Öncekiler Sonrakiler

YÖNETÇİBAŞI !

Halen yürürlükte olan Anayasa’mıza göre, kamu hizmetinde üst kademe yöneticisi olacakların yetiştirilme usul ve esaslarına ilişkin özel bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini biliyor muydunuz?

17 Ekim 2014 Cuma 15:27
YÖNETÇİBAŞI !

YÖNETÇİBAŞI !


Halen yürürlükte olan Anayasa’mıza göre, kamu hizmetinde üst kademe yöneticisi olacakların yetiştirilme usul ve esaslarına ilişkin özel bir yasal düzenleme yapılması gerektiğini biliyor muydunuz? (1982 Anayasası 128/3) Peki, böyle bir düzenlemenin 1984 yılında, 3149 sayılı Üst Kademe Yöneticilerinin Yetiştirilmesi Hakkında Kanun ile yapıldığını ancak anılan Kanunun Anayasa Mahkemesi tarafından 1985 yılında iptal edildiğini ve halen böyle bir düzenlemenin mevcut olmadığını biliyor musunuz? Yine, 657 sayılı Kanunda, kamu yönetiminde üst düzey bir yönetici olabilmenin, yaklaşık 12 yıllık memuriyet ve yükseköğrenim görmüş olmaktan başka somut bir kritere bağlanmadığını biliyor muydunuz? Kamu yönetiminin bir parçası değilseniz, hatta parçası olmakla birlikte suya sabuna çok kafa yormuyorsanız, muhtemelen bu hususları ilk defa duyuyorsunuzdur.


Peki, kamu kurumlarında bir müfettiş veya uzman olarak atanmak için nasıl bir süreç izlendiğini biliyor musunuz? Üniversite mezunu, iş arayan ve sürekli iş ilanlarını takip eden birisi iseniz bunu biliyor olma ihtimaliniz yüksek. Ancak yine de sürece bir göz atalım. Müfettiş ya da uzman olmak için yalnızca yükseköğrenim görmüş olmak değil, mesela, siyasal bilimler fakültesi mezunu olmanız aranır, yetmedi, on binlerce mezun arasında, mesleki yarışma sınavında ilk on’a, yirmi’ye girmeniz beklenir. Bitti mi? Bitmedi. 3 yıl stajyer olarak çalışırsınız. Üçüncü yılın sonunda, mesleğe uygun olduğunuz anlaşılırsa, çoğu zaman mesleğinizle ilgili başarılı bir tez çalışmasını tamamlamışsanız, mesleki yeterlilik sınavına girmeye hak kazanırsınız. Sınavda başarılı olabilirseniz, müfettiş ya da uzman olarak atanırsınız. Atanmanızın, yetiştirilmenizin ve çalışmalarınızın her aşamasını detayları ile düzenleyen mevzuat vardır. Çalıştığınız kurumun her alanında asgari bilgi ve görgü sahibi olmanız beklenir, rutin işlerde değil, kritik ve sorunlu meselelerde süreçlere dâhil edilirsiniz. 


Bir de gerçek bir hikâyeden uyarlama olarak üst düzey bir yönetici, örneğin, bir genel müdür olma sürecini iktibas edelim. Mesela, geçmiş zaman, ortaokulu bitirdiniz, uygun bir tavassutla, bir kurumda kaloriferci kadrosuyla işe başladınız. Kazan dairesindeki şekerlemeleriniz arasındaki gayretlerle açık lise daha sonra da açık öğretim ev ekonomisi bölümünden yüksek ortalama ile mezun oldunuz. İşçi kadrosundayken uygun bir rüzgârla da veri hazırlama ve kontrol işletmeni unvanı ile memurluk kadrosuna intibakınızı yaptırdınız. Geriye yalnızca uygun bir sendika üyeliğiniz ve yönetici atama mekanizmaları içinde sizin bu başarılı kariyerinizin kıymetini takdir edebilecek seviyede kadirşinas ve hakperest bir yakınınıza ait bir kartvizitin hamili olmanız gerekir ki bu kadar zahmete de katlanmak gerek! 


Peki, yönetimin yalnızca bir parçası olan denetim konusunda istihdam edilen görevlilerin atanmasına, yetişmesine, çalışmasına ilişkin bu kadar hassasiyetin zekâtı, neden yönetim konusunda istihdam edilen personele de, üstelik anayasal bir zorunluluk da varken tahsis edilmez. Kaynağı vatandaştan toplanan vergiler olan milyarlarca lira kamu kaynağını harcama yetkisi tanınan, vatandaşların refahı, sağlığı, huzuru, güvenliği, emniyeti emanet edilen, devasa teşkilatları sevk ve koordine etme sorumluluğu yüklenen kamu yöneticilerinin seçilmesi, yetiştirilmesi konusu neden bu denli ihmal edilir bilinmez. Bilinir de, bilinmez! Bazı okurlar, “amme idaresi görevlilerinin modern idare prensipleri ve tekniğine göre bilgilerini artıracak ve tekâmülünü sağlayacak tedbirler almak ve bu gibi tedbirleri teşvik etmek ve desteklemek üzere” 7163 sayılı Kanunla Türkiye ve Orta - Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAİ) kurulduğunu söyleyebilir. Ancak halen kamu yönetiminde görev alan yöneticilerin hangi oranda bu enstitüden eğitim almıştır acaba sorusuna söyleyebilecekleri bir şey yoktur kanısındayım. Ancak yönetici kademelerine atanacaklarda bu enstitüden master seviyesinde eğitim almış olmak şartı getirilirse önemli ve olumlu bir adım atılmış olabilir mi? Bu sefer de yönetici adayı mı bulunamaz? Aday olmak isteyenlerin zoruna mı gider? Atama yapmak isteyenlerin yeri mi daralır? Sorular uzar gider. 


Galiba, en iyisi, “genel müdür” ve “daire başkanı” gibi yönetici unvanlarını “yönetçibaşı” ve “seksiyon yönetçisi” gibi unvanlarla değiştirmek olabilir. Zira denetim birimleri için yıllardır dile getirilen sorunlar, “Teftiş Kurulu Başkanlığı” yerine “Rehberlik ve Denetim Başkanlığı”, “müfettiş” yerine de “denetçi” unvanları tercih edilerek tamamen çözülebildi! Bir de, üst düzey yönetçi olabilmek için belli bir sendika mensubu olmak şartı getirildi mi, bitti, gitti… Böylece hem üst düzey yönetim elemanlarının yetiştirilmesi ve atanması problemi çözülmüş olur hem de 657 sayılı Yasanın temel ilkeleri arasında yer alan “liyakat” prensibi de sözde kalmamış olur!.. Dikkatlerinize önemle arz olunur !

Müzmin Muhalif

      


 

Kamudan Haberler

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET