Öncekiler Sonrakiler

AHİM'DE TÜRKİYE ALEYHİNE ARTAN KARARLAR TÜRKİYEYİ ÇÖZÜME ZORLUYOR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde son yıllarda Türkiye aleyhine çıkan kararlardaki artış sonrası Dışişleri ve Adalet Bakanlığı arasında bir protokolle çalışılması öngörüldü. Bakan Davutoğlu ile Ergin arasında imzalanan Protokol dosya sayısının azaltılması ve Türkiyeyi haksız tazmin ve yanlış imajın düzeltilmesi amaçlandı.

18 Kasım 2011 Cuma 17:05
AHİM'de Türkiye Aleyhine Artan Kararlar Türkiyeyi Çözüme Zorluyor

Dışişleri Bakanı Davutoğlu tören sırasında yaptığı açıklamda;
 "Neden en fazla müracaatlar ülkemizden gidiyor. 19.000 dosya ki bu sene 7000’i aşkın dosya, 5000 dosya geçen sene, sürekli artan dosyayı bir şekilde engellememiz lazım. Yeni bir strateji belirlememiz lazım. Ve bu stratejinin defansif, savunmacı, gelen davalara tam saha savunma yapan bir anlayışı yeniden bu davaların sayısının azaltılmasını temin edecek ve temel olarak bizim sistemimizden de kaynaklanan var olan aksaklıklar varsa, bunu da giderecek tabir-i caizse tıptaki koruyucu hekimlik gibi bir mekanizma geliştirelim. Genellikle bu davaların hepsi bir hastalık işareti, bunu açıkça söylüyorum. Ve bizim hukuk sistemimizin ve siyasetimizin de insan hakları konusunda tavizsiz bir uygulamaya girmesi lazım. Konu insan haklarıysa, akan suyun durması lazım. Ama maalesef bu konuda değişik sebeplerle dediğim gibi Türkiye’nin tamamlaması gereken eksiklikler vardı. Şimdi Adalet Bakanlığımızla yaptığımız çalışmalarda Bakanlar Komitesi Dönem Başkanlığından başlayan ve iki bakanlık arasında örnek bir işbirliği vardır. Adalet Bakanlığı yetkililerimize, başta Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum. Çok yoğun ve birlikte çalışma kültürü çok gelişmiş iki bakanlık. 
Geldiğimiz nokta şu: Bundan sonra dosyaları filtreden geçireceğiz ve tabiri caizse bunları üç kategoriye ayırıyoruz. 
Birisi; Türkiye’nin siyasal anlamda da dış politika tercihleri ve dış politikasıyla doğrudan ilgili dosyalar, yani birçok işte Kıbrıs’taki sorunlar, Kıbrıs sorunlarıyla ilgili dosyalar, doğrudan dış siyasetle ilgili dosyalar, bunları Dışişleri Bakanlığı yürütecek. Tabi gerektiğinde Adalet Bakanlığıyla istişarelerde bulunacak, ama Dışişleri Bakanlığı yürütmeye devam edecek. 
İkincisi; iç hukuk mevzuatından kaynaklanan teknik dosyalar diyebileceğimiz dosyalar siyasal olmaktan daha çok. Kişisel hakları şu veya bu şekilde mağdur edilmiş olan vatandaşlarımızın başvurularıyla ortaya çıkan ve 19 bin dosyanın kahir ekseriyetini barındıran dosyalar. Bunlar tamamıyla savunması ve hazırlığı tamamıyla Adalet Bakanlığımızca yürütülecek. İhtiyaç söz konusu olduğunda yine Dışişleri Bakanlığımız da devreye girecek. Savunmalar ve bu çerçevede Adalet Bakanlığımız içinde yeni bir yapılanmaya gidildi. 
Üçüncüsü de; Hükümet olarak çok önem verdiğimiz, değer bağımlı dosyalar diyebileceğimiz dosyalar. Yani, ifade özgürlüğü gibi, fikir özgürlüğü gibi dosyalar ki, biz burada özellikle bu dosyalarla ilgili olarak da savunma yapmama dahil eğer bizden kaynaklanan bir aksaklık varsa, mevzuatla ilgili değişiklikler de yapmak dahil ön alıcı tedbirler almamız lazım. Bu konudaki dosyaları da ayıracağız, bunlar herhangi bir yargı gecikmesinden kaynaklanan dosyalar kategorisine indirgenemez. Bu dosyalarla ilgili daha ilkesel bir tutum takınacağız ve sistemimizdeki eksiklikleri gidereceğiz. Bir mahkememiz fikir özgürlüğünü ihlal eden bir tutum almışsa, bir yargı süreci oluşmuşsa, mutlaka o şeyi savunmak gibi bir zorunluluk da hissetmeksizin bütün alternatifleri gözeterek –dostane çözüm ve diğer alternatifleri- mağduriyetleri gidermeye çalışacağız."
İki bakanlık arasında kurulan koordinasyon ileriki aşamada başarılı olup olamayacağını birlikte göreceğiz. Ama yapısal çözümler üzerinde durulması ümitleri arttırmaktadır.
kamudanhaberler.com

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET