Öncekiler Sonrakiler

TÜRKİYE'NİN ORTA DOĞU POLİTİKASI

Başbakan Erdoğanın Kahire gezisinin Fransa kamuoyu üzerinde etkisini en güzel yansıtan Schıd'in mülakatı önemli ayrıntılar sunmaktadır.

14 Eylül 2011 Çarşamba 14:52
Türkiye'nin Orta Doğu Politikası

TÜRKİYE'NİN ORTA DOĞU POLİTİKASIYayın Organı : France 24
Yayın Tarihi : 13 Eylül 2011
Kayıt Tarihi : 13 Eylül 2011
Ülke : Fransa
Çeviri Yeri : Ankara
Çeviri Şekli : Geniş Özet
Çeviri Dili : Fransızca
Detay : Haber Kanalı

SPİKER: Fransa Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (IFRI) Türkiye uzmanı Dorothee Schmıd ile birlikteyiz. Sizce Türkiye aynı anda iki tabloda yer alabilir mi? Bir tarafta Avrupa, diğer tarafta Arap dünyası.

SCHMID: İktidar tutkusunun çok yoğun bir şekilde ifade edildiği bir Türk diplomasisiyle karşı karşıyayız. Recep Tayyip Erdoğan'ın bu turnesi sırasındaki gösterilerle Türkiye'nin önemini çok açık bir şekilde görebiliyoruz. Erdoğan ayaklanmaların yaşandığı ülkelere giden ve bu ülkelerdeki iktidarı elinde bulunduran yeni kadrolarla gerçek anlamda görüşen ilk devlet adamı. Bu, şu anda Avrupa için üstlenilmesi imkânsız olan bir rol zira Avrupa'nın bugün kurumlarıyla ilgili kriz nedeniyle dağılmış durumda olduğunu görüyoruz. Yani biz burada daha çok iktidar savaşlarının olduğu bir durumdan bahsediyoruz. Türkler İsrail ile ilişkilerinin bozulmasından sonra ABD ile ilişkilerini yeniden güçlendirmekle meşguller. Şu hâlde biz yeniden uluslararası sistemin güçlerinin yeniden şekillendiği bir oyunun içindeyiz. Türkler bu oyunda sadece bölgesel bir aktör değil de çok daha küresel bir aktör olarak yer almak istiyor.

SPİKER: Bu yeniden şekillenme tamamen diplomatik mi sizce, söz konusu olan tek şey itibar mı?

SCHMID: Tabii ki hayır. Çok önemli ekonomik etkenler de var. Bu, Türk diplomasisinin çok önemli bir parçası. Türkiye üstünlüğünü somutlaştıramadığı sürece, yani demek istediğim, sivil ve askerî erklerin uzlaşması Türkiye'de henüz tamamlanmadı, Türk iktidarının bu boyutları somutlaşmadığı sürece ekonomik etkenler çok önemli olacak. Avrupa'da yaşanan ekonomik krizden bu yana Türkiye'de Orta Doğu'ya bir yönelme olduğunu görüyoruz. Her ne kadar Orta Doğu pazarları satış olanakları açısından Avrupa ekonomisinin yerini almasa da, enerji konusunun özellikle Libya'daki enerji kaynaklarının Türkiye için büyük bir önemi var.

SPİKER: Erdoğan şu anda Mısır'da. Sizce Türkiye Mısır’ın Mübarek dönemindeki liderliğini "çalmak" mı istiyor?

SCHMID: Türkiye 2008 sonu ve 2009 başlarında yaşanan krizden sonra Mısır karşısında bir nevi vazgeçilmezliğini kabul ettirdi diyebiliriz. İsrail'in Gazze'ye yönelik Dökme Kurşun operasyonuna tüm dünya, buna Arap dünyası da dâhil, sessiz kalırken Erdoğan sokaktaki Arap'ın isteklerine cevap vererek ortaya çıktı. Arap baharının ardından Mısır, bugün muhtemelen yeniden kendi gücünü geri kazanmasını sağlayacak bir geçiş döneminde. İsrail ile yaşanan ciddi bir kriz var. İsrail ile uzlaşmak Mısır açısından çok önemli. Mısır halkı İsrail ile ilişkilerin yeniden şekillenmesini istiyor. Rekabet işte böyle bir ortamda yaşanıyor. Bu durum ayrıca Recep Tayyip Erdoğan'ın Gazze'ye gitmemesinin nedenlerinden biri.

SPİKER: Son bir soru daha soracağım AKP modeliyle ilgili. Ayaklanmalar sırasında çok sık tartışıldı. Sizce bu model bir değişim yaşayan tüm bu ülkeler tarafından uygulanabilir mi?

SCHMID: Bu çok karmaşık bir Türk modeli zira konunun muhataplarını izlediğimizde şunu görüyoruz: İslami kesim Müslüman demokrasiyle ilgileniyor, Amerika ise daha çok ordunun denetiminde demokratik bir geçişle ilgileniyor. Kesin olan Erdoğan'ın Türkiye'nin başarı öyküsü olarak nitelediği bu modeli kabul ettirmenin yollarını arayacağı. Türkiye, Arap dünyası için bir ilham kaynağı. Bir model değil ancak başarılı bir ekonomisi olan bir ülke, siyasi açıdan gitgide daha istikrarlı bir hâle geliyor, demokrasisini derinleştirme aşamasında, bir şekilde modernliği İslamlaştırmayı başardığı için kültürel anlamda bir model diyebiliriz.
Kaynak: Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET