Öncekiler Sonrakiler

TÜRKİYE ARAP DÜNYASI İÇİN DEMOKRASİ MODELİ OLABİLİR

Erdoğan, Mübarek'e istifa etmesi çağrısında bulunan ilk liderler arasındaydı. Nobel ödülü sahibi Muhammed el Baradey; Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa; ve Müslüman Kardeşler'in liderleri Türkiye örneğini övdü.

20 Şubat 2011 Pazar 15:51
TÜRKİYE ARAP DÜNYASI İÇİN DEMOKRASİ MODELİ OLABİLİR

Devlet Başkanı Hüsnü Mübarek'in kovulması kaçınılmaz bir soruyu gündeme getirdi: Diktatörlüğünün yerini ne tür bir hükûmet alacak? Mısır'ın iktidardaki ordusunun demokrasiye doğru ilerlediğine yönelik işaretler var ama yaşanan coşku arasında birçok belirsizlik de var.

Mübarek'in istifasından sonra konuşan Başkan Barack Obama, Mısır halkını "evrensel haklarını" talep ettikleri için övdü ve demokrasiye geçişte Amerika'nın yardımını önerdi. Başkanın konuşması Amerika'nın kurucu ideallerine uygundu ama ABD Mısır'ın baskıcı otoriter sistemini desteklemiş olduğu için o ideallerle çelişiyordu ve Amerika'nın mesajını kirletiyordu.

Bunun yerine birçok Arap, çoğulcu idealleri besleyen modern, demokratik ve İslami bir millet modeli olarak kuzeydeki komşularına, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi liderliğindeki Türkiye'ye bakıyor.

Türkiye'nin bölgedeki artan mevcudiyetini bir meydan okuma olarak değerlendirmek yerine Amerika bunu bir fırsat olarak görmelidir. Çin düzeyinde büyüme gösteren serbest piyasa ekonomik sisteminden uyumlu ideallerine kadar Türk modelinin teşvik edilmesi Amerika'nın ulusal çıkarınadır. Türkiye, Müslüman toplumun içinden mücadele ederek militan gruplara etkin bir şekilde karşı koyarken, bir yandan da Batı ile Müslüman dünya arasında önemli bir köprü görevi görüyor.

          Türkiye'nin yükselişi, dini modern dünyayla dengeleyen yenilikçi İslam'ın ortaya çıkışının bir işareti. Yenilikçi İslam, Batı düşüncesi dahil olmak üzere bilgi arayışında diğer inanç sistemleriyle yakın ilişki kuruyor. Bu, tarihte İslami kültürel ve akademik başarının zirvesine işaret eden bir saiktir.Sömürgeleşme ve sonrası gibi büyük şoklar ve krizler, birçok Müslüman'ı demokrasi dilini konuşan ama gerekliliklerini yerine getirmeyen yolsuz, Batı destekli bir diktatör ile yabancıların nüfuzu altındaki adaletsiz toplumlarını arıtmak isteyen İslamcılar arasında seçim yapmak zorunda olduklarına inandırdı.Türkiye bu paradigmayı reddetti. Birçok denemeden sonra, kökleri dine uzanan siyasi partilerin rekabet edebileceği laik bir demokrasi geliştirdi. Birçok Arap protestocuya ilham veren de bu İslamcı model oldu.

         Erdoğan, Mübarek'e istifa etmesi çağrısında bulunan ilk liderler arasındaydı. Nobel ödülü sahibi Muhammed el Baradey; Arap Birliği Genel Sekreteri Amr Musa; ve Müslüman Kardeşler'in liderleri Türkiye örneğini övdü. Tunus'ta önde gelen muhalefet lideri Raşid Gannuşi, "İslam ile demokrasinin birlikte yürüyebileceğini" kanıtladığı için Türkiye'yi takdir etti.Türkiye, Müslüman toplumlarında, Osmanlı İmparatorluğu'nun İslam dünyasındaki 700 yıllık yönetiminden kalma tarihî ve duygusal bağları yüzünden de bir model olarak daha makul. Gelecekte Müslümanlar Türkiye'ye, sultana hürmet etmek için değil demokratik sistemini örnek almak için bakabilirler.

        Türk modelini benimsemek ve desteklemek için Amerika'nın, İslam'a dair derin korkularının ve paranoyasının üstesinden gelmesi gerekiyor. Mısır durumunda bazı Amerikalı politika yapıcılar, Müslüman Kardeşler'in niyetinden korkarak kendi idealleriyle çeliştiler ve güvenmediler. Bazılarının, AK Partinin bir çeşit "gizli" İslamcılığı" temsil ettiğine dair benzer endişeleri var.

         İsrail'de bazıları, özellikle de Türkiye'nin geçen ilkbaharda Gazze filo saldırısı yüzünden kınamasına kızanlar, bu görüşleri yansıtıyor. Ancak Türkiye'nin "kaybedildiği" yönündeki haykırışlar abartılı. Eğer filo meselesi çözülebilirse ve Filistinlilerle barış sürecinde ilerleme kaydedilirse Türkiye ve İsrail'in eski işbirliği günlerine dönemeyeceklerine inanmak için bir sebep kalmaz.Türkiye ile ilişkilerin tesis edilmesi gereği, aralarında -geçen yıl Türkiye ile ilişkilerin acilen onarılmasının İsrail'in çıkarları için bir zaruret olduğunu söyleyen- Başbakan Ehud Olmert'in de bulunduğu önde gelen İsrailliler tarafından da kabul edilmişti. Türkiye'nin İslam dünyasında nüfuzu arttıkça diğer ülkeler Türkiye'nin İsrail'e yönelik politikasını kendilerine model alabilirler.

         Elbette hiçbir rol modeli mükemmel değildir, Türkiye'nin de kendi problemleri var.Türkiye'nin etnik ve dini azınlıkları için eşit hakların tesis edilmesi konusunda kimi zaman başarısızlıklar yaşanıyor ve ayrıca AK Partiye yönelik ordunun içinde olduğu kadar laik Türkler arasında da bir güvensizlik ve muhalefet var. Bu gibi gerilimler Mısır ve diğer Müslüman ülkelerde de ortaya çıkacaktır. Ancak güçlü ülkülerle desteklenen gerçek demokrasiler, bu gibi zorluklarla başa çıkmayı sağlayan bir zemini de beraberinde getirir.

Amerika, Türk modelini teşvik etmek için ivedilikle Mısır ordusunu, ülkeyi seçilmiş gerçek bir hükûmete doğru taşıması yönünde cesaretlendirebilir. Ordunun Mısır toplumuyla ne denli iç içe geçmiş bir yapısı bulunduğu göz önüne alındığında bu hiç de öyle kolay bir iş değil. Bundan böyle kabul edilemeyecek olan şey, halkın isteklerinin üzerine "istikrarın" daha fazla teşvik edilmesidir. Mısır halkı tıpkı Tunus halkı gibi sözünü söylemiştir ve bu görmezden gelinemez.Amerikalı ya da Amerikasız Orta Doğu'nun önünde, bütün İslam dünyasına yansıyan, yeni bir şafak sökmüştür. Amerika, demokratik ve modernist İslam'ı destekleyip teşvik eden küresel bir lider olarak kendisini hikâyenin doğru tarafına yerleştirebilir. Böyle yaparak milyonlarca Müslüman'ın ve kendisinin özlemlerine uygun davranmış olur.

17.02.2011 CNN

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET