Öncekiler Sonrakiler

6111 MALİYE VERGİ BORÇLARI YAPILANDIRMA İŞLEMLERİ

6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak Maliye aşağıdaki İç Genelgelerle gerekli uygulamaları yapmıştır.

05 Mayıs 2011 Perşembe 19:37
6111 Maliye Vergi Borçları Yapılandırma İşlemleri

Tarih
14/03/2011
Sayı
B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630- 2]
Kapsam
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
Sayı : B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630- 2]
Konu : 14/03/2011 *25151
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA
6111 SAYILI KANUN İÇ GENELGESİ
(Seri No: 2011/1)
....................VALİLİĞİNE
(Defterdarlık:Gelir Müdürlüğü)
....................VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun uygulanmasına ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılmasına gerek görülmüştür.
1- BAŞVURULARA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
6111 sayılı Kanunun 2 ve 3 üncü maddesi hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükelleflerin başvuru süresi içinde bu taleplerinden vazgeçmeleri ya da ödeme seçeneklerini değiştirmeleri mümkündür.
Ancak, başvuru sırasında tahsilata yönelik işlemler nedeniyle açılmış olan davalar ile ikmalen, re'sen, idarece yapılmış tarhiyatlara ilişkin davalardan vazgeçileceği yönünde beyanda bulunulduğu ve bu dilekçelerin vergi dairelerince derhal davanın bulunduğu yargı merciine gönderilerek idarece de başvuruda bulunan mükellefler ile ilgili ihtilafların sürdürülmediği dikkate alındığında, Kanundan yararlanmak üzere başvuran mükellefler ile ilgili olarak belirtilen işlemler gerçekleştirildikten sonra ya da idarece ihtilafın sürdürülmeyerek dava açma süresinde dava açılmadığı hallerde mükelleflerin başvurularından vazgeçmeleri mümkün değildir.
Kanunun, pişmanlıkla veya kendiliğinden verilecek beyannamelere, matrah ve vergi artırımına ve stok beyanlarına ilişkin hükümlerinden yararlanmak üzere beyan ve bildirimde bulunanların ise bu beyan ve bildirimlerinden vazgeçmeleri mümkün bulunmamaktadır. Ancak, başvuru sırasında belirttikleri ödeme seçeneklerini başvuru süresi içerisinde değiştirebileceklerdir.
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden motorlu taşıtlar vergisi ve taşıtla ilişkili idari para cezaları için yararlanmak isteyen mükelleflerin, taşıtlarının bulundukları il dışında bir vergi dairesine kayıtlı olması durumunda, sadece bu alacaklar için başvurularını bulundukları ildeki/ilçedeki motorlu taşıtlar vergisini tahsile yetkili vergi dairelerine yapmaları mümkündür. Bu takdirde ödeme planları mükelleflerin bağlı oldukları vergi daireleri tarafından tanzim edilecek ve mükellefler ödeme planlarını müracaat ettikleri vergi dairesinden imza karşılığında alabilecekler veya http://www.gib.gov.tr/ internet adresi üzerinden taşıtlarına ilişkin sorgulamaları yaptıkları alandan temin edebileceklerdir.
Posta ile yapılan başvuru üzerine ödeme planları mükelleflere taahhütlü posta yoluyla tebliğ edilebilecektir.
2- BAŞVURUDA BULUNAN MÜKELLEFLERE İLİŞKİN HACİZ İŞLEMLERİ
6111 sayılı Kanuna göre borçlarını ödemek üzere başvuruda bulunan mükelleflerin borçları, Kanun ile ödeme planına bağlandığından, haklarında bu borçlar nedeniyle cebren tahsil işlemleri yapılmayacak, Kanunun yayımlandığı 25/2/2011 tarihinden önce uygulanmış hacizler ve bu hacizlere dayanılarak başlatılan satış işlemleri durdurulacaktır. Bununla birlikte, daha önce tatbik edilen hacizlerin kaldırılmasını isteyen mükelleflerin talepleri ise borcu karşılayacak tutarda teminat gösterilmesi suretiyle yerine getirilebilecektir. Aynı uygulamanın istihkak ve alacak hacizleri için de yapılacağı tabiidir.
Diğer taraftan, borçları anılan Kanun gereğince taksitlendirilen mükelleflerin, Kanun hükümlerini ihlal etmeleri halinde ise durdurulan cebren tahsil işlemlerinin yeniden başlatılacağı tabiidir.
3- CEBREN TAHSİL EDİLEN PARALARIN MAHSUBU
6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce tatbik edilen hacizlere dayanılarak, Kanunun yayımlandığı tarihten sonra cebren yapılan tahsilatlar; mükelleflerin Kanun hükmünden yararlanmak üzere süresinde başvuruda bulunması halinde, başvuru tarihine bakılmaksızın, Kanun hükmüne göre ödenmesi gereken tutara, ilk taksitten başlamak üzere mahsup edilecektir. Fazla bir tutarın bulunması halinde ise 6183 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine göre red ve iade edilecektir.
4- KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARI
6111 sayılı Kanunun 3 ncü maddesinde Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş veya ihtilaflı olan alacaklara ilişkin düzenlemeler yer almaktadır. Hükmün uygulamasına yönelik detaylı açıklamalar 1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 sayılı Kanun Genel Tebliği ile yapılmıştır. Ancak, Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla dava açma süresi geçmemiş olan mükelleflerin başvurularını dava açma süresi bitmeden yapmalarının zorunlu olup olmadığı hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmıştır.
Anılan madde, ihtilaflı alacağın Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla mevcut olan hukuki durumu esas alınarak düzenlenmiştir. Bu nedenle 25/2/2011 tarihi itibarıyla dava açma süresi geçmemiş bulunan mükellefler de 2 Mayıs 2011 tarihi mesai saati bitimine kadar Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanmak üzere başvuruda bulunabileceklerdir.
5- TARHİYAT ÖNCESİ UZLAŞMA TALEPLİ VERGİ İNCELEME RAPORLARI İLE İLGİLİ İŞLEMLER
6111 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin dördüncü fıkrasında, "(4) Bu Kanuna göre matrah veya vergi artırımında bulunulması, bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ile takdir işlemlerine engel teşkil etmez. Ancak, artırımda bulunan mükellefler hakkında başlanılan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin, bu Kanunun 6 ncı maddesinin onbirinci fıkrası ve 7 nci maddesinin altıncı fıkrası hükümleri saklı
kalmak kaydıyla, bu Kanunun yayımlandığı tarihi izleyen ayın başından itibaren bir ay içerisinde sonuçlandırılamaması halinde, bu işlemlere devam edilmez. Bu süre içerisinde sonuçlandırılan vergi incelemeleri ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmaz. İnceleme veya takdir sonucu tarhiyata konu matrah veya vergi farkı tespit edilmesi halinde, inceleme raporları ile takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettiği tarihten önce artırımda bulunulmuş olması şartıyla, inceleme ve takdir sonucu bulunan fark, bu Kanunun 6 ncı, 7 nci ve 8 inci madde hükümleri ile birlikte değerlendirilir. İnceleme ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılmasından maksat, inceleme raporları ve takdir komisyonu kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikal ettirilmesidir." hükmü yer almaktadır.
Bu hükme göre, Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre matrah ve vergi artırımında bulunan mükellefler hakkında artırıma konu dönem ve vergi türleri için Kanunun yayımlandığı tarihten önce başlanılmış olan vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin 31/3/2011 tarihine kadar sonuçlandırılamaması halinde, bu incelemelere devam edilemeyecektir. Madde ile vergi incelemeleri ve takdir işlemlerinin sonuçlandırılması ise özel bir hükümle vergi inceleme raporlarının ve takdir komisyonları kararlarının vergi dairesi kayıtlarına intikaline bağlanmış ve 31/3/2011 tarihine kadar vergi dairesi kayıtlarına intikal edecek olan inceleme raporları ile ilgili tarhiyat öncesi uzlaşma taleplerinin dikkate alınmayacağı açıkça belirtilmiştir.
Bu nedenle, Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddelerine göre matrah ve vergi artırımında bulunulacak dönem ve vergi türlerini kapsayan vergi inceleme raporlarında tarhı öngörülen vergi ve kesilecek cezalar için yapılmış olan tarhiyat öncesi uzlaşma talepleri dikkate alınmayacağından, daha önce tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmeleri ileri bir tarihe verilen veya henüz uzlaşma günü verilmemiş bulunan vergi inceleme raporları da dahil olmak üzere 31/3/2011 tarihine kadar düzenlenen raporlar ivedilikle vergi dairelerine intikal ettirilecektir.
Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddeleri kapsamında olmayan vergi türü ve dönemlerine ilişkin incelemelerde ise mevcut mevzuat uyarınca işlem yapılacak ancak tarhiyat öncesi uzlaşma görüşmelerinde mükelleflere Kanunun 4 üncü maddesi hükmü hatırlatılacaktır.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Mehmet ŞİMŞEK
Maliye Bakanı
 
 
 
Sayı
B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630-]
Kapsam
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
Sayı : B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630-]
Konu :
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA
6111 SAYILI KANUN İÇ GENELGESİ
(Seri No: 2011/2)
....................VALİLİĞİNE
(Defterdarlık:Gelir Müdürlüğü)
....................VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun uygulaması ile ilgili aşağıdaki hususların açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur.
1- Başkanlığımıza intikal eden olaylardan, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunmuş mükelleflerin haczolunacak mallarının tespiti amacıyla başlanılmış, ancak sonuçlandırılamamış mal varlığı araştırmalarına devam edilip edilmeyeceği hususunda tereddüde düşüldüğü anlaşılmaktadır.
Bilindiği gibi, takipli bir amme alacağının 6111 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması durumunda, bu amme alacağı muaccel olmaktan çıkmakta ve peşin veya taksitler halinde ödenmesine imkan sağlanmaktadır.
Bu itibarla, 6111 sayılı Kanundan yararlanmak üzere başvuruda bulunan mükellefler hakkında Kanun hükümlerini ihlal etmedikleri müddetçe bu borçlara yönelik 6183 sayılı Kanunun 62 nci maddesi hükmü gereğince mal varlığı araştırması yapılmayacak, daha önce başlanılmış olup sonuçlanmamış bulunan mal varlığı araştırmalarına da son verilecektir.
2- Bilindiği üzere, il özel idareleri ve belediyelere genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden ayrılacak paylara ilişkin esas ve usuller, 5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve yapılan düzenlemeye ilişkin açıklamalar 8/4/2010 tarihli ve 32017sayılı yazımızla yapılmıştı.
6111 sayılı Kanun kapsamında borçlarını yapılandırmak isteyen il özel idareleri, belediyeler ile bu idarelere bağlı kuruluşların ve bunlara ait tüzel kişilerin bu Kanun kapsamında yapılandırılan dönemlere ilişkin borçları için ilgisine göre Muhasebat Genel Müdürlüğü/İller Bankası A.Ş. nezdindeki genel bütçe vergi gelirleri tahsilatı toplamı üzerinden ayrılacak paylardan yapılan kesinti taleplerinin geri alınması gerekmektedir. Ancak, Kanun hükümlerinin ihlal edilmesi halinde gerekli kesinti talebinde bulunulacağı tabiidir.
3- 6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin beşinci fıkrasında, "Mükelleflerin artırımda bulunmak istedikleri yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce yapılıp kesinleşen tarhiyatlar, ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınır." hükmü yer almaktadır. Bu hükmün uygulanmasında aşağıdaki hususlara dikkat edilecektir.
a) Anılan Kanunun uygulamasına ilişkin olarak yayımlanan 1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Kanun Genel Tebliğinin (VI/F-4) bölümünde konu ile ilgili olarak "Matrah ve vergi artırımında bulunulan yıl içindeki vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak, matrah ve vergi artırımında bulunan mükelleflerin ilgili yıllarda düzeltme beyannamesi vermeleri ve bu düzeltme işlemlerinin Kanunun yayımlandığı tarihe kadar sonuçlandırılmış olması hali de dahil olmak üzere ikmalen, re'sen ve idarece yapılıp Kanunun yayımlandığı tarihten önce kesinleşen tarhiyatlar ve vergiler (katma değer vergisi tarhiyatında "hesaplanan katma değer vergisi"), matrah ve vergi artırımına esas ilgili dönem beyanı ile birlikte dikkate alınacak, bir başka ifade ile matrah ve vergi artırımı kesinleşen tarhiyatlar da dikkate alınarak yapılacaktır." açıklamasına yer verilmiştir.
Bu çerçevede, anılan Kanunun 7 nci maddesinin beşinci fıkrasının uygulamasında, katma değer vergisi artırımında bulunacak mükellefler hakkında vergi inceleme raporu veya takdir komisyonu kararına istinaden kesinleşmiş tarhiyatların bulunması durumunda aşağıdaki şekilde hareket edilmesi gerekmektedir.
- Rapor veya takdir komisyonu kararında, mükellefin ilgili dönem hesaplanan katma değer vergisi beyanından fazla "Hesaplanan KDV" öngörülmüş ise aradaki hesaplanan katma değer vergisi farkı 6111 sayılı Kanun kapsamındaki artırıma esas "Yıllık Hesaplanan KDV" tutarına eklenecektir. Rapor ya da kararda ödenmesi gereken vergi farkının bulunup bulunmaması bu uygulamayı değiştirmeyecektir.
- Rapor veya takdir komisyonu kararında ödenmesi gereken vergi farkı öngörüldüğü halde bu fark hesaplanan katma değer vergisinden kaynaklanmıyor ise (indirimlerin reddi vb. nedenlerden kaynaklanıyorsa), 6111 sayılı Kanun kapsamındaki katma değer vergisi artırım tutarı olarak mükellef beyanı esas alınacak, "Yıllık Hesaplanan KDV" tutarına herhangi bir ekleme yapılmayacaktır.
b) 6111 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin sekizinci fıkrasına ilişkin açıklamaların yer aldığı anılan Tebliğin (VI/F-6-h) bölümüne göre, katma değer vergisi artırımında bulunan mükelleflerin, vergi artırımlarının, 6111 sayılı Kanun hükümlerine uygun yapılıp yapılmadığının vergi dairelerince araştırılabilmesi mümkün olup, Kanun hükümlerine göre, doğru beyan edilmeyen veya vergi hataları nedeniyle eksik beyan edilen matrah ve vergi artırımları ile ilgili olarak eksik tahakkuk eden vergiler, ilk taksit ödeme süresinin sonunda tahakkuk etmiş sayılmakta ve Kanunda belirtildiği şekilde tahsil edilmesi gerekmektedir.
Başkanlığımız bilgi işlem sisteminde inceleme raporu ve takdir komisyonu kararları ile ilgili olarak sadece "kesinleşen tarhiyatlara ilişkin ödenecek KDV" farkları yer almakta, "hesaplanan KDV" bilgisi bulunmamaktadır. Bu nedenle bilgi işlem sistemi sadece kesinleşen ödenecek KDV tutarlarını mükellef beyanlarına eklemektedir. Bu durum dikkate alınarak mükelleflerin KDV artırımına ilişkin elektronik ortamdaki başvurularının vergi dairelerince ayrıca kontrol edilmesi icap etmektedir.
Buna göre, KDV artırımı için başvuran mükellef hakkında artırımda bulunduğu yıllarda vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararı olup olmadığı vergi dairelerince sistemden temin edilebilecek, karar ve raporlarda "hesaplanan KDV" farkı bulunması halinde, anılan Tebliğin (VI/F-6-h) bölümü uyarınca, mükellefin vergi artırımına esas olacak beyanı bu fark dikkate alınarak belirlenecektir.
4- 6111 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin dokuzuncu fıkrasında, "Gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerinin matrah artırımında bulundukları yıllara ait zararların % 50'si, 2010 ve izleyen yıllar kârlarından mahsup edilmez." hükmü yer almaktadır.
Bu hüküm uyarınca, gelir veya kurumlar vergisi mükellefleri, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının %50'sini, 2010 ve müteakip yıl karlarından mahsup edemeyeceklerdir.
a) Gelir veya kurumlar vergisi mükelleflerinin 2010 yılına ilişkin olarak vermiş oldukları geçici vergi beyannamelerinde, matrah artırımında bulundukları yıllara ait geçmiş yıl zararlarının mahsup edilmiş olması halinde, söz konusu mükelleflerin 2010 yılı geçici vergi beyannamelerini düzeltmelerine gerek bulunmamaktadır.
Ancak, artırımda bulunulan yıllara ait geçmiş yıl zararlarının %50'sinin, 2010 ve müteakip yıllara ait gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinde mahsup edilemeyeceği tabiidir.
b) Kendilerine özel hesap dönemi tayin edilen kurumlar vergisi mükelleflerinden, hesap dönemleri 2010 yılı içinde sona eren ve kurumlar vergisi beyannamelerini 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı tarihten önce vermiş olan mükellefler ile 2010 yılı gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerini verdikten sonra matrah artırımında bulunan mükelleflerin, matrah artırımında bulundukları yıllara ait olup indirim konusu yapılamamış geçmiş yıl zararlarının %50'si, 2010 ve müteakip yıl karlarından mahsup edilemeyeceğinden, verilen gelir veya kurumlar vergisi beyannamelerinin düzeltilmesi zorunluluğu doğmaktadır.
Bu kapsama giren mükelleflerin, matrah artırımı başvuru süresi içerisinde düzeltme beyannamesi vermeleri halinde, kendilerinden vergi cezası veya gecikme faizi talep edilmeyecek, beyan üzerine tahakkuk edecek vergiler, beyannamenin verildiği tarihten itibaren 1 ay içerisinde ödenecektir. Matrah artırmakla birlikte düzeltme işlemlerini yapmayan mükellefler hakkında ise matrah artırımı başvuru süresinin sonu itibarıyla gerekli işlemler vergi dairelerince yerine getirilecek, vergi ziyaı olması halinde tarh edilecek vergi için gecikme faizi matrah artırımı başvuru süresinin sonundan itibaren hesaplanacaktır.
5- İnceleme ya da tarhiyat safhasındaki işlemler ile ihtilaflı (kesinleşmemiş veya dava safhasında bulunan) tarhiyatlarla ilgili olarak 6111 sayılı Kanunun 3 ve 4 üncü maddeleri hükümlerinden yararlanan mükelleflerin söz konusu işlem ve tarhiyatlar sebebiyle, takip eden dönemler de dahil olmak üzere yapılan düzeltme sonucu iade taleplerinin ortaya çıkması halinde, bu taleplerinin yerine getirilmesinde, bu işlem ve tarhiyatlara ilişkin kesinleşip ödenen vergi aslı tutarları dikkate alınacaktır.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Mehmet KİLCİ
Gelir İdaresi Başkanı
 
 
 
Tarih
21/04/2011
Sayı
B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630-2]-39287
Kapsam
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
Sayı : B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630-2]-39287 21/4/2011
Konu :
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA
6111 SAYILI KANUN İÇ GENELGESİ
(Seri No: 2011/3)
....................VALİLİĞİNE
(Defterdarlık:Gelir Müdürlüğü)
....................VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun uygulamasına ilişkin olarak aşağıdaki açıklamaların yapılması uygun görülmüştür.
1- KESİNLEŞMİŞ ALACAKLARA İLİŞKİN BAŞVURULARA DAİR AÇIKLAMALAR
Bilindiği gibi, 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden yararlanmak isteyen mükelleflerin bağlı oldukları her bir vergi dairesine ayrı ayrı yazılı olarak başvuruda bulunmaları gerektiği 1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 Sayılı Kanun Genel Tebliğinde açıklanmıştı.
Bununla birlikte, mükelleflere daha etkin ve kaliteli hizmet sunulması, vergi dairelerinin iş yükünün ve kırtasiyeciliğin azaltılması bakımından 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmünden;
- Her bir taşıta ilişkin toplam borçları,
- Tüm borçları,
için yararlanmak isteyen mükelleflerin Başkanlığımız internet adresi (http://www.gib.gov.tr/) üzerinden internet vergi dairesine erişmek suretiyle başvuruda bulunmalarına imkan sağlanmıştır.
Ancak, muhtelif kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları, kanuni temsilciler, yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler gibi amme borçlusu sayılan kişilerin 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak için elektronik ortamda başvuruda bulunmaları mümkün olmayıp bu kişilerin ilgili vergi dairelerine yazılı başvuruda bulunmaları gerekmektedir.
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinden yararlanmak üzere elektronik ortamda müracaat eden mükelleflere ödeme tabloları mükellefin talebi ve gerekli şartların bulunması koşuluyla elektronik ortamda doğrudan, e-posta yoluyla, vergi dairesinde elden veya taahhütlü posta yolu ile verilebilecektir.
Diğer taraftan, 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanılmasının şartlarından biri de dava açılmaması, açılmış davalardan vazgeçilmesi ve kanun yollarına başvurulmaması olduğundan, 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuran borçluların, tahsilat işlemlerinden dolayı açtıkları davalardan da vazgeçmeleri gerekmektedir.
Bu itibarla, borçlarını 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanarak ödemek isteyen ve buna ilişkin başvurularını elektronik ortamda yapan mükelleflerin yararlanmak istedikleri borçlara ilişkin olarak dava açıp açmadıkları ivedilikle araştırılacak ve bu borçlara ilişkin devam eden ihtilafın bulunması durumunda, söz konusu davalardan vazgeçtiklerine dair yazılı dilekçeyi onbeş gün içinde vergi dairesine intikal ettirmeleri, aksi halde anılan Kanun hükmünden yararlanamayacakları hususu bir yazı ile mükelleflere tebliğ edilecektir.
6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanan, ancak belirlenen sürede davalardan vazgeçildiğine dair dilekçeleri vergi dairelerine intikal ettirmeyen mükellefler anılan Kanundan yararlanma haklarını kaybedeceklerinden başvuruları geçersiz sayılacak ve hazırlanan ödeme tabloları iptal edilecektir.
Ayrıca, 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmü kapsamında borçlarının yapılandırılmasını isteyen ancak yurt dışında bulunan mükelleflerin faks yoluyla müracaatta bulunmaları halinde, söz konusu başvuruları kabul edilecektir. Bu durumda, mükellefler tarafından istenilmesi halinde ödeme tabloları faks yoluyla gönderilebilecektir. Ancak, mükelleflerin 6111 sayılı Kanun hükmünden yararlandıkları borçları ile ilgili bir ihtilaflarının bulunması durumunda bu ihtilaflarından vazgeçtiklerine dair dilekçeyi yazılı olarak göndermeleri icap etmektedir.
2- KESİNLEŞMEMİŞ VEYA DAVA SAFHASINDA BULUNAN AMME ALACAKLARI
a) İkmalen, re'sen veya idarece yapılmış vergi tarhiyatlarına karşı açılmış davalara ilişkin olarak 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25.2.2011 tarihi itibarıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca verilen 30 günlük sürenin veya aynı Kanunun 26 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince dosyanın yeniden işleme konulmasına ilişkin bir yıllık sürenin sona ermemiş olması halinde bu davalara konu alacaklar için 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi hükmünden yararlanılması mümkün bulunmaktadır.
b) 2577 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde "1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür..." hükmü yer almaktadır.
Buna göre, ilgili kanunlarda belirlenmiş olan sürelerde idari işleme karşı dava açılması gerekmektedir. Bu sürelerden sonra açılan davalar yargı mercileri tarafından süre yönünden reddedilmektedir.
Vergi/ceza ihbarnamelerinin mükelleflere ne zaman tebliğ edildiği vergi dairesi kayıtlarında detaylı şekilde yer aldığından, mükelleflerin dava açma süreleri bu kayıtlar esas alınarak tespit edilecek ve bu kayıtlara göre davanın, dava açma süresi içinde açıldığı tespit edilirse 6111 sayılı Kanunun 3 üncü maddesi, dava açma süresinden sonra açıldığı herhangi bir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tespit edilirse anılan Kanunun 2 nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Diğer taraftan, söz konusu alacaklara ilişkin olarak açılmış olan davaların vergi mahkemesi tarafından süre yönünden reddedildiği halde bu karara karşı 25.2.2011 tarihinden önce ilgisine göre Danıştaya veya bölge idare mahkemesine başvurulmuş olması durumunda da mükellefler 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesinden yararlanabileceklerdir.
c) 6111 sayılı Kanunun kapsadığı dönemlere ilişkin olarak ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilen vergi ve kesilen cezalara karşı birden fazla vergi/ceza ihbarnamesinin tek dosyada ihtilaf konusu yapıldığı ve vergi mahkemesince ihtilafın tek dosyadan incelenerek karar verildiği hallerde davanın tek ihtilaf olarak dikkate alınması gerekmektedir. Bu davalarda ihbarnamelerin bir kısmı için terkin, diğer kısmı için tasdik ya da tadilen tasdik kararı verilmesi halinde ise ihtilafın anılan Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilmesi icap etmektedir.
3- MATRAH VE VERGİ ARTIRIMINA İLİŞKİN AÇIKLAMALAR
a) 6111 sayılı Kanunun 6 ve 7 nci maddelerine göre gelir/kurumlar vergisi matrah artırımında, katma değer vergisi artırımında bulunan mükelleflerin, artırıma konu dönemlere ilişkin olarak vermiş oldukları "Mal ve Hizmet Alımlarına İlişkin Bildirim Formu" (Form Ba) ile "Mal ve Hizmet Satışlarına İlişkin Bildirim Formu"nu (Form Bs) artırım nedeniyle düzeltme mecburiyetleri bulunmamaktadır.
b) 6111 sayılı Kanunun 6, 7 ve 8 inci maddeleri uyarınca yapılacak matrah ve vergi artırımlarında, artırıma esas alınacak matrah ve vergi tutarlarının tespitinde anılan Kanunun yayımlandığı 25.2.2011 tarihinden önce verilmiş bulunan beyannameler ile anılan Kanunun yayımlandığı tarihten önce kesinleşen tarhiyatlar esas alınmıştır.
Buna göre, 6111 sayılı Kanunun yayımlandığı 25.2.2011 tarihinden itibaren verilen düzeltme beyannameleri ile Kanunun 5 inci maddesi kapsamında verilen beyannameler matrah ve vergi artırımının hesabında dikkate alınmayacaktır. Aynı şekilde, matrah ve vergi artırımına konu dönemlerle ilgili olarak ikmalen, re'sen veya idarece tarh edilmiş ve Kanunun yayımlandığı tarih itibarıyla ihtilaflı bulunan alacaklarla ilgili olarak Kanunun 3 üncü maddesinden yararlanmak üzere yapılan başvurular nedeniyle tahakkuk eden alacaklar da matrah ve vergi artırımının hesabında dikkate alınmayacaktır.
4- DİĞER HUSUSLAR
a) 213 sayılı Kanunun 124 üncü maddesi uyarınca mükelleflerin şikayet yoluyla Bakanlığımıza/Başkanlığımıza yapmış oldukları müracaatlara konu alacaklar, 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi kapsamında yapılandırılacaktır. Ancak, mükelleflerin madde hükmünden yararlanabilmeleri için açılmış davalardan vazgeçmeleri gerektiği tabiidir.
Söz konusu davalardan vazgeçme dilekçelerinin asıllarının davada taraf olan Başkanlığımıza gönderilmesi ve Başkanlığımızca da bu dilekçelerin ilgili yargı merciine gönderilmesi icap etmektedir.
Öte yandan, 6111 sayılı Kanunun ilgili maddelerinden yararlanmak için müracaatta bulunan mükelleflerin yararlandıkları kamu alacağı ile ilişkili olarak şikayet yoluyla müracaat dışındaki sebeplerle Bakanlık/Başkanlık aleyhine açılan davanın bulunması halinde Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için bu davalardan da vazgeçilmesi gerekmekte olup, Bakanlığımızın/Başkanlığımızın davalı konumunda olduğu davalara dair ihtilaftan vazgeçme dilekçelerinin de ivedi olarak Başkanlığımıza gönderilmesi gerekmektedir.
Buna göre, Bakanlığımızın/Başkanlığımızın taraf olduğu davalara ilişkin ihtilaftan vazgeçme dilekçelerinin ivedilikle davaya konu dosya numarası ilgi tutulmak suretiyle Başkanlığımıza gönderilmesi sağlanacaktır.
b) 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükümlerinden, muhtelif kanunlarda yer alan sorumluluk düzenlemeleri nedeniyle mirasçılar, kefiller, şirket ortakları, kanuni temsilciler, yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler gibi amme borçlusu sayılan kişiler sorumlu oldukları tutar dikkate alınarak yararlanabilecek ve bu Kanun kapsamında kendileri adına yapılandırılan borcun tamamını ödemeleri şartıyla sorumlu oldukları bu alacaklara yönelik sorumlulukları sona erecektir.
Ancak, yapılandırılan borcun bir kısmının ödenmesi durumunda ödedikleri tutar kadar Kanundan yararlandırılacak ve Kanundan yararlanılarak ödenen tutara karşılık olarak tahsilinden vazgeçilen alacaklar da dikkate alınarak sorumlu tutulacakları bakiye alacak tutarı tespit edilecektir.
Diğer taraftan, asıl amme borçlusu dışında amme alacağının ödenmesinden sorumlu bulunan kişiler tarafından 6111 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanılması durumunda, asıl amme borçlusunun Kanunun 3 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince yerine getirmesi gereken cari dönem ödeme şartı söz konusu borçlar için bu kişiler hakkında aranılmayacaktır.
c) Ecrimisil alacakları ile ilgili olarak 6111 sayılı Kanunun 2 nci maddesi hükmünden yararlanmak üzere vergi dairesine yapılan müracaatlar üzerine ecrimisil ihbarnamesi veya düzeltme ihbarnamesine karşı açılan davalardan vazgeçilebilmesi için başvuru dilekçesinin bir örneğinin davanın tarafı olan milli emlak dairesi başkanlığına/milli emlak müdürlüğüne/malmüdürlüğüne gönderilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Mehmet KİLCİ
Bakan a.
Gelir İdaresi Başkanı
http://www.gib.gov.tr/clear.gif
 
 
 
 
Tarih
21/04/2011
Sayı
B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630-2]-39289
Kapsam
T.C.
MALİYE BAKANLIĞI
Gelir İdaresi Başkanlığı
Sayı : B.07.1.GİB.0.20.36-110-[3630-2]-39289 21/4/2011
Konu :
BAZI ALACAKLARIN YENİDEN YAPILANDIRILMASI HAKKINDA
6111 SAYILI KANUN İÇ GENELGESİ
(Seri No: 2011/4)
....................VALİLİĞİNE
(Defterdarlık:Gelir Müdürlüğü)
....................VERGİ DAİRESİ BAŞKANLIĞINA
6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 7 nci maddesi uygulaması ile ilgili aşağıdaki hususların açıklanmasına ihtiyaç duyulmuştur.
1. İstisna veya Tecil-Terkin Kapsamında İşlemleri Bulunan Mükelleflerde Katma Değer Vergisi Artırımı
1.1. İstisna veya Tecil-Terkin Kapsamında İşlemleri Olmakla Birlikte Bütün Dönemlerde Hesaplanan Katma DeğerVergisi Beyanı Bulunan Mükellefler
6111 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin (1) numaralı fıkrasında; ilgili takvim yılı içinde vermesi gereken KDV beyannamelerinin tamamını vermiş olan mükelleflerin, bu beyannamelerde yer alan hesaplanan KDV toplamını, ilgili yıl için öngörülen artırım oranıyla çarpmak suretiyle artırım tutarını hesaplayacakları, KDV Kanununun 11/1-c ve geçici 17 nci maddelerine göre tecil-terkin uygulamasından faydalanan mükelleflerde artırıma esas tutarın belirlenmesinde tecil edilen vergilerin hesaplanan KDV toplamından düşüleceği hükme bağlanmıştır.
İlgili yıl içindeki dönemlere ilişkin verilmesi gereken beyannamelerin tamamını vermiş olan, bu beyannamelerin tamamında "tecil edilebilir KDV" tutarı düşüldükten sonra hesaplanan KDV yer alan, aynı zamanda bu dönemlerin tamamında veya bir kısmında istisnaveya tecil-terkin kapsamında işlemleri de bulunan mükelleflerin katma değer vergisi artırımı sözü edilen fıkra hükmüne göre yapılacaktır.
Buna göre, artırımda bulunmak istedikleri yılda vermeleri gereken beyannamelerin tamamını vermiş ve bütün beyannamelerde hesaplanan KDV (tecil edilebilir KDV tutarından fazla hesaplanan KDV) beyan etmiş mükellefler beyannamelerde yer alan hesaplanan KDV tutarlarını toplayacak, bu toplamdan "tecil edilebilir KDV" tutarlarını düşecek, kalan tutara ilgili yıl için öngörülen artırım oranını uygulamak suretiyle artırım tutarını hesaplayacaklardır. Bu kapsamdaki mükellefler 6111 sayılı Kanunun 7/2-c maddesi kapsamında değerlendirilmeyecek ve gelir veya kurumlar vergisi bakımından matrah artırımında bulunmaları şartı aranmayacaktır.
1.2. İstisna veya Tecil-Terkin Kapsamında İşlemleri Olmakla Birlikte Bazı Dönemlerde Hesaplanan Katma DeğerVergisi Beyanı Bulunan Mükellefler
İlgili yıla ilişkin verilmesi gereken beyannamelerin tamamını vermiş, bu beyannamelerin sadece bir kısmında hesaplanan KDV beyanı bulunan, diğerlerinde "istisna kapsamındaki işlemler nedeniyle" hesaplanan KDV bulunmayan veya sadece "tecil-terkin kapsamındaki işlemler nedeniyle" hesaplanan KDV bulunan mükelleflerin vergi artırımı için 6111 sayılı Kanunun 7/2-c maddesi uyarınca karşılaştırma yapmaları gerekmektedir. Bu mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisi bakımından matrah artırımı yapmadan katma değer vergisi artırımından faydalanmaları mümkün değildir.
Bu şartları taşıyan mükellefler, ilgili yılda hesaplanan KDV bulunan beyannamelerindeki hesaplanan KDV tutarlarını toplayacak, bu toplamdan "tecil edilebilir KDV" tutarını düşecek, kalan farka ilgili yılın artırım oranını uygulamak suretiyle karşılaştırmaya konu ilk tutarı elde edeceklerdir. Bu tutar, gelir veya kurumlar vergisi matrah artırım tutarının %18'i ile karşılaştırılarak büyük olan tutar, katma değer vergisi artırım tutarı olarak dikkate alınacaktır.
2. İstisna veya Tecil-Terkin Kapsamındaki İşlemleri Dışındaki Nedenlerle Beyannamelerinde Hesaplanan Katma DeğerVergisi Bulunmayan Mükelleflerde Katma Değer Vergisi Artırımı
Mükelleflerin artırımda bulunmak istedikleri yılda işlemlerinin bulunmaması veya işlemlerinin tamamının verginin konusuna girmemesi gibi nedenlerle beyannamelerinde hesaplanan KDV bulunmaması söz konusu olabilmektedir.
İlgili yıl içindeki dönemlere ilişkin vermeleri gereken bütün beyannamelerini vermiş olan ve hiçbir dönemde bahse konu nedenlere bağlı olarak hesaplanan KDV çıkmayan mükelleflerin katma değer vergisi artırımı, 6111 sayılı Kanunun 7/2-c maddesine göre yapılacaktır. Buna göre, söz konusu mükellefler, gelir veya kurumlar vergisi matrah artırımında bulunacak ve matrah artırım tutarının %18'ini katma değer vergisi artırımı olarak dikkate alacaklardır.
Mükelleflerin, artırımda bulunacakları yıl içindeki dönemlere ilişkin verdikleri beyannamelerin bir kısmında hesaplanan vergi bulunuyor, diğer kısmında bu bölümde belirtilen nedenlerle hesaplanan KDV yer almıyorsa katma değer vergisi artırımı, 6111 sayılı Kanunun 7/1 inci maddesine göre yapılacaktır. Buna göre, sözü edilen mükellefler, hesaplanan KDV bulunan beyannamelerinde yer alan hesaplanan KDV tutarlarını toplayacak, çıkan toplama ilgili yıl artırım oranını uygulamak suretiyle katma değer vergisi artırım tutarını hesaplayacaklardır. Bu şartları taşıyan mükelleflerin gelir veya kurumlar vergisi bakımından matrah artırma ve karşılaştırma yapma zorunlulukları bulunmamaktadır.
3. Kapsam
Bu İç Genelgedeki açıklamalar, ilgili yıl içindeki dönemlere ilişkin vermesi gereken beyannamelerin tamamını vermiş olan mükellefler bakımından geçerlidir. Beyannamelerinin tamamını veya bir kısmını vermemiş olan mükellefler, "1 Seri No.lu Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması Hakkında 6111 sayılı Kanun Genel Tebliği"nin (VI/D) bölümündeki açıklamaları da dikkate almak suretiyle katma değer vergisi artırımında bulunacaklardır.
Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.
Mehmet KİLCİ
Bakan a.
Gelir İdaresi Başkanı
http://www.gib.gov.tr/clear.gif
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET