Öncekiler Sonrakiler

ORTA GELİR TUZAĞI VE KPSS SONRASI ÖĞRETMEN ALIMI

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, bazı reformlar zamanında yapılmaz, gerekli adımlar atılmazsa Türkiye'nin hedeflediği kişi başı 20-25 bin dolar milli gelir düzeyine ulaşamayabileceğini, reform yapılacak alanların başında da eğitim geldiğini söyledi. Babacan KPSS sonrası öğretmen alımlarına da değindi.

28 Temmuz 2012 Cumartesi 04:40

 

 
Babacan, Ankara Ticaret Odası Kongre Merkezi'nde düzenlenen Müstakil Sanayici ve iş Adamları Derneği'nin (MÜSİAD) Geleneksel İftarında yaptığı konuşmada, Türkiye ve dünya ekonomisine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'nin 2002 yılında uluslararası arenada konumunun yardım alan ülkeler içinde olduğunu belirten Babacan, 2004'ten itibaren yardım alan değil, yardım eden ülkeler listesine girmeye başladığını ifade etti. Geçen yıl Türkiye'nin sadece devlet olarak dış yardımlarının 1 milyar 300 milyon dolara ulaştığını belirten Babacan, Türkiye'nin 2011 yılı içerisinde dış yardımlarını en hızlı artıran ülkelerin başında geldiğini söyledi. Yüzden fazla ülkede Türkiye'nin kalkınma projeleri geliştirdiğine dikkati çeken Babacan, "Türkiye sadece kendi içinde kalkınmakla kalmadı, tecrübelerini, birikimlerini pek çok ülkeyle de paylaştı. Bugün Tunus'ta, Fas'ta, Mısır'da siyasi dönüşümün yaşandığı ülkelerde onların ekonomik dönüşümüne katkı vermek üzere programlar başlatmış durumdayız. Sadece Tunus'a sağladığımız katkı, hibe, kredi toplamı 500 milyon dolar düzeyinde. Eskiden kendisi kaynak bulmakta güçlük çeken bir ülke olan Türkiye, şimdi çok şükür başka ülkelerin kalkınmasına destek veren statü kazanmış durumda" diye konuştu.

Babacan, devletin borç stoku açısından, bütçe açığı açısından sağlam bir tablo ortaya koymasıyla sağlanan güven ortamının hem finans sisteminin rahat çalışmasını sağladığını hem de kredi kanallarının açık kaldığını belirtti. Bunun sonucu olarak da özel sektörün yatırımlarının arttığını ve o günden bugüne 3 milyon 900 bin ilave istihdam sağlandığını anlatan Babacan, bu rakamın Dünya Çalışma Örgütü (ILO) üyesi ülkeler arasında en yüksek rakamlardan biri olduğunu söyledi. Türkiye'de bu dönemde gelir dağılımının da düzeldiğine dikkati çeken Başbakan Yardımcısı, Türkiye'de artık 2 doların altında günlük geliri olan vatandaş kalmadığını, 4 doların altında günlük geliri olan vatandaş oranının ise 2002'de yüzde 30 iken bugün yüzde 3,6'ya gerilediğini belirtti. Dar ve sabit gelirli kesime bakıldığında da 2002'den bu yana reel anlamda satın alma gücünde ciddi artışların görüldüğünü belirten Babacan, "Çok şükür Türkiye için bugüne kadar sonuçlar iyi, ancak bundan sonrasına da çok dikkat etmemiz gerekiyor. Hele hele uluslararası konjonktürün riskli olduğu bu dönemde" dedi. -"Orta gelir tuzağı' Türkiye için önemli bir risktir.

Orta gelir tuzağI Türkiye için önemli bir risk olduğunu belirten Babacan, şöyle konuştu: "Biz 2002'de 3.500 dolarlık bir kişi başı milli gelirle başladık. Geçen yılı 10 bin 400'le kapattık. Yani dolar bazında 3 misli bir artış, ama bundan sonrası ile alakalı eğer bazı reformları zamanında yapmazsak, bazı adımları zamanında atmazsak Türkiye hedeflediğimiz 20-25 bin dolarlar mertebesine ulaşamayabilir. Bunların başında eğitim geliyor. Çünkü ekonomide en önemli faktör, en önemli unsur insandır. O Gayri safi yurt içi hasıla dediğimiz rakamların farklı farklı hesap metodu var. Onlardan birisi de o ülkede oluşturulan katma değerlerin toplamıdır. Ama o yüksek katma değer ancak yetişmiş insan gücüyle olur. Türkiye'nin şu anda 25 yaş üstü nüfusunun almış olduğu eğitim ortalama 6,5 yıl. Yani çalışma nüfusumuza baktığımız zaman ortalama 6,5 yıl okulda kalmış. Böylesine ortalama bir eğitim yapısıyla Türkiye'nin üretebileceği, oluşturabileceği katma değer, Türkiye'nin ekonomik büyüklüğü sınırlıdır. Bunun ötesine geçmemiz ancak dediğim gibi daha iyi eğitilmiş bir nüfusla olabilir. Biz bir çok konuda çok önemli adımlar attık, ama eğitim konusu son 10 yılın muhasebesini yaptığımızda arzu ettiğimiz ilerlemeyi sağladığımız bir alan değil. Belki nicelik olarak, dershane sayısı, okul sayısı, internet erişimi sayılarına baktığımız zaman tamam, ama nitelik konusunda daha alacağımız uzunca bir mesafe var. Bu dönemde Milli Eğitim Bakanımızla çok yakın çalışıyoruz, ilk defa bu dönem dedik ki, 'artık kadro sınırı yok, yeter ki, ne olur öğretmenleri seçerek alın. Öğretmenleri alırken bir seçme sistemi olsun, KPSS notu elinde olan herkes otomatik öğretmen olmasın.' işte bu konuda şimdi Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalar yapıyor öğretmenlerin daha iyi yetişmesi, öğretmenlerin bir performans kriteri olması konusunda, iyi öğretmen eğitim sisteminin başı.

 Babacan, 2009'da başlatılan teşvik programının omurgasıyla aynı olduğunu, ancak ilave olarak stratejik sektör kavramını getirdiklerini ifade etti. Stratejik sektörlere daha yoğunlaştırılmış teşvikler öngörüldüğünü belirten Babacan, çok ithalat yapılan, çok ticaret açığı verilen, ama Türkiye'de üretildiği zamanda yüksek katma değer oluşturacak tesislere, sektörlere ilave teşviklerin söz konusu olacağını kaydetti. Bununla ilgili de uygulama safhasında problemler, gözden kaçar noktalar olabileceğine işaret eden Be bacan, işin bütünlüğünü, felsefesini ılı ve prensiplerini bozmadan değişiklikler», her zaman yapılabileceğini bildirdi. Bu konuda şeffaflık ve açıklığı çok önemsediklerini anlatan Babacan, bazı ülkelerde pazarlıkla teşvik verildiğini, ancak kendilerinin bu hataya hiç düşmediklerini söyledi. Bazen kendilerine de "büyük yatırım bak, özel bir şey istiyor, vermezsek kaçacak" ancak 10 yıldır buna direndiklerini belirten Babacan, "Kaçsın önemli olan ilke, prensip ve güven. Hiç kimseye bir başkasından daha fazla, daha imtiyazlı bir teşvik veremeyiz. Güveni ancak böyle sağlarız" diye konuştu.
24 SAAT

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET