Öncekiler Sonrakiler

POLİSE ASKERLİK EŞİTLİK Mİ ? HAKSIZLIK MI ?

Polisin askerlikten muaf tutulması meselesi uzun yıllardan beri gündemde

04 Aralık 2010 Cumartesi 13:28
Polise Askerlik Eşitlik mi ? Haksızlık mı ?


Polis Koleji'nden ya da liseden sonra girdiği Polis Akademisi'nden mezun olan genç komiser yardımcısı emniyet mensupları, uzun yıllar süren bir kariyer mesleği olan iç güvenlik hizmetlerini üstlenmek için Emniyet teşkilâtında göreve başlamaktadırlar.

Bu süreçte görevlerine devam ederlerken kısa veya uzun dönem olarak askerliklerini yapmak üzere mesleklerinden aylıksız izinli olarak askerliklerini îfâ ettikten sonra, mesleklerine yeniden intisap edip kariyerlerine devam etmektedirler.

1) Bilindiği gibi polislik hizmetleri bir güvenlik hizmeti olup; bu açıdan kentlerde polis, kırsalda genel kolluk olarak hizmet îfâ eden jandarmayla aynı görevi yerine getirmektedir. Bu noktadan bakıldığında; jandarmanın Harp Okulu'ndan mezun olmuş ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ne intisap etmiş bir subayının, (subaylık devresinde bir askerlik süresi kadar er veya asteğmen olarak askerlik yapmadan) sürekli subay olarak görevde kalmasına karşılık, polisin kendi kariyerini bırakarak fiilî asker sınıfında er veya asteğmen rütbesinde askerlik yapması Anayasa'nın eşitlik ilkesiyle çelişmektedir. Çünkü Anayasa'nın 10. maddesinde yer alan eşitlik, hiçbir sınıfa ve zümreye imtiyaz tanınmamasını gerektirmektedir. Anayasa Mahkemesi'nin müstekâr kararlarında eşitliğin, benzer durum veya olaylara aynı kuralların uygulanması anlamına geleceği belirtilmektedir. 1111 sayılı kanunun 1. maddesine göre de, "Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmaya mecburdur."

2) Buna, subay ve astsubayların kendi içinde zaten askerlik yapmış sayıldığı gerekçesiyle karşı çıkılmak istense de; bu karşı çıkış, eşitlik ilkesini ihlâl iddiamızı çürütemez.

Kaldı ki, burada güvenlik hizmetlerinin bütün olduğu gerçeğinden hareket edersek; şerefli Türk polisinin, her türlü trafik, terör, kaçakçılık, organize suç ve asayiş olaylarına karşı yürüttüğü iç savunma ve güvenlik hizmetlerinin, tüm güvenlik hizmetlerinin iç güvenliğe hitap eden mütemmim cüz'ü (tamamlayan parçası) olduğunun altı çizilmelidir. Tüm güvenlik hizmetinin diğer bir mütemmim cüz'ü (tamamlayan parçası) olan dışa dönük güvenlik hizmetlerini de şerefli Türk Silahlı Kuvvetleri yerine getirmektedir. İşte polisin asker gibi, güvenlik hizmetlerini yerine getirmiş olması da, polisi askerlikten muaf tutması gereken, hakkaniyetle mücehhez ayrı bir haklı sebep olsa gerektir.

3) Polisin askerlik hizmeti süresince görevinden ayrılması kamu hizmetinde verimliliği azaltır. Polis hizmetleri belli kurallarla işleyen rutin hizmetler değildir. Polis ve jandarmanın, iç güvenlik hizmetlerini yerine getirmeleri sırasında suçla ne zaman karşılaşacakları konusunda devamlı aynı şekilde işleyen belli bir kural yoktur. Dolayısıyla bu, kolluk görevlilerinin gerek suçları önleyebilmeleri gerekse meydana gelmiş suçu, derhâl önüne geçip şüphelisi ve delilleriyle aydınlatabilmeleri için dedektiflik maharetini öne çıkarmak zorundadırlar. Dedektiflik bilgi ve tecrübeyle, yıllarca meslekte piştikçe geliştirilen maharettir. Bu noktadan bakıldığında, polisin, görevinde tecrübesini de artırmaya çalıştığı mesleğinden bir süre ayrılması, daha iyi bir kamu hizmeti sağlayıcı değil, muhtemelen verimi engelleyici olacaktır. Bunu, geniş perspektifte Anayasa'daki sosyal hukuk devleti ilkesiyle bağdaştırmak da zor olsa gerektir.

4) Kanunî hükümlere göre yükümlülük şartları doğanlar askere alınmaktadırlar. Askere giden polisler ya da diğer kamu görevlileri 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 108. maddesi hükmünce "aylıksız izinli" sayılmaktadırlar. Bu durumda askere gidecek kamu görevlisi veya özelde polis, örneğin, belki de evinin kirasını ödeyemeyecek duruma düşmekte, evliyse eşini ve çocuklarını nereye bırakacağının, onların neyle geçineceklerinin sıkıntısına düşmektedir. Doğrusu, bu meselenin çözülmemesi, Anayasa'nın, devletin sosyal hukuk devleti olduğunu belirttiği 2. maddesi ve insana maddî ve manevî bütünlüğünü sağlaması ve geliştirmesi imkânı verdiği 5. maddesine aykırıdır.

5) Anayasa'mızın 72. maddesine göre, "Vatan hizmeti, her Türk'ün hakkı ve ödevidir. Bu hizmetin Silahlı Kuvvetler'de veya kamu kesiminde ne şekilde yerine getirileceği veya getirilmiş sayılacağı kanunla düzenlenir." Bu hükümden de görülmektedir ki, vatan hizmetinin tek îfâ biçimi askerlik değildir. Devlet hayatıyla ilgili olup da kanunla öngörülecek olan her hizmet vatan hizmeti kabûl edilebilir. Yâni kanun koyucu kamu yararına uygun olmak ve vatan hizmetini yerine getirmek sebebiyle, neyin vatan hizmeti olduğuna karar verebilecektir. İşte bu şartlar altında kanun koyucu, kanunla, diyelim ki Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizde okuma, yazma ya da eğitimin yoğun bir biçimde yürütülmesi hizmetlerini duruma göre "vatan hizmeti" kabûl edebilir. Dolayısıyla, çeşitli hizmetler "vatan hizmeti" addolunabilirler...

6) Yukarıdaki bilgilere göre çıkarılacak kanun hükmünde; askerlikten muaf tutulacak olan polislerin ya da muafiyeti öngörülecek diğer kamu görevlilerinin "vatan hizmetini görevinde yerine getirmiş addolunacakları" belirtilmelidir. Aksi hâl Anayasa'ya aykırılık taşıyabilecektir.

Kanaatimizce polis için bu anlamda Anayasa'ya uygun bir hüküm kabaca;

"Emniyet hizmetleri sınıfına intisap ettiği tarihte vatan hizmetini henüz asker olarak yapmamış olanlar, herhangi bir tür askerlik hizmetinden muaftırlar. Emniyet hizmetleri sınıfına intisap ettiği tarihte vatan hizmetini henüz askerlik şeklinde yapmamış olanların kendi yürütmekte oldukları güvenlik hizmetlerine ilişkin görevleri vatan hizmeti addolunur." şeklinde 1111 sayılı Askerlik Kanunu'na ya da 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na eklenebilir. Eğer muafiyet için en az belli bir süre diyelim ki örneğin 10 yıl görev yapma şartı aranacaksa, hükme, "Şu kadar ki, Emniyet Hizmetleri sınıfından en az 10 yıl görev yapmadan ayrılanlar bu hükümden yararlanamazlar ve ayrıldıkları tarihten itibaren 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun hükümlerine tâbi olurlar." gibi bir cümle de eklenebilir.

Ayrıca hükmün devamına, "Bu hüküm, 1111 sayılı Askerlik Kanunu'nun 1. maddesinin istisnasını teşkil eder" gibi bir ifade eklenmesi de ihmal edilmemelidir. Çünkü 1111 sayılı kanunun yukarıda da temas edilen 1. maddesi, "Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmaya mecburdur." demektedir.

POLİS DE GÜVENLİK HİZMETİ YAPTIĞI İÇİN, AYRICA ASKERLİK YAPMASI HAKKANİYETE AYKIRIDIR

Bu kısa anlatımlardan anlaşılacağı üzere;

Polisin askerlikten muaf tutulmayışı, kırsalda aynı görevi yapan jandarmanın ayrıca askerlik yapmaması karşısında Anayasa'ya eşitlik açısından aykırı görünmektedir.

Güvenlik hizmetleri bir bütün olup, polisin de güvenlik hizmetlerinin tamamlayıcı parçasını ifa etmesi sebebiyle, ayrıca askerlik yapması kanaatimizce adil ve hakkaniyetle mücehhez devlet anlayışına aykırıdır.

Polislerin askerlik hizmetlerinden muaf tutulabilmeleri bir kanun hükmüyle olabilir. Bu kanunda polisin askerlikten muaf olduğu ve kendi görevinin vatan hizmeti addolunduğu özellikle belirtilmelidir.

Diğer bir kısım hizmetlerin de kamu yararı amacıyla çelişmedikten sonra aynı usûlle vatan hizmeti sayılmasında bir engel yoktur.

Bu yazdıklarımızdan, askerliğe karşı olduğumuz sonucu çıkarılmamalıdır. Yapmak istediğimiz, polisin askerlik yapmasının Anayasa'ya aykırı olduğunu "yazılı düşünmek"tir.
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET