Öncekiler Sonrakiler

DEMOKRASİ VE İSLAM... TÜRKİYE, MISIR VE TUNUS'A UMUT OLUYOR

Hükümdarlar Defedildi, Mısır ve Tunus Artık Yeni Bir Başlangıç Arayışında. Peki Yeni Başlangıç Neye Benzeyecek?

17 Şubat 2011 Perşembe 18:09
DEMOKRASİ VE İSLAM... TÜRKİYE, MISIR VE TUNUS'A UMUT OLUYOR

Ülkelerde Ne Tür Demokratik Koşullar Meydana Getirilecek? Çoğu Arap Ülke İnsanı Şimdiden Bir Model Bulmuş Durumda: Türkiye--

Mısır'a yönelik uluslararası talepler net: Derhâl seçim ortamı hazırlansın. İpleri şu sıralar elinde bulunduran Yüksek Askerî Konsey de seçimlerin altı ay içerisinde gerçekleşeceğini duyurdu. Tunus'ta da serbest seçimlerin yapılması bekleniyor.

Serbest seçimler; demokratik bir topluma giden ilk adım. On yıllar boyu despot hükümdarların yönettiği bu iki ülke için yerinde bir gelişme. Fakat Tunus ve Mısır'da gerçek demokratik koşulların oluşması uzun zaman alacak.

Ama insanlar aynı zamanda umutlu çünkü özellikle Türkiye örneğinde demokrasi ve İslam'ın birbiriyle bağdaşır olduğunu görüyorlar. Yakın zamanda birçok Arap ülkesinde yapılan bir anket sonucu ise soru yöneltilenlerin üçte birinin Boğaziçi ülkesini kendi gelişimlerine örnek gördüklerini ortaya koyuyor.

--İslami-Muhafazakâr Bir Hükûmet--

Türkiye, rol model oluşturduğunun farkında ve bunun keyfini de çıkarıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dolaylı olarak Mısır hükümdarı Hüsnü Mübarek'i istifaya davet etmişti ve Ankara'daki hükûmet şimdi de süratle seçim çağrılarına katılıyor. Erdoğan, Yüksek Askerî Konseyin "en kısa zamanda" gücünü yeni hükûmete devredeceğini umduğunun altını çizdi.

Türkiye'nin model kabul edilmesi tesadüf değil. Zira bu ülkede 2002'den bu yana İslami-muhafazakâr bir hükûmet iş başında ve olayların gelişimine bakın ki Türkiye tam da bu iktidarla -elbette aklın bir köşesinde olası bir AB üyeliği fikriyle- ilerlemeler kaydetti. Nüfusunun yüzde 99'u Müslüman olan ülkede serbest seçimler de yapılıyor, ekonomi de yükseliyor.

Ancak Türkiye, Arap ülkelerinden çok daha farklı koşullara sahip; NATO üyesi olup aynı zamanda AB'den hem ekonomik ilişkiler hem de reformlar açısından destek görüyor. 2005'ten bu yana üyelik müzakereleri yürütülüyor ve bu avantajlar elbette hafife alınacak hususlar değil. Ayrıca Türkiye'de katı bir din ve devlet işleri ayrılığı ilkesi var ve Arap ülkelerinde böyle bir durum -henüz- söz konusu değil.

--Engellerle Dolu Üyelik Süreci--

Ancak Türkiye Avrupa'da mütemadiyen -azınlıklara ayrımcılık uygulanıyor, basın özgürlüğü alanında hâlâ fazla mesafeler kaydedilemedi, Kıbrıs sorunu çözülemedi diye- eleştiriliyor. Üstelik üyelik müzakereleri de sonsuza uzuyor. Alman politikacılar arasında ise üyelik konusunda yer yer şüpheler hâkim.

Ayrıca Erdoğan ve onun AK Partisinin yönetim tarzı da dünden bugüne artarak eleştiri topluyor; bu arada Başbakan neredeyse otokrat etkisi gösteriyor.

Fakat Erdoğan'ın görüş açısı Arap ülkelerinkinden farklı işte. Güç bela serbest seçimlere aşinalığı bulunan insanlar için Türkiye gerçekten bir umut ışığı oluşturuyor. Çünkü Türkiye örneği, demokrasiye atılan adıma cesaret etmek için kendi kimliklerinden vazgeçmek zorunda olmadıklarını gösteriyor.

Rheinische Post -14 Şubat 2011

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET