Öncekiler Sonrakiler

UZMAN ÖĞRETMENLERİN ÖZLÜK HAKLARI MAHKEME MÜRACAAT TARİHİ İTİBARİYLE HESAPLANIR

Uzman öğretmenlik başvurusunun, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı nedeniyle oluşan yeni hukuki durum kapsamında, uzman öğretmenlikten kaynaklanan parasal hakların başvuru tarihinden itibaren hesaplanması gerekmektedir.

18 Temmuz 2012 Çarşamba 00:53

 T.C.

D A N I Ş T A Y
İKİNCİ DAİRE
Esas No : 2011/8872
Karar No : 2011/6709
Temyiz İsteminde Bulunan (Davalı) : Milli Eğitim Bakanlığı - Ankara
Karşı Taraf :
Vekil i :
İsteğin Özet i : Kayseri 1. İdare Mahkemesi'nin 24.05.2011 günlü, E:2011/211,
K:2011/562 sayılı kararının iptal ve kabule ilişkin kısmının, dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek
bozulması isteminden ibarettir.
Cevabın Özet i : Cevap verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakim i :
Düşünces i : İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptali ile idareye başvuru
tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının hesaplanarak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine
ilişkin kısmının onanmasına, başvuru tarihinden geriye doğru altmış gün içinde kalan ilk uygulamanın yapıldığı
tarihten itibaren yoksun kalınan parasal hakların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle
birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Danıştay Savcısı :
Düşünces i : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek
bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen
nedenlerin bulunması gerekmektedir.
Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine
uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay İkinci Dairesince işin gereği düşünüldü:
Dava, Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavı'ndan yeterli puanı alan, ancak yapılan değerlendirme
sonucunda uzman öğretmenlik sertifikası almaya hak kazanamayan davacının, Anayasa Mahkemesi'nin
21.05.2008 günlü, E:2004/83, K:2008/107 sayılı kararından bahisle uzman öğretmenlik unvanı verilmesi istemiyle
yaptığı başvurusunun reddine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı malî haklarının uzman öğretmenlik sınav
sonuçlarının açıklandığı tarihten itibâren işletilecek yasal fâiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi istemiyle
açılmıştır.
Kayseri 1. İdare Mahkemesi'nin 24.05.2011 günlü, E:2011/211, K:2011/562 sayılı kararıyla; Anayasa
Mahkemesi'nce 5204 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu ve Devlet Memurları Kanununda Değişiklik Yapılmasına
İlişkin Kanunun 1. maddesiyle, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 43. maddesinin sonuna eklenen ve
yönetmelikle düzenlenecek hususların sayıldığı 6. fıkrası ile toplam serbest öğretmen kadrosu içinde, uzman
öğretmenlik kontenjan oranının %20, başöğretmenlik kontenjan oranının %10 ile sınırlanmasına ilişkin 7. fıkrası
iptal edildiğinden, branşlara göre kontenjan sınırlaması getirilmesinin yasal dayanağının kalmadığının anlaşılması
karşısında, Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavı'nda başarılı olmasına karşın kontenjan
yetersizliği nedeniyle uzman öğretmen unvanı alamayan davacının tarafına uzman öğretmenlik unvanı verilmesi
istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, diğer taraftan
davanın, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kalınan mali hakların sınav sonuçlarının açıklandığı tarihten
itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesine yönelik istem kısmına gelindiğinde ise, davacıya davanın
açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü aşmamak koşuluyla başvuru tarihinden geriye doğru altmış günlük süre
içindeki ilk uygulama esas alınarak uzman öğretmenler için ödenen mali hakların ödenmesinin mümkün olduğu,
buna karşın davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü ve/veya başvuru tarihinden geriye doğru altmış
günlük süreyi aşan dönemdeki uygulamalardan doğan zararların ödenmesine süre aşımı nedeniyle imkan
bulunmadığı gerekçeleriyle dava konusu işlemin iptaline, işlem nedeniyle yoksun kalınan mali hakların tazmini
isteminin kısmen kabulü ile davanın açıldığı tarihten geriye doğru 120 günü geçmemek üzere idareye başvuru
tarihinden geriye doğru altmış gün içinde kalan ilk uygulamanın yapıldığı tarihten itibaren yoksun kalınan parasal
hakların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, bu tarihten
önceki döneme ait parasal hak farklarının tazmini isteminin ise 2577 sayılı Kanun'un 15/1-b maddesi uyarınca
süre aşımı yönünden reddine hükmedilmiştir.
Davalı idare, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunu öne sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının
iptal ve kabule ilişkin kısımlarının temyizen incelenerek bozulmasını istemektedir.
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri,
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığına bağlı olup,
davalı idare tarafından ileri sürülen hususlar İdare Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin iptali ile idareye
başvuru tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının hesaplanarak yine aynı tarihten itibaren
işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte
görülmemiştir.
İdare Mahkemesi kararının başvuru tarihinden geriye doğru altmış gün içinde kalan ilk uygulamanın
yapıldığı tarihten itibaren yoksun kalınan parasal hakların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal
faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasına gelince:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde, dava açma süresinin, özel kanunlarında
ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay'da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğuna işaret edilmiş, 10.
maddesinde ise ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari
makamlara başvurabileceği, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, ilgililerin altmış
günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştay, idare ve vergi mahkemelerinde
dava açabileceği, altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgilinin bu cevabı, istemin reddi
sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği, bu takdirde dava açma süresinin işlemeyeceği,
ancak bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemeyeceği, dava açılmaması veya davanın süre
yönünden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse,
cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açılabileceği hükme bağlanmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, öğretmen olarak görev yapan ve 27.11.2005 tarihinde yapılan
Öğretmenlik Kariyer Basamaklarında Yükselme Sınavı'ndan altmış puanın üzerinde puan almak suretiyle başarılı
olmasına karşın yapılan değerlendirme sonucunda uzman öğretmenlik sertifikası almaya hak kazanamayan
davacının, Anayasa Mahkemesi'nin 21.05.2008 günlü, E:2004/83, K:2008/107 sayılı kararından bahisle uzman
öğretmen unvanının verilmesi istemiyle yaptığı başvurunun reddi üzerine bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Anayasa'nın 138. maddesinde yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uymak
zorunda olduğu, bu organlar ve idarenin, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremeyeceği ve bunların yerine
getirilmesini geciktiremeyeceği; 153. maddesinde, Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu ve yasama,
yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı hükme bağlanmıştır.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının herkesi bağlayıcı özelliği nedeniyle bu kararların hukuk aleminde yeni
hukuki durumlar yarattığı kuşkusuzdur. Yeni hukuki durumun ortaya çıkması halinde ise ilgililerin idareye
başvurarak işlem tesis ettirebileceği tabii olup bu yolda yapılan başvuruların da 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında olduğunun kabulü gerekir.
Olayda da, davacı başvurusunun, Anayasa Mahkemesi'nin 21.05.2008 günlü, E:2004/83, K:2008/107
sayılı iptal kararı nedeniyle oluşan yeni hukuki durum kapsamında ve 2577 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca
yapılmış bir başvuru olduğu açıktır.
Bu itibarla, kontenjan yetersizliğinden dolayı uzman öğretmenlik unvanı verilmemesine ilişkin ilk işleme
karşı davanın açılmadığı, davanın, davacının Anayasa Mahkemesi'nin 21.05.2008 günlü, E:2004/83, K:2008/107
sayılı kararı uyarınca oluşan yeni hukuki durumdan faydalanmak suretiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü
Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yaptığı başvurusunun reddi üzerine açıldığı göz önünde
bulundurulduğunda, uzman öğretmenlik unvanının verilmemesinden kaynaklanan maaş farkının da, idareye
başvuru tarihinden itibaren hesaplanması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalı idarenin temyiz isteminin kısmen reddiyle, Kayseri 1. İdare
Mahkemesi'nce verilen 24.05.2011 günlü, E:2011/211, K:2011/562 sayılı kararın; dava konusu işlemin iptali
ile idareye başvuru tarihinden itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının hesaplanarak aynı tarihten
itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının onanmasına, davalı idarenin
temyiz isteminin kısmen kabulüyle, başvuru tarihinden geriye doğru altmış gün içinde kalan ilk uygulamanın
yapıldığı tarihten itibaren yoksun kalınan parasal hakların idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal
faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmının ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49.
maddesinin 1/b. fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Kanun'la değişik 3. fıkrası gereğince ve
yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı
geçen Mahkeme'ye gönderilmesine, 15.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET