Öncekiler Sonrakiler

DOĞU ERGİL ULUSAL BİRLİĞİN PEŞİNDE

Doğu Ergil Bugün Gazetesi köşesinde YSK penceresinden ulusal birliğin şifrelerini çözecek küresel güç haline getirecek soruları AKP, CHP ve BDP çerçevesinde yazdı.

26 Nisan 2011 Salı 12:12
Doğu Ergil Ulusal Birliğin Peşinde

Ulusal birliğin peşinde
 
        Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçimleri anlamsızlaştıracak, ülkeyi gerip kaosa sürükleyecek bir girişimden geri döndü ama o iki günlük sürecin ülkeye maliyetine bakın?
 
Kabul etmeliyiz ki bizim toplumumuz hâlâ bütünlüğünü sağlayabilmiş, "uluslaşmış" değil. Bu sözlere alınanlar çıkacaktır ama siyasi partileri birbiriyle yarışmaktan çok çatışan, parti başkanları konuşmaktan çok sövüşen, çeşitli kültürel grupların (etnik, inançsal) birbirine kuşku hatta düşmanlıkla baktığı bir topluma bütünlüğünü sağlamış, siyasal birliğini kurmuş diyebilir miyiz? Diyemiyorsak siyaseti bu kargaşa ve ayrışma ortamından çıkaracak, birlikte yaşamın asgari koşullarını sağlayacak, temel kurallarını (bir anayasa çerçevesinde) kayda geçirecek çabayı neden gösteremiyoruz?
 
         Başka bir yaklaşımla sorayım: Bugünün modern ulus tanımına tüm yurttaşları kucaklayacak ve eşitleyecek anlam ve kapsam kazandırmak için dünyada azami özen gösterilirken, bütün yurttaş kümelerinin kurucu ortak olarak benimsenmesi esasken bizim anayasamızdaki dar ulus tanımının nasıl bir sıkıntı yarattığı görülmüyor mu? Bu (veya herhangi bir) ülkenin tüm yurttaşlarının olduğu düşüncesi yerleşmedikçe ülkenin ve devletin üvey çocuklarının ne huzura kavuşacağı ne de huzur vereceği anlaşılmıyor mu? Hâlâ vatandaşlığa geçen futbolculara bir yerli isim bulmayı "normal" görüyorsak biz ötekileştirmeyi ve etnik indirgemeciliği sürdüreceğiz demektir. Bıraksak da insanlar ne hissederlerse o olsunlar, analarından, babalarından öğrendikleri dili konuşup öğrensinler. Yazıp geliştirsinler. Bunu komşularımız yapınca "olağan" oluyor da neden bizim yurttaşlarımız yapınca sakıncalı oluyor? Bizim dikkat etmemiz ve çaba sarf etmemiz gereken bu ülkenin ortak ve resmi dili olan Türkçe'yi herkesin layıkıyla öğrenmesi; bir bilim ve edebiyat dili olgunluğuna kavuşturulması. Ama biz bunu yapmıyoruz, yapacak kurumların (üniversitelerin, liselerin) kalitesini yeterince yükseltmeyi "ulusal dava" olarak görmüyoruz. Yurttaşımız olan çeşitli kültür kümelerinin ana dillerini öğrenme ve geliştirme çabasını ulusalcılığın gereği sayıyoruz. Ulusun/milletin tümünü kavramayan hiçbir uygulama ulusal değildir. Bir grubun ayrıcalığının ve egemenliğinin aracıdır. Bundan da ne ulusal birlik ne de toplumsal huzur çıkar.
 
Son YSK krizi de gösterdi ki konu bir kuruluşun hata yapma kapasitesi değil, tüm bir kurumun (yargının) büyük bir zafiyet içinde olduğu. Bu kurum kendisini "bağımsız" zannediyor. Böyle düşünen başka kurumlar da vardı. Bir devlet sisteminde bağımsız kuruluş olmaz. Olsa olsa özerk kuruluş olur. Onun özerkliği, görevini yaparken başka kuruluşların etkisinde kalmaması için kendisine yasa ile sağlanan işlevsel özerkliktir. Dolaysıyla özerk bir kuruluş diğer benzerlerinin işlev alanına müdahale edemez. Ediyorsa yetkisini ve görev alanını aşıyor, keyfi ve bağımsız davranıyordur. Bu durum Yargıtay'ın çoğunu değişime direnci nedeniyle yarattığı verimsizlik ve işleme zafiyetleri nedeniyle 10 yıldır sonuçlandıramadığı davalar nedeniyle salıverilen seri katillerin durumunda da gördük. Artık kapıya dayanmış olan bir yargı reformu var. Bu, şu veya bu partinin işine yarayacak mazeretleriyle engellenmemeli. Seçim sonrasında büyük restorasyon dönemi başlamalı. Elden kaçırdığımız 20. yüzyılın hatalarını yinelememeliyiz. Bunun için şu sorular yanıtlanmalı:
 
1- AK Parti, değişimi ve demokrasi ihtiyacını en uç noktaya taşıyabilecek mi? Ne derecede kendisini uluslararası düzenin bir parçası olarak görecek? Bunları seçimden sonra anlayacağız.
 
2- CHP, devletçi ve otoriter reflekslerinden mümkün olduğunca arınıp boş olan Sol siyaset alanını doldurabilecek mi? Ülkemizde pek çok kişinin önemsediği laikliği, devlet eliyle tesis etmek ve korumak yerine toplumsal inisiyatifle "aşağıdan yukarı" inşa etmeyi benimseyip becerebilecek mi?
 
Görünen o ki, daha geniş bir seçmen tabanına açılan BDP bu iki konuda da iktidar ve ana muhalefet partisine destek olabilir. Bu destek ve ortak bir dönüşüm projesi kotarılabilirse çok özlediğimiz eşit yurttaşlık ve demokratikleşme üzerinden çok geciken ulusal birlik olgusu gerçekleştirilebilir. Bunun için de endişelerimizden ve önyargılarımızdan kurtulmamız kolay mı? Tüm eğitim sistemimiz ve hukuk düzenimiz aksine kurulmuş ve işlerken...

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET