Öncekiler Sonrakiler

KAMUSEN KAMUDA GÜVENCESİZ UYGULAMALARI RAPORLAŞTIRDI

Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi tarafından hazırlanan"Kamuda Güvencesizleştirme Uygulamaları"hakkındaki raporu aşağıda sunulmaktadır.

11 Kasım 2012 Pazar 21:40

Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi tarafından hazırlanan"Kamuda Güvencesizleştirme Uygulamaları"hakkındaki raporu aşağıda sunulmaktadır. 

 

KAMUDA İŞ GÜVENCESİ YOK EDİLİYOR!

 

Uzun zamandan beri, ekonomik, sosyal ve özlük haklarındaki kazanımlarına yenileri eklenmedi.  İlgili ilgisiz herkesin haksız saldırılarına karşı göğüs germeye çalışıyorsun. “Memur ne iş yapıyor ki? Yan gelip yatıyor. Memurların maaşı yüksek. Memur sayısı çok fazla; azaltılmalı.” gibi ithamlarla karşılaşıyorsun.

 

Sana; daha doğrusu memurluk mesleğine karşı yapılan bu saldırıların altında bir tek hedef yatıyor: Bugüne kadarki en büyük kazanımın olan iş güvencenin elinden alınması.

 

Kamu çalışanlarının haklarını geriletecek, iş güvencesini ortadan kaldıracak birçok kanun tasarısının gündemi meşgul ettiği bir dönemi yaşamaktayız. Bir çalışan için kazanılmış en büyük haklardan biri, iş güvencesidir. İktidar geldiği günden beri, memurluk güvencesini ortadan kaldırarak, güvensiz ve güvencesiz bir çalışma hayatı oluşturmak için altyapı hazırlamakta, türlü söylemlerle kazanılmış haklarını yok edecek uygulamalarla, memurlarımızı adeta bir ateş çemberinin içine atmak istemektedir. Türkiye Kamu-Sen, Türk memurunu çepeçevre sarmakta olan bu ateş çemberini parçalamak için çok mücadele vermiştir.   

 

Milletimiz önemli konularda yanlış bilgilendiriliyor

 

Ne yazık ki milletimiz, geleceğini etkileyecek olan önemli konularda sürekli yanlış bilgilendirilmekte ve yönlendirilmektedir. Ülkemizin temeline dinamit koymak isteyenler, önce yapay sorunlarla gündemi meşgul emekte, ardından da bu sorunun kaynağı olarak ilgisiz yerleri hedef göstermektedirler. Nitekim geçmişte de kamu yönetimi ve kamu personeli reformu adı altında yürütülen ve Türkiye Kamu-Sen’in mücadelesi sonucunda rafa kaldırılan çalışmalarında bunların örneklerini gördük.

 

Memurlar tasfiye edilmek isteniyor

 

Yıllardan beri ülkemiz, bazı malum çevreler aracılığıyla yıpratılmakta, kaynaklarımız ve değerlerimiz talan edilmektedir. Ancak; ne hikmetse hazırlanan her kanun tasarısı bu olumsuzlukların kaynağı olarak kamu kurumlarını ve kamu çalışanlarını göstermektedir. Memur sayısının fazla olduğu, kamudaki bütün sorunların memurlar nedeniyle ortaya çıktığı, büyük bir memur kitlesinin çalışmadan maaş aldığı, bu nedenle de memurluk güvencesinin kaldırılması gerektiği yönünde haberler ve açıklamalarla, vatandaşla memur arasına nifak tohumları serpilmek istenmektedir. 

 

Son yıllarda, memurların iş güvencesinin ortadan kaldırılarak idari sözleşmeli statüye geçirildiği, sendikal ve demokratik haklarının verilmediği, işçilerin de çağrı usulüne göre, esnek, kısmi zamanlı çalışma şartlarına göre istihdam edildiği bir yapı oluşturma isteği ağırlık kazanmaya başlamıştır.

 

Güvencesiz Sözleşmeli İstihdamında Patlama

 

Kamuda istisnai olarak çalıştırılması planlanan sözleşmeli kamu çalışanlarının sayısının 13 binler düzeyinden 200 bin düzeyine çıkması, memurluk güvencesinin zayıflatılarak, devlet memuru kavramından, hükümet memuru kavramına geçişin ayak izlerini taşımaktadır.

 

Devlet Personel Başkanlığının verilerine göre 2001 yılında 13 bin 914 olan kamudaki sözleşmeli personel sayısı 2011 yılı sonunda 213 bin 965’e yükselmiştir.

Kamu Hizmetleri Taşeron Firmalara Devrediliyor

 

Öte yandan ülkemizde istihdam yetersizliği yüzünden,  çalışacak durumdaki milyonlarca insanımızın işsiz olması, toplumumuzu sosyal patlamanın eşiğine getirmişken, uygulanan yanlış istihdam politikaları da bir o kadar can yakmaktadır. Kamuda personel giderlerinin azaltılması amacıyla, temizlik, güvenlik gibi bazı hizmetlerin ihale yoluyla özel şirketlere devredilmesi uygulaması artık kamu hizmetlerinin taşeron şirket elemanları aracılığıyla gördürülmesi boyutuna ulaşmıştır.

Kamudaki, istihdam edilen taşeron firma çalışanı sayısı 2000’li yılların başında 20 bin iken; bugün kamudaki taşeron firma işçileri 500 bine dayanmıştır. Taşeronlaşma; çalışanlar açısından, sosyal güvencenin olmadığı, yarınının ne olacağı belli olamayan bir güvensizlik yaratmakta, iş sağlığı ve güvenliği esaslarına uyulmayan, sendikalaşmanın olmadığı bir yapıyı beraberinde getirirken, kamunun istihdam mantığı esnek istihdam modelinde, düşük ücretli çalışanların hâkim olduğu bir sisteme doğru dönüştürülmektedir.

SGK kayıtlarına göre belediyelerde çalışan taşeron işçileri de hesaba katıldığında 2012 Ekim ayı itibarı ile kamuda 1 milyon 67 bin dolayında taşeron işçisi çalıştığı görülmektedir. Bu durum, gelecekte kamuda iş güvencesine sahip çalışanın kalmayacağını, devletin asli ve sürekli görevlerinin bile sözleşmeli, düşük maaşlı, güvencesiz, taşeron işçileri tarafından sağlanacağını göstermektedir.  

KİT’lerde Çalışan Sayısı Yarı Yarıya Azaldı

Gerek özelleştirmeler gerekse emekliliğe zorlamalar neticesinde KİT’lerde çalışan işçilerle, iş güvencesine sahip olan 399 sayılı KHK uyarınca çalıştırılan kamu görevlilerinin sayısında da ciddi anlamda düşüşler yaşanmıştır. Devlet Personel Başkanlığının resmi rakamları, durumun ciddiyetini gözler önüne sermektedir. Buna göre 2001 yılında 135 bin 957 olan 399 sayılı KHK’ya tabi KİT personeli, 2011 yılı sonunda 64 bin 379’a düşmüştür.

Bu sayısal azalmaya benzer bir durum, özel sektöre oranla daha çok güvenceye sahip olan, sendikalara üye olan, maaşları toplu sözleşme ile belirlenen kamu işçilerinin sayısında da yaşanmaktadır.

 

 

Öyle ki; 2001 yılında 275 bin 932 olan kamuda çalışan işçilerin sayısı, 2011 yılı sonunda 156 bin 451’e gerilemiştir.

 

Bütün bu gelişmeler değerlendirildiğinde son 10 yıl içinde KİT’lerde iş güvencesi ile çalıştırılan 399 sayılı KHK’ya tabi kamu personelinin %52,6 oranında azaldığını, yine güvenceli kamu işçisi sayısında %43,3 oranında bir düşüş yaşandığını görmekteyiz. Buna karşın, aynı dönemde belediyeler dışındaki kamu kuruluşlarında çalıştırılan taşeron işçi sayısı %2831 artmıştır.

 

 

Aynı şekilde bir yıllık sözleşme esasına göre çalışan personel sayısındaki artış da %1437,8 olarak gerçekleşmiştir.

 

 

Bütün bu gelişmelere rağmen, 657 sayılı Kanunun 4. maddesinin a fıkrası uyarınca çalıştırılan devlet memurlarının sayısı ise 10 yılda 1 milyon 641 bin 925’ten 1 milyon 824 bin 628’e çıkmış ve yalnızca %17,2 artmıştır.

 

Kamuda Güvencesiz İstihdam Artıyor; Güvenceli İstihdam Azalıyor  

 

Kamuda çalışan taşeron işçileri ile sözleşmeli personeli güvencesiz istihdam; memurlar, KİT’lerde çalışan 399 sayılı KHK’ya tabi personel ve kamu işçilerini güvenceli istihdam olarak kabul edecek olursak, 2001-2011 yılları arasında güvencesiz istihdamın %2204 oranında arttığı; güvenceli istihdamın ise %0,4 oranında azaldığı görülmektedir.   

 

 

Ülke genelindeki nüfus arışı da dikkate alındığında son 10 yıl içinde güvenceli istihdamın %13 oranında düşüş kaydettiği söylenebilir. 

 

“Türkiye’de Memur Sayısı Fazla” Diyenler Art Niyetlidir

 

Türkiye’de kamuda işlerin yavaş ilerlediği yolundaki şikâyetler yoğundur. Kamuda işlerin yavaş ilerlemesinin ve kamu hizmetinden kaynaklanan memnuniyetsizliğin başında personel yetersizliği gelmektedir.

 

Her ne kadar bazı taraflı kurum ve kuruluşlarca aksi iddia edilse de bu gün resmi veriler incelendiğinde kamu çalışanlarının sayısının yeterli olmadığı görülmektedir. OECD verilerine göre bir kamu çalışanı Avusturya’da ortalama 18, Kanada’da ve Fransa’da 12, Finlandiya’da 9, Almanya’da 18, Hollanda’da 19, ABD’de 13 kişiye hizmet verirken 74 milyon 724 bin nüfusu olan Türkiye’de 2 milyon 610 bin kamu çalışanı bulunmakta ve 1 kamu çalışanına yaklaşık 29 kişi düşmektedir. Bu durumda kamu çalışanları birçok kurumda iş yoğunluğu içinde kalmaktadır.

 

Emniyet Genel Müdürlüğü’ne göre Türkiye’de hali hazırda emniyet teşkilatında çalışan memurların bir buçuk kat fazlasına ihtiyaç duyulmaktadır. Avrupa ülkelerinde her 200 kişiye 1 polis düşerken, Türkiye’de ortalama 300 kişiye 1 polis düşmektedir. Milli Eğitim Bakanı, Avrupa ile kıyaslandığında, öğretmen başına düşen öğrenci sayısının çok fazla olduğunu; öğretmensizlik nedeniyle birçok dersin boş geçtiğini ve Türkiye’de 138 bin yeni öğretmene ihtiyaç duyulduğunu bizzat kendisi açıklamıştır.  

 

 

Memur sayısının az olmasının yanı sıra, illere göre kamu görevlisi dağılımı açısından da Türkiye’de sorunlar yaşanmaktadır. Hayat pahalılığının daha yoğun hissedildiği, ulaşımın güç ve ev kiralarının yüksek olduğu illerde kadro boşluğunun bulunması, buna rağmen hayat şartlarının daha kolay olduğu bazı bölgelerde ise yoğun bir kadro fazlası kamu çalışanının bulunması devletin hizmetlerinde aksamalara yol açmaktadır. 4 milyon 890 bin 893 nüfusa sahip olan Ankara’da 372 bin 454 memur bulunurken, 13 milyon 624 bin 240 nüfuslu İstanbul’da ise 295 bin 579 memur görev yapmaktadır. Buna göre Ankara’da bir memur ortalama 13 kişiye hizmet götürmekteyken, İstanbul’da bir memur 46 kişiye, İzmir’de 29 kişiye hizmet vermektedir. Bir memur Şanlıurfa’da 48, Gaziantep’te 43, Bursa’da 40, Antalya’da 36, Adana ve Mardin’de 35, Van’da 34, Kocaeli’nde ise 33 vatandaşa hizmet vermektedir.

 

OECD ortalamasına göre her 15 kişiye bir kamu çalışanı düşmektedir. Bu rakam dikkate alındığında Türkiye’de şu anda 4 milyon 981 bin kamu çalışanına ihtiyaç vardır. Türkiye ortalamasına göre her 29 kişiye bir memur düştüğü göz önüne alındığında, ülke genelinde memur sayısının olması gerekenin 2 milyon 281 bin gerisinde kaldığı ve ihtiyacın karşılanamadığı görülmektedir.

 

Memurluk güvencesini kaldırmaya çalışıyorlar

 

Türkiye Kamu-Sen olarak, yıllardır her ne ad altında olursa olsun tüm çalışanların iş güvencesine kavuşturulması için mücadele etmekteyiz. Ancak kamuoyuna yansıyan açıklamalardan siyasi iktidarın, kamu kesiminde memurluk güvencesini yok etmeye, tek tip istihdam modeli diyerek memurları, özel sektör işçileriyle aynı potada eritmeye ve iş güvencesini kaldırmaya çalıştığı görülmektedir. 

 

Türkiye Kamu-Sen olarak memurları uyarıyoruz

Son günlerde bütün basın yayın organlarında gerekli yasal düzenlemelerin yapılacağı, kamu personel sisteminin tamamen değiştirilerek, tek tip istihdam modeline geçileceği haberleri yer almaktadır. Bilinmelidir ki, cilalanmış paketler eşliğinde sunulan bu istihdam biçimi, her türlü güvenceden mahrum, tayin hakkı olmayan, aile bütünlüğünün korunmadığı, türlü istismarlara açık, sendikasız, güvensiz ve güvencesiz bir modeldir. Bu yolla memurların Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan beri elde ettikleri en büyük kazanım olan iş güvenceleri gasp edilmek üzeredir. Bu nedenle tüm memurlarımızı karşı karşıya oldukları bu tehlike konusunda uyarıyor; yapılan yanlış yönlendirmelere kanmamaları ve güvencelerine sahip çıkmaları için harekete geçmeye davet ediyoruz.

Türkiye Kamu-Sen Ar-Ge Merkezi tarafından hazırlanan"Kamuda Güvencesizleştirme Uygulamaları"hakkındaki raporu okumak için tıklayınız.

 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET