Öncekiler Sonrakiler

ASGARİ ÜCRETİN AHTAPOT ETKİSİ

Artacak asgari ücret sadece asgari ücret alan sayıları yaklaşık beş milyon işgücü piyasasını etkilemiyor. Diğer ücretleri de kademeli olarak arttıracağı için, sosyal güvenlik sisteminden kıdem tazminatına kadar hemen hemen çalışan kesimin büyük çoğunluğunu etkileyecektir. Çünkü yıllar içinde idari para cezaları dahil olmak üzere pek çok parametrenin kaynağı asgari ücret olarak belirlenmiştir.

12 Kasım 2015 Perşembe 15:03
ASGARİ ÜCRETİN AHTAPOT ETKİSİ

Asgari ücretin bin 300 liraya çıkarılmasından işveren cephesi kaygılı. 

Hatırlanacağı üzere CHP'nin de seçim vaatleri arasında asgari ücretin bin 500 liraya çıkarılma bulunuyordu. AK Partinin asgari ücret konusunda bu aşamaya gelmesinde muhalefetin büyük etkisi var. Şimdi iktdar tarafından, verilen sözün 2016 yılı başından geçerli olmak üzere gerçekleşeceği ifade ediliyor. 

İşveren tarafı da, asgari ücret arttırılmasına karşı görünmüyor. Ama, meselenin amma, ancakı var.
 
Türkiye'de tahminen 5 milyon asgari ücretli bulunuyor. Hürriyet'te, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı İbrahim Çağlar dün asgari ücret tartışmalarına dahil olurken, ücretin bin 300 liraya çıkarılmasının özel sektöre 16 milyar lira yük getireceğini hesapladıklarını belirtti.  İş dünyası artacak işveren yükünün Devlet tarafından karşılanmasını bekliyor. 

En yakın ihtimal sigorta prim indirimi

Asgari  ücret artışından prim geliri artacağı için kısa vadede sosyal güvenlik sistemi olumlu etkilenecek. Sosyal güvenlik açıkları azalacaktır. Ancak uzun dönemde yaşlılık aylığı prime esas kazanca endekslendiği aylıkları arttırarak giderleri arttıracaktır. Bu da sistemi olumsuz etkileyecektir.  

Asgari ücretin arttırılması karşılığında işveren hükümetten Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) priminde 3 puan indirim istedi. Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir ise ilk 1-1.5 yılın yükünün kompanze edilmesi gerektiğini söyledi. Masada en güçlü tercih bu teklif olarak duruyor. Zira uzun dönemde ortaya çıkacak olumsuz sonucun ihmal edilmesi, görmezden gelinmesine kimse itiraz etmeyecektir. Gelir tarafında ise belirgin bir düşme yaşanmayacaktır.  

Bu politika asgari ücret üzerinden aylık alanlardan yaklaşık yarısı yüksek maaş almasına rağmen asgari ücert üzerinden gösterilenler üzerinde etkili olacaktır. Bunların gerçek ücretleri üzerinden bildirmeleri ve asgari ücerlerin arttırılması halinde prim teşviki işveren maliyetini azaltacaktır. Ancak diğer gerçek asgari üzerinden gelire sahip yarısı için sonucu kestirmek zor. 

Konuşulan seçeneklerden biride asgari ücretin yıllık veya iki yıllık belirlenmesi. Bunun uygulanması halinde seçim vaatlerinin yerine getirilmesi bakımından, seçmen ve işçi üzerinde hayal kırıklığına yol açacaktır.

Gelir vergisi indirimi ise alternatiflerden birisi. Ancak takibinde yaşanabilecek sorunlar nedeniyle zor bir ihtimal görünüyor.


İşçi ve işveren yeni ücret artış sorunuyla karşılaşacak.

Asgari ücretin arttırılması diğer ücretleri de kademeli olarak arttırılmasını gerektirecektir. Kademeli ücret artışının prim ve vergi yansımaları da işverene ek bir bir yük getirecek.

Bir pastanede çalışan 5 işçiden üçü asgari ücret üzerinden diğerleri de usta olmaları nedeniyle bin 300 ve bin 500 lira aldığını düşünün. Asgari ücretli çalışanların bin 300 liraya çıkmasıyla,  diğer iki ustada ücret artışını talep edecektir. İşveren kabul etmese iş sorunları oluşacaktır. 

İşverenler kıdem tazminat maliyetine katlanacaklar.

Üzerinde uzlaşılacak diğer bir konu ise asgari ücretin artışıyla birlikte kıdem tazminatının artacak olması. İşveren bu yükün altına girmek istemiyor. Bu nedenle oluşacak yükün bir veya birbuçuk yıl devlet tarafından karılanmasını işveren pazarlık masasına sürüyor.

Tüm bu gelişmelerin işgücü piyasasında kayıtdışılığı arttırması muhtemel. En çok hizmet sektörü ve sanayide marjinal yani verimliliği düşük firmalarda, kobilerde riskli bir döneme giriliyor.
Ertan Koç

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET