artırımından yararlanılarak hesaplanan gelir vergisine de herhangi bir indirim veya istisna uygulanmayacaktır.

Kanunun Matrah ve Vergi Artırımına İlişkin Ortak Düzenlemelerinden Dikkat Çeken Hususlara Aşağıda Yer Verilmiştir.

Mükelleflerin Kanuna göre matrah veya vergi artırımı yaptıkları dönemlere ilişkin olarak kanuni süresinde vermedikleri anlaşılan beyannameler nedeniyle 213 sayılı Kanunun usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarına ilişkin hükümleri uygulanmayacaktır. Dolayısıyla matrah ve vergi artırımı yapılan dönemlere vergi beyannamelerini kanuni süresinde vermedikleri için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 352 nci maddesinde yer alan beyannamelerin kanuni süresinde verilmemesine ilişkin usulsüzlük ve mükerrer 355 inci maddelerinde yer alan elektronik ortamda beyanname vermeye mecbur olanları bu zorunluluğu yerine getirmemesine dair özel usulsüzlük cezaları kesilmeyecektir. Ancak matrah artırımında bulunulmayan dönemler ilişkin kanuni süresinde vermedikleri anlaşılan beyannameler nedeniyle ise ceza kesilebilecektir.

Kanun hükümlerine göre doğru beyan edilmeyen matrah veya vergi artırımı ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılır ve Kanunda açıklandığı şekilde tahsil edilir. Dolayısıyla mükellefler matrah ve vergi artırımına ilişkin beyanları doğru olmasa dahi, vergi dairesi tarafından yapılan kontrollerde eksik tahakkuk eden vergiler ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılacak ve Kanunda açıklandığı gibi tahsil edilecektir.

Gelir ve kurumlar vergisi matrah artırımlarında yıllık beyannamelerinde vergiye esas alınan matrahlarını, Katma Değer Vergisinde her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (İhtirazi kayıtla verilenler dahil) beyannamelerindeki hesaplanan katma değer vergisinin yıllık toplamını ve Gelir (Stopaj) vergisinde her bir vergilendirme dönemine ilişkin olarak verdikleri (İhtirazi kayıtla verilenler dahil) muhtasar beyannamelerinde yer alan ücret ödemelerine ilişkin gayrisafi tutarların yıllık toplamını yanlış gösterseler dahi mükelleflerin bu beyanları üzerinden değil vergi dairesi kayıtları üzerinden gerekli işlem yapılacak ve eksik tahakkuk eden vergiler tahsil edilecektir.

Matrah veya vergi artırımı verilecek beyannameler ile beyan edilecektir. Ancak mükelleflerce verilen yıllık, muhtasar ve katma değer vergisi beyannameleri ve diğer beyannameler için damga vergisi alınmayacaktır.

Başvuru ve ödeme süresine ilişkin Kanunun diğer kısımlarında özel sürelere ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, Kanun hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların; Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ikinci ayın sonuna kadar ilgili idareye başvuruda bulunmaları, ödenecek tutarları defaten veya ilk taksiti Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen üçüncü aydan, başlamak üzere ikişer aylık dönemler halinde azami onsekiz eşit taksitte ödemeleri şarttır. Ödenecek taksitlerin ödeme süresinin son gününün resmi tatile rastlaması halinde süre tatili izleyen ilk iş günü mesai saati sonunda bitecektir. Ayrıca Kanun hükümlerine göre hesaplanan tutarın; ilk taksit ödeme süresi içerisinde defaten ödenmesi halinde, bu tutara bu Kanunun yayımlandığı tarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için herhangi bir faiz uygulanmayacaktır. Öte yandan ödemelerin taksitle yapılması halinde halinde, özel hükümler saklı kalmak şartıyla, borçluların başvuru sırasında altı, dokuz, oniki veya onsekiz eşit taksitte ödeme seçeneklerinden birini tercih etmeleri şarttır. Tercih edilen taksit süresinden daha uzun bir sürede ödeme yapılamayacaktır.

Taksitle yapılacak ödemelerde belirlenen tutar;

1) Altı eşit taksit için (1,05),

2) Dokuz eşit taksit için (1,07),

3) Oniki eşit taksit için (1,10),

4) Onsekiz eşit taksit için (1,15),

katsayısı ile çarpılacak ve bulunan tutar taksit sayısına bölünmek suretiyle ikişer aylık dönemler halinde ödenecek taksit tutarı hesaplanacaktır. Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan borçlulara tercih ettikleri taksit süresine uygun ödeme planı verilecektir. Ancak, tercih edilen süreden daha kısa sürede ödeme yapılması halinde ödenecek tutar ilgili katsayıya göre düzeltilecektir.

Kanun borçlulara borcunu alacağından mahsup etme imkânı da tanımıştır. Buna göre; Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerine ödenmesi gereken amme alacaklarına uygulanmak üzere, Kanun hükümlerinden yararlanmak için başvuruda bulunan ve ödenecek tutarları ilgili vergi mevzuatı gereği iade alacağından kendi borçlarına mahsuben ödemek isteyen borçluların, bu taleplerinin yerine getirilebilmesi için başvuru ve/veya taksit süresi içinde ilgili mevzuatın öngördüğü bilgi ve belgeleri tam ve eksiksiz olarak ibraz etmeleri şarttır. Bu takdirde, ilgili mevzuatın borçlunun mahsup talebine esas aldığı tarih itibarıyla bu Kanuna göre ödenecek tutara mahsup işlemleri yapılır, mahsup talebine konu tutardan daha az tutarda mahsubun yapılması halinde, mahsuben ödeme suretiyle tahsil edilemeyen tutar için borçluya bildirimde bulunularak eksik ödenen bu tutarın bir ay içerisinde ödenmesi istenilecektir. Bu süre içerisinde eksik ödenen tutarın, ödenmesi gerektiği tarihten ödendiği tarihe kadar gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi halinde eksik ödenen tutar için bu Kanun hükümleri ihlal edilmiş sayılmayacaktır.

Mükelleflerin matrah veya vergi artırımında bulunulması, Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmeyecek ve bu incelemelere devam edilecektir. Ancak, artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin, Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde, bu işlemlere devam edilmeyecek ve inceleme ve takdir işlemi bitirilecektir. Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacaktır. İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah veya vergi farkı tespit edilmesi halinde, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce artırımda bulunulmuş olması şartıyla, inceleme ve takdir sonucu bulunan fark, genel olarak Kanunun matrah ve vergi artırımı hükümleri ile birlikte değerlendirilecektir. İnceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir.

Öte yandan matrah artırımında bulunan mükelleflerin yıllık gelir ve kurumlar vergisine mahsuben daha önce tevkif yoluyla ödemiş oldukları vergilerin iadesi ile ilgili taleplerine ilişkin inceleme ve tarhiyat hakkı saklı olacaktır. Ayrıca artırım talebinde bulunulan yılları izleyen dönemlerde yapılacak vergi incelemelerine ilişkin olarak artırım talebinde bulunulan dönemler için, sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden ve artırım talebinde bulunulan dönemler için ihraç kaydıyla teslimlerden veya iade hakkı doğuran işlemlerden doğan terkin ve iade işlemleri ile ilgili inceleme ve tarhiyat hakkı da saklı olacaktır. Sonraki dönemlere devreden katma değer vergisi yönünden yapılan incelemelerde ise artırım talebinde bulunulan dönemler için tarhiyat önerilemeyecektir.

Kanunun matrah ve vergi artırımına ilişkin düzenlemelerinden 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 359 uncu maddesinin (b) fıkrasında belirtilen “defter, kayıt ve belgeleri yok edenler veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen sahte olarak düzenleyenler” yararlanamayacaklardır. Burada belirtilmesi gereken husus bu durumun dava konusu edilmiş ve açılan davanın mükellef lehine sonuçlanmış olması halinde mükellefin Kanun hükümlerinden yararlanılabileceğidir. Ancak süresi içinde dava açılmamış veya açılan dava mükellef aleyhine sonuçlanmış ise ilgili hükümlerden yararlanılması mümkün değildir.

Kanuna göre asıl veya suretleri tamamen veya kısmen sahte olarak düzenlenen belgeleri kullananların, Kanunun matrah veya vergi artırımı hükümlerinden yararlanmasına engel bir husus bulunmamaktadır.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET