Öncekiler Sonrakiler

MEB BİR GENEL MÜDÜR'Ü YERLEŞTİREMEDİ

Okul öncesi gibi çok önemli bir bölüme Bakan Hanım bir genel müdürü atayamadı.. Atama sıkıntısı çekilmesinin en büyük sebebi ise bu makam için 100 den fazla kişinin torpille bu makama gelmek için uğraş vermesi... Bu durumda Bakan Hanım'ın elini zora sokuyor.

17 Ocak 2011 Pazartesi 10:33
MEB Bir Genel Müdür'ü yerleştiremedi

Okul öncesi eğitimi genel müdürülüğü makamına Bakan Hanım bir genel müdür ataması yapamadı ancak, Okul öncesi kurumlarda sorunlar ve sıkıntılar gün yüzüne çıkmaya başladı..

Okul Öncesi Kurumlarda Bu Telaş Neden ?

Geleceğimizi kimlere emanet edeceğiz ?

El çabukluğu ile anasınıflarına kayıtlar başlatıldı bile. Bir yandan 3–6 yaş çocukların kayıtları yapılırken, bir yandan da herhangi bir fakülte mezunu, okulöncesi öğretmeni olabiliyor.

Geçen gün bir öğrencim söyledi. –“Hocam, kuzenim veterinerlik 3’cü sınıf, ama şimdi okulöncesi eğitimle ilgili derslere çalışıyor”. Çünkü artık yüksek KPSS puanı alanları okulöncesi öğretmen yapıyorlarmış…!

Doğruydu bu öğrencimin duyduğu.

Çünkü Toplam 60 saat. Yani üç hafta sonu, 10’ar saatlik eğitimin eğitim fakülteleri bünyesinde bağımsız anaokulu müdürlerinin verdiği eğitimle sertifika alarak müracaat edenler olduğunu biliyorum. Şimdi bütün fakülte mezunları okulöncesi eğitimi öğretmeni yapılmaya çalışılıyor. Kaldı ki şu anda bu alanda eğitim almış öğretmenlerin bile denetimi yapılamazken…!

Bu kadar hızlı ve kontrolü zor bir yığılma ile ne bu şahıslar okulöncesi öğretmeni kimliğini benimseyecek ne de sağlıklı bir eğitim temeli oluşturabileceklerdir.

“Çocuk İnsanın Atasıdır.” Sözü 100 yılı aşkın bir süredir, okulöncesi öğretmenlerin ve çocuk gelişimcilerin diline pelesenk olmuşken çocukları böylesi bir riske atış niyedir?

Tüm çocukları bir yere toplayıp yetersiz olduklarına kesinlikle inandığım bu sonradan okulöncesi öğretmenlerin, gelişimin en kritik dönemleri olan çocuklara verecekleri hasarları nasıl kontrol edeceğiz?

Ya da daha sonra bozduklarımızı düzeltmek için daha çok emek sarf etmemiz gerekirse ne olacak?

Biz bu günün çocuklarıyla önümüzdeki 100 yılın tarihini belirleriz. Çünkü en temel eğitim, en hasarsız hal, en tedavi edilebilir dönem, en zeki dönem bu dönemdir. Biz üniversitelerde 4 yıl boyunca öğretmen adaylarının önyargılarını yıkmaya çalışırken, belirsiz bilgilerle, alanında yetersiz, güvensiz bu öğretmenleri sadece para kazandırmak için, işsizliğe önlem almış olmak için ya da her ne sebeplerleyse toplumun temeline dinamit atılmamalıdır.

Eğer bir değişiklik yapılacaksa annelere eğitimler verilmelidir. Çünkü anne, eğitimini zihin süzgecinden geçirir. Yetişkindir. Kendi kararlarını kendisi verebilir. Çocuğu kendi kültürüne, öz sevgisine uygun olarak uygular. Hem bu sayede tek bir çocuk değil evdeki diğer çocuklar, baba, komşularda bu bilgilerden faydalanabilir.

Her şeyin, insan için olduğunu bildiğimiz, insana hizmet edenin kazandığını bildiğimiz bugünün felsefesinde; bu kadar küçük çocukların hiç de gerek yokken, anasınıfları gibi formel yapıdaki, bu ortamlara zorlanmalı mıdır? Oysa çocuğun doğal ortamı ailesinin yanıdır.

Çocuk tehlikelere karşı korunması gerekirken, büyük riskler altına mı atılmaktadır?

Veliler bu isteklere boyun eğmeli midir?

Zorunlu olmadığı halde 3–4–5 yaşında altyapısı oluşmamış bu kurumlara, bugünkü haliyle göndermeli midir?

Sonuç olarak Eğitimi , eğitimcilere emanet etmeliyiz..,

Bunun yanında okul öncesi gibi çok önemli bir kuruma işin mutfağından gelen bir genel müdür atamasını Bakan Hanım'ın en kısa zamanda yapması temennisiyle..
 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET