Öncekiler Sonrakiler

HALKİ’NİN ÜZÜMLERİ

Bunca can sıkıcı, üzücü olay içinde gülümseten ve düşündüren bir yazı... Bu hikayenin başlangıcı MÖ 17.yy’a kadar dayanmakta. Çiftçilikle uğraşan Halki ile onun yetiştirdiği üzümleri pazarda satan Luwi arasında gelişen günümüze kadar gelen bir tartışma başlar. Erdem Özgür Yazıyor...

04 Aralık 2011 Pazar 07:12
HALKİ’NİN ÜZÜMLERİ

 HALKİ’NİN ÜZÜMLERİ

ÜZÜM YUKARIDAN AŞAĞIYA MI/ AŞAĞIDAN YUKARI MI YENİR?

Bu hikayenin başlangıcı MÖ 17.yy’a kadar  dayanmakta.

Çiftçilikle uğraşan Halki ile onun yetiştirdiği üzümleri pazarda satan Luwi arasında gelişen günümüze kadar uzanan bir tartışma başlar.

O dönemden günümüze, kimi zaman unutulsa bile, bu tartışma üzüm mahsulünün az olduğu yıllarda yeniden alevlenir.

Luwi eşek arabasıyla, her pazartesi, sabahın erken vakti, Halki’nin bağına gelir, sepetlere itina ile yerleştirilen üzümleri alır pazara gider satarmış.

Halki’nin üzümleri, bırakın o yöreyi, bütün ülke tarafından bilinirmiş. Üç yılda bir yapılan üzüm yarışmalarında da birinciliği kimseye bırakmazmış. O yüzden Halki’nin  üzümleri Kralın sofrasında ayrı bir yer alırmış.

Başka ülkelerden Halki’nin üzümlerinin şöhretini duyanlar, kervanlar kurar, gelir dikmek için asma dalları isterler, karşılığında da göz kamaştıran hediyeler getirirlermiş. Ama buradan götürülen asmalar, bir türlü Halki’nin üzüm tadıyla yarışamazlarmış. Bununda hikmeti sebebini kimse bilmezmiş. Askerler, memurlar, köylüler, rahipler araştırmışlar, Halkiye gelip sormuşlar, izlemişler, bir cevap verebilen bulunmamış.

Luwi yine her zaman olduğu gibi, pazartesi sabahı Halkinin bahçesine gelirken, yolda aklına bir soru takılmış. Sattığı üzümleri alan halk, üzümü sapından tutup yukarıdan aşağıya doğru, sıra sıra yediğini, Kralında üzümü sapından tutup en aşağı uç kısmından yukarı doğru, sıra sıra  yediğini görmüş. Demiş ki, bilse bilse  bu soruya cevabı Halki verir: "Üzüm salkımı yukarıdan aşağıya mı, yoksa aşağıdan yukarı mı yenir?"

Luwi üzüm sepetlerinin yanında kendisini bekleyen Halki’yi görünce, sevinmiş ama merakı da bir o kadar artmış. Çünkü Halki’nin elinde bir üzüm cıngılı, keyifle yediğini görmüş. Acaba demiş, "Halki üzüm cıngılını yukarıdan aşağıya mı, yoksa aşağıdan yukarıya doğru mu yiyor?"

Luwi, Halkiye selam verdikten sonra birlikte sepetleri arabaya yerleştirirken oradan buradan konuşmuşlar. Ayrılmadan önce, merakına yenilen Luwi sormuş: "Halki üzüm salkımı yukarıdan aşağıya mı, yoksa aşağıdan yukarıya mı doğru yenir?" Halki, "Bu nasıl bir soru Luwi, atalarımızdan üzümün yukarıdan aşağıya doğru yenildiğini gördük, bizde aynı şekilde yeriz." demiş.  Öylece ayrılmışlar.

Ayrılmışlar ayrılmasına da Luwi bu kez de kralın neden aşağıdan yukarı üzümleri yediğini merak etmiş. Bir gün, iki gün, üç gün merakı artmış Luwinin. Saraydan üzüm almaya gelen Papaya’ya durumu anlatmış. Papaya: "Kolay, vezire söyleyim bakalım ne diyecek." demiş. Papaya saraya gittikten sonra, denetime gelen vezire bir fırsatını bulup olup bitenleri bir çırpıda anlatıvermiş.

Veziride bir merak almış, Kralın keyifli olduğu bir anda denk getirerek, "Kralımız en doğrusunu siz bilirsiniz, üzüm salkımı yukarıdan mı, aşağıdan mı yenir?" diye sormuş. Kral, "bu soruda nerden çıktı demiş" demesine ama vezirdir cevap vereyim  diyerek, "Vezir üzüm aşağıdan yukarı doğru yenir", demiş. Kralın cevabı vezir tarafından Papaya’ya, Papaya’da Halkiye anlatmış.

Luwi pazarda tezgaha gelip gidene merakını açar, Halki’nin üzümün yukarıdan aşağıya, Kralında aşağıdan yukarı yenmesi gerektiğini  söylediğini anlatıyormuş.  

Halk arasında da önü alınmaz bir tartışma başlamış: "Üzüm salkımı yukarıdan aşağıya mı, aşağıdan yukarıya mı doğru yenir?"  Halkın büyük çoğunluğu Halki’ye  desteklerken, bazıları, "Kralın elbet bir bildiği vardır", diyerek Kralı savunmuş. Böylece halk Halki ile Kral ararsında ayrılmışlar.

Halk arasındaki şiddetlenen tartışmalar, tapınaklara taşınmış, tanrıların görüşleri istenmiş. Rahipler ve rahibeler, tanrılar adına cevapları vazetmişler.

Artık tartışma şirazeden çıkmaya başlayınca Krala durum anlaşılmış. Kral hemen Halki’yi huzuruna çağırmış. Halki’yi gecenin bir vakti evinden derdest edip getirmişler. Kral, "Halki söyle bakalım üzüm aşağıdan yukarı mı, yoksa yukarıdan aşağı mı yenir diye sormuş?" Halki halkın kendisine verdiği desteği,  yıllarını verdiği üzümleri, atalarını, şanına şöhretini güvenerek; "Kralım salkım yukarıdan aşağıya doğru yenir", demiş. Kral, ",Bilirsin Halki seni severim, üzümlerin bizi dünyada meşhur etti, benim emrime karşı mı geliyorsun." demiş. Halki, içinden. "Üzümlere ben ömrümü  verdim, nasıl yeneceğini de ben bilirim." diyerek, "Kralım üzümler yukarıdan aşağıya yenir diye fısıldamış."

Halki’yi zindana atmışlar. Şehrin ve ülkenin ileri gelenleri, Halki’yi kararından vazgeçirmek için gelmişler, ama Halki kararından geri adım atmamış. Bir akşamüzeri, Halki’nin bahçesinden geçenler, onu ceviz ağacına asılı bulmuşlar.

Düzen kurulmuş, Kralımız sen en iyisini bilirsin, hikmetinden sual olunmaz denilmeye başlanılmış. Ama üzüm salkımları yine halk tarafından yukarıdan aşağıya, Kral tarafından da aşağıdan yukarı yenilmeye devam edilmiş.

Kral ibret olsun diyerek, büyük bir kayanın yüzeyine hikayeyi anlatan kabartma resimler oydurmuş.

Halki’nin ölümünden sonra Kral, en eski çiftçileri, saray bahçıvanını, alimleri, rahipleri bahçe için seferber etmiş, ama bahçeyi kurumaktan kurtaramamış.

Çok geçmemiş ki, üzüm bahçesi ile Halki’de unutulmuş, Kral unutulmuş, hikaye unutulmuş…

Hikaye kralların gizli kitaplarında yerini almış. Gizli kitap ise kral ölünce yerine geçene verilir olmuş.

1500 yıl süren Krallık tarih sahnesinden silinmiş, yerlerine yeni Krallıklar kurulmuş…

Her kurulan devlette, padişahlığa  geçen şehzadeye ilk gününde gizli kitaptan bu hikaye anlatılır olmuş…

Ama halk,  sen çok yaşa padişahım dese  bile, üzümü yukarıdan aşağıya yemeye devam etmiş.

Dünyada asker devletleri, din devletleri, krallıklar, padişahlıklar yerlerini cumhuriyet, demokratik devletlere bırakmış.

Pek çok şey değişmiş, ancak bu defa halkın oyuyla gelen başbakana, aynı hikaye anlatılmaya devam edilmiş.     

Başbakan bir gün, "Şu kuralları yazılı hale getirelim de ilelebet düzeni koruyalım, huzurumuz bozulmasın", diye meclise haber göndermiş. Başbakan: "Benden sonra gelenler bu kuralı unutursa halkın hali nice olur?" demiş.   

Haber  meclise ulaşınca, hemen bir komisyon kurulmuş. Komisyonda devletin yönetim şekli, yürütme, yargı, eğitim, dil... hemen hemen bütün konularda uzlaşılmış. Üzerinde anlaşamadıkları sadece bir konu kalmış;

ÜZÜM SALKIMI YUKARINDAN MI YENMEYE BAŞLANIR AŞAĞIDAN MI?

Nerede kalmıştık…

      
Erdem Özgür
www.kamudanhaberler.com linkini veriniz. 
    

 

   Yazarın Diğer Hikayeleri

HALKİ’NİN ÜZÜMLERİ

KRAL PARALUS'UN ÖLÜMSÜZLÜK MASALI

Çıplak Kral Li Cun'un Gerçek Hikayesi

YERYÜZÜNDE SON ERKEK KALINCA

EMANET HAZİNELER BERATI

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET