Öncekiler Sonrakiler

SORUŞTURMA AÇILMADAN DOĞRUDAN ALINAN SAVUNMAYA KARŞI DİSİPLİN CEZASININ İPTALİ

Soruşturmacı tayin edilerek usulüne uygun soruşturma yapılmaksızın, doğrudan savunma alınarak verilen disiplin cezasında ve bu cezaya yapılan itirazın reddi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

05 Kasım 2012 Pazartesi 12:35

  T.C.
D A N I Ş T A Y
İdari Dava Daireleri
Kurulu
Esas  No: 2003/172
Karar No: 2006/2053
 
Özeti : Soruşturmacı tayin edilerek usulüne uygun soruşturma yapılmaksızın, doğrudan savunma alınarak verilen disiplin cezasında ve bu cezaya yapılan itirazın reddi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.
 
            Temyiz İsteminde Bulunan (Davalılar): 1-Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı
                                                                     2-Sağlık Bakanlığı (Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı yerine)
            Karşı Taraf (Davacı)      :
            Vekili                            : Av. …
            İstemin Özeti : Danıştay Onikinci ve Onbirinci Daireleri Müşterek Kurulunun  24.9.2002 günlü, E:1999/877, K:2002/2726 sayılı kısmen ret, kısmen iptale ilişkin kararının, iptale yönelik bölümünün temyizen incelenerek bozulması  davalı idareler tarafından istenilmektedir.
            Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
            Danıştay Tetkik Hakimi Aylin Bayram'ın Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
            Danıştay Savcısı Erkan Cantekin'in Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir.
            Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle Daire kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
 
TÜRK MİLLETİ ADINA
            Hüküm veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından, davalı idarelerden Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığının yürütmenin durdurulması istemi görüşülmeyerek dosya incelendi, gereği görüşüldü:
            5283 sayılı Bazı Kamu Kurum ve Kuruluşlarına Ait Sağlık Birimlerinin Sağlık Bakanlığına Devredilmesine Dair Kanun'un 4. maddesinin (c) bendinde, devredilen sağlık birimleri ile ilgili olarak, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihe kadar sağlık hizmeti sunan personelle ilgili açılmış olan davaların Sağlık Bakanlığının husumetiyle yürütülmesi öngörüldüğünden, bakılan davada, davalı konumunda bulunan Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı yerine davayı kaldığı yerden yürütmek üzere Sağlık Bakanlığının davalı konumuna alınmasına karar verildi.
            Dava, Denizli SSK Hastanesinde hemşire olarak görev yapan davacının, SSK Personel Yönetmeliğinin 124. maddesinin B Fıkrasının (c) bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırılmasına, bu cezaya karşı  yaptığı itirazın reddine ve bu cezaya bağlı olarak 3 ay süreyle ek ücret ödemesinin kesilmesine ilişkin işlemler ile kesinti işleminin dayanağı olan 13.1.1998 günlü, 26050 sayılı Genel Yazının 7. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
            Danıştay Onikinci ve Onbirinci Daireleri Müşterek Kurulu, 24.9.2002 günlü, E:1999/877, K:2002/2726 sayılı kararla; dava konusu 13.1.1998 günlü Genel Yazının ...disiplin cezası alan personele, ... kınama cezasında 3 ay ... ek ödeme yapılamayacağı yolundaki 7. maddesinde mevzuata aykırılık bulunmadığı; diğer taraftan SSK Denizli Bölge Hastanesinde hemşire olarak görev yapan davacının, 15.12.1998 tarihinde saat 11.45'de Hastane Baştabibi Op.Dr.Metin Sürmeli'ye karşı Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunarak amirine karşı hal ve hareketleri ile saygısız davrandığının tespit edildiğinden bahisle 31.12.1998 günlü, 1998/29 sayılı işlem ile SSK Personel Yönetmeliğinin 124. maddesinin (B) fıkrasının (c) bendi uyarınca kınama cezası ile cezalandırıldığı ve davacının bu cezaya karşı yaptığı 13.1.1999 günlü itirazının baştabip tarafından 10.2.1999 tarihinde reddedildiği, verilen bu ceza nedeniyle de 13.1.1998 günlü genel yazının 7. maddesi uyarınca, davacıya yapılan ek ücret ödemesinin 3 ay süreyle durdurulduğunun anlaşıldığı, davacının Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunarak amirine karşı saygısız davrandığına dair somut bilgi ve belgenin bulunmadığı ve davacıya isnat edilen fiilin subuta ermediği görüldüğünden, davacının kınama cezası ile cezalandırılmasına, bu cezaya karşı yaptığı itirazın reddine ve bu nedenle de üç ay süreyle ek ücret ödemesinin kesilmesine ilişkin işlemlerde yasa ve hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın, düzenleyici işlemin iptali istemine yönelik kısmının reddine, diğer işlemlerin ise iptaline karar vermiştir.
            Davalı idareler, bu kararın iptale ilişkin kısmını temyiz etmekte ve kınama cezasına karşı yargı yoluna başvurulamayacağı, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddialarıyla bozulmasını istemektedirler.
            Davacının davalı kurumda 657 sayılı Yasaya tabi olarak çalışmadığı anlaşıldığından, dava konusu kınama cezasına karşı idari yargı yoluna başvurulamayacağı yolundaki davalı  iddiası yerinde görülmemiştir.
            Sosyal Sigortalar Kurumu Personel Yönetmeliğinin Disiplin Amirlerinin sorumlulukları başlıklı 133. maddesinde, disiplin amirlerinin, disiplin işlerinde kendilerine verilen yetkileri Kurum hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla, personele kanun, tüzük ve yönetmeliklerle tanınan hakları gözönünde tutan, hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmakla yükümlü oldukları, bu genel sorumluluğun dışında disiplin amirlerinin ayrıca; personelin uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve memurluktan çıkarma cezalarından biri ile cezalandırılması gereken disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren disiplin soruşturmasını başlatarak, gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek zorunda oldukları, 141. maddesinde de, disiplin amirlerinin uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorunda oldukları hükme bağlanmıştır.
            Anılan hükümler uyarınca, disiplin amirlerince disiplin cezasına konu olabilecek eylemin tespiti halinde usulüne uygun olarak soruşturma açılması, yasal süreleri içerisinde soruşturmanın tamamlanmasından sonra oluşturulan raporun yönetmelik hükümleri çerçevesinde değerlendirilerek ilgili hakkında işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
            Olayda ise, davacının görev yaptığı SSK Denizli Bölge Hastanesinde baştabip ile aralarında geçen tartışma nedeniyle 1. disiplin amiri olan Baştabip yardımcısı tarafından savunması alındıktan sonra değerlendirme yapılarak 1. disiplin amirince kınama cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacının kusurlu davranışı nedeniyle bir soruşturmacı tayin edilerek usulüne uygun soruşturma yapılmaksızın doğrudan savunma alınarak verilen disiplin cezasında ve bu cezaya yapılan itirazın reddi işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından temyize konu kararın iptale ilişkin bölümünde isabetsizlik görülmemiştir.
            Açıklanan nedenlerle; Danıştay Onikinci ve Onbirinci Daireleri Müşterek Kurulunun 24.9.2002 günlü, E:1999/877, K:2002/2726 sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 7.12.2006 günü esasta ve gerekçede oyçokluğu ile karar verildi.
 
GEREKÇEDE KARŞI OY
            Temyize konu Danıştay Onikinci ve Onbirinci Daireleri Müşterek Kurulu kararında usul ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
            Diğer taraftan dosyanın incelenmesinden, SSK Denizli Bölge Hastanesinde hemşire olarak görev yapan davacı hakkında Hastane Baştabibine karşı Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışlarda bulunarak amirine karşı hal ve hareketleri ile saygısız davrandığının saptanması nedeniyle SSK Personel Yönetmeliğinin 124. maddesinin (B) fıkrasının (c) bendi uyarınca 1. disiplin amiri olan Baştabip yardımcısı tarafından tesis edilen kınama cezası ile cezalandırılması yolundaki işleme karşı davacının yaptığı itirazın 2. disiplin amiri olan Baştabip tarafından reddedildiği anlaşılmaktadır.
            Disiplin cezasına konu olan olay davacı ile Baştabip arasında geçmiş olmasına karşın, davacıya verilen kınama cezasının yine Baştabip tarafından incelenerek reddedilmesi davacı ile aralarında var olan bir husumet nedeniyle tarafsızlık ilkesine uygun bulunmaması nedeniyle dava konusu işlemde bu yönüyle de hukuka uyarlık görülmemiştir.
            Açıklanan nedenle, Danıştay Onikinci ve Onbirinci Daireleri Müşterek Kurulu kararının temyize konu bölümünün yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle onanması oyuyla karara gerekçe yönünden karşıyım.
 
GEREKÇEDE KARŞI OY
            X- Danıştay Onikinci ve Onbirinci Daireleri Müşterek Kurulunun 24.9.2002 günlü, E:1999/877, K:2002/2726 sayılı kararının temyize konu bölümünün usul ve hukuka uygun bulunduğu anlaşıldığından, kararın aynen onanması oyu ile karara karşıyım.
 
ESASTA KARŞI OY
            XX- Dosyanın incelenmesinden, SSK Denizli Bölge Hastanesinde hemşire olarak görev yapan davacının 15.12.1998 tarihinde Baştabiplik makam odasında Hastane Baştabibine karşı devlet memuru vakarına ve amir -memur ilişkilerine yakışmayacak tarzda davranışlarda ve sözlü hakaretlerde bulunması nedeniyle 1. disiplin amiri olan Baştabip yardımcısı tarafından savunmasının alınmasından ve Baştabip sekreterinin yazılı bilgisine başvurulmasından sonra konunun değerlendirilerek davacıya kınama cezasının verildiği anlaşılmaktadır.
            Sosyal Sigortalar Kurumu Personel Yönetmeliği hükümleri uyarınca disiplin cezası verilmesini gerektiren disipline aykırı davranışların öğrenilmesinden sonra disiplin amirince soruşturma başlatılarak gerekli cezanın uygulanması gerekmektedir. Bu çerçevede disiplin amiri bir muhakkik tayin edebileceği gibi bizzat kendisinin de soruşturma yapabileceği açıktır.
            Olayda Baştabiplik makamında sadece davacı ve Baştabip arasında geçen olay nedeniyle herhangi bir tanığın bilgi veya görgüsünün bulunma olasılığının olmadığı gözönünde bulundurulduğunda, 1. disiplin amirince davacının savunması alınarak ve Baştabip sekreterinin yazılı bilgisine de başvurularak değerlendirme yapılmak suretiyle sonuca varılmasında ve davacıya ceza verilmesi yolunda işlem tesisinde usule aykırılık bulunmadığı gibi, dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden davacının davranışının devlet memuru vakarına ve amir- memur ilişkilerine yakışmayacak tarzda tutum ve davranışlarda bulunmak eylemine uyduğunun anlaşılması karşısında yönetmeliğin 124/B maddesinin (c) fıkrası uyarınca verilen kınama cezasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
            Açıklanan nedenlerle, davalı idarelerin temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu Danıştay Onikinci ve Onbirinci Daireleri Müşterek Kurulunun 24.9.2002 günlü, E:1999/877, K:2002/2726 sayılı kararının bozulması oyu ile karara karşıyız.


Ankara’nın Keçiören İlçesi Kuzeykent 2. Etap Anaokulu Müdürü, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/A-b maddesi uyarınca uyarma cezasına çarptırılmasına ilişkin işlemin iptali için açılan davada, mahkeme söz konusu cezayı iptal etti.

İleri sürülen iddialarla ilgili olarak hiçbir araştırma yapılmadan ceza verildiğini, görevinde başarılı olan üyemizin, şimdiye kadar hiçbir soruşturma geçirmediğini ve ceza almadığını, işlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu belirterek, cezanın iptali istenmişti.

Ankara 14. İdare Mahkemesi, üyemiz hakkında verilen uyarma cezasının iptaline karar verdi.

Bakılan davada davacıya isnat edilen fiil nedeniyle hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığına, sadece tutulan tutanağa dayanılarak ilgilinin savunmasının alınarak ceza verilmesi yoluna gidildiğine dikkat çeken mahkemenin kararında şu ifadelere yer verildi:

“…Kamu görevlilerinin disipline aykırı eylem ve fiilleri nedeniyle disiplin cezası verilebilmesi için, anılan eylem ve fiillerin sübut bulup bulmadığının usulüne göre yürütülen soruşturma ile ilgilinin leh ve aleyhindeki tüm delil ve ifadeler toplanarak ortaya konulması, sübut bulduğu tespit edilen disipline aykırı davranışlar nedeniyle de yasa ve yönetmeliklerde yer alan uygun cezanın verilmesi gerektiği disiplin hukukunun temel ilkelerindendir. Bakılan davada davacıya isnat edilen fiil nedeniyle hakkında herhangi bir soruşturma açılmadığı, sadece 17.08.2011 tarihinde tutulan tutanağa dayanılarak ilgilinin savunması alınıp ceza verilmesi yoluna gidildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda yer alan mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde; davacı hakkında usulüne uygun soruşturma yapılarak ilgilinin leh ve aleyhindeki tüm deliller toplanıp, soruşturma raporu düzenlenerek yapılan değerlendirme sonucunda bir karar verilmesi gerekirken, soruşturmacı atanmaksızın, tutulan tutanağa dayanılarak savunması alınıp doğrudan ‘uyarma cezası’ ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.” 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET