Öncekiler Sonrakiler

5 GÜN İŞE GELMEYEN 399'A TABİ PERSONELİN GÖREVİNE SON VERİLMESİNİN ANAYASA'YA AYKIRI OLMADIĞINA DAİR

26 Şubat 2011 CUMARTESİ - Resmî GazeteSayı : 27858

26 Şubat 2011 Cumartesi 10:42
5 gün işe gelmeyen 399'a tabi personelin görevine son verilmesinin Anayasa'ya aykırı olmadığına dair

 ANAYASA MAHKEMESİ KARARI

Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:

Esas Sayısı : 2008/24

Karar Sayısı : 2010/115

Karar Günü : 16.12.2010

İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN :
İstanbul 4. İdare Mahkemesi
 
İTİRAZIN KONUSU : 22.1.1990 günlü, 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 5.2.1992 günlü, 3771 sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle değiştirilen 45. maddesinin (a) bendinin Anayasa’nın 10. ve 60. maddelerine aykırılığı savıyla iptaline karar verilmesi istemidir.

I- OLAY

İzinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın altı gün göreve gelmeyen sözleşmeli personelin, iş akdinin feshedilmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle açılan davada, itiraz konusu kuralın Anayasaya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.

II- İTİRAZIN GEREKÇESİ

Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:

“PTT Genel Müdürlüğü bünyesinde, 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilmekte iken 17.03.2005 tarihinde emekli olan davacının emekli olmadan önce 6 gün kesintisiz işe gelmediğinin belirlendiğinden bahisle 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 45.maddesinin (a) bendi uyarınca 07.02.2005 tarihi itibariyle sözleşmesi feshi yoluna gidildiği, buna karşın davacı açısından sabit görünen “İzinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme dönemi içinde kesintili 10 gün göreve gelmemek” fiilinin 657 sayılı Yasadaki karşılığının, 125. maddesinin (D) bendinin (b) alt bendine göre “kademe ilerlemesinin durdurulması cezası” olduğu, buna göre davalı idare bünyesinde davacı ile aynı işi yapmasına karşın 657 sayılı Yasa kapsamında istihdam edilen bir personelin aynı fiili işlemesi durumunda muhatap olacağı cezanın “Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası” olacağı, bunun ise Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmüne 60. maddesinde yer alan “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar” şeklindeki hükümlere aykırı olacağı düşünülmektedir.

Her ne kadar davacının 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Kapsamında sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilmesi nedeniyle 657 sayılı Yasa kapsamında istihdam edilen diğer kamu görevlileriyle aynı konum ve statüde olmadığı, farklı statüde olan kamu görevlilerine farklı hükümler uygulanmasın doğal olduğu, dolayısıyla ortada eşitlik ilkesine aykırı bir durum bulunmadığı düşünülebilir ise de aynı kurumda görevli ve aynı işi yapan iki kamu görevlisinden 657 sayılı yasa kapsamında istihdam edilenin 6 gün kesintisiz ve mazeretsiz işe gelmemiş olması ile 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında sözleşmeli personel statüsünde istihdam edilenin 6 gün kesintisiz ve mazeretsiz işe gelmemiş olmasının kurumun disiplin ve düzenini bozma açısından farklı etkiler doğuracağının kabulüne olanak bulunmamaktadır. Elbette istihdam şekillerinin farklı olmasından dolayı özlük hakları vb. ekonomik konularda farklı hükümlere tabi tutulacaklardır. Ancak disiplin hükümleri bakımından farklı hükümlere tabi tutulmalarının iptali istenilen hüküm dışında bir dayanağı bulunmamaktadır. Bu uygulamanın kabulü halinde Anayasanın 10. maddesinde yer alan; “Devlet organlarının ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları” yönündeki anayasal hükme aykırı hareket edilmiş olacaktır ki bunun da demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nde kabulü mümkün değildir.

Uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi, bu iki grup kamu görevlisine farklı disiplin hükümlerinin uygulanması durumunda bunun 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında olan açısından tek sonucunun “disiplin cezası ile cezalandırılmış olması” olmadığı, sözleşmenin feshi cezasının sonucu olarak sosyal güvenlik hakkının bir parçası olan kıdem tazminatı vb. sosyal haklardan da mahrumiyeti sonucunun doğacağı, oysa aynı disiplinsizlik eylemini ika eden 657 sayılı Yasa kapsamındaki personelin muhatap olacağı yaptırımın “kademe ilerlemesinin durdurulması cezası” olduğu, bu cezanın ise davacınınkinden farklı olarak sosyal güvenlik hakkına bir etkisi bulunmadığı gibi, kurumla ilişiğinin kesilmesini dahi gerektirmeyen bir ceza olduğu açıktır.

Bütün bunlar bir arada değerlendirildiğinde; 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 45.maddesinin (a) bendinde yer alan ve sözleşmenin feshi cezasını gerektiren haller arasında sayılan “İzinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme dönemi içinde kesintili 10 gün göreve gelmemek” şeklindeki ibarenin, Anayasa’nın 10 maddesinde yer alan “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir… Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar.” hükmüne ve 60 maddesine yer alan “Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar”, şeklindeki hükümlerine aykırı olduğundan iptali için Anayasanın 152.maddesi gereğince itirazen ANAYASA MAHKEMESİNE BAŞVURULMASINA, tarafların “anayasaya aykırılık sorunuyla” ilgili olarak iddia ve savunmaları da alındığından dosyadaki belgelerin onaylanmış örneklerinin Anayasa Mahkemesi Başkanlığına gönderilmesine, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davanın bekletilmesine, 18.01.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

III- YASA METİNLERİ

A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı

399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 sayılı Kanun hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin itiraz konusu bendi de içeren 5.2.1992 günlü, 3771 sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle değiştirilen 45. maddesi şöyledir:

“Madde 45 - (Değişik: 05.02.1992 - 3771/8 md.)

Teşebbüs veya bağlı ortaklıklarda çalışan sözleşmeli personelin sözleşmesi aşağıdaki hallerde feshedilir:

a) İzinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme dönemi içinde kesintili 10 gün göreve gelmemek,

b) İşe alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının anlaşılması veya bu şartlardan birinin sonradan kaybedilmesi,

c) Görev veya görev yerinin değişmesi halinde belirlenen süre içinde mücbir bir sebep olmaksızın yeni görevine başlamamak,

d) Bu Kanun Hükmünde Kararname ile sözleşme hükümlerine aykırı davranışlarda bulunmak,

e) Sicil ve başarı değerlendirmeleri birbirini izleyen iki sözleşme döneminde (D) düzeyinde olmak,

İstek, yaş haddi, malullük veya sicil sebeplerinden biri ile emekliye ayrılma hallerinde sözleşme sona erer.”

B- Dayanılan Anayasa Kuralları

Başvuru kararında Anayasa’nın 10. ve 60. maddelerine dayanılmıştır.

IV- İLK İNCELEME

Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi uyarınca Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Sacit ADALI, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, A. Necmi ÖZLER, Serdar ÖZGÜLDÜR, Şevket APALAK, Serruh KALELİ ve Zehra Ayla PERKTAŞ’ın katılımlarıyla yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE, 8.4.2008 günü karar verilmiştir.

V- ESASIN İNCELENMESİ

Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Başvuru kararında; 399 sayılı KHK’nin 45. maddesinde izinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın kesintisiz 5 gün veya bir sözleşme döneminde kesintili 10 gün göreve gelmemenin cezası olarak sözleşmenin feshi cezası öngörülmesine rağmen, 657 sayılı Yasa’nın 125. maddesinin (D) bendinin (b) alt bendinde aynı fiilin cezası olarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının öngörüldüğü, dolayısıyla 399 sayılı KHK ile 657 sayılı Yasa’ya göre daha ağır bir disiplin cezası getirildiği, oysa kurumun disiplin ve düzenini bozma açısından aynı kurumda 5 gün işe gelmemenin, memur ve sözleşmeli personel açısından farklı etkiler doğuracağının kabulüne olanak bulunmadığı, bu durumda cezaya maruz kalan şahsın kıdem tazminatı gibi bazı sosyal haklarından da mahrum kalabildiği belirtilerek itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 10. ve 60. maddelerine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.

İtiraz konusu kuralda teşebbüs veya bağlı ortaklıklarda çalışan sözleşmeli personelin izinsiz veya kabul edilebilir bir mazereti olmaksızın kesintisiz beş gün veya bir sözleşme dönemi içinde kesintili on gün göreve gelmemesi sözleşmenin feshi nedeni kabul edilmiştir.

Anayasa’nın 10. maddesinin birinci fıkrasında herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu belirtilmiştir. Bu maddede yer verilen eşitlik ilkesi ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmektedir. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalarca aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak ve kişilere yasalar karşısında ayırım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Durum ve konumlardaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları gerekli kılabilir. Farklı hukuksal durumda bulunanlar arasında eşitlikten söz edilemez. Aynı hukuksal durumlar aynı, farklı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’nın öngördüğü eşitlik ilkesi çiğnenmiş olmaz.

Kamu personelinin üstlendikleri görevlerin niteliği ve hukuksal durumlarına göre disiplin suç ve cezaları bakımından farklı usul ve yaptırımlar öngörülmesi yasa koyucunun takdirindedir. Bu bağlamda meslekten çıkarma yaptırımları da farklı statüde çalışan personel için değişiklik gösterebilir.

233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye tabi kurumlarda çalışan personelin hizmete alınmaları, görev ve yetkileri, nitelikleri, atanma, ilerleme, yükselme, hak ve yükümlülükleri, ücretleri, sicilleri, iş akitlerinin feshedilmesi, disiplin soruşturması usulü ve görevden uzaklaştırılmaları gibi hususlar 399 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede düzenlenmiştir.

KİT’lerde çalışan sözleşmeli personel, 399 sayılı KHK ve “399 sayılı Kanun Hükmünde Kararname Hükümlerine Göre Yapılacak Sözleşmelerde Yer Alacak Hususların Tespiti Hakkında Yönetmelik” hükümlerinde yer alan esas ve kurallara bağlı olarak imzalanan idari hizmet sözleşmesi ile kamu görevlisi olarak, istihdam edilmektedir.

399 sayılı KHK kapsamındaki personelin, 657 sayılı Yasa kapsamındaki personel ile aynı hukuksal durumda bulunmadığı; bunların göreve başlama, mali ve sosyal haklar ile yükümlülüklerindeki farklılıklar gözetildiğinde disiplin yaptırımı olarak sözleşmenin feshi yoluyla işine son verilmesinin de 657 sayılı Yasadan farklı şekilde düzenlenmesinin eşitlik ilkesine aykırı bir yönü bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 10. maddesine aykırı değildir. İptal isteminin reddi gerekir.

İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 60. maddesiyle ilgisi görülmemiştir.

VI- SONUÇ

1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoyları ve OYÇOKLUĞUYLA,

2- 22.1.1990 günlü, 399 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Personel Rejiminin Düzenlenmesi ve 233 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Bazı Maddelerinin Yürürlükten Kaldırılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin 5.2.1992 günlü, 3771 sayılı Yasa’nın 8. maddesiyle yeniden düzenlenen 45. maddesinin (a) bendinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,

16.12.2010 gününde karar verildi.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET