Öncekiler Sonrakiler

POLİS AMİRLİĞİNDE ANAYASA MAHKEMESİ İPTALİ

4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcılığı kursunu bitiren, ancak dört yıllık yüksek öğretimine devam eden davacının (A) grubu polis amiri olmak için yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine açılan davada, itiraz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için yapıaln başvuruda Anayasaya akırı olduğu kararına vardı.

16 Mayıs 2011 Pazartesi 19:08


Anayasa Mahkemesi Başkanlığından:
Esas Sayısı    : 2010/106
Karar Sayısı : 2011/55
Karar Günü : 17.3.2011
İTİRAZ YOLUNA BAŞVURAN : Diyarbakır Birinci İdare Mahkemesi
İTİRAZIN KONUSU : 4.6.1937 günlü, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na, 6.4.2001 günlü, 4638 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen Geçici 20. maddesinde yer alan bulunduğu rütbede dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup...” ibaresinin Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırılığı savıyla iptali istemidir.
I- OLAY
4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcılığı kursunu bitiren, ancak dört yıllık yüksek öğretimine devam eden davacının (A) grubu polis amiri olmak için yaptığı başvurunun reddedilmesi üzerine açılan davada, itiraz konusu ibarenin Anayasa’ya aykırı olduğu kanısına varan Mahkeme, iptali için başvurmuştur.
II- İTİRAZIN GEREKÇESİ
Başvuru kararının gerekçe bölümü şöyledir:
“ANAYASA MAHKEMESİNE MÜRACAAT NEDENİ:
4638 sayılı Yasa ile 3201 sayılı Yasanın emniyet teşkilatındaki terfi ve atamaları düzenleyen 55. maddesinde değişiklik yapılmış ve önceki 55. madde hükmüne güvenerek sayılan koşulları yerine getiren ve getirmek üzere olan kişilerin kazanılmış haklarını korunmaya yönelik de iptale konu edilen geçici 20. madde hükmü getirilmiştir. Dolayısıyla geçici 20. madde hükmünün daha iyi değerlendirilebilmesi için, öncelikle 3201 sayılı Yasanın 55. maddesinin 4638 sayılı Yasa öncesi ve sonrası halinin incelenmesi gerekmektedir.
1) 14.1.1988 günlü, 311 sayılı KHK’nin 17. maddesiyle 55. maddede yapılan değişiklik; polis amirlerinin tahsil durumları itibariyle 4 yıl ve daha yukarı yüksek öğrenimlilerinin (A), diğer yüksek öğrenimlilerinin (B), Lise öğrenimlerinin (C), Orta öğrenimlilerinin (D) grubunu oluşturacağı hükme bağlanmıştır.
2) 29.5.1991 günlü, 3748 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 55. maddede yapılan değişiklik; polis amirlerinden, polis akademisi mezunları, polis akademisi mezunu sayılanlar, Emniyet Genel Müdürlüğüne eleman yetiştirmek üzere okutulan burslular hariç en az 4 yıllık yükseköğrenim kurumlarından mezun olanlar ile 4 yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olan polis memurlarından en az 6 aylık komiser yardımcılığı kursunu başarı ile bitirmiş olanların (A), diğer polis amirlerinin (B) grubunu oluşturacağı belirtilmiştir.
3) 12.7.2000 günlü, 611 sayılı KHK’nin 1. maddesiyle 55. maddede yapılan değişiklik; polis amirlerinden Polis Akademisi mezunları, Polis Akademisi mezunu sayılanlar ile Emniyet Genel Müdürlüğüne eleman yetiştirmek üzere Polis Akademisi bünyesinde en az 4 yıllık fakülte ve yüksek okullarından mezun olanların (A), komiser yardımcılığı kursunu başarıyla bitirmiş olanların (B) grubunu oluşturacağı hükme bağlanmıştır.
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 6.4.2001 günlü, 4638 sayılı Yasanın 1. maddesi ile değişik 55. maddesinde, polis amirlerinden Polis Akademisi mezunları, Polis Akademisi mezunu sayılanlar ile Emniyet Genel Müdürlüğüne eleman yetiştirmek üzere Polis Akademisi bünyesinde en az dört yıllık fakülte ve yüksek okullarından mezun olanların (A), komiser yardımcılığı kursunu başarıyla bitirmiş olanların (B) grubunu oluşturacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Görüldüğü üzere 4638 sayılı Yasa öncesinde, dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olan polis memurlarından en az altı aylık komiser yardımcılığı kursunu başarıyla tamamlamış olanların (A) grubu polis amiri olmaları mümkün iken, 4638 sayılı Yasa ile yapılan değişiklik ile bu yol kapatılmış bulunmaktadır.
Ancak,4638 sayılı Yasa öncesinde (A) grubu polis amiri olabilmek için gerekli koşulları yerine getirmek üzere olan kişilerin kazanılmış haklarının korunmasına yönelik olarak da 3201 sayılı Yasa’ya geçici 20. madde eklenmiştir.
İptale konu geçici 20. maddenin ilk halinde; “kanunun yürürlüğe girdiği 24.01.2001 tarihinden önce dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olan ve komiser yardımcılığı kursunu bitirenlerin (A) grubu polis amiri olarak değerlendirileceği” belirtilmiş olduğundan, 21.04.2001 tarihinde komiser yardımcığı kursunda olanların bu tarihte kursu henüz bitirmemiş olmaları, sebebiyle davalı idarece bu kişiler kapsam dışında bırakılmış, açılan bir davada Konya 1. İdare Mahkemesince verilen 24/03/2005 tarihli kararla geçici 20. maddede yer alan; “dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenler...” ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurmasına karar verilmiş, bunun üzerine Anayasa Mahkemesinin 07/02/2008 tarih ve E.2005/38, K.2008/53 sayılı kararıyla anılan maddede yer alan “dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenler...” ibaresi; “Bu durumda, komiser yardımcılığı kursuna devam etmekte iken çıkarılan 4638 sayılı Yasa ile Emniyet Teşkilatı Kanununa eklenen geçici 20. maddede komiser yardımcılığı kursunu bitirenlerin (A) grubunda değerlendirileceği yolundaki düzenlemenin kapsamına anılan yasanın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcılığı kursuna devam edenlerin alınmamış olması hukuk güvenliği ilkesine aykırılık oluşturduğu...” gerekçesiyle iptal edilmiş, iptal kararı sonrasında 21/04/2001 tarihinde komiser yardımcılığı kursunu bitirip (B) grubu polis amirliğine atananların açtıkları davalarda ilk derece Mahkemelerince verilen iptal kararları Danıştay 12. Dairesince bozulmuş, Gaziantep 1. İdare Mahkemesinin iptal kararında ısrar etmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/09/2009 tarih ve E.2009/595, K.2009/1708 sayılı kararıyla; yukarıda anılan Anayasa Mahkemesi kararından, kararın gerekçesinde belirtilen hususlardan ve Yasa koyucu tarafından Anayasa Mahkemesince belirtilen süre içerisinde düzenleme yapılmamasından hareketle davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile ısrar-iptal kararının onanmasına karar verilmiş, ilk derece Mahkemeleri de bu karar doğrultusunda kanunun yayımı tarihinde kursta olanların açtıkları davalarda iptal kararları vermiştir.
İş bu dava ise; geçici 20. maddenin yürürlüğe girdiği 21/04/2001 tarihinden önce 1999 yılında komiser yardımcığı kursunu bitirmiş, ancak bu tarihte dört yıllık yüksek öğretimine devam eden davacının, 4638 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden yaklaşık 45 gün sonra dört yıllık okuldan mezun olması ve Anayasa Mahkemesinin belirtilen kararı sonrasında gelişen ve yukarıda belirtilen hukuki durum üzerine (A) grubu polis amiri olmak için yapmış olduğu başvurunun, geçici 20. maddeye dayanılarak reddedilmesi üzerine anılan işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
4638 sayılı Yasa yürürlüğe girmeseydi, davacının 45 gün sonra 3201 sayılı Yasanın o tarihte yürürlükte olan 55. maddesi uyarınca (A) grubu polis amiri olarak atanacağı konusunda her hangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. Zira davacı (A) grubu polis amiri olabilmek için gerekli koşullardan ilkini; 1999 yılında komiser yardımcığı kursunu bitirmek suretiyle yerine getirmiş, ikinci koşul olan dört yıllık yüksek öğretim kurumundan mezun olma koşulunu ise bitirme aşamasına gelmiş, nitekim 45 gün sonrada bu koşulu tamamlamıştır. Davacmm kendiliğinden değil, 3201 sayılı Yasanın o tarihte geçerli olan 55. maddesi hükmüne dayanarak bu yola girdiği açıktır. Mevcut Yasa maddesine güvenerek bu yola girmiş ve belli bir aşamaya gelmiş olan davacının 4638 sayılı Yasa ile 3201 sayılı Yasanın 55. maddesinde yapılan değişiklik ile (A) grubu polis amiri olmak imkanı kalmamış, bir başka anlatımla davacı ve davacıyla aynı pozisyonda olanlara (A) grubu polis amiri olma yolu kapatılmıştır. Öyleyse davacı ve davacı ile aynı hukuki durumda olan kişilerin durumları ne olacaktır? Bu aşamada 3201 sayılı Yasaya 4638 sayılı Yasayla eklenen geçici 20. madde hükmünün değerlendirilmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin sözü edilen K.2008/53 sayılı kararında belirtildiği üzere “...yasanın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcığı kursuna devam edenlerin yasa kapsamına alınmamış olması ...” nasıl hukuki güvenlik ilkesine aykırılık taşıyor ise, aynı şekilde “yasanın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcığı kursunu bitiren ve dört yıllık yüksek öğretime devam edenlerin...” yasa kapsamına alınmaması da bir eksikliktir. İptale konu edilen geçici 20. maddede yer alan; “bulunduğu rütbede dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup”şeklindeki ibare , o tarihte henüz mezun olmamış olan davacıyı kapsamadığından, bir başka anlatımla geçici 20. maddedeki bu ibareler (A) grubu polis amiri olmak için gerekli koşulları yerine getirme sürecine giren ve mevcut yasal düzenlemeye güvenerek haklı bir beklenti içerisinde bulunan davacının hakkını koruyucu olacak şekilde düzenlenmediğinden ya da gelinen noktada davacının (A) grubu polis amiri olarak atanmasına engelin geçici 20. maddede yer alan ibareler olduğundan, ihtilafa uygulanacak maddenin geçici 20. maddede yer alan ibareler olması sebebiyle anılan ibarelerin Anayasanın 2. ve l0. maddelerine aykırılığı nedeniyle iptali gerekmektedir.
1-) ANAYASANIN 2. MADDESİ YÖNÜNDEN : Anayasanın 2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk Milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir” hükmüne yer verilmektedir. Hukuk Devleti, insan haklarına saygılı ve bu hakları koruyucu, adil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmekle kendisini yükümlü sayan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı olan devlettir. Hukuk devleti, devletin tüm organlarının (yasama organı da dahil), hukuk kuralları ile öncelikle kendisini bağlı sayan bir devlettir. Bu bağlamda yasa koyucunun yasal düzenlemeler yaparken ki takdiri sınırsız ve keyfi olmayıp, hukuk devleti ilkeleriyle sınırlıdır. Hukuk devleti ilkeleri de doktrinde değişik şekillerde dile getirilmiş olup, bunlardan birisi de hukuki güvenlik ilkesidir. (Doç. Dr.Bahtiyar Akyılmaz-İdare Hukuku Sayram Yayınları-Konya 2003)
HUKUKİ GÜVENLİK İLKESİ: Hukuk devleti; yönetilenlere hukuk güvenlik sağlayan bir yapılanma olup, bunu gerçekleştirirken de devlet görevlerinin belirli kurallar içinde yürütülmesi amaçlanmıştır. Daha açık bir anlatımla hukuk devleti anlayışı, bir ülkede yerleşmiş hukuk düzenine yalnız yönetilenlerin değil yönetiminde uymasını gerektirecek kurallar bütünüdür. Bu ilkenin bir anlam kazanabilmesi için, o ülkede egemen olan hukukun yönetilenlere, devlete karşı da hukuk güvenliği sağlaması boyutunun da gerçekleşmesi gerektiği tartışmasızdır. Böylelikle devlet, toplum yaşamını düzenlerken ortaya koyduğu ilkelerle kişilerde tam bir güven duygusu yaratacak, onlara hukuk kurallarının tam anlamıyla geçerli olduğu ve toplumun bütün unsurlarıyla birlikte uyum içinde yürüdüğünü gösteren bir güven ortamını tesis edecektir. (Danıştay) 1, l.D.12.06.1995, K: 1995/1861 D. Dergisi 5.90.1180-1181)
Hukuki güvenlik, devlet faaliyetlerinin önceden “öngörülebilir” “tahmin edilebilir” olmasını gerektirir. Bu sebeple devlet faaliyetleri önceden hukuk kuralları ile düzenlenmeli ve mümkün olduğunca hukuki istikrar sağlanmalıdır. Diğer taraftan idarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvence niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinlenilme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlamaktır.
Ayrıca İdare, bireyin haklı beklentilerine uygun davranmalıdır. Zira kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirebilmesi, devlete güven duyması ancak hukuki güvenliğin sağlandığı bir hukuk devleti düzeninde mümkün olabilecektir. (Doç. Dr. Bahtiyar Akyılmaz idare Hukuku-Sayram Yayınları-2003 Konya)
Maddi olay ile hukuki güvenlik ilkesi birlikte değerlendirildiğinde;
Davacının (A) grubu polis amiri olabilmesi için 3201 sayılı Yasanın o tarihte geçerli olan 55. maddesine göre iki koşulu yerine getirmesi gerektiği, bu koşulların; komiser yardımcılığı kursunu bitirmek ile dört yıllık yüksek öğretimden mezun olmak olduğu, devletin koyduğu mevcut kurallarını davacının ciddiye aldığı, bunun için komiser yardımcılığı kursunu tamamladığı dört yıllık yüksek öğretimi ise bitirme aşamasına geldiği görülmektedir. Eğer 4638 sayılı Yasa yürürlüğe girmeseydi davacının 45 gün sonra (A) grubu polis amiri olarak atanacağı rahatlıkla söylenebilirdi. Davacının (A) grubu polis amiri olarak atanmasına 45 gün kala gerekli olan koşulları değiştirmek, bunu yaparken de davacının önceki koşulları gerçekleştirebilmek için yapmış olduğu gayreti ve sarfetmiş olduğu emeği dikkate almamak, Devlete olan güveni zedeler.
Bilindiği üzere hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
Bu sebeple, geçici 20. maddede yer alan ve iptale konu edilen ibarelerin Anayasanın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
2-) ANAYASANIN 10. MADDESİ YÖNÜNDEN : Anayasanın l0. maddesinde “Herkes dil, irk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım, gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz. Devlet Organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre yasa koyucu düzenlemeler yaparken, aynı konumda olanların farklı haklardan yararlanır hale gelmemelerine özen göstermek zorundadır.
4638 sayılı Yasa yürürlüğe girdiğinde (A) grubu polis amiri olabilmek için gerekli olan koşulları yerine getirme sürecinde iki ayrı grubun bulunduğu görülmektedir. Bunlardan ilki; dört yıllık yüksek öğrenimi bitirmiş, ancak henüz komiser yardımcığı kursunu bitirmemiş olanlardır. Bu kişilerin açtıkları davalar neticesinde geçici 20. maddenin ilgili ibarelerinin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği ve bu kişilerin Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu kararı sonrasında (A) grubu komiser olarak atandığı açık ve ihtilafsızdır. İkinci grubu oluşturan kişiler ise;komiser yardımcığı kursunu bitiren ve dört yıllık yüksek öğretimi bitirme aşamasında olan kişilerdir ki, bu kişiler dört yıllık yüksek öğrenimi bitirdiği halde iptali istenen ibarenin varlığı sebebiyle (A) grubu komiser olarak atanamamaktadırlar. 4638 sayılı Yasa öncesinde her iki grubta bulunan kişiler aynı maddi ve hukuki durumlarının aynı olduğu görülmektedir. Ancak Anayasa Mahkemesinin yukarıda sözü edilen K.2008/53 kararı ile Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun K.2009/1708 sayılı kararı sonrasında iki grub arasındaki eşitliğin kalktığı söylenebilir.
Bilindiği üzere “Yasa önünde eşitlik ilkesi” hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunanlar kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin çiğnenmesi yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
Buna göre; 4638 sayılı Yasa öncesinde bir madalyonun iki yüzü pozisyonunda olan bu iki grup arasında hukuksal bir eşitlik var iken ortaya çıkan yeni hukuksal durum karşısında bu eşitliğin bozulduğu, sözü edilen ibarelerin Anayasa Mahkemesince iptali halinde eşitliğin tekrar sağlanacağı kuşkusuzdur.
Bu sebeple, geçici 20. maddenin ilgili ibarelerinin Anayasanın 10. maddesine aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle 3201 sayılı Yasanın 4638 sayılı Yasanın 5. maddesi ile getirilen geçici 20. maddesinde yer alan “bulunduğu rütbede dört yıllık yüksek öğretim kurumundan mezun olup, ...”ibaresinin Anayasanın 2. ve 10. maddelerine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine itirazen gidilmesine, dava dosyasının tüm belgeleriyle onaylı suretlerinin dosya oluşturularak karar aslı ile birlikte Anayasa Mahkemesine sunulmasına, iş bu karar ile dosya suretinin Yüksek Mahkemeye ulaşmasından itibaren beş ay karar verilinceye kadar davanın bekletilmesine 24/09/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
III- YASA METİNLERİ
A- İtiraz Konusu Yasa Kuralı
4.6.1937 günlü, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na6.4.2001 günlü, 4638 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen ve iptali istenilen ibareyi de içeren Geçici 20. maddesi şöyledir:
“Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, bulunduğu rütbede dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup (B) grubundan (A) grubuna geçen polis amirleri, (A) grubunda değerlendirilir.”
B- Dayanılan Anayasa Kuralları
Başvuru kararında Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine dayanılmıştır.
IV- İLK İNCELEME
Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 8. maddesi gereğince Haşim KILIÇ, Osman Alifeyyaz PAKSÜT, Fulya KANTARCIOĞLU, Ahmet AKYALÇIN, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Serdar ÖZGÜLDÜR, Zehra Ayla PERKTAŞ, Recep KÖMÜRCÜ, Alparslan ALTAN, Burhan ÜSTÜN, Engin YILDIRIM, Nuri NECİPOĞLU, Hicabi DURSUN ve Celal Mümtaz AKINCI’nın katılımlarıyla 7.12.2010 gününde yapılan ilk inceleme toplantısında, dosyada eksiklik bulunmadığından işin esasının incelenmesine OYBİRLİĞİYLE karar verilmiştir.
V- ESASIN İNCELENMESİ
Başvuru kararı ve ekleri, işin esasına ilişkin rapor, itiraz konusu Yasa kuralı, dayanılan Anayasa kuralları ve bunların gerekçeleri ile diğer yasama belgeleri okunup incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
A- Genel Açıklama
Polis amiri rütbelerine yapılacak atama ve terfilere ilişkin usul ve esaslar, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 55. maddesinde düzenlenmektedir.
25.9.2000 tarihinde yürürlüğe giren 611 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 1. maddesiyle 3201 sayılı Yasa’nın 55. maddesi değiştirilmiş ve “Polis amirlerinden Polis Akademisi mezunları, Polis Akademisi mezunu sayılanlar ile Emniyet Genel Müdürlüğüne eleman yetiştirmek üzere Polis Akademisi bünyesinde en az 4 yıllık fakülte ve yüksek okullarından mezun olanlar (A), komiser yardımcılığı kursunu başarıyla bitirmiş olanlar (B) grubunu oluşturur.” hükmü getirilmiştir.
Söz konusu değişiklikten önce, dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olan polis memurlarından en az altı aylık komiser yardımcılığı kursunu başarıyla tamamlamış olanların da (A) grubu polis amiri olmaları öngörüldüğünden, bu kişilerin kazanılmış haklarının korunmasına yönelik olarak 611 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 3201 sayılı Yasa’ya geçici 20. madde eklenmiş ve “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce, 4 yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenler ile bulunduğu rütbede 4 yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olup (B) grubundan (A) grubuna geçen polis amirleri, (A) grubunda değerlendirilir.” denilmiştir.
611 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, dayanağı olan 4588 sayılı Yetki Yasası’nın iptal edilmiş olması nedeniyle yasal ve anayasal dayanaktan yoksun kaldığı gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin 31.10.2000 günlü, E:2000/69, K:2000/42 sayılı kararıyla iptal edilmiş ve 3201 sayılı Kanun’un değişik 55. maddesi ile geçici 20. maddesinin de aralarında yer aldığı 611 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin bazı maddelerinin “doğuracağı hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edici nitelikte görüldüğünden, Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 2949 sayılı Yasa’nın 53. maddesinin dördüncü ve beşinci fıkraları gereğince BU KURALLARA İLİŞKİN İPTAL HÜKMÜNÜN, KARARIN RESMİ GAZETEDE YAYIMLANMASINDAN BAŞLAYARAK ALTI AY SONRA YÜRÜRLÜĞE GİRMESİNE”karar verilmiştir. Bu karar 7.11.2000 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.
6.4.2001 günlü, 4638 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabulü Hakkında Kanun, 21.4.2001 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 4638 sayılı Yasa’nın, 1. maddesiyle değiştirilen 3201 sayılı Yasa’nın 55. maddesinde, (A) ve (B) polis amiri gruplarının kapsamını belirleyen 611 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’deki hükme aynen yer verilmiş, 4. maddesiyle 3201 sayılı Yasa’ya eklenen geçici 20. madde ile de bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce (A) grubu olarak atanan veya (B) grubundan (A) grubuna geçen polis amirlerinin kazanılmış hakları korunmuştur.
B- İtiraz Konusu Kuralın Anayasa’ya Aykırılığı Sorunu
Başvuru kararında, 4638 sayılı Yasa’nın 1. maddesi ile 3201 sayılı Yasa’nın Emniyet Teşkilatındaki terfi ve atamaları düzenleyen 55. maddesinde değişiklik yapıldığı, değişiklik öncesi mevzuat hükümlerine göre, dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olan polislerden en az altı aylık komiser yardımcılığı kursunu başarıyla tamamlamış olanların da (A) grubu polis amiri olma hakkı bulunmakta iken, yapılan değişiklikle artık bu hakkın sona erdiği, söz konusu Yasa’nın 4. maddesiyle 3201 sayılı Yasa’ya değişiklik öncesi mevzuat hükmüne güvenerek anılan maddede sayılan koşullarından her ikisini birlikte taşıyanların kazanılmış haklarının korunmasına yönelik olarak itiraz konusu kuralın ilk hali eklenmiş ise de 4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte bahsi geçen şartlardan sadece birini taşıyıp diğerini taşımayanların (A) gurubu polis amiri olma beklentilerinin karşılanmadığı, anılan Yasa yürürlüğe girdiğinde (A) grubu polis amiri olabilmek için gerekli olan koşulları yerine getirme sürecinde iki ayrı grubun bulunduğu, bunlardan ilkinin; dört yıllık yüksek öğrenimi bitirmiş, ancak henüz komiser yardımcığı kursunu bitirmemiş olanlardan oluştuğu, bu kişilerin açtıkları davalar neticesinde kuralın komiser yardımcılığı kursunu bitirmemiş olanları etkileyen ibarenin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği ve bu kişilerin (A) grubu polis amiri olarak atandığı, ikinci grubu oluşturan kişilerin ise; komiser yardımcılığı kursunu bitiren ve dört yıllık yüksek öğretimi bitirme aşamasında olan kişilerden oluştuğu, bunların dört yıllık yüksek öğrenimi bitirdiği halde itiraz konusu kuralda yer alan ibarenin varlığı sebebiyle (A) grubu polis amiri olamadığı, 4638 sayılı Yasa öncesinde her iki grupta bulunan kişilerin aynı maddi ve hukuki durumda olduğu, ancak Anayasa Mahkemesinin bahsi geçen kararı sonrasında iki grup arasındaki eşitliğin kalktığı, kuraldaki ibarenin iptali ile eşitliğin sağlanacağı, belirtilen nedenlerle Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olan kuralın iptali gerektiği ileri sürülmüştür.
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 4638 sayılı Yasa ile eklenen geçici 20. maddesinde 4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce bulunduğu rütbede dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup (B) grubundan (A) grubuna geçen polis amirlerinin, (A) grubunda değerlendirileceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 10. maddesinde yer verilen eşitlik ilkesi hukuksal durumları aynı olanlar için söz konusudur. Bu ilke ile eylemli değil, hukuksal eşitlik öngörülmüştür. Eşitlik ilkesinin amacı, aynı durumda bulunan kişilerin yasalar karşısında aynı işleme bağlı tutulmalarını sağlamak, ayrım yapılmasını ve ayrıcalık tanınmasını önlemektir. Bu ilkeyle, aynı durumda bulunan kimi kişi ve topluluklara ayrı kurallar uygulanarak yasa karşısında eşitliğin ihlali yasaklanmıştır. Yasa önünde eşitlik, herkesin her yönden aynı kurallara bağlı tutulacağı anlamına gelmez. Durumlarındaki özellikler, kimi kişiler ya da topluluklar için değişik kuralları ve uygulamaları gerektirebilir. Aynı hukuksal durumlar aynı, ayrı hukuksal durumlar farklı kurallara bağlı tutulursa Anayasa’da öngörülen eşitlik ilkesi zedelenmez.
4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenler ile bu tarihte anılan kursu bitirmekle birlikte henüz dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olmayanlar aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından eşitlik karşılaştırmasına esas alınamazlar.
Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adil bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukukun üstün kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlettir.
Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden birisini oluşturmaktadır. Kazanılmış hak, özel hukuk ve kamu hukuku alanlarında genel olarak, bir hak sağlamaya elverişli nesnel yasa kurallarının bireylere uygulanması ile onlar için doğan öznel hakkın korunmasıdır. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni yasadan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır.
Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük beklenen haklar, kazanılmış hak niteliği taşımadığından 4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesinden önce (A) grubu polis amiri unvanını kazanmamış olan kişilerin (A) grubu polis amirliği yönünden kazanılmış haklarından söz edilebilmesi olanaklı değildir.
Diğer taraftan hukuk devleti ilkesinin önkoşullarından biri olan hukuk güvenliği ile kişilerin hukuki güvenliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerinde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.
İtiraz konusu kuralın ilk halinde yer alan “…dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenler ile…”ibaresi Anayasa Mahkemesinin 7.2.2008 günlü, E.2005/38 ve K.2008/53 sayılı kararı ile 4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği 21.4.2001 tarihinde komiser yardımcılığı kursunda bulunan kişilerde değişiklik öncesi mevzuat hükümlerine göre (A) grubu polis amiri olma beklentisi oluşturulduğundan bahisle ve düzenlemenin kapsamına anılan Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcılığı kursuna devam edenlerin alınmamasının, hukuk güvenliği ilkesine aykırılık oluşturduğugerekçesiyle iptal edildiği, bu konuda söz konusu karar sonrasında idarece bir düzenleme de yapılmadığı görülmektedir.
3201 sayılı Yasa’nın terfi ve atamaları düzenleyen 55. maddesinin 4638 sayılı Yasa ile değiştirilmesinden önceki hükümlerine göre, dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olan polislerden komiser yardımcılığı kursunu başarıyla tamamlamış olanların da (A) grubu polis amiri olma hakkının bulunması nedeniyle, anılan mevzuat hükümlerine güvenerek (A) grubu polis amiri olma beklentisiyle bir kısım polislerin yüksek öğretim mezunu iken, Polis Akademisinde komiser yardımcılığı kursuna katıldığı, diğer bir kısmının ise komiser yardımcılığı kursunu bitirdikten sonra, yüksek öğretime girdiği ve her iki grupta bulunan kişilerin bir süre sonra komiser yardımcılığı kursunu veya yüksek öğrenimi bitireceği açıktır.
İtiraz konusu kuralla (A) grubu polis amiri olarak atanmak için gerekli olan her iki şartı taşıyan kişilerin kazanılmış haklarının korunması amaçlanmakta iken, (A) grubu polis amiri olmak için gerekli koşullardan birini tamamlayıp diğerini yerine getirme sürecine giren ve mevcut yasal düzenlemeye güvenerek haklı bir beklenti içerisinde bulunanların (A) grubu polis amiri olma beklentilerinin engellendiği görülmektedir. Nitekim İtiraz konusu kuralın ilk halinde yer alan ve komiser yardımcılığı kursunu bitirmemiş olanları etkileyen kısmı da Anayasa Mahkemesinin anılan kararıyla hukuk güvenliği ilkesinden bahisle iptal edilmiştir. 4638 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcılığı kursunu bitirerek dört yıllık yüksek öğretime devam eden kişilerin de hukuk güvenliği ilkesinden yararlandırılmaları gerekmektedir.
Bu durumda, komiser yardımcılığı kursunu tamamlayarak yüksek öğrenime devam etmekte iken çıkarılan 4638 sayılı Yasa ile Emniyet Teşkilatı Kanunu’na eklenen geçici 20. maddede, bu Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenlerin (A) grubunda değerlendirileceği yolundaki düzenlemenin kapsamına anılan Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihte yüksek öğrenime devam edenlerin alınmamış olması, hukuk güvenliği ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.
Açıklanan nedenle, kural Anayasa’nın 2. maddesine aykırıdır. İptali gerekir.
VI- SONUÇ
1- 7.5.2010 günlü, 5982 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uyarınca, 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun ile ilgili gerekli düzenlemeler yapılmadan, Mahkeme’nin çalışıp çalışamayacağına ilişkin ön meselenin incelenmesi sonucunda; Mahkeme’nin çalışmasına bir engel bulunmadığına, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO, Zehra Ayla PERKTAŞ ile Celal Mümtaz AKINCI’nın, gerekçesi 2010/68 esas sayılı dosyada belirtilen karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
2- 4.6.1937 günlü, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na 6.4.2001 günlü, 4638 sayılı Kanun’un 5. maddesiyle eklenen Geçici 20. maddesinde yer alan “… bulunduğu rütbede dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup ...” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Fulya KANTARCIOĞLU, Mehmet ERTEN, Fettah OTO ile Zehra Ayla PERKTAŞ’ın karşıoylarıve OYÇOKLUĞUYLA,
17.3.2011 gününde karar verildi.
 
 
Başkan
Haşim KILIÇ
Başkanvekili
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
 
 
Üye
Ahmet AKYALÇIN
Üye
Mehmet ERTEN
Üye
Fettah OTO
 
 
Üye
Serdar ÖZGÜLDÜR
Üye
Serruh KALELİ
Üye
Zehra Ayla PERKTAŞ
 
 
Üye
Recep KÖMÜRCÜ
Üye
Alparslan ALTAN
Üye
Burhan ÜSTÜN
 
 
Üye
Engin YILDIRIM
Üye
Nuri NECİPOĞLU
Üye
Hicabi DURSUN
 
 
Üye
Celal Mümtaz AKINCI
Üye
Erdal TERCAN
 
 
 
 
 
KARŞIOY GEREKÇESİ
6.4.2001 günlü 4638 sayılı Yasa ile 3201 sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanunu’na eklenen Geçici Madde 20’de, “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce, bulunduğu rütbede dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup (B) grubundan (A) grubuna geçen polis amirleri, (A) grubundan değerlendirilir” denilmektedir. İtiraz yoluna başvuran Mahkeme, Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce, dört yıllık yükseköğretim kurumlarına devam etmekte olanların da madde kapsamına alınması gerekirken, sadece mezun olanlara bu hakkın tanınmasının Anayasa’nın, 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti ilkesi bağlamında, hukuk güvenliğini ve 10. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesini ihlâl ettiğini ileri sürerek Kural’ın “bulunduğu rütbede dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup” bölümünün iptali için başvurmuştur.
Kazanılmış hak, kişinin yeni bir yasal düzenleme yapılmadan önce, bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş, bütün sonuçlarıyla öznel hale gelmiş olan haktır. Kişisel hak haline dönüşmemiş, belli koşulların gerçekleşmesine bağlı olarak ileride elde edilmesi olası beklenen haklar ise, “kazanılmış hak” kapsamı içinde değerlendirilemez.
Hukuk devletinde, kazanılmış hak ilkesinden daha geniş hukuksal koruma alanı oluşturan hukuk güvenliği ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, yürürlükteki yasalara güvenerek hukuksal ilişkilerini düzenleyenlerin, bu güven duygularının zedelenmemesine özen gösterilmesini gerektirir.
4638 sayılı Yasa’dan önce Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen 611 sayılı KHK’ye göre, bu Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihten önce 4 yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenlerin, (A) grubu polis amiri olmalarına olanak tanındığından, itiraz konusu kuralla getirilen düzenlemenin, henüz yüksek öğrenimlerini tamamlamamış olanlar için böyle bir beklenti yaratmasının söz konusu olmamasına karşın, hukuk güvenliğini sarstığı gerekçesiyle yasa koyucunun bu yönde düzenleme yapmaya zorlanmasının, Anayasal dayanağının olmadığı açıktır.
Öte yandan, Anayasa’nın 10. maddesinde belirtilen eşitlik ilkesine aykırılıktan söz edilebilmesi için öncelikle aynı hukuksal durumda olanların farklı kurallara bağlı tutulmaları gerekir. Statüleri arasında özdeşlik olmayanlara aynı kuralların uygulanması ise hukuksal eşitliği bozar.
4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girdiği tarihten önce dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olanlarla henüz bu hakkı elde etmemiş olanlar aynı hukuksal konumda bulunmadıklarından, bunlar arasında eşitlik karşılaştırılması yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olmadığı ve iptal isteminin reddi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
 
Üye
Fulya KANTARCIOĞLU
Üye
Fettah OTO
 
 
 
 
KARŞIOY GEREKÇESİ
4.6.1937 günlü, 3201 sayılı Emniyet Teşkilâtı Kanunu’na 4638 sayılı Kanunun ile eklenen geçici 20. maddesinde yer alan “…bulunduğu rütbede dört yıllık yükseköğretim kurumlarından mezun olup …” bölümü(nü)n iptali için itiraz başvurusunda bulunulmuştur.
Anayasa Mahkemesi’nin, 7.2.2008 günlü, Esas 2005/38, Karar 2008/53 sayılı, 8.4.2008 günlü Resmî Gazete’nin 26841 sayısında yayımlanan kararında yer alan, karşıoy yazısında belirttiğim gerekçelerle itiraz konusu kural, Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olmadığından iptale ilişkin çoğunluk kararına katılmadım.
                                                                                                    Üye
                                                                                          Mehmet ERTEN
 
 
 
KARŞIOY GEREKÇESİ
4.6.1937 günlü, 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun, 6.4.2001 günlü 4638 sayılı Kanun ile eklenen geçici 20. maddesinde yer alan “…bulunduğu rütbede dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olup…” bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce komiser yardımcılığı kursunu bitiren ve dört yıllık yüksek öğrenimine devam eden davacının bu madde kapsamına alınmamasının kazanılmış hakkı ve hukuk güvenliğini ihlal ettiği gerekçesiyle itiraz yolu ile iptali istenilmektedir.
Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin ön koşullarından birisi hukuk güvenliği ilkesidir. Hukuki güvenlik ilkesi kazanılmış hakların korunmasını kapsamakla birlikte hukuk kurallarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm işlem ve eylemlerinde devlete güven duyabilmesini gerektirir.
Komiser yardımcılığı kursunu bitiren ancak dört yıllık yüksek öğrenime devam eden davacının komiser yardımcılığı kursuna başladığı tarihte yürürlükte olan 611 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Anayasa Mahkemesince 31.10.2000 tarihinde E.2000/69, K.2000/42 nolu kararla iptal edilmiş ise de, Emniyet Teşkilatı Kanunu’ nun gerek 55. maddesi, gerekse 20. maddesine yönelik iptal kararının doğuracağı hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edici niteliği nedeniyle kararın Resmi gazetede yayımlanmasından başlayarak altı ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve bu süre dolmadan 6.4. 2001 tarihinde 4638 sayılı Yasa’nın yürürlüğe girmesi ile hukuksal boşluk doldurulmuştur.
4638 sayılı Yasa’nın, polis amir gruplarının oluşumuna ilişkin düzenlemesi ve daha önceki mevzuata göre (A) grubu polis amiri olanların kazanılmış haklarının korunmasına yönelik düzenlemesi, 611 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede yer alan konuya ilişkin düzenlemelerle aynıdır. Buna göre komiser yardımcılarının (B) grubundan (A) grubuna geçebilmeleri için Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihte hem komiser yardımcılığı kursunu, hem de yüksek öğrenimini bitirmiş olmaları gerekmektedir.
Bu durumda davacı 4638 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte komiser yardımcılığı kursunu bitirmekle birlikte henüz dört yıllık bir yüksek öğretim kurumundan mezun olmadığından (A) grubu polis amiri olması bakımından herhangi bir kazanılmış hakkının bulunduğu söylenemez.
Diğer taraftan 4638 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce dört yıllık yüksek öğretim kurumlarından mezun olarak komiser yardımcılığı kursunu bitirenlerle, henüz dört yıllık yüksek öğretimini bitirmemiş olanlar aynı hukuksal durumda bulunmadıklarından bunlar arasında eşitlik karşılaştırması da yapılamaz.
Açıklanan nedenlerle itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2. ve 10. maddelerine aykırı olmadığı ve iptal isteminin reddi gerektiği düşüncesi ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum.
 
                                                                                                    Üye
                Zehra Ayla PERKTAŞ

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET