Öncekiler Sonrakiler

YEŞİL KART UYGULAMASINDA FELSEFE DEĞİŞİKLİĞİ

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, sosyal güvenlik sisteminde dönüşümün anahtarı olarak tembelliği teşvik eden uygulamalara son veren yeni bir anlayışı gündeme taşıyor. "Yardım etme anlayışı"ndaki köklü değişiklikler, önümüzdeki dönemde çalışma hayatına damga vuracak gibi gözüküyor.

07 Aralık 2010 Salı 09:54
Yeşil kart uygulamasında felsefe değişikliği

Türkiye'de işsizlik sorununun çözümünde ekonomik büyüme içinde insanların iş bulabilecekleri donanıma kavuşturulması için adeta bir seferberlik başlatılıyor.

Özellikle meslek liselerinin 28 Şubat sürecinde kaybettikleri itibarlarının iade edilmesi ile gençlerin karşı karşıya bulunduğu "mesleksizlik" sorunun çözümü hedefleniyor. Bunun için teşvik mekanizması devreye sokuluyor. Dinçer'le bütün bu yeni düzenlemeleri konuştuk.


*Torba Kanun Tasarısı Meclis'te, Türkiye'de istihdamı artırmak, işsizlik sorununu çözmek adına ne gibi yenilikler getiriliyor?

Torba Kanun'da çalışma hayatıyla ilgili bazı teşvikler, esnekleştirmeler, kolaylaştırmalar ve Çalışma Bakanlığı'nın hizmetlerinin etkinliğini artıracak düzenlemeler var. Ancak, daha önemlisi mesleki eğitimle ilgili çok derli toplu bir teşvik mekanizması, uygulaması var. Ülkemizde çok ciddi bir mesleksizlik problemi var. Bir tarafıyla istihdam edilemememe, işsiz kalma sorunu yaşıyorken, öbür tarafıyla sanayide açık pozisyonla karşı karşıya bulunuyoruz.

Sanayinin ve piyasanın ihtiyaçlarına uygun bir mesleki eğitime yön verecek bir mekanizma, bir teşvik oluşturmaya, insanlarımızı, özellikle gençlerimizi de mesleki eğitime daha çok yönlendirmeye çalışıyoruz. Meslek lisesi veya meslek yüksek okulundan mezun olan çocukların istihdam edilmesi halinde işverenlerin ödeyeceği sosyal güvenlik primleri işsizlik fonundan ödenecek.

YARDIMDAN SOSYAL HAKKA

*Yeşil kartla ilgili yeni bir düzenleme getiriliyor, insanların elinden yeşil kartlarını alacak mısınız?

Türk ekonomisindeki gelişmeleri, Sosyal Güvenlik Kurumu ve Sosyal Güvenlik Sistemi'nde yaptığımız reformları göz önünde bulundurduğumuzda ve mesleki eğitimle kullandığımız kaynakların artışını değerlendirdiğimizde yeşil kart sisteminin de gözden geçirilmesine ihtiyaç var. Artık bu tip desteklerin ve yardımların, muhtaç olan kişilere bir yardım şeklinde yapılması yerine, bir hak olarak, bir sosyal güvenlik ve sosyal koruma hakkı olarak yapılması gerektiği kanaatindeyim. Felsefi olarak yardım etme alışkanlıklarından ve düşüncesinden, insanlara belirli hakları tanımak ve o hakları kendilerine tahsis etme felsefesine ve düşüncesine geçiş sağlamak gerekiyor.

ENDİŞE ORTADAN KALKACAK

*Yeşil kart uygulaması bir istismar alanı olmaktan çıkarılabilecek mi?

Çalışma hayatı açısından en önemli istismar yeşil kart sahibi olanların çalışmaya yönelmemeleridir. Yeşil kartın sağladığı hakları kaybetmemek için ya çalışmak istemiyorlar yahut da çalışacaksa kayıt dışı kalmayı tercih ediyor. O açıdan kayıt dışılığın önlenmesi ve tembelliğin teşvik edilmemesi için yeşil kartla ilgili yeni bir uygulama başlatıyoruz. Yeşil kart talep eden kişi veya yeşil kartı olduğu halde onu yıllık olarak vize ettirmeye gelen kişi şayet çalışabilir bir durumda ise İŞKUR'a işsiz olarak kaydedilecek, kendisine 3 kez iş teklif edilecek, bu işlerde çalışmaya başlamazsa yeşil kartı iptal edilecek. Kendisine iş teklif edilen kişi, işi kabul eder ve çalışmaya başlarsa sosyal güvenlik sistemine dâhil olacak, ancak yeşil kartı iptal edilmeyecek, askıya alınacak. İşini kaybederse yeşil kartı otomatik olarak kullanımına tekrar açık hale getirilecek. Böylelikle "yeşil kartımı kaybedeceğim" endişesi üzerlerinden kalkacak. Böylece hem yeşil kartın kayıt dışılığı önleyici özelliğini telafi etmek hem de yeşil kart sahibi olanların çalışmalarını teşvik etmek mümkün olacak.

*Sosyal güvenlik sistemine dâhil olmayanların dâhil edilmesi için bir düzenleme var mı?

Kendi halinde çalışan insanlar önceki dönemlerde sosyal güvenlik sistemine hiç dâhil edilememişler. Biz toplumun bütün kesimlerine ulaşmak, onların hepsini sosyal güvenlik sistemi ile irtibatlandırmak istiyoruz. Mesela, şoförler, sanatçılar, el sanatlarıyla uğraşan kadınlar, evinde sanayiye ürün ve parça üreten çalışanlar, ev kadınları, gündelikçiler, geçici tarım işçileri, sporcular gibi toplumun çok farklı kesimler var.

GELİRLE PRİM ORANSIZLIĞI

*Bunlar neden sisteme dâhil olmamışlar?

Bu alanda sistemin çok etkin, iyi kurgulanmadığını, ayrıca kişilerin gelir seviyeleri ile prim arasında bir oransızlık olduğunu gördük. Diyelim ki bir şoför, geçici tarım işçisi ayda yaklaşık olarak 600 Lira civarında bir gelir elde ediyorsa, bunun neredeyse 220-240 Lira arasındaki miktarını sosyal güvenlik primi olarak yatırmak durumunda, bunu veremiyor.Şimdi 17 gün üzerinden onların sisteme girebilmesi düzenleniyor. Böylece yaklaşık 150-170 Lira civarında prim ödeyerek sisteme girmesi mümkün olabilecek, genel sağlık sigortasına dâhil olacak. Emeklilik için kendisine fırsat sunulmuş olacak. Eskiden 30 günden aşağı olursa sigortalı sayılmıyorlardı, şimdi 17 gün ve üstü olursa sigortalı sayılabilecekler.

TRAFİK KAZASI GEÇİREN HERKESE SAĞLIK HİZMETİ SUNULACAK


*Trafik kazalarıyla ilgili de bir düzenleme var. Buna neden gerek duyuldu?

Normal şartlarda her arabası olan zorunlu sigorta yaptırıyor, belirli oranda sağlık sigortası primi de ödüyor, ancak bu prim uygulaması çok etkin bir şekilde uygulanamıyordu. Bunun maliyetleri kamuya yükleniyordu. Hâlbuki onun karşılığı özel sigorta şirketlerinde var. Şimdi yeni bir uygulama başlatılıyor. Kazaya uğramış herhangi bir vatandaşımız sağlık hizmeti alma durumunda kalırsa kusur ister kendisinde isterse karşı tarafta olsun, biz sağlık hizmetini sunacağız. Türkiye'de kaza için sigorta yapan ve kaza sigortası primi toplayan sigorta şirketleriyle global bütçe üzerinden anlaşma yaparak, yıllık o global bütçeyi onlardan tahsil edeceğiz.

SLİKOZİS HASTALIĞINI ÇALIŞMAYA KARİNE KABUL ETTİK


*Slikozis hastalarına aylık bağlanacak, ancak miktar çok düşük.

Bu bir başlangıç. Aslında slikozis hastalığına yakalanan vatandaşlarımız çalıştıklarını bile ispat edemiyor, edebilmiş olsalardı zaten sigortaya tabi tutup onlara maaş ödenmiş olacaktı. Elimizde onları sigortalı yapacak hiçbir belge ve bilgi yok. Ayrıca prim ödenmemiş. Biz onların hastalıklarını çalışmış olduklarına bir karine olarak kabul ederek bu sistemi uygulamaya koyuyoruz. Mevcut şartlarımızı zorlayarak bunu yapıyoruz. Bir vatandaşımız bana bir email göndermiş, "Sayın Bakanım çok teşekkür ediyoruz. Yıllardır bizim sesimizi kimse duymamıştı. Siz bize sahip çıktınız. Ben çok hastayım. Biraz çabuk olsanız da ölmeden bir maaş alsam " diyor, çok duygulandım, etkilendim. En azından bu "biz sizi unutmadık" demenin bir yoludur, imkânımız neye elveriyorsa onu yapmaya çalışıyoruz.

*Genel sağlık sigortasına geçilmesini tehir eden düzenlemeye neden ihtiyaç duyuldu?

Ekim ayının başına kadar genel sağlık sigortası sistemine dâhil olmayan vatandaşlarımızın işlemlerinin tamamlanması, aksi halde para cezalarına tabi tutulmaları gibi bir durum söz konusuydu. Bunu 2011 yılı sonuna kadar uzatıyoruz.

BUGÜNKÜ MESLEKSİZLİK SORUNU 28 ŞUBAT'IN ÜRÜNÜ

*Torba Kanun Tasarısı'nda stajla ilgili yeni düzenlemeler de var.

Öğrenciler staj yapacak iş yeri bulmakta zorlanıyorlardı. Çünkü, en az 20 kişi ve daha fazla istihdam sağlayan işletmelerde staj yapılması mümkün olabiliyordu, şimdi 5 kişi ve daha fazla eleman çalıştıran iş yerlerinde staj yapmak mümkün olabilecek. Yine staj yapan bütün öğrencilerimizin sağlık hizmeti alabilmelerini sağlayacak bir sistem oluşturuyoruz. Anne ve babasından sağlık hizmeti alamayacak durumda olan çocukların genel sağlık sigortası primlerini biz ödeyeceğiz. Stajyer öğrencilere brüt asgari ücretin üçte ikisi ödeniyordu, onu net asgari ücretin üçte ikisi olarak değiştiriyoruz, biraz daha azaltmış olduk. Böylece maliyetleri de azaltıyoruz.

*Türkiye'de aileler çocuklarını meslek liselerine göndermiyorlar, özellikle katsayı sorunu ile birlikte bu okullar tamamen gözden düşmüştü.

Yaptığımız düzenlemelerle meslek lisesinde veya meslek yüksek okulunda okumak iş bulma konusunda daha kolaylaştırıcı bir rol oynayacak. Katsayıyla ilgili sorun önemli oranda azaldı, ama geçmişte kalan bir vebal var. Türkiye'nin bugünkü mesleksizlik sorununun arkasındaki en önemli sebep maalesef YÖK'ün ve 28 Şubat sürecindeki uygulamaların meslek lisesinin önünü kesmesiyle alakâlı. Sadece imam hatip okulları ile ilgili katsayı meselesini esas alarak, ideolojik bir tavırla meslek liselerinin önü kesildi ve o alanda bir gelişme kaydetmemiz bu kararlar sebebiyle mümkün olamadı.
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET