Öncekiler Sonrakiler

AKSİYON YAZDI: MİLLİ EĞİTİMİN DERSHANE SINAVI

İlk kez 12 Eylül darbe döneminde kapatılması gündeme gelen dershaneler şimdilerde yeniden aynı tehdit altında. Toplumun her kesiminden yükselen tepki seslerine rağmen Millî Eğitim Bakanlığı geri adım atmıyor. Uzmanlar, dershaneler kapatılırsa bütün ülkeye faturasının ağır olacağını söylüyor.

14 Ekim 2013 Pazartesi 06:39
AKSİYON YAZDI: MİLLİ EĞİTİMİN DERSHANE SINAVI

MİLLİ EĞİTİMİN DERSHANE SINAVI
Millî Eğitim Bakanı Nabi Avcı'nın dershanelerin kapatılmasını yeniden gündeme getirmesi milyonlarca veli ve öğrencinin kafasını karıştırdı. Bakan Avcı'nın, Ocak 2014'ten itibaren dershanelere ruhsat verilemeyeceğini söylemesi gündemde ilk sıralara oturdu. Akademisyen olan Millî Eğitim Bakanı, gelecek seneden itibaren Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) sistemi içinde dershanelerin olmayacağını ifade etti. Ayrıca dershanelerin, 'etüt merkezi' adı altında faaliyet yürütmesine de izin vermeyeceklerini vurguladı. Açıklamaya göre, bu amaçla kanunî bir düzenlemeye gidilecek. Bakanın bu sözleri, kamuoyunca, dershanelerin kapatılması için atılan ilk somut adım olarak değerlendirildi. Aslında dershanelerin kapatılması ilk kez 12 Eylül darbe döneminde gündeme gelmişti. Darbe yönetiminin talimatıyla dershanelerin kapatılması ve özel okula dönüştürülmesine imkân tanıyan düzenleme Bülent Ulusu hükümetince 16 Haziran 1983'te yasalastırıldı. 1 Ağustos 1984'te dershanelerin kapısına kilit vurulacaktı. Ancak Turgut Özal'ın seçimleri kazanmasıyla bu gerçekleştirilemedi. Bakanın sert çıkısın ardından Özel Dershaneler Birliği Başkam (ÖZ-DE-BİR) Faruk Köprülü'den bakanlığın tutumunu sorgulatan bir açıklama geldi. Köprülü, "Dershanelerin her sene ruhsat alma zorunluluğu yoktur. Yalnızca her yıl Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen miktarda harç yatırılır." dedi. Bu sözler tartışmaları daha da alevlendirdi. Bakan Avcının bu gelişmelerin akabinde yaptığı açıklamalar dershaneleri doğrular mahiyetteydi. Sektörün içindeki etkili isimlerden biri olan Tüm Özel Öğretim Kurumlan Demeği (TÖDER) Başkan Yardımcısı ve Avrupa Dershaneler Birliği Başkan Yardımcısı İbrahim Tasel dershane sisteminde köklü değişikliklerin ancak kanun değişikliği ile yapılabileceğine dikkat çekti: "Dershaneler kanunla kurulmuştur ve yönetmeliklerle yürütülmektedir. Dershanelerle ilgili değişikler de kanun değişikliği gerektirir. Elbette ki bakanlık, yönetmelikleri ve standartları düzenleyebilir." Eğitim sisteminde köklü değişikliklere gidildiği, veli ve öğrencilerin sürekli değişen sisteme adapte olmakta zorlandığı bir dönemde dershanelerin kapatılmak istenmesi eğitimcileri endişeye sevk ediyor. Bu seneki en mühim gelişmelerden biri 4 milyon öğrenciyi ilgilendiren Seviye Belirleme Sınavında ciddi değişikliklere gidilmesi. Sınav sayısının l'den 36'ya çıkarıldığı, arz ve talep arasında uçurumların olduğu bir ortamda dershanelerin kaldırılması kaygılara yol açıyor. Eğitim uzmanı Hasan İnce dershane kapılarına kilit vurulmasının büyük sorunları beraberinde getireceğine dikkat çekiyor: "Dershane kapatmakla sınav ve sıralama kalkmıyor. Dershane ihtiyacını ortadan kaldırırsanız, zaten kendiliğinden kapanır. Bu kurumlar sistemin sebebi değil, sonucudur. Vergisini veren bu kurumları kapatarak ihtiyacı ortadan kaldıramazsınız. Bu defa merdiven altına kayar. Bunu nasıl engelleyeceksiniz? Her özel ders verenin başına polis mi dikilecek?" Dershanelere başarısı düşük öğrencilerin gittiği yönündeki ön kabulün son derece yanlış olduğunu vurgulayan İnce, biraz dikkadi bakılırsa en iyi okul öğrencilerinin dershaneye daha fazla yöneldiğini hatırlatıyor. İşin bir de mâlî boyutu var. İnce, devletin 2 milyar dolarlık dershane sektöründen yüzde 8'lik KDV aldığına vurgu yaparak kapatma ile birlikte sektörün kayıt dışına çıkacağı uyarısında bulunuyor. Hayatın içindeki örnekler uzmanların değerlendirmelerini doğruluyor. Özel bir şirkette personel olarak çalışan Kadir Kahvecinin (43) söyledikleri deneyimli eğitim uzmanı İnceyi haklı çıkaracak mahiyette: "Kızım düz liseden mezun. Dershaneye gitmeden üniversite sınavını kazanması imkânsız. Şartlan biraz zorlayarak dershaneye yazdırdık. Kapatılırsa özel ders alması gerekecek. Güvenilir birisini nasıl bulacaksın? Hadi buldun, özel dersin saati 100 lirayı geçiyor, ben bunu nasıl veririm?" Bu gelişmeden en fazla etkilenecek diğer bir grup da şüphesiz 100 bini geçen dershane çalışanları. İsminin ve kurumunun açıklanmasını istemeyen İstanbul'daki bir dershane müdürünün sözleri yaşanan sıkıntıyı özetliyor. Yılların idarecisi "Bu tür açıklamalar dershane çalışanlar olarak en fazla bizi etkiliyor. Öğretmenler pek dile getirmese de 'ha bu gün ha yarın işsiz kalacağız' telaşı var. Ben matematik öğretmeniyim, dershanem kapatılsa da özel ders vererek geçimimi sağlarım. Ama her branş bizimki kadar şanslı değil. Peki, onlar ne yapacak?" Öğretmenler için özel ders gibi bir ihtimal olsa da onların dışında dershanelerde istihdam edilen on birlerce personel var. Onlar açısından tablo daha vahim, kendilerini aniden işsizler ordusu içinde bulacaklar. Yüzde 4'ü özel okula uygun! Millî Eğitim Bakanlığı, dershaneleri özel okula dönüştürmeyi planlıyor. Bunun için de bugüne kadar bir türlü gerçekleştiremediği bazı teşvikler getirmeyi vadediyor. Bu çerçevede özel okul olmayı kabul eden dershanelere 3 yıl süre verilecek ve bu esnada eksiklikleri gidermeleri istenecek. Geçiş sürecinde resmî prosedürlerde birtakım esneklikler gösterileceğini bizzat Bakan Avcı söyledi. Fakat bu dönüşüm zaten kısıdı olan eğitim bütçesine ağır bir yük getirecek. Çünkü 4 binin üzerindeki dershaneden yalnızca 263 u fiziki olarak özel okul olmaya uygun. Kalanların nasıl okula dönüşeceği meçhul, henüz tatmin edici bir tutum sergilenmiş değil. TÖDER Başkan Yardımcısı İbrahim Taşel, bakanlığın, özel okullara vermeyi düşündüğü destek ve teşvikleri olumlu bir adım olarak görüyor; ancak özel okulların dershanenin yerini doldurmayacağını belirtiyor. Taşel e göre dar gelirli aileler 2-3 bin TL'ye çocuğunu dershaneye gönderebiliyor. Özel okulda ise bu rakam en az 10 bin TL'ye çıkıyor. Türkiye şartlarında 13 yıl boyunca yılda ortalama 15 bin TL harcayacak aile sayısının çok sınırlı olduğu açık bir gerçek. Dershanelerin kapatılması yeni sorunlara da kapı aralayacak. İşsiz öğretmenler ordusuna on binlerce yenisi eklenecek. Millî Eğitim Bakanlığı, dershanelerde çalışan 60 bin öğretmenden şartları tutanları okula dönüşen kurumlarda istihdam etmeyi planlıyor. Fakat bunun hâlen atama bekleyen 300 bin öğretmen düşünüldüğünde nasıl gerçekleşeceği merak konusu. Ayrıca, formasyon eğitimi almayanlara yönelik dillendirilen herhangi bir çözüm yok. Zira bakanlık bu eğitimi almamış Fen-Edebiyat mezunlarım öğretmen olarak kabul etmiyor. Bu durumdakiler ya 1,5 sene bu eğitimi alacak ya da kendi hâllerine bırakılacak. Devlet üniversitelerindeki formasyon kontenjanı hayli sınırlı. Vakıf üniversitesine gidecekleri ise 8-10 bin liralık bir maliyet bekliyor. Bütün şartları sağlayanlar devlet okullarında çalışmak isterse zorlu Kamu Personeli Seçme Sınavı'na girmek mecburiyetinde. 17 senelik tarih öğretmeni Hüseyin Yılmaz bu sıkıntıyı her açıklama sonrasında daha da derinden hissettiğini dile getiriyor: "Dershaneler kapanacak haberlerinden en fazla biz öğretmenler etkileniyoruz. 4 çocuğum var. Onlann psikolojileri etkilenmesin diye akşam haberleri izletmiyorum. 'Babam işsiz mi kalacak?' sorusunu sordurmamaya çalışıyorum. Bu kadar sene dershanelerde çalıştım. Yaşım 40'a dayandı, artık bu tür problemlerle uğraşmak beni de yıpratıyor." Özel okullar ortalama yüzde 60'lık doluluk oranıyla eğitime devam ediyor. Buradan özel okul ihtiyacı olmadığı rahatlıkla söylenebilir. Bakan Avcı, dershanelerin sübvanse edilerek özel okullara dönüştürüleceğini söylemişti. Fakat bu sefer de 'devlet destekli özel okullar' ve 'diğer özel okullar' diye bir yapı ortaya çıkacak. Bu durumun ekonomiye getireceği yük ise ayrı bir tartışma konusu. 
 KAPATMA SONRASI HİÇ DÜŞÜNÜLMÜYOR 
Dershanelerdi her zaman eğitim sisteminin destekleyici unsurlarıdır. Türkiye'de dershaneler okullara destek olma vazifesini yerine getirİyor. Dershane sektörü ile özel okul sektörü kuruluş ve işleyiş olarak birbirlerinden çok farklı. Devletimizin verdiği teşvikler ile 'sadece özel okul olun' denmesinin yanında alternatiflerin de değerlendirilmesi gerekiyor. Pek çok soru hâlen daha cevap bulmuş değil. Mesela sektörde devamlı dile getirilen 100 bini aşkın personelin, yaşı 40'ı geçtiği için devlette öğretmen olamayacakların ve yüzde 95'i okula dönüşemeyecek dershanelerin durumu büyük bir sorun olarak ortada duruyor. Aynca özel teşebbüs olan dershanelerin kapatılmasıyla oluşacak imaj kaybımız ve öğrencilerin ihtiyaç duyduklan derslere destek arayışının nasıl giderileceği bir bilinmez olarak ortada duruyor. Ülkemiz adına şu anki sistemden daha sağlıklı bir sistem olacaksa, yeni bir sisteme geçilmesine kimsenin hayır 56 demeyeceğini düşünmüyorum. Bu nedenle geçiş sürecinin daha sağlıklı olabilmesi için kanun çıkmadan önce dershaneleri temsil eden drneklerle, eğitim yazar ve editörleriyle bir uzlaşma sağlanması gerekiyor. Bütün alternatifler değerlendirildikten sonra bir karar verilsin. Bu tür değişiklikler en fazla çocuklanmızın geleceğini etkiliyor. 
(') FEM Dershaneleri Rehberlik Koordinatörü ibrahim Taşel*: 
ÜLKENİN EĞİTİM DÜZEYİ DÜŞER 
Dershanelerin okulların yerine geçmek ya da onların alternatifi olmak gibi bir işlevi yok. Herkes biliyor ki ülkemizdeki her okulun eğitim düzeyi aynı değil. Bu anlamda farklılıklar ortadan kalksa bile öğrencilerin bireysel anlama ve öğrenme farklılıkları vardır. Bu da, dünyanın bütün ülkelerinde olduğu gibi Türkiye'de de öğrenmeye destek veren dershane, kurs. eğitim danışmanlığı, koçluk gibi kurumlara ihtiyaç oluşturmaktadır. Bu ihtiyaç giderilmeden sadece yasal değişikliklerle bu tür kurumların kaldırılması ciddi ölçüde kaos doğurur ve ülkenin eğitim düzeyini düşürür. Dershanelerin sadece sınava hazırlayan kuruluşlar olduğu algısı da yanlıştır. Dershaneler, okulda geride kalan ara sınıf öğrencilerine ders takviyesi de yapıyor. Hatta onların ödevlerine, projelerine de destek vermektedir, iş yoğunluğu içinde ailelerin veremediği destek bu kurumlar tarafından sağlanıyor. Dershanelerle ilgili düzenlemelerde elbette ki ilk tercihimiz bakanlığın denetiminde çalışmak. Ancak bakanlık kurumlarımızı kendi bünyesi dışına çıkaracak adımlar atarsa buna da hazırız. Biz kendi derneklerimiz, birliklerimiz ve ticaret odalarımız yardımıyla kendi kalitemizi denetleriz. Avrupa'da Türkiye ve Yunanistan dışındaki dershaneler zaten eğitim bakanlıklarına bağlı değil, iş yeri güvenliği şartlarını taşıyan her binada bir izin alınmadan dershane açılmakta ve öğrencilere takviye eğitim yapılmakta. Geçen yıl hazırlanan Avrupa Birliği Raporu'nda da dershanelerin ülke eğitimlerine yararlı olduğu açıklandı. Türkiye, Avrupa ülkelerinden bu konuda bir adım önde ve dershanecilik daha kontrollü yapılıyor. 
(') Tüm özel Öğretim Kurumlan Demeği Başkan Yard.
AKSİYON

dersanemiz kapatılmasın

songül yıldız
17 Kasım 2013 Pazar 22:44

artı olarak dersane ücretini d ahi karşılamakta zorlanan biz orta gelirli aileler özel okul masraflarını nasıl karşılarız verilecek olan devlet desteyi devede kulak çünkü en basit özel okulun masrafları dahi 11.binliradan başlıyorken saygılırımla

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla

dersanemiz kapatılmasın

songül yıldız
17 Kasım 2013 Pazar 22:41

ben orta gelirli bir veliyim sayın bakanımıza ben şunu sormak istiyorum bizim bulundugumuz ilçede (istanbul/sultangazi)devlet okullarının sınıf mevcudu ortalama olarak 55 60 öğrenci mevcudu var ve çoçuklarımız dersana desteksiz güzel bir lise kazanma şansı yok denecek kadar az artı diyelim ki liseye bir şekilde yerleşti peki üniversite sınavına katılımda özel kollej çoçuklarıyla aynı potada eriyip kaybolacak bunu nasıl önleyecekler

0 Beğendim
0 Beğenmedim
 
Yanıtla
TÜM YORUMLARI GÖRÜNTÜLE

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET