Öncekiler Sonrakiler

HEKİMLERİN İSTİFA ÖNCEKİ SÜRELER ZORUNLU HİZMETTEN KABUL EDİLİR

İstifa eden hekimin görev süresi zorunlu hizmet süresinden sayılır

28 Mart 2015 Cumartesi 18:49
HEKİMLERİN İSTİFA ÖNCEKİ SÜRELER ZORUNLU HİZMETTEN KABUL EDİLİR

Sağlık Bakanlığı, uzun yıllardır devlet hizmeti yükümlülük süresini tamamlamadan istifa eden hekimlerin çalıştıkları süreyi tekrar göreve döndüklerinde yükümlülük süresinden saymaması ve mükerrer hizmet yaptırması nedeniyle hekimler mağdur olmaktadır.

Erzurum İdare Mahkemesi istifa nedeniyle devlet hizmeti yükümlülük süresini tamamlayan hekimlerin yeniden göreve atanmaları halinde; yapmaları gereken görev süresinden önceki görev sürelerinin indirilmesi gerektiğini belirterek aksi yöndeki Sağlık Bakanlığı işlemini iptal etti.  Mahkeme kararının gerekçesinde önceki görev süresini saymama işleminin Anayasa’nın 18. Maddesindeki Angarya yasağına aykırı olduğunu belirtti.

Türk Tabipleri Birliği, hukuksal girişimlerin yanında Sağlık Bakanlığı’na yarım bırakılan görev sürelerinin mecburi hizmet süresinden sayılmaması işleminin Anayasa’da ki angarya yasağına aykırı olduğunu, hekimlerin haklarının hukuka aykırı uygulamalarla ihlal edildiğini, bu uygulamalardan vazgeçilmesini belirterek Sağlık Bakanlığı nezdinde yazılı ve sözlü girişimlerde bulunmuştur. Sağlık Bakanlığı, bu girişimlere cevaben Türk Tabipleri Birliği kayıtlarına 5 Mart 2015 günü giren yazı ile hekimlerin tamamlamadan ayrıldıkları zorunlu hizmet süresinin ikinci defa atamalarında zorunlu hizmet süresinin hesabında dikkate alınacağını, aksi halin Angarya yasağına aykırı olacağını belirtmiştir.

K:TTB


T.C.
ERZURUM
1. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO: 2014/54
KARAR NO: 2014/939
DAVANIN ÖZETİ: Ardahan Devlet Hastanesi'nde Radyoloji Uzmanı olarak görev yapan
davacının, devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında radyoloji uzmanı olarak Silopi Devlet
Hastanesi'nde çalıştığı sürelerin dikkate alınması gerektiği yolundaki başvurusunun 20.06.2013 gün
ve 118578 sayılı işlem ile reddi üzerine anılan işlemin düzeltilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun
cevap verilmemek suretiyle reddine dair işlemin; amaç unsuruna, emredici üst hukuk normlarına ve
anayasa mahkemesi kararlarına aykırı olduğu, söz konusu 278 günlük fiili çalışma süresinin Devlet
hizmet yükümlülüğü süresinden sayılması gerektiği, idari istikrar ve hukuki güvenlik ilkelerinin
ihlal edildiği iddialarıyla iptali istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: İstifa ederek tekrar devlet hizmet yükümlüsü olarak atananların 3359
sayılı Kanun gereğince devlet hizmeti yükümlülüğü sürelerinin tekrar başladığı, buna ilişkin dava
konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği
savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Erzurum 1. İdare Mahkemesi'nce, taraflara önceden duyurulan 24.12.2014
tarihindeki duruşmaya davacı vekili ..........'in geldiği, davalı idareyi temsilen gelen
olmadığı görülmekle, duruşma açıldı, gelen tarafa usulüne uygun söz verilerek duruşma yapıldıktan
sonra dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:
Dava; Ardahan Devlet Hastanesi'nde Radyoloji Uzmanı olarak görev yapan davacının,
devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında radyoloji uzmanı olarak Silopi Devlet Hastanesi'nde
çalıştığı sürelerin dikkate alınması gerektiği yolundaki başvurusunun 20.06.2013 gün ve 118578
sayılı işlem ile reddi üzerine anılan işlemin düzeltilmesi istemiyle yaptığı başvurusunun cevap
verilmemek suretiyle reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 3.maddesinde; “İlgili mevzuata göre
yurt içinde veya yurt dışında öğrenimlerini tamamlayarak tabip, uzman tabip ve yan dal uzmanlık
eğitimini tamamlayarak uzman tabip unvanını kazananlar, her eğitimleri için ayrı ayrı olmak kaydı
ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı tarafından hazırlanan İlçelerin Sosyo-Ekonomik
Gelişmişlik Sıralamasında yer alan;
-Altıncı grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerlerinde 300,
-Beşinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile altıncı grup ilçe merkezlerinde 350,
-Dördüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile beşinci grup ilçe merkezlerinde 400,
-Üçüncü grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile dördüncü grup ilçe merkezlerinde 450,
-İkinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile üçüncü grup ilçe merkezlerinde 500,
-Birinci grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile ikinci grup ilçe merkezlerinde 550,
-Birinci grup ilçe merkezlerinde 600 Gün, Sağlık Bakanlığı veya Sağlık Bakanlığınca uygun
görülen diğer kuruluşlarda Devlet memuru veya ilgililerin talebi halinde 10.7.2003 tarihli ve 4924
sayılı Kanuna tâbi sözleşmeli sağlık personeli olarak Devlet hizmeti yapmakla yükümlüdürler. Bu
süreler ihtiyaca göre Sağlık Bakanlığının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu kararı ile kısaltılabilir.
Sürelerin hesabında fiilen çalışma esas olup, hafta sonu ve resmi tatil günleri fiili çalışmadan sayılır.
Yıllık, mazeret ve hastalık izinli geçirilen günler ise yükümlülük süresine ilave edilir.” hükmüne,
Ek 4.maddesinde; “Tıp fakülteleri dekanlıkları ve eğitim hastaneleri baştabiplikleri mezun olan
veya uzmanlık ve yan dal uzmanlık öğrenimini tamamlayan tabip ve uzman tabiplerin isim ve
adreslerini onbeş gün içinde Sağlık Bakanlığına bildirmekle yükümlüdürler. Diploma ve uzmanlık
belgelerinin Sağlık Bakanlığınca tescil işlemlerini müteakip en geç iki ay içerisinde, Devlet hizmeti
yükümlülüğü olan personel, atama yerleri ve atama işlemine ilişkin süreç internet sayfasında ilân
edilir. Bu ilân tebligat yerine geçer. Eş durumu ve sağlık mazereti nedeniyle yapılacak atamalar
hariç personelin görev yerleri, tercih hakkı verilmek sureti ile kurayla belirlenir. Beşinci ve altıncı
grup ilçe merkezlerine bağlı yerleşim yerleri ile Bakanlar Kurulunca tespit edilecek il merkezi ve il
merkezlerine bağlı yerleşim yerlerinde Devlet hizmeti yükümlülüğünü yerine getirenler, tekrar
Devlet hizmeti yükümlüsü olduklarında istekleri dışında bu yerlere atanamazlar. Atama
sonuçlarının internet sayfasında ilânını müteakip, gerekli hallerde belgelerini tamamlamak üzere
ilgili personele yirmi gün süre verilir. Devlet hizmeti yükümlülük süresi, personelin atandığı yerde
göreve katılması ile başlar. (İptal cümle: Anayasa Mah; 08.12.2011 tarih, 2010/113 Esas ve
2011/164 K ile) (İptal cümle: Anayasa Mah; 08.12.2011 tarih, 2010/113 Esas ve 2011/164 K ile)
Devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamındaki personel, bu görevlerini tamamlamadan mesleklerini
icra edemezler.” hükmüne, Ek 6.maddesinin 1.fıkrasında; “Devlet hizmeti yükümlülüğünü
yapmakta olan personel, mazeret ve zorunlu haller dışında başka yere atanamaz. Ancak deprem gibi
olağanüstü hallerde geçici olarak bir ayı aşmamak üzere görevlendirilebilir. Mazeret, zorunluluk
halleri (...) (İptal bölüm: Anayasa Mah.nin 13.03.2006 tarihli ve E. 2006/21, K. 2007/38 sayılı
Kararı ile.) gibi nedenlerle başka yere atanan personelin kalan yükümlülük süreleri, eski ve yeni
görev yeri hizmet sürelerinin oranına göre belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinden; radyoloji uzmanı olan davacının 40.dönem devlet hizmeti
yükümlülüğü kapsamında Silopi Devlet Hastanesi'nde 08.09.2010 tarihinde görevine başladığı, bu
görevini yürütmekte iken 02.07.2012 tarihinde görevinden istifaen ayrıldığı, daha sonra 49.dönem
devlet hizmetleri yükümlülüğü kurasına katıldığı ve 29.03.2013 tarihinde Ardahan Devlet
Hastanesinde görevine başladığı, daha önce devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında görev yaptığı
toplam 278 günlük hizmeti süresinin dikkate alınması istemiyle 26.04.2013 tarihinde başvuruda
bulunduğu, bu başvurusunun davaya konu 20.06.2013 gün ve 118578 sayılı işlem ile "3359 sayılı
Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun EK4.maddesi ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin
E:2010/113, K:2011/164 sayılı kararında "...tabip ve uzman tabiplerin devlet hizmeti yükümlüğüne
bu kişilere yaptırım uygulanması amacıyla eklenen sürelerin... devlet hizmet yükümlüğüne ilave
edilen süreler..." kısmının iptal edildiği, istifa ederek tekrar devlet hizmeti yükümlüsü olarak
atananların devlet hiztemi yükümlülüğü sürelerinin tekrar başladığı" gerekçeleriyle reddedilmesi
üzerine anılan işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu işleme dayanak oluşturan Anayasa Mahkemesi'nce karar verilmiş bulunan
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanununun Ek 4. Maddesinin 2. fıkrasının 4. ve 5.
cümlelerinde; “Belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve
başlamayanlar ile başladıktan sonra ayrılanların görev yapmadıkları gün sayısı Devlet hizmeti
yükümlülük süresine ilave edilir. Ancak ilave edilen süre, atama yerine göre belirlenen asıl süreden
fazla olamaz.” hükmü bulunmaktadır.
7.2.2012 günlü, 28197 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Anayasa Mahkemesi'nin
8.12.2011 günlü, E:2010/113, K:2011/164 sayılı kararı ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel
Kanununun Ek 4. Maddesinin 2. fıkrasının 4. ve 5. cümleleri;
“İtiraz konusu kurallarda, 3359 sayılı Kanun’un Ek 3. maddesinde öngörülen Devlet hizmeti
yükümlülüğü sürelerine ilave edilecek süreler düzenlenmektedir. Öngörülen sürelerin eklenme
nedenini, yükümlünün belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve
başlamaması veya başladıktan sonra yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılması oluşturmaktadır. Bu
durumda, göreve başlamayan veya yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan tabiplerin görev
yapmadıkları gün sayısı, Devlet hizmeti yükümlülük süresine eklenecektir. Kuralın, Devlet hizmeti
yükümlülüğüne süresinde başlamayan veya başladıktan sonra yükümlülüğünü tamamlamadan
ayrılan tabiplere bir yaptırım niteliği taşıdığı görülmektedir.
Devlet hizmeti yükümlülüğünün amacı gözetildiğinde, yasa koyucu tarafından bu
yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlayıcı önlemler alınması doğaldır. Bu çerçevede, tabip ve
uzman tabiplerin Devlet hizmeti yükümlülüğünü tamamlamadan mesleklerini icra
edemeyeceklerine ilişkin bir düzenlemeye Kanun’un Ek 4. maddesinin üçüncü fıkrasında yer
verilmiş ve bu kuralın iptali istemiyle yapılan itiraz başvurusu Anayasa Mahkemesinin 16.12.2010
günlü, E:2007/24, K:2010/113 sayılı kararıyla reddedilmiştir.
Devlet hizmeti yükümlülüğünün süresinde yapılmasını sağlamak amacıyla getirilen bu
kuralın varlığına rağmen aynı amaç doğrultusunda itiraz konusu kurallarla, tabiplerin ve uzman
tabiplerin Kanun’un Ek 3. maddesinde öngörülen Devlet hizmeti yükümlülük sürelerinin iki katına
ulaşacak sürelerle zorunlu hizmete tâbi tutulabilmeleri mümkün kılınmıştır.
Belge ile ispatı mümkün zorunlu sebepler olmaksızın süresi içinde göreve başlamayan veya
başladıktan sonra yükümlülüğünü tamamlamadan ayrılan tabip ve uzman tabiplerin Devlet hizmeti
yükümlülüğüne bu kişilere yaptırım uygulanması amacıyla eklenen sürelerin, tabip ve uzman
tabiplerin o bölgede hizmetlerine duyulan ihtiyaçtan ve Devlet hizmeti yükümlülüğünü zorunlu
kılan ülke koşullarından kaynaklanmaması nedeniyle, Anayasa’nın 18. maddesinde yer alan “ülke
ihtiyaçlarının zorunlu kıldığı alanlarda öngörülen vatandaşlık ödevi niteliğindeki beden ve fikir
çalışmaları” kapsamında değerlendirilebilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu durumda, itiraz
konusu kurallar kapsamında Devlet hizmeti yükümlülüğüne ilave edilen süreler, tabiplerin
hizmetine duyulan ihtiyaçtan değil, tabiplere yaptırım uygulanması amacıyla getirildiğinden söz
konusu ilave edilen süreler zarfında tabiplerin ve uzman tabiplerin zorunlu hizmet ile yükümlü
kılınmaları, Anayasa’nın 18. maddesinde öngörülen zorla çalıştırma yasağı kapsamına girmektedir.
Zorla çalıştırma yasağının ihlal edilmesi ise Anayasa’nın 48. maddesinin güvence altına
aldığı çalışma ve sözleşme hürriyetinin özüne açık bir müdahale niteliği taşımakta ve bu hürriyetin
ortadan kaldırılması sonucunu doğurduğundan, itiraz konusu kurallar Anayasa’nın 18. ve 48.
maddelerine aykırıdır.” gerekçesiyle Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir.
Yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararı da dikkate alındığında, devlet hizmeti
yükümlülüğü getirilmesindeki amacın, Anayasal sınırlar aşılmadan ülkedeki sağlık hizmetinin
kesintiye uğramaması için bir süreliğine hekimlere kamu hizmetinin gördürülmesi olduğu, bu amaç
doğrultusunda devlet hizmet yükümlülüğüne dair uygulamaların çalışma ve sözleşme yapma
özgürlüğünün özüne dokulunmaksızın, angarya yasağı ihlal edilmeksizin gerçekleştirilmesinin
zorunlu olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Devlet hizmet yükümlülüğü kapsamında uzmanlık görevini yürütmekte iken devlet hizmeti
yükümlülüğü kapsamındaki görev sürelerini tamamlamadan istifa edenlerin doktorluk görevini icra
edemeyecekleri kanunun amir hükmü gereğidir. Dolayısıyla devlet hizmeti yükümlülüğü görevini
yerine getirmesi gerekenlerin istifa etmelerinin de önüne geçilmesi için doktorluk mesleğini icra
edememeleri suretiyle bir önlem getirildiği görülmektedir. Bu bakımdan daha önce görev yapılan
sürelerin hiçbir şekilde dikkate alınmamasının zorla çalıştırma yasağı kapsamına girdiği açıktır.
Bu durumda, davalı idarece her ne kadar Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı uyarınca
davacının başvurusunun reddedildiği anlaşılmışise de, anılan kararın davacı aleyhine bir hüküm
getirmediği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'ndaki görevden çekilme ile ilgili kurallara uyarak
görevinden istifa eden davacının, daha önce devlet hizmeti yükümlülüğü kapsamında görev yaptığı
278 günlük sürenin sonraki devlet hizmeti yükümlülüğünde dikkate alınmamasının Anayasada
belirtilen angarya yasağının ihlali anlamına geldiği ve hakkaniyetle bağdaşmadığı sonucuna
varıldığından, 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nda aksine bir hüküm bulunmadığı
hususu da dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 279,70-TL
yargılama gideri ile Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.200,00-TL avukatlık
ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, kararın kesinleşmesinden sonra artan posta
ücretinin davacıya iadesine, kararın tebliğ tarihinden itibaren 30 gün içerisinde Danıştay’da temyiz
yolu açık olmak üzere, 25/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET