Öncekiler Sonrakiler

DİPLOMASİDE MAHREMİYETİN SONU

İsmail Küçükkaya'nın kaleme adığı "Diplomaside mahremiyetin sonu" başlıklı yazıda ipuçlarını verdiği belge güvenliği Türkiye'de kamu bürokrasisinde de bundan sonra dikkate alınması ve yürütülen projelerde göz önünde bulunması bekleniyor.

30 Kasım 2010 Salı 10:04

Diplomaside mahremiyetin sonu

 

Dışişleri Bakanı Davutoğlu ve diplomatlar, olayın patlak verdiği dakikaları, skandalın kalbinde, Washington'da yaşadılar. Davutoğlu'nun inanılmaz tarihi olayla ilgili ilk tepkisi 'Washington'da nasıl kulisler dönerse dönsün, ilişkiler aynen devam edecek' oldu. Davutoğlu diplomatlara 'Hata yapmaktan korkmayın aktif olun' çağrısı yaptı


Süper güç ABD, dünyaya rezil oldu.   Bir devletin başına gelebilecek en büyük rezaletlerden birisi...

Küresel siyaset yapabilmenin, uluslararası müzakereler yürütebilmenin dramatik bir açmazı, bir skandal.

Yazının başlığını, 'Olayı en iyi AKŞAM'ın (Diplomasinin 11 Eylül'ü) başlığı anlatıyor' diyen Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Feridun Sinirlioğlu'ndan aldım, 'Diplomaside mahremiyetin sonu.'

Bakan Davutoğlu'nun 'Ben de öyle düşünüyorum' dediği gibi, skandal bütün dünyada '9-11 etkisi' yapıyor.

Bizim hariciye ekibi, 'diplomaside WikiLeaks'den önce ve sonra diye iki ayrı dönem' sözleriyle, olaya milat gözüyle bakıyor.

Bütün dış ilişkiler tarihinin en sarsıcı bilgi sızması olayının merkez üssündeyim, olayın patlak verdiği dakikada ve Dışişleri Bakanı Davutoğlu'yla, diplomatlarla birlikte. İnanılmaz tarihi olayların içinde.

CLINTON GÖRÜŞMESİNE SAATLER KALA
Washington'dayız. Bakan Davutoğlu günlük temaslarını tamamlamıştı. Skandalın merkez üssünde, ABD Dışişleri Bakanı Clinton'la görüşmeye saatler kalmıştı. WikiLeaks belgeleri Türkiye saatiyle 22.00'de sızdı, az sonra biz ABD'de Türk Büyükelçiliği rezidansındayız. Büyükelçi Namık Tan, Bakan Davutoğlu onuruna akşam yemeği verecek. Müsteşar Sinirlioğlu ve hariciye kurmayları da burada. Üstelik Dış İlişkilerden Sorumlu AKP Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik de... Bütün tepkileri birinci ağızlardan, yerinde ve eşzamanlı izledik.

Rezidanstaki havayı biraz öncesiyle birlikte aktararak, bu büyük sarsıntının 'bize, Türkiye'ye' nasıl yansıdığını adım adım anlatayım.

ABD'Lİ MÜSTEŞARDAN GELEN TELEFON
Dışişleri heyetleri Davutoğlu'nun kritik Washington ziyaretine hazırlanıyordu. Geçen hafta Müsteşar Sinirlioğlu'na ABD'li müsteşardan telefon gelir. 'İki bakanın (Clinton-Davutoğlu) görüşeceği gün WikiLeaks sızması açıklanacak. Maalesef gündem, bütün dünyada bu olacak.'
Her şey göz göre göre geliyorum diyordu anlayacağınız. Yine de süper güç, olacakları engelleyemedi.


ATA UÇAĞINDAKİ HAVA
Bakan Davutoğlu'yla ABD'ye uçarken bunu sormuştum, 'Ne bekliyorsunuz, El Kaide'ye yardım iddiaları nedir?' diyerek...
'Söz konusu bile değil' yanıtını vermişti Bakan.
Genel olarak WikiLeaks olayını değerlendirdi, haklı olarak yazmayın ricasında bulundu. Biraz şaşkın, biraz tepkiliydi. NTV'nin bir haberiyle ilgili soruşturma açtırdığını ve AB yetkililerine 'Siz de kendi içinizde soruşturun, kim sızdırdı bulunsun' dediğini anlattı. Bilgi sızmasının dehşetengiz etkisinden bahsetti.


REZİDANSTA NELER KONUŞULDU?
Tek belge sızdıran bir diplomatın kariyerini bitirdiklerini de büyükelçilik rezidansında açıkladı. Eşi Sare Hanım da heyecanlandı, 'Kim' diye sordu, 'Söyler miyim hiç' yanıtını verdi.

Bu defa WikiLeaks belgeleri üzerinden konuştuk, yavaş yavaş belgelerin içeriği belli oluyordu. Bakan bize analizler yaptı. Edelman başta 'o yorumların sahiplerini' anlattı.

WIKILEAKS RAKAMLARI NE DİYOR?
Off the record'lar bir yana, konu hassas. Davutoğlu'nun ilk resmi yorumunu aktarayım. Müsteşar anında Ankara ve Washington'da iki ekip oluşturdu, bilgi ve belgeler üzerinde çalışıldı, dış basın tarandı, Bakan'a sunuldu. Davutoğlu'na belge sayıları grafiği verildi. Orada 252 bin belgenin içinde Washington'ın 8 bin, Ankara'nın 7 bin 916 belgeyle ilk iki sırayı aldığı görünüyordu. Bakan, 'Bu bile Türkiye'nin önemini gösteriyor, ne kadar takip edildiğini' dedi.

'Şimdi akademisyen olmak varmış' diye iç geçirdi. Araştırma için ne çok malzeme var...

Bir de espri patlattı:
'Gazetecilerle konuşurken nasıl off the record diyoruz, ABD'lilere de söylemek lazımmış.'
Sonra 'Tabii şaka' dedi, 'Onların adına çok üzüldük' diye ekledi.

'WASHINGTON'DA NE KULİS DÖNERSE DÖNSÜN...'
Yemek masasındayız. Bakan, Müsteşar ve Büyükelçi Tan duruma hakim. Belli ölçüde rahatlama görünüyor. İlk andaki hava, 'Kapalı kapılar ardında ne konuştuysa, mikrofonlara da aynısı anlatıldı' sözleriyle kendini belli ediyor. Özellikle müsteşar biraz keyifliydi bile. Hariciyeciler açısından hiç sorun gözükmüyor.

Sonra yemeğe geçildi. Tan, kısa bir konuşma yaptı, yemekler güzel, programlar da hiç sarkmadı, iyi hazırlanmışlar. Bakan, 'Birkaç cümle ben söyleyeyim' diyerek söz aldı.

Önce WikiLeaks esprisi yaptı, 'Ziyaretimiz tarihi önemde' diyerek tebessüm etti. Sonra 'Böyle olmasını istemezdik' dedi. 'Türk-ABD ilişkileri her zaman önemlidir, krizler de olur, çözülür. Washington'da nasıl kulisler dönerse dönsün bizim için bu hep böyledir, ilişkiler aynen devam edecek' diyerek WikiLeaks skandalıyla ilgili net yaklaşımını ortaya koymuş oldu. Sonra ekledi: 'Diplomat arkadaşlarım hata yapmaktan korkmasın, pasif değil aktif olsunlar, biz daha fazla görünür olacağız.'


KRİPTOLARI KARŞILAŞTIRACAĞIZ
Bakan, kabak tatlısını yedikten hemen sonra ayrıldı, kahvesini bile içmedi, 3-4 saatlik uykudan sonra Clinton'la randevusu vardı. Bütün dünyanın gözünü çevirdiği Hillary Clinton, skandalın göbeğinde ilk kez kameraların önüne Türk Dışişleri Bakanı'yla çıkacaktı.

Biz tarihi binada Ömer Çelik, Müsteşar Sinirlioğlu ve Büyükelçi Tan'la birlikte kahve eşliğinde WikiLeaks sohbetine daldık. Haber boyutu taşıyan şu gelişmeyi duyurayım. Müsteşar, ABD kriptolarının ciddi bölümleriyle ilgili Türk kriptolarını çıkarttırıp karşılaştırma yaptıracak. Bakan'a sunulacak.
Müsteşar'a 'Bizde bu iş nasıl oluyor' diye sordum. Şöyle anlattı: 'İkili şifreleme var. Bilgisayarla yazılıyor mesaj, o şifreliyor. Merkeze sanal yolla gönderiliyor. O bilgisayar özel anahtarla şifreyi çözüyor. Biz çıktı alıp, eski usulle arşivliyoruz. Bir süre önce ben de düşündüm tamamen dijital saklamayı, vazgeçtim. İyi ki vazgeçmişim.'

İsmail Küçükkaya/ Washington

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET