Öncekiler Sonrakiler

EK ÖDEME ALAMAYAN MEB ÇALIŞANLARININ FERYADI

''VALLAHİ DE BİLLAHİ DE HAKKIMI HELAL ETMEYECEĞİM.'' Bu sözler bir ilçe milli eğitim müdürne ait. MEB'de ek ödeme alamayan memurlar isyan etmenin eşiğindeler...

01 Şubat 2011 Salı 14:59
Ek Ödeme Alamayan MEB Çalışanlarının Feryadı

 Çok umurumdaydı senin hakkını helal etmemen diyebilir değerli büyüklerimiz ve kendini benim sıkıntılarımdan dolayı azıcık sorumlu hisseden tüm yürekler… Böyle bir başlangıcın ardından neler sıralayacağım, bakın ve görün. Sonra da birlikte değerlendirelim sonucu. Eşit işe eşit ücret anlayışı içinde gelişmişti olaylar. Ama bizim o taraflara hiç uğramadı bu slogan. Ben 2003 yılından bu güne İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak çalışmaktayım. Bu göreve gelirken de kimsenin kapısını çalmadım. İlçe Milli Eğitim Müdürü olayım diye birisine yalvarmışsam ve bu vatandaş bunu gelip bana ifade ederse samimiyetle söylüyorum bu işi o dakika bırakırım.

   O halde sıkıntı duyacağını hissettiğin bir işi(yönetim görevini) niçin kabul ettin diye sorabilirsiniz.”Kötü komşu adamı ev sahibi yaparmış.” Ben öğretmenliğimde öyle bir müdür ile çalıştım ki evlere şenlik. Ders dışı eğitim çalışmasını sertifikam olduğu halde yapamadım. Neden mi? Çünkü Okul Müdürüm futbol başta olmak üzere spor etkinliklerini sevmiyordu. Ve ben yabancı o yerli olunca da mevzuat bir işe yaramadı. Mevzuat hazretleri ancak garibana boyunun ölçüsünü, kilosunu, anasını babasını sorar. Bu da ayrı bir konu ya neyse. 


Okul müdürümün genel tavırlarından çok rahatsız olduğum için girdim görevde yükselme sınavlarına. Ve baraj puanını geçerek üniversitedeki hizmetiçi eğitime başladım. Buradan 93 puan alarak atandım bir ilköğretim okulu müdürlüğüne. Bunu 11-12 yıl önce sadece ben yapmadım elbette.Bir çok arkadaşım dağ başlarından,köylerden veya beldelerden sınavlara çalışıp geldi okul kurum müdürlüklerine ve yardımcılıklarına. Çok beğenmedi eskimiş kafalar bu yapılanları ama yapılmıştı bir kere.Bu ne anlar yöneticilikten,okul kurum müdürlüğünden dediler.

Yıllardır bu okullarda idarecilik bekleyen bizleriz, bir sınav kazanmayla adam müdür mü olurmuş dediler. Halbuki bu ülkede 40 günde yetişip öğretmen olanlar var. Belkide yeni atanan yöneticileri eleştiri topuna tutanlar bunlardır kim bilir? Hiçbir şekilde kendini güncellemeyen, bilgisayar diliyle kendine arada bir olsun format atmayan laf ebeleri yeni atanan yöneticileri nasıl olurda yıldırırız, başarısız kılarız hesaplarına geri döndüler. Hatta bazıları o kadar ileri gitti ki yeni atanan birkaç arkadaşımıza” bana mı sordun da geldin?” siye serzenişte bulundular.

1998’li yıllardan itibaren yönetim görevine gelen arkadaşlarımızın çoğunluğu başarısını kısa bir zaman dilimi içende ispat etti. Bunlardan bir tanesi de naçizane bu kardeşiniz. Henüz üç yılını asil okul müdürlüğünde doldurmadan(vekil sürelerim hariç) İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atandım.Bu konuda şahsıma yapılan ısrarları en nihayetinde kıramadım.İşte ne oldu ise ondan sonra oldu.Yaklaşık 7500 öğrencisi olan bir İlçenin Milli Eğitim Müdürüydüm.400 personeli 30 kurumu olan bu ilçede 5 yıl bu görevi yaptıktan sonra ayrıldım(!).Sekiz yıldır İlçe Milli Eğitim Müdürü olarak her geçen zaman dilimi içinde nimet külfet ilişkisinin gerçekleşmesini bekledim.Olmadı.Bu arada Uzman Öğretmenlik sınavına giremedim,Eğitim Müfettiş Yardımcılığı sınavına giremedim.İki defa öğretmen,okul/kurum yöneticilerine verilen denge tazminatını alamadım.Her geçen gün sırtımıza vurulan yükün ağırlığı arttı.Orta öğretim kurumlarının maaş iş ve işlemleri başta olmak üzere her türlü parasal işlerin tek sorumlusu oldum.Taşıma,Yemek,Bakım Onarım,Yakacak v.b gibi ne kadar sıkıntılı ihale süreci var ise sırtımıza başka bir yük çeşidi olarak bindi.

  Bir tarafta yıllık performans göstergeleriniz projeksiyon cihazlarının aynasında yansıtıldı kocaman duvarlara..Kimse sormadı, seni başarıya ya da başarısızlığa sürükleyen çalışanın var mı diye..Niçin OKS(SBS) de,ÖSS(YGS;LYS) de,Okuma Yazma Kurslarında, Okul Öncesi Eğitimin yaygınlaştırılmasında, AİTEP çalışmalarında, Hızlı Okuma Tekniklerinde, Okuma Saati uygulamasında istenilen düzeyde değilsiniz? Diye sorgulandım.Keşke bunlarla sınırlı kalsaydı yapacaklarımız, Ah!!! Keşke…

Okullarınız ya da kurumlarınızdan zamanında alamadığınız resmi yazılara cevaplar. Valiliğe gönderilmeyi bekleyen yazılar. İmzadan zamanında eften püften sebeplerle çıkarılamayan yazılar. İşte merkezlerde görev yapan memurların taşra amirlerine kök söktürdüğü tüm bu güruh işlerin müsebbibiyiz bizler. Bizler gözden çoktan çıkarılmış, kendi haline terk edilmiş,yok sayılmış yöneticileriz.
  Dairesinde kendi VHKİ memurundan daha az maaş almaya mahkum edilmiş, gelen misafirine acaba bir çay ısmarlarsam çocuklarımın rızkını mı harcıyorum diye hayıflanan tükenmişliklerin meşhur yöneticileriyiz. Sırtında kocaman bir sıfat ama içinde doyurulmayı bekleyen bir ruh ve bedene sahibiz biz.Kime karşı sorumluyuz biliyor musunuz? Kimler yok ki bu listenin içinde..İlçe de Kaymakam beye,İl de İl Valiliğine, İl Milli Eğitim Müdürlüğüne,merkezde Bakanlığımızın tüm Genel Müdürlüklerine, kendi personelimize,Köy Mahalle Muhtarlarına, sokakta eli cebinde ya da kahvehane önünde elinde tespih çeken ağalara,yerel siyasetçiye, sendikacıya,dernek vakıf yöneticilerine ve adını sayamadığım diğer sosyal baskı gruplarına karşı ayrı ayrı sorumluluğumuz var. Bunlardan şikayetçi değilim elbette.. Benim sıkıntım;” İl Milli Eğitim Müdürleri Yönetmeliği”nde ifadesini bulan görevlerimizin hangisini adam gibi yerine getirebiliyoruz? Sıkıntım bu. Ne kadar angarya iş ve işlemi varsa yapmak boynumuzun borcu gibi duruyor. Bizim asıl işimiz eğitim öğretim faaliyetleri olmalı.Bizim asıl sorumlu olduğumuz gurup geleceğini şekillendirmek için uğraştığımız öğrencilerimiz olmalı…Yukarıda ifade ettiğim sıkıntı sadece benim değil, yaklaşık 900 İlçe Mili Eğitim Müdürünün sıkıntısıdır.

Şimdi soruyorum kendime. Niçin hala bu görevi yapmaya devam ediyorsun? Ayrılmak, eski Okul Müdürlüğüne öyle kolayca dönmek mümkün değil ki!!!! İstifa et,sınıfına geri dön öyleyse..Evet bu yapılabilir.Ama mücadele ruhumu henüz kaybetmedim diyorum kendime ve belki de böyle avutuyorum şu hüzün çökmüş yüreğimi.. Her gün 70 km gidiş, 70 km dönüş yolunda ömrümün en güzel vakitlerini tüketiyorum. Benim her iki Aleme dair bilgiyle donatılmamı sağlayan ve bu günlere gelmemde sonsuz emekleri olan başta sevgili annem ve babama, hayatı paylaştığım eşime karşı mazeretim yok. Katlanıyorum bu duruma, zira benden beklentileri olan iki güzel evladım var. Ben vazgeçmekten değil,vazgeçişimi ve tüm bu sıkıntılarla mücadele etmeyişimi anlatamam,hayatla mücadele etmek gerektiğini vurguladığım çocuklarıma..

Şimdi büyüklerimizden beklentimiz sadece süslü birkaç cümlenin ötesinde somut yaklaşımlar sergilemeleridir. Bu ülkede İlçe Milli Eğitim Müdürü,İl Müdür Yardımcısı,Şube Müdürü olarak bizler 3000 kişi kadarız.Ve bilinmelidir ki eğitimin hamallarının tahammül sınırları zorlanmaktadır.Bu ülkenin geleceğine olumlu bir çivi çakanın elinde keser sapı olmak bize onur verir.Zira az çok biliriz bu günlere nasıl deldiğimizi. Ve yine biliriz ki Kul hakkı affedilmeyen suçlardandır. Şimdi kendi memurundan daha az maaş almamı sağlayan her kim var ise Vallahi de Billahi de hakkımı helal etmeyeceğim. Allah’ım şahidim olsun.

Saygılarımla…..

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET