Öncekiler Sonrakiler

EĞİTİMCİNİN GÖREVİ HAMALLIK DEĞİL

Pusula'nın "Öğretmenlikte değil, işçilikte yarışıyorlar!" haberi üzerine Eğitim Bir-Sen Zonguldak Şube Başkanı Kamuran Aşkar, Türk Eğitim-Sen Zonguldak Şube Başkanı Şahin Ören ve Eğitim-İş Zonguldak Başkanı Metin Kahveci görüşlerini açıkladılar.

01 Ağustos 2012 Çarşamba 07:38

 Pusula'nın 'Öğretmenlikte değil, işçilikte yarışıyorlar' haberine en çarpıcı yanıt Ören'den geldi: Eğitimcinin görevi hamallık değildir. Türk Eğitim-Sen Zonguldak Şube Başkanı Şahin Ören ise, bu durumun kabul edilemez olduğunu, öğretmenin boya-badana işiyle değil, eğitimle uğraşan biri olduğunu vurgulayarak, "Demek ki, İl Milli Eğitimce bir takım yatırımların yapılamadığını, planlanamadığını görüyoruz" diye konuştu.
Eğitim-İş Sendikası Şube Başkanı Metin Kahveci de, bütün eğitim sorunlarına ve diğer olumsuzluklara parmak bastıklarının altını çizerek, "Bu iki okul çalışanları yokluklar karşısında kendi emeklerini vererek, okullarını eğitimöğretime hazırlıyorsa, onlar bir eğitim çalışanı değil, onlar bir kahraman" dedi.
Eğitim Bir-Sen Zonguldak Şube Başkanı Kamuran Aşkar, bir okul müdürünün okulunu boyamasının takdir edilecek bir durum olduğunu, Milli Eğitim Müdürü'nün, okul müdürüne başarı belgesi vermesi gerektiğini belirterek, "Çok doğru yapmış, tebrik ediyorum ve alnından öpüyorum" dedi.
İlknur Çıtlık Pusula'nın "Öğretmenlikte değil, işçilikte yanşıyorlar!" haberi üzerine Memur-Sen'e bağlı Eğitim Bir-Sen Zonguldak Şube Başkanı Kamuran Aşkar, Türkiye Kamu-Sen'e bağlı Türk EğitimSen Zonguldak Şube Başkanı Şahin Ören ve Birleşik Kamu-İş'e bağlı Eğitim-İş Sendikası Zonguldak Başkanı Metin Kahveci görüşlerini açıkladılar.
AŞKAR: "ALNINDAN ÖPÜYORUM
Memur-Sen'e bağlı Eğitim Bir-Sen Zonguldak Şube Başkanı Kamuran Aşkar, Zonguldak'taki okul müdürlerinin yansından fazlasının okullann boyasıyla, badanasıyla, kaloriferiyle her şeyiyle ilgilendiklerini belirterek, "Bu arkadaş benim üyem ve arkadaşım. Bu arkadaşa Milli Eğitim'in 'gidin de boya yapın' falan dediği yok. İki hizmetli arkadaş okulun boyasını yaparken, arkadaşımız da hizmetlilere yardım amacıyla onların yanında çalışmış. Doğru mu yapmış? Çok doğru yapmış, tebrik ediyorum ve alnından öpüyorum. Biz okul idareciliğini, 'idarecilikle ilgilenir, okulun fiziki durumuyla ilgilenmez' gibi yorumlamıyoruz. Bence bu arkadaşa Milli Eğitim Müdürü'nün basan belgesi vermesi lazım. Bu sadece onunla değil, okulun fiziki şartlanyla da ilgilenmiş. Ama biz bu arkadaşlann önünü açacak yerde, sanki suç işlemişler gibi basın yoluyla farklı anlatıyoruz. Ben o arkadaşımızı tekrar tebrik ediyorum. Bütün okul müdürlerinin okullanm bu şekilde sahiplenmelerini istiyorum. Artık özel sektör zihniyetiyle çalışmak lazım... Zonguldak'taki okul müdürlerinin yansından fazlası okullann boyasıyla, badanasıyla, kaloriferiyle her şeyiyle ilgileniyorlar. 'Karabük ve Bartın, LGS'de ilk 10'da yer alıyor Zonguldak nerede?' diyorsunuz. Biz sürekli cırlarken, her açıklamamda, '1400 öğretmen açığı var, böyle giderse Zonguldak LGS'de başanlı olamaz' derken, 'bunun hesabı siyasilere sorulmalı' derken, siz bunun hesabını siyasilere değil de, 6 ay önce göreve gelen bir Milli Eğitim Müdürü'ne sormaya kalkarsanız, o zaman adama 'art niyetli davranıyorsunuz' derler. Bundan öncede burada bir Milli Eğitim Müdürü vardı ve 8 yıldır burada görev yapıyordu. Biz onun zamanında da söylüyorduk. Mesele sadece milli eğitim müdürlerinin veya şube müdürlerinin sorunu değil. Eğer siz LGS'de ve SBS'de basan bekliyorsanız, Zonguldak'ı, Bartın ve Karabük ile eşit yansır hale getirin. Siz 1400 öğretmen açığını giderdiniz de, fiziki altyapı eksiklerini hallettiniz de, ondan sonra Bartın'la mı yanştınlmak istiyorsunuz? Siyasiler kenarda duracak, ellerini taşın altına sokmayacaklar, siyasilerin beceriksizliğinin hesabını bürokratlardan mı soracaksınız? Biz 'bürokratlardan da hesap sorulmasın' da demiyoruz. Makam odasını da Milli Eğitim Müdürü yenilemedi. Şube müdürünün kendi takdiriydi. Bizim sağıra yatmak gibi bir niyetimiz yok. Ama bu arkadaş hata yapmış gibi yorumlandı. Diğer konu olan LGS'deki başansızlığm sebebi, 6 aylık bir Milli Eğitim Müdürü değildir. Siyasilerdir. Sorgulayacaksanız, siyasileri sorgulayın."

ÖREN: "EĞİTİMCİ, EĞİTİMLE UĞRAŞMALI, ENERJİSİNİ BU YÖNDE HARCAMALIDIR
Türkiye Kamu-Sen'e bağlı Türk EğitimSen Zonguldak Şube Başkanı Şahin Ören de, Gelik Ayiçi İlköğretim Okulu'nu Zonguldak'm gündemine kendisinin taşıdığını belirterek, şunlan söyledi: "Orası çok rezil bir haldeydi. Demek ki, halen bir takım şeyler çare olmamış. Eğitimci, eğitim-öğretimle uğraşmalı, enerjisini bu yönde harcamalıdır. Bir yöneticinin görevi, eğitim-öğretimi planlamak, koordine etmektir. Çimentoyla, boyayla uğraşmak değildir. Burada demek ki, İl Milli Eğitimce bir takım yatınmlann yapılamadığını, planlanmadığını görüyoruz. Biz arkadaşlanmızı göreve davet ediyoruz. Bu Türk Eğitim-Sen'in gündeme taşıdığı bir konudur. Yeni göreve başlayan İl Milli Eğitim Müdürünü 3 kez ziyaret ettim. İl Milli Eğitim Müdürü, Ayiçi'ndeki bu okulun bittiğini bana söylemişti. Demek ki sözünü tutmamış. Çünkü ben kendisine bu konuyu bizzat taşıdım. Bundan Şube Müdürlerinin de haberi var. Gündeme taşman okul çok kötü... Tamam, bir takım şeyler de yapıldı, ama okul müdürünün bu işin içerisine çekilmesini ben şık bulmuyorum. Bunlar öğretmenlik mesleğinin statüsünü de düşürüyor. Öğretmen işçi mi, toplumun gözünde eğitim-öğretime bakan lider mi, hamal mı? Belli değil. Bakanımız da 'öğretmen 3 gün çalışıyor' demişti. Ondan sonrada bir başka Bakanımız, 'öğretmen 3 ay tatil yapıyor' demişti. Bunlar öğretmene elin daha kolay kalkması, şiddetin artması noktasında birer veridir. Öğretmeni böyle hamallıkla, vücut gücüyle çalışan olarak göremezsiniz. İş yaptıramazsınız. Yaptırırsanız onun içini boşaltırsınız..

ZONGULDAK'TA MÜDÜR YAPACAK KİMSE YOK MUYDU?
Karabük zaten iyi bir yoldaydı. Buna Bartın da katıldı. Bunlar bizim komşulanmız. Ama kendimizde bir şey yok. Biz bunlan yüzlerce defa dile getirdik. Zonguldak Milli Eğitimi yürütenler bu şablonu önlerine koymalıdır. Bartın'da, Karabük'te neler yapılıyor, küçücük Kilis'te neler yapılıyor da başanlı olunuyor? Bu bana göre milli eğitimin hükümet politikasıyla alakalıdır. Milli eğitimi, Zonguldak'ı seven kişiler yönetmiyor. Zonguldak'ı da, Zonguldak'ı seven kişiler yönetmiyor. Buraya memuriyetini doldurmak için gelen, sabah 08.00, akşam 17.00 mesaisini doldurmak için gelen yöneticiler atandığı için, bu ezikliği hissetmedikleri için, Zonguldak insanının 800 metre yerin altında ekmeğini kazandığını bilmediği için ve Zonguldak çocuğunun çok kıymetli olduğu düşünülerek okutulmadığı için bu durumdayız. Eğitimcinin görevleri bellidir, planlama, koordinasyon ve yönetmedir. Dolayısıyla bu arkadaşlanmız bunlan beceremiyor. AKP'de koltuğa göre adam değil, adama göre koltuk belirlendiği için bu atama da öyle olmuştur. Zonguldak'ta hiç mi Zonguldaklı yönetici yoktu da, Sivas'lardan buraya devşirme il müdürü geldi? Dolayısıyla bunun da irdelenmesi gerekiyor. Bizim bir sürü başarılı okul müdürlerimiz, şube müdürlerimiz var. Onlar görevlendirilemez miydi? Yüreğinde Zonguldak sevdası taşıyan insanların Zonguldak'ı yönetmesi gerekiyor. Ben olayın asıl can yakıcı noktasının da burası olduğunu düşünüyorum.

KAHVECİ: "ONLAR BİR EĞİTİM ÇALIŞANI DEĞİL, KAHRAMAN
Birleşik Kamu-İş'e bağlı Eğitim-İş Sendikası Zonguldak Başkanı Metin Kahveci ise, "Bu iki okul çalışanlan yokluklar karşısında kendi emeklerini vererek, okullanm eğitim ve öğretime hazırlıyorsa, onlar bir eğitim çalışanı değil, onlar bir kahramandır" diyerek, şunlan söyledi: "Bilindiği üzere LYS'den Zonguldak ilimiz başansız, Bartın ve Karabük illeri başanlı olmuştur. Öncelikle basanda emeği geçen Bartın ve Karabük eğitimim camiasını ve öğrencilerini Eğitim-İş olarak yürekten kutluyoruz. İlimizin öğretmenlerinin inşaat işçiliğinde yanştığım, buna örnek olarak da Gelik Ayiçi Müdürü ve Alaplı Aşağıdağ İlköğretim Okulu Müdürü göstermiştir. Bu iki okul çalışanları yokluklar karşısında kendi emeklerini vererek, okullanm eğitim ve öğretime hazırlıyorsa, onlar bir eğitim çalışanı değil, onlar bir kahramandır. İşte bu okul müdürleri ve vicdanının sesini dinleyerek, 'bu ülke bizim, bu bayrak bizim, bu çocuklar bizim' diyerek emek sarf eden eğitim çalışanlan yüzünden, 'yıkılmadık, ayaktayız' diyoruz. Bu nedenle işçilik, bir emek işinin yanında bir erdemdir. Gelecek genç kuşaklara örnek olmak, başanyı yükseklere çıkarmak, daha iyi bir eğitim ortamı hazırlamak eğitimin vazgeçilmez amacıdır. Bu iki müdürün ve eğitim çalışanlann emeği büyük bir takdire şayandır. Her müdür, badana-boya işi yapmaz, yapamaz. Onlan bu yola iten eğitime verdikleri değerdir. Eğitim-İş olarak, inşaat işçiliği yapan bu iki müdürü ve diğer çalışanlan örnek eğitim çalışanı olarak görüyor ve kutluyoruz. Yine LYS sonuçlarına bağlı olarak Zonguldak ilimizin eğitim camiasının inşaat işçiliği yanşmasmda değil, öğretmenliğin bilgi alanında basan göstermelerini istemişlerdir. Yine bu kapsamda sendikalar siyasetle, Milli Eğitim Müdürlüğünün makam tadilatıyla meşgul olduğu yorumlarına ilave etmişlerdir. Eğitim-İş hiçbir zaman sağıra yatmaz, yatmayacaktır da. Biz Zonguldak'ta hiçbir olayı önemsiz görmedik ve hemen gereğini yapmaya çalıştık. Eğitim-İş'in öncelikli amacı; önce ülke, sonra sendikadır. Bu düşünce bizim olmazsa olmazımızdır. Ülkenin olmadığı yerde sendika olamaz. Örnek Arap ülkeleri... Buna 'siyaset' dersek, evet, bu bizim var olma siyasetimizdir. Hangi sendika emek, eğitim ya da ülkemizin ulusal menfaatleri konusunda yapacağı etkinliğe davet etti de Eğitim-İş olarak katılmadık? Bir tane örnek gösteremezler. Biz bütün eğitim sorunlanna, diğer olumsuzluklara parmak bastık. Evet, mevcut büyük sendikalar siyasetin içindedirler. Bunu herkes görüyor. İş üretmede iktidar yanlısı sendikalar, AKP rahatsız olmasın' diye kolay kolay eylem yapamazlar. Bu tutum sonucu gerek sağ, gerek sol yapılı emekçiler ezilmiyor mu? Bizler eğitim sendikalan olarak kolay kolay bir araya gelemeyiz. Nedeni de yukandaki ağa babalarından izin alamazlarda ondan. Örnek, 23 Mayıs iş bırakma eyleminde eğitim çalışanlan birlikte hareket edebildiler mi? Maalesef birlikte hareket edilemedi. Zonguldak, eğitim açısından neden geriye gitmiştir? Zonguldak eğitim camiası yazboz tahtasına dönerse, işi kavramayanlan iş başına getirirsek, bilimsel çalışmalara öncelik vermezsek, basandan bahsedebilir miyiz? Camia olarak öğretmenine sahip çıkmazsak, öğretmen öğrenciden korkarsa, Kurtuluş Savaşı'nm tarihsel mirasını iyi anlatmazsak, yokluklardan kıtlıklardan nasıl kurtulduğumuzu öğretmezsek, halk olarak bu işe sanlmazsak, 'hayat bir mücadeledir, boş vermişlik yapamayız' demezsek, anne ve babalann bir gün paralan biter o zaman ne yapacaksınız? Telkinleri yapmazsanız, elbette başanlı olmazsınız. İşin başında bilimselliği baş tacı etmezsen yerlerde sürünmeye devam edersin. O zamanda işçilikle eğitimi mukayese etmeye devam edersin. LYS'de başansızlık gerçeği ilimizin bir bakıma eğitime verdiği önemi göstermektedir. Bu karne başta yöneticilerin, eğitim camiasının ve halkımızın karnesidir. Eğitim-İş olarak yıllardır söylüyoruz. 'Bilimsellik öldürülmesin' diyoruz. Eğitime ve öğretmene ülkemizin geleceği için mutlaka değer verilmelidir. Eğitime değer verme çabası devlet politikası haline gelmelidir. Eğitime ve sağlığa gerekli maddi kaynak aktanlmalıdır. Okullar ticarethane, öğrenci müşteri olmamalıdır. Bakanımızın danışmanı iktisatçı olursa, bilimsellikten bahsetme olanağı olabilir mi? Sonuç olarak, eğitime değer veren toplumlar yücelir değer vermeyen toplumlar ise birbirlerini yememeye devam ederler. Örnek, gelişmiş ülkeler birbirini yemez, saygı ve sevgi içinde yaşar (Avrupa) ve eğitimsiz toplumlar yücelmez ezilirler. Örnek, ülkemiz ve Arap ülkeleri..."
PUSULA

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET