Öncekiler Sonrakiler

MECLİSİN SIRLARINI TAŞIYAN 44 YILLIK MEMUR EMEKLİ OLDU

İsmail Düzgün Özgör "kırk dört" yıllık Meclis hayatından emekliye ayrıldı. Özgör'ün vekillerin Meclis koltuklarında yaşadığı olaylara şahitlik etmesi, hayatında renkli hatıraları oluşturuyor: "Çok dövüşler yaşadık, altımızdan sandalyeler alınırdı. Milletvekili alırdı bizim sandalyemizi, başka vekilin kafasına atardı. Sonradan da onları görürdük, yemeğe kol kola giderlerdi."

04 Ekim 2011 Salı 05:23
Meclisin Sırlarını  Taşıyan 44 Yıllık Memur Emekli Oldu

Meclis'in en eski çalışanı, 44 yıllık çalışma hayatını tamamlayarak emekli oldu. Meclis'te uzun yıllar stenograf olarak görev yapan İsmail Düzgün Özgör, Tutanak Müdürlüğü'nden emekliye ayrıldı. Meclis'teki siyasilerin konuşmalarını semboller kullanarak hızlı yazma işi olan stenograflığa başlama hikâyesini şöyle anlatıyor: "Meclis'te stenograf olan babamı kaybettiğimde henüz 18 yaşındaydım ve liseyi daha bitirmemiştim. Onun ölümünün ardından Kanunlar Kararlar Müdürlüğü'nde daktilo memuru olarak işe başladım, 2 yıl sonra açılan sınava girerek babam gibi ben de stenograf oldum.'' Özgör, belki de "baba mesleği" olduğu için işini hep severek yaptığını, uzun çalışma saatlerine rağmen hiç şikâyet etmediğini anlatıyor.

İki kamaralı Meclis yapısına da tanıklık eden emekli tutanak müdürü, çalışma hayatının ilk yıllarında Cumhuriyet Senatosu'nda stenograf olarak çalıştı. O yılları anlatırken, "Bizim gibi gençler için senatörlerin ağdalı konuşmasını anlamak ve yazmak zordu." diyor. Meclis'te geçirdiği uzun dönemlerden aklında kalanları şöyle aktarıyor: "Çok dövüşler yaşadık, altımızdan sandalyeler alınırdı. O zaman ayakta yazardık, milletvekili alırdı bizim sandalyemizi, başka vekilin kafasına atardı ya da bizim olduğumuz alanda kapışırlar, arkamızdaki ses kayıt odasının merdivenlerinden aşağıya düşerlerdi. Sonradan onları görürdük, yemeğe kol kola giderlerdi. Birleşimlerde saatini kaybedenler, kravat iğnesini düşürenler, gözlüğünü arayanlar olurdu. Biz bulunca alır masamıza koyardık, gelip alırlardı."

63 yaşında emekli olan Özgör, Türkiye'nin yakın tarihini önemli satırbaşlarıyla şöyle sıralıyor: 1980 öncesinde "bitmek bilmeyen cumhurbaşkanlığı seçim turları", "Bülent Ecevit ile ile Süleyman Demirel'in birbirine selam vermemeleri", "12 Eylül 1980 askerî darbesi ve 1982 Anayasası'nın yapımı, bütçelerin reddedilmesi..." Özgör, gördüklerinin Meclis ile de sınırlı olmadığını belirterek, "Mahkemelere de gittik; Türkeş, Erbakan, Dev-Yol, Dev-Sol, Fatsa'da Terzi Fikri olaylarıyla ilgili açılan davalara katılarak steno ettim. 1979'da Maraş olayları davası için Adana'ya gittim. Hâkimler soru-cevap yapıyordu, bunun için hızlı yazıma ihtiyaç vardı. En son Diyarbakır'da mahkemelerde görev yaptım." diye anlatıyor.

İsmail Düzgün Özgör, uzun stenograflık geçmişinde en çok kimleri rahat yazdığı ya da yazmakta zorlandığı isimlerle ilgili olarak, şunları kaydediyor: "Çok süratli konuşan, kısa sürede bir sürü şey söylemek isteyen milletvekilleri vardı. Mesela Erzurum Milletvekili Aslan Polat vardı. Bant kayıtları olmasa onu yarım dakikadan fazla yazmak mümkün değildi. En zorlukla yazdığımız, dakikada 450-500 kelime konuşan rahmetli Turan Feyzioğlu idi. İsmet İnönü'yü yazmak kolaydı, çok rahat ve güzel konuşurdu. Maraş Milletvekili Turan Bayazıt vardı, çok güzel konuşurdu, herkese kendisini dinletirdi. Öte yandan ilk günden kendisini tanıtmak için olay çıkartanlar da vardı."

Özgör'ün geçmişe dair gözlemlerinden biri ise eski TBMM Genel Kurulu salonu: "Eski Genel Kurul salonu çok daha güzeldi, haşmetliydi, ayrıca eski ses de gitti. Ben çalışırken o salonu çok aradım. Eskiden başkanlık, da hatip kürsüsü de yukarıdaydı. Şimdi ise kürsü abluka altına alınmaya müsait, bazen biz de arada kalıyoruz. Gürültü, patırtı oluyor, kürsünün etrafı çevriliyor, başkanlık divanının önüne yürüyorlar. Stenograflar olarak olayları yazabilmek için çoğu zaman yerimizden kalkmak zorunda kalıyoruz." şeklinde konuşuyor.
Kaynak: Zaman Gazetesi İnternet Sitesi

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET