Öncekiler Sonrakiler

ÜÇ BAKANDAN BALYOZ AÇIKLAMASI

Balyoz Bakan Yazıcı'nın çantasında Balyoz darbecilerini kurtarma amaçlı teklif hazırlandığına yönelik haberimize, adı geçen bakanlar cevap verdi. Adalet Bakanı Ergin, "Süren davalara müdahale etmemiz söz konusu olamaz" derken, Başbakan Yardımcısı Çiçek ve Milli Savunma Bakanı Gönül ise böyle bir çalışmalarının bulunmadığını dile getirdiler.

19 Şubat 2011 Cumartesi 13:27
Üç bakandan Balyoz açıklaması

Balyoz Darbe Planı davasında tutuklanan 163 sanığı kurtarma planı başkentin gündemini sarstı. Genelkurmay Adli Müşaviri Tümgeneral Hıfzı Çubuklunun değişiklik için temas kurduğu önü sürülen 3 bakan dün art arda açıklama yaparak konuyla ilgili bir çalışmanın olmadığını dile getirdi.

Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, "Haberde yazıldığı şekliyle bir plan söz konusu değil. Öyle bir çalışma da yok. Benim bunca yıllık siyasi tecrübem gereği genel bir prensibim var. Siyasette partimi ilgilendiren konularda parti yönetimi, hükümeti ilgilendiren konularda da hükümetin bilgisi dışında bir adım atmam. Bireysel olarak inisiyatif kullandığım türünden ithamlar da doğru değil. Haberden sonra benim bilgim dışında bir hazırlık var mı diye Adalet ve Savunma bakanlarına sordum onlar da böyle bir plan yok dediler. Balyoz tutuklamaları ve hukuki süreci bizim dışımızda gelişen bir konu" ifadelerini kullandı.

Karar tümüyle yargının Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, “Bakanlık olarak böyle bir teklifimiz olmadı” açıklamasında bulundu. Adalet Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada ise soruşturma ve davaların, bağımsız yargı organlarınca yürütüldüğü belirtilerek tutuklamanın, kuvvetli suç şüphesinin bulunması ve diğer bazı şartların gerçekleşmesi durumunda sadece hakim kararıyla uygulanan bir tedbir olduğuna işaret edildi.

Açıklamada Adalet Bakanlığının soruşturma ve davaların yürütülmesi konusunda hiçbir görev ve yetkisinin bulunmadığı vurgulanırken şöyle denildi:

"Anayasanın 'Mahkemelerinbağımsızlığı' başlıklı 138. maddesinde, 'Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez, genelge gönderemez, tavsiye ve telkinde bulunamaz' şeklinde düzenleme bulunmaktadır.

Yürümekte olan davaya müdahale edilmez

Yine aynı maddede 'Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılmasıyla ilgili soru sorulamayacağı, görüşme yapılamayacağı veya herhangi bir beyanda bulunulamayacağı' vurgulanmaktadır.

Adalet Bakanlığı’nın adı geçen davada sanıkların tutuklanmasına yönelik herhangi bir girişimi olmadığı ve olamayacağı gibi sanıkların kurtarılması amacıyla bir çalışma yapması da söz konusu değildir.’’

SiViL TOPLUM ÖRGÜTLERi TEPKiLi

KANSERLİ HÜCRE TEMİZLENMELİ

Başbakanlık eski Müsteşarı Hasan Celal Güzel: Hiçbir mevzuatta kanunsuz emrin emir olduğu için yapılacağına dair bir husus yoktur. Bu mantık olarak da doğru değildir. Dolayısıyla ülkenin çıkarlarına aykırı olan emre uyulmaz. Dolayısıyla suç ehliyeti vardır. Eğer suçları sabit görülürse bu işte Çetin Doğan kadar astsubay seviyesine kadar uzanan diğer yetkililerin de suçluluğu söz konusu olur. Gayet açıktır dolayısıyla bunu kanunla değiştirmek mümkün değildir.

TSK'nın itibarını kaybetmemesi isteniyorsa yapılacak şey askerin kendi içini temizlemesidir. Ergenekoncu odaklar TSK içinden tasfiye edilmedikçe bu meselenin çözülmesi mümkün değildir. Ergenekon'da bu işin sorumluluğunu Veli Küçük'e yıkarsınız Balyoz'da da Çetin Doğan'a yüklersiniz. Siz de diğerlerini kurtarırsınız. Diğerleri aynı zihniyetle devam edecekse bunların kurtulmasının TSK ve ülkeye ne faydası var. Bunlar hepten buna benzer şeyler yapabilirler. Kanserli hücreleri mutlaka temizlemek lazım.

BU ÖRGÜTE KILIF UYDURULAMAZ

Balyoz davası müdahili Abdurrahman Dilipak: Suçu "günah keçisi" olan bir kişinin üzerine yıkmak eski taktik. Bir suçu birkaç kişi birlikte işlemişse hem herkes tek tek aynı cezayı alıyor hem de örgütlü suça girdiği için cezanın artmasına sebep olmaktadır. İşin içine bir de silah girince silahlı örgüt davasına dönmektedir. Sanırım birileri eski yöntemlerle yol alınamayacağını gördüğü için taktik arayışlara girdi. Milletvekili seçilerek dokunulmazlık zırhına bürünmek bu yollardan biriydi. Bunlar örgütlü suçu bireysel bir davaya dönüştürmeye çalışırken, yeni bir suça imza atabilirler. Ortada on binlerce sayfadan oluşan bir darbe planından söz ediyoruz. Bütün bunların 3-5 kişi tarafından gerçekleştirilmiş olması mümkün değildir. Minareyi çalan kılıfını hazırlayacaktır ama bu çapta bir örgütlenmeye kılıf uydurmak da çok mümkün değil. Ama bu haberin şöyle olumlu bir yanı var, artık oynadıkları oyunun inandırıcılığını kaybettiğine kendilerinin inanmaya başlamış olması.

BİR DAHA HESAP SORULAMAZ

Emniyet İstihbarat eski Daire Başkanı Bülent Orakoğlu: Hükümetin bakanlarının böyle bir şeyi yapacağını düşünmüyorum. Ama yaparlarsa AK Parti darbecilerle mücadelede geri adım atmış olur. Emri veren de yapan da sorumludur. Böyle bir şey çıkarılırsa o zaman millet iradesini askıya almaya çalışan Türkiye'yi bir darbeciler geleneği haline getirmeye çalışan kişilerden hesap sormanız mümkün olamaz. Bu operasyonları yürüten personelin şevkini kırabilir. Yani AK Parti'nin siyasi iradesinin böyle bir kanun çıkarmayacağını düşünüyorum.

KAMU VİCDANI RAHATSIZ OLUR

HAK-İŞ Genel Başkanı Salim Uslu: Genelkurmay Adli Müşavirliği'nin kanunların arkasından dolaşıyor olması Genelkurmay ve hukuku zaafa uğratır. Adli müşavirin bu konudaki girişimi Genelkurmayca engellenmelidir. Kamu vicdanı böyle bir kurtarma planından çok ciddi rahatsızlık duyacaktır. 'Darbe suçtur ve darbe planı yapmış olmak' suça iştirak etmektir. Bunu birkaç kişinin üzerine yükleyerek yapılan kurtarma planı hukuka hile karıştırmaktır. Buna yargının, demokrasiye inananların rıza göstereceğine inanmıyorum. Bu tasarı Meclis'e gelirse vatandaş bunu kesinlikle hoş karşılamaz. Kimse hukuku sündürmemeli. Çürük elmaların ayıklanması orduyu rahatlatır, vatandaşın güvenini artırır.

HALKIN TEPKİSİNİ DÜŞÜNSÜNLER

Memur-Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu: Balyoz darbecilerini kurtaracak bir tasarı Meclis'e gelirse halkın vereceği tepkiyi AK Parti'nin düşünmesi gerekir. Hükümetin iddia edilen Ergenekon Terör Örgütü (ETÖ), PKK, JİTEM ya da KCK gibi illegal örgütlerin karşısında olması lazım. Yargının suçlu bulduğunu hiçbir siyasetçinin aklama yetkisi olamaz. ETÖ sanıklarına izzeti ikramda bulunan, onları koruyan ve kollayan 'ETÖ'ye avukatlık yapıyor, üye olmak istiyor' diye ana muhalefeti eleşti-remez. 27 Nisan muhtırasına karşı duruşu, yargı reformunu, YAŞ kararlarının yargıya açılmasını anlamsız hale getirir. Yapanın yanına kâr kalması demokratik yapıya zarar verir.
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET