Öncekiler Sonrakiler

GÜVENLİK GİDERLERİ DÜŞERKEN SAVUNMA SANAYİİ ÖNEMLİ BİR İHRACAT SEKTÖRÜ OLACAK

Türkiye Cumhuriyeti'nin 100. kuruluş yıldönümü 2023 yılına yönelik TASAM’ın 2008’de başlatılan “Türkiye’nin Stratejik Vizyonu 2023” projesi çerçevesinde “Savunma Sanayii” çalışmaları, kalkınmanda önemli bir strateji belgesi hazırlamıştır.

09 Ocak 2013 Çarşamba 06:29
GÜVENLİK GİDERLERİ DÜŞERKEN SAVUNMA SANAYİİ ÖNEMLİ BİR İHRACAT SEKTÖRÜ OLACAK

 


Savunma Sanayii teknolojik açıdan sürekli gelişen ve öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik boyutunun yanı sıra, dış pazarda giderek artan rekabet avantajı yönü ile de dikkatleri üzerine çekmektedir. Ülke güvenliği ve savunma sanayii konusunun tüm boyutları ile incelenerek tartışılması ve geleceğe yönelik - üzerinde çalışılmış - önerilerde bulunulması maksadıyla, planlanan Uluslar arası katılımlı “Güvenlik, Savunma ve Savunma Sanayii” Kongresi, 18-19 Ekim 2012 tarihlerinde TASAM koordinasyonunda Ankara’da Hilton Oteli’nde gerçekleştirilmiştir.

 

 İki gün boyunca gerçekleştirilen 6 oturumda tartışılan konu başlıkları aşağıda sunulmuştur.

 1 - Yeni Güvenlik Ortamı ve Türkiye’nin Savunma Sanayii

2 - Savunma Sanayiinde Teknoloji Yönetimi 2023

3 - Çok Boyutlu Dünya Rekabetinde Sürdürülebilir Savunma Sanayii Politikaları

4 - Çok Boyutlu Türk Dış Politikasında Savunma Sanayiinin Rolü

5 - Üniversiteden Sektöre İnsan Kaynağı Planlaması

6 - Savunma Sanayiinde Uluslararası İşbirliği Politikaları

 

TASAM'ın hazırladığı raporda aşağıdaki husulara yer verilmiştir.

Çok Boyutluluk paradigması ve bu yeni paradigmanın getirdiği sofistike rekabet temelinde “Entegrasyon”, “Mikro Milliyetçilik” ve “Öngörülemezlik” kavramlarının Yüzyıl’ın yeni parametreleri olduğu vurgulanmıştır. Bu parametrelerin etkisi ile Kuzey Afrika, Orta Doğu ve Güney Asya üzerinde yaşanan ve yaşanacak olası gelişmelerin Türkiye için güvenlik başta olmak üzere çok boyutlu tarihî fırsat ve tehditler içerdiği belirtilmiştir.

 

Cari Açık, tüketim, büyüme ve kamu finansmanı ilişkisi içerisinde kronik hale gelen cari açık ve katma değer üretimi sorunu açısından Savunma Sanayii’nin makul sürede Türkiye’nin sonuç alabileceği üç sektörden biri olduğu üzerinde önemle durulmuştur. Savunma Sanayii’nin stratejik konumu nedeni ile inşa edilecek dış kapasitenin yalnız ekonomik değil çarpan etkisi ile çok boyutlu kazanımlar getireceği şüphesizdir.

 

GSMH içerisinde Türkiye’nin % 3,9 olan yıllık savunma giderleri payının % 1,3’lere kadar inmiş olması Devlet’in eğitim başta olmak üzere farklı alanlara daha fazla yatırım yapmasını sağlamıştır. Fakat Yüzyıl’ın temel trendleri değerlendirildiğinde bu oranın kademeli olarak önceki oranlara yükseltilmesinin gerekliliği üzerinde durulmuştur. Rusya’nın çok yakın bir tarihte önümüzdeki 10 yıl için 684 milyar dolarlık bir savunma sanayi bütçesi açıklamış olması bu konuda örnek olarak sunulmuştur.

 

Savunma ve güvenlik alanında büyük değişimlerin yaşandığı günümüzde yeni açılımlar ve işbirliklerinin yanı sıra çeşitli krizler ve değişimlerle de güvenlik ortamının genel bir düzensizlik ve istikrarsızlık içinde bulunduğu, dünyanın kolektif düzenleyici güçlerinin etkilerini kaybetmeye başladıkları, küreselleşme ve bu olguyu daha belirgin hale getiren iletişim teknolojilerindeki gelişmeler ile asimetrik tehdit ve belirsizlik ortamının, ülkeleri güvenlik ve savunma anlayışlarında yeni stratejiler aramaya yönelttiği görülmektedir.

K:TASAM, 

Kamudan Haberler

 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET