Öncekiler Sonrakiler

AB GÖZÜNDE TÜRKİYE VEYA İLERLEME RAPORU

Taslakta Türkiye'nin yeni anayasa ihtiyacını kuvvetli vurgulayan AB, bütün taraflara "yapıcı" davranma çağrısı yapıyor. Türkiye'nin en temel sorunlarının temel hak ve hürriyetleri merkezine alan demokratik anayasa ile çözülebileceğini belirtiyor. AB, bu yılki raporda da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü övüyor ve sorunların çözümüne pozitif katkı sağladığına işaret ediyor. Ergenekon Davası'nın demokratikleşme için "fırsat" olduğunu vurgularken, davalardaki sorunların da altını çiziyor.

04 Ekim 2011 Salı 12:31
AB Gözünde Türkiye veya İlerleme Raporu

Zaman, Avrupa Birliği'nin 12 Ekim'de açıklanacak Türkiye ile ilgili 115 sayfalık ilerleme raporunun taslağına ulaştı.

Taslakta Türkiye'nin yeni anayasa ihtiyacını kuvvetli vurgulayan AB, bütün taraflara "yapıcı" davranma çağrısı yapıyor. Türkiye'nin en temel sorunlarının temel hak ve hürriyetleri merkezine alan demokratik anayasa ile çözülebileceğini belirtiyor. AB, bu yılki raporda da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü övüyor ve sorunların çözümüne pozitif katkı sağladığına işaret ediyor. Ergenekon Davası'nın demokratikleşme için "fırsat" olduğunu vurgularken, davalardaki sorunların da altını çiziyor.

Ergenekon Davası'nın Türkiye'nin demokratikleşmesi için "fırsat" olduğunu bu yıl da vurgulayan AB, davalardaki sorunların da altını çiziyor.

Dini hürriyetler konusuna geniş yer ayıran taslak, Sümela ve Ahdamar Adası'nda bu yıl da tekrarlanan ayinlere işaret ederken, Rum Patriği Bartholomeos'un hâlâ "ekümenik" sıfatını kullanamadığına işaret ediyor. Alevilerin yaşadığı sorunlara dikkat çeken taslak, din dersinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararına rağmen mecburi olarak okutulmaya devam ettiğini kaydediyor. Süryanilerin, Ermenilerin ve Yehova Şahitleri'nin sorunlarına da atıf yapan taslak, bu yıl da Türkiye'nin nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Sünni Müslümanların sorunlarına değinmiyor. Azalmakla beraber bazı üniversitelerde hâlâ yaşanan başörtüsü sorunu bu sene de kendisine raporda yer bulamıyor.

Kıbrıs sorununa her yılki tavrıyla yaklaşan taslağın bu bölümünün (Ek protokol ve ilişkilerin normalleşmemesi) raporun resmen açıklanacağı 12 Ekim'e kadar daha da sertleşmesine kesin gözüyle bakılıyor. Rum Kesimi ve Yunanistan, Doğu Akdeniz'de petrol arama faaliyetleri üzerine gerilen ilişkilerin raporda yer almasını ve Türkiye'nin sert şekilde uyarılması için yoğun çaba gösteriyor.

Raporda öne çıkan başlıklar şöyle:

Anayasa: Yeni bir anayasa; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları, azınlık haklarına saygı ve aralarında Kürt meselesinin de olduğu tarihi sorunların çözümünün temin edilmesinde gerekli kurumların istikrarını sağlamlaştıracaktır. Hem iktidar hem de muhalefet hürriyetleri merkezine alan yeni anayasa için çalışma konusunda taahhütte bulundular. Anayasanın hazırlanması sürecinde bütün siyasi partileri ve sivil toplumu muhtevi, mümkün olan en geniş istişarelerin yapılması için azami dikkat sarf edilmelidir.

Asker-sivil ilişkileri: Güvenlik kuvvetlerinin sivil otorite tarafından kontrolü açısından iyi ilerlemeler sağlandı. Ağustosta yapılan YAŞ, silahlı kuvvetlerin sivillerce daha fazla kontrolü yönünde bir adımdı. Askerî harcamaların sivil yetkililerce kontrolü daha da sağlamlaştırıldı ve Milli Güvenlik Planı revize edilerek kabul edildi. Ayrıca YAŞ kararları sivil yargı denetimine açıldı. Ancak YAŞ'ın ve askeri yargı sisteminin yapısı ile Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun tadil edilmesi gerekiyor. Bazı vakalarda askeri kurumlar üzerindeki denetim artırılmak istenirken tam tersi bir sonuç ortaya çıkarak, sivil denetim zayıfladı (Sayıştay Kanunu, Kamu Denetçisi kanun tasarısı). Bazı vakalarda ise Genelkurmay devam eden davalarla ilgili yorumlar yaptı. TSK'nın askeri müdahalelere zemin hazırlayan İç Hizmet Kanunu hâlâ tadil edilmedi. Genelkurmay başkanı hâlâ savunma bakanı yerine başbakana bağlı bulunuyor. Askeriyenin bazı basın-yayın kuruluşlarına seçici akreditasyon uygulaması hâlâ devam ediyor. Ortaöğretimde askerî personelin verdiği milli güvenlik dersi hâlâ müfredattaki yerini muhafaza ediyor.

Cumhurbaşkanı: Ülkede hüküm süren kutuplaşmaya karşı Cumhurbaşkanı uzlaştırıcı rolünü sürdürüyor. Türkiye'yi etkileyen temel meselelerle ilgili yapıcı müdahaleleri ve beyanları devam etti. 2010 Aralık ayında Diyarbakır'ı ziyaret ederek son 10 senede BDP'nin yönettiği bir belediyeyi ziyaret eden ilk cumhurbaşkanı oldu. Demokratik özerklik ve iki dil taleplerine karşı Kürt sorununun çözümü içim iradesini ortaya koydu. Ocak 2011'de Devlet Denetleme Kurulu'na talimat vererek Hrant Dink cinayetinin araştırılmasını istedi. Dış politikada faal rolünü oynamaya devam etti.

Yargı: Yargı alanında ilerleme sağlandı. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'na (HSYK) ilişkin kanunun kabul edilmesi yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından ilerlemeye işaret ediyor. Yargının etkinliğini artırmaya ve mahkemelerdeki yığılmayı engellemeye matuf adımlar atıldı. Ancak yargının tarafsızlığı, bağımsızlığı ve etkinliği için daha ileri adımlara ihtiyaç var. Adalet bakanı, HSYK'nın hakim ve savcılara yönelik soruşturmalarını veto etme yetkisine sahip.

Zaman

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET