Öncekiler Sonrakiler

İŞYERİ DEVRİNİN TAM TESPİT EDİLEMEDİĞİ DURUMDA KIDEM TAZMİNATI

Ancak somut olayda davalı şirketler arasında işyeri devri olduğuna dair kanıt mevcut değildir. Hizmet aktinin devri de kanıtlanamamıştır. Somut olayda önceki şirkette hizmet akdi tazminat ödenerek feshedilen davacının şirket (*üzeri çizilerek: "holding" yazılmıştır) bünyesindeki diğer bir şirkette yeni bir hizmet akdiyle çalışmaya başladığı kabul edilmelidir. Böyle olunca her şirket kendi dönemindeki çalışmalar nedeniyle hak kazanılan işçilik alacaklarından sorumludur.

16 Kasım 2012 Cuma 15:51

 "İçtihat Metni"

Taraflar arasındaki "alacak" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir 3.İş Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 20.10.2005 gün ve 2004/898-2005/824 sayılı kararın incelenmesi taraflar vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 22.5.2006 gün ve 34562-15019 sayılı ilamı ile, 

(...Davacının davalılara ait işyerlerinde farklı sürelerde çalıştığı davalılardan D.. Boya Fabrikası Sanayi Tic.AŞ. D.. ve S...... Sentetik Selülozik Boya Fabrikaları AŞ. işyerlerindeki hizmet akitlerinin önel verilerek sona erdirildiği ve tüm kıdem tazminatlarının ödendiği, son kez çalıştığı Yaşar B.... Otomotiv Boyaları Pazarlama Ltd.Şti.işyerinden de ihbar tazminatı ödenerek hizmet akdinin sona erdirildiği bu son işverendeki hizmet süresinin bir yıldan az olduğu için kıdem tazminatı ödenmediği anlaşılmaktadır. 

Davacı üç davalı şirkette geçen hizmet sürelerinin birleştirilerek tüm süre üzerinden kıdem tazminatının alacağının hesaplanması gerektiğini daha önceki şirketlerden ödenen kıdem tazminatının avans olarak ödendiğini iddia ederek kıdem tazminatı isteminde bulunmuştur. 

Mahkemece davalı şirketlerin aynı holding bünyesi içinde bulunduğunu kabul ederek istek doğrultusunda hüküm kurulmuştur. 

Davalı üç şirket sermaye şirketidir. Ayrı hükmü şahsiyetleri ve işyerleri mevcuttur. 

Davalı şirketlerin aynı şirket (*üzeri çizilerek:"holding" yazılmıştır) bünyesinde faaliyet göstermeleri hizmet birleştirmesi için "kıdem tazminatına esas" yeterli değildir. Şirketler arasında işyeri devri mevcutsa devir fesih için haklı bir neden olamayacağından işverenin feshinin kötüniyete dayandığı başka bir anlatımla ilerde daha fazla kıdem tazminatı ödemek için gerçek fesih olmadığı halde fesih gibi gösterilipkıdem tazminatı ödendiği kabul edilebilir. 

Ancak somut olayda davalı şirketler arasında işyeri devri olduğuna dair kanıt mevcut değildir. Hizmet aktinin devri de kanıtlanamamıştır. Somut olayda önceki şirkette hizmet akdi tazminat ödenerek feshedilen davacının şirket (*üzeri çizilerek: "holding" yazılmıştır) bünyesindeki diğer bir şirkette yeni bir hizmet akdiyle çalışmaya başladığı kabul edilmelidir. 

Böyle olunca her şirket kendi dönemindeki çalışmalar nedeniyle hak kazanılan işçilik alacaklarından sorumludur. 

Yukarıda açıklandığı gibi farklı hükmi şahsiyetleri ve farklı işyerleri bulunan şirketlerin aynı holding bünyesinde bulunmaları tüm şirketlerdeki hizmet sürelerinin birleştirilmesi için yasal bir neden sayılamaz. 

Ancak işyerlerinin aynı olması şirketler arası işyeri devri veya hizmet akdi devri bulunması ve işverenlerin ilerde daha fazla kıdem tazminatı ödememek için gerçek bir hizmet akdi feshi olmadığı halde kıdemtazminatı adı altında avans niteliğinde ödeme yapmaları halinde kıdem tazminatının esas sürenin hesaplanmasını da tüm şirketlere geçen sürenin esas alınması mümkündür. Somut olayda işyeri ve hizmet akdi devri kanıtlanamadığından davacının fark kıdem tazminatı isteğinin reddi gerekirken yazılı şekilde kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. 

TEMYİZ EDEN: Davalı Yaşar-B.... Otomotiv Boyaları Limited şirket vekili 

HUKUK GENEL KURULU KARARI 

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve Hukuk Genel Kurulu'nun 06.12.2006 ve 2006/9-770-782 sayılı kararında benimsenen ilkere göre, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. 

SONUÇ:Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429. Maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine, 17.01.2007 gününde oybirliğiyle karar verildi. 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET