Öncekiler Sonrakiler

KARGAŞA İÇİNDEKİ ARAP DÜNYASI TÜRKİYE NÜFUSUNU AZALTIYOR

The New York Times-04 Mayıs 2011 tarihli makalede "ARAP DÜNYASINDAKI KARGAŞA TÜRKİYE'NİN YENİ ELDE ETTİĞİ NÜFUZUNU TEHLİKEYE ATIYOR" değerlendirmesi yapıldı.

07 Mayıs 2011 Cumartesi 22:01
Kargaşa İçindeki Arap Dünyası Türkiye Nüfusunu Azaltıyor


 Arap Dünyası'nı silip süpüren ayaklanmalar Türkiye'nin, bölgede büyük patlama yapan ekonomik çıkarlarına, yeni elde ettiği siyasi nüfuzuna ve sınırları boyunca oluşacak herhangi bir soruna izin vermeyecek uzun soluklu politikalarına gittikçe büyüyen bir meydan okumayla karşılaşmasına neden oluyor.
Birkaç yıl gibi kısa zaman içinde Türkiye Orta Doğu'nun en dinamik gücü olarak ortaya çıktı. Ancak Libya'da haftalardır süren Türk diplomasisi pazartesi günü çöktü ve Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, Albay Muammer Kaddafi'ye açıkça iktidarı bırakma çağrısında bulundu. Devlet Başkanı Beşar Esad'ın Türk liderlerine reformlara başlayacağını bizzat taahhüt ettiği ancak baskılarını da sürdürdüğü Suriye'de de benzer bir durum beklenebilir.
Komşu Irak'ta ise ABD askerlerinin çekilme işlemi tamamlanırken Türkiye, buradaki hükûmetin ülkeyi istikrar içinde tutmadaki güçsüzlüğünden korkuyor. Türkiye'nin hem Hizbullah hem de rakipleriyle iletişim kurabildiği Lübnan ise hükümetsiz dördüncü ayına giriyor.

Mısır ve Tunus'taki devrimin başlattığı Arap Baharı öncesinde sık sık ABD'den bağımsız bir politika izleyen ve bölgedeki başka hiçbir ülkenin onun siyasi itibarına ulaşamadığı Türkiye, Orta Doğu'da açığa çıkmaya başlayan yeni düzenin de arabulucusuydu. Şimdi ise sınırlarındaki ayaklanmalar yıllardır süren diplomatik ve ekonomik yatırımlarını baltalıyor ve ekonomik entegrasyon vizyonunun gittikçe artan istikrarsızlık tehdidiyle karşı karşıya kalması Türkiye'yi daha iddialı bir rol oynamaya zorluyor.

Türkiye'de günlük yayımlanan Milliyet gazetesi köşe yazarı Sami Kohen, "Arap Dünyası'ndaki beklenmedik değişiklikler karşısında Türk dış politikası büyük aksiliklerle karşılaşıyor. Başbakan Erdoğan güvendiği ve önem verdiği Arap Dünyası'ndaki liderliğini birer birer kaybetmeye başladı" dedi.

Geçen dört ay içinde Arap komşularının yaşadığı tecrübelerin geniş kapsamda tekrarlandığı ve altı haftadır süren ayaklanmaların sıkıntısını yaşayan Suriye, (Erdoğan için) en büyük mücadele olabilir. Tunus ve Mısır'ın yanı sıra şimdi Libya ve Yemen'de hükûmetler iktidarda kalmak için gücün bir kısmını bırakmaktan ısrarla vazgeçmeyerek, eninde sonunda gücün tümünü kaybetme olasılığıyla karşı karşıya kaldılar. Suriye lideri de değişim çağrılarını reddediyor.

Uluslararası Kriz Grubu (ICG) tarafından salı günü Suriye'yle ilgili yapılan açıklamada, "Dış aktörler çok az baskı gücüne sahip. Gittikçe paranoyaklaşan ve tamamen destek vermek dışındaki her şeyi bir ihanet girişimi olarak değerlendiren yetkililer tarafından Türkiye gibi Şam'la yakın ilişkiler kuran ülkelere bile gittikçe artan bir şüpheyle bakılıyor " denildi.

Türk diplomasisi özellikle geçtiğimiz haftalarda bölgedeki daha kapsamlı ekonomik entegrasyon stratejisinin temel taşı ve en ivedi meselesi olarak gördükleri Suriye nedeniyle gergindi. Esad ve Erdoğan en az üç kez telefonda görüşürken, Suriye ilişkileri konusunda derin bilgisi bulunan Türkiye'nin istihbarat şefi ayaklanmaların başladığı mart ayından bu yana iki kez Şam'ı ziyaret etti. Yetkililer reform için zamanın azaldığını söylediler.

Erdoğan Albay Kaddafi'ye yönelik yaptığı açıklamada, Suriye hükûmetini Hama'nın tekrarlanmaması konusunda uyardı. Suriye Ordusu 1982 yılındaki İslami ayaklanmayı 10 bin -belki de daha fazla- insanı öldürerek bastırmıştı. Konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmasını istemeyen Şam'da yerleşik bir uzman, "Türkiye'nin Suriye'ye, Suriye'deki rejimden daha çok ihtiyacı var" dedi.

Irak'tan Kuzey Afrika'ya, Türkiye'nin Arap dünyasında yükselen profili bölgenin en dikkate değer dinamiklerinden birisi olarak açığa çıkıyor. Irak'la ticaret 2010 yılında altı milyar dolara ulaşarak, 2008 yılına oranla iki kat arttı. Irak ve Suriye ile vize kısıtlamaları kaldırıldı ve gelişmekte olan sınır bölgelerinde ticarete olanak sağlanması, Suriye'deki Halep gibi kentlerin tarihi iç bölgelerle yeniden bağlantı kurmasına yardımcı oldu. Yaklaşık 25 bin Türk işçi artan yapı işlerinde çalışmak amacıyla Libya'ya akın etti. Türk popüler kültürü ise her yerde: Aksiyon dizisi "Kurtlar Vadisi"nin yıldızının ismi o kadar ünlü ki adı Irak'taki kahvehanelere bile veriliyor.

Türkiye şubat ayından bu yana bölgedeki ayaklanmalar konusunda müzakerelerde bulunurken, bu kazanımları da koruma arayışında. Türkiye'nin diğer Arap ülkeleriyle ilişkilerine nazaran Mısır'la ilişkileri derinlikten yoksun olmasına rağmen, Erdoğan, ABD elçisinin Mübarek'in görev süresinin sonuna kadar iktidarda kalmasına izin verilmesi konusunda ısrar ettiği bir sırada Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'e görevi bırakması çağrısında bulundu.

Ancak Türkiye başka yerlerde de engellerle karşılaştı. Irak'ta İyad Allavi liderliğinde kurulmasına yardımcı olduğu Irakiye koalisyonu, Mart 2010'da yapılan seçimlerde Parlamento'daki en fazla sandalyeyi kazanan grup olmasına rağmen Nuri Kemal El Maliki liderliğindeki koalisyon karşısında kaybetti. (Sonradan yapılan müzakereler sırasında Allavi neredeyse tamamen dışlandı.) Türkiye'de, Maliki'nin, ABD Ordusu'nun yıl sonuna kadar çekilmesinin ardından, mezhepler arasındaki gerilimi yatıştırma ve ülkeyi bir arada tutma gücüne ilişkin şüpheler mevcut.

Libya'da müzakere yoluyla bir sonuca ulaşma arayışında olan Türk diplomatlar, Libyalı yetkililerin ateşkes uygulama konusundaki niyetleriyle ilgili kendilerine yalan söylemelerinden yakındılar. Türk yetkililer ayrıca, önümüzdeki haftalarda Libyalı muhalefete daha açık ve aktif destek vereceklerini belirttiler.

Kürt gerillalara verdiği destek nedeniyle Suriye'yle 1998 yılında savaşın eşiğine gelen Türkiye, böylesine bir çağrıyı Suriye'de yapmaktan geri durdu. O zamandan bu yana Türkiye, Suriye ile ilişkilerini diğer Arap ülkeleriyle ilişkilerine bir örnek olarak geliştirdi. İki ülke ortak kabine toplantıları hatta askerî tatbikatlar düzenlediler. Ticaret üç yıl içinde üçe katlanırken, Esad ve Erdoğan'ın da birbirileriyle iyi anlaştıkları söyleniyor.

Paris'teki Sorbonne Üniversitesi Çağdaş Doğu Etütleri Merkezi Direktörü Burhan Ghaoulin, "İki ülkenin samimi ilişkileri var ve Türkiye, Suriye'deki siyaset oyununun içine girmiş durumda. Türkiye, Suriye'yi uyarıyor. Türkiye, Suriye'de stratejik çıkarları olduğunu ve Suriye'de bir patlama yaşanmasını göze alamayacağını söylüyor" dedi.

Türkiye her iki tarafı da kaybetmeme arayışları kapsamında, Suriye'deki Müslüman Kardeşler grubunun liderlerini ağırladı ve muhalefetin İstanbul'da bir toplantı yapmasına izin verdi. Bu, ayaklanmaların dışarıdan planlandığı konusunda ısrar eden Suriyeli yetkilileri kızdırdı. Türk Dışişleri Bakanlığından bir yetkilinin Şam'a başka heyetler gönderilmeyeceğini söylemesi de olası bir gerilime işaret ediyor.

Şam'da bulunan ve adının açıklanmasını istemeyen Suriyeli bir uzman, "Suriyeli yetkililer düne kadar arkadaş olarak gördükleri Türk yetkililere öfkeli" dedi.

Türk yetkililer şu ana kadar, görünüşte yasaklı Müslüman Kardeşler'i de kapsayacak ulusal uzlaşma ve diyaloğu teşvik etmeyi içeren daha geniş kapsamlı reformlar için Suriye'ye baskı yaptı. Yetkililer, Ankara'da, Esad'ın reform yapmayı istediği ancak iktidar çevrelerindeki daha inatçı elitler tarafından engellendiği kanısı olduğunu belirtiyor ki bu
Erdoğan'ın da aksettirdiği bir nokta.

Erdoğan televizyondan yayımlanan bir mülakatında, "'Yapacağım dedi. Ancak birileri tarafından bir engel mi var, bir tereddüt içinde mi, bunu doğrusu çözmekte sıkıntı yaşıyorum." dedi.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET