Öncekiler Sonrakiler

İÇİŞLERİ BAKANI BEŞİR ATALAY PERFORMANSINI ANLATTI

İçişleri Bakanı, sorumluluğundaki bütün yönetimlerin performansını Bütçe Görüşmelerinde açıkladı. Konuya ilişkin Bakanlık Basın Duyurusu...

30 Kasım 2010 Salı 17:58

T.C.
İÇİŞLERİ BAKANLIĞI
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
 
 
BASIN AÇIKLAMASI
 
NO: 2010/93
 
ANKARA- (05.11.2010)- İçişleri Bakanı Beşir Atalay Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda, İçişleri Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların bütçe görüşmelerinde bir konuşma yaptı.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın konuşması şöyle:
 
“Sayın Başkan,
Plan ve Bütçe Komisyonunun Değerli Üyeleri,
İçişleri Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2011 yılı Bütçe Tasarılarının, Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülmesi amacıyla bir araya gelmiş bulunuyoruz.
Sözlerimin başında hepinizi saygılarımla selamlıyorum.
Yoğun çalışma temposu içinde bulunan Plan ve Bütçe Komisyonunun siz değerli başkan ve üyelerine kolaylıklar ve başarılar diliyorum.
Bakanlığım bütçesi ile ilgili olarak burada yapacağınız eleştiri, öneri ve değerlendirmeler ile bize yardımcı olacağınıza inanıyorum. 
 
İÇİŞLERİ BAKANLIĞININ GÖREV VE YETKİLERİ
 
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Bildiğiniz gibi İçişleri Bakanlığı, devlet ve toplum yaşamında çok önemli görevler üstlenmiş temel bakanlıklardan biridir.
İçişleri Bakanlığı, ülkemizin her köşesinde geniş bir şekilde örgütlenerek vatandaşlarımıza hizmet sunmaktadır.
3152 sayılı İçişleri Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ve ilgili diğer mevzuatla İçişleri Bakanlığına verilen önemli görevler şunlardır;
Ø     Anayasa ve yasalarımıza uygun olarak, Türkiye Cumhuriyeti'nin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğü, güvenlik ve asayişi, kamu düzeni ve genel ahlâkı, Anayasamızda yazılı hak ve hürriyetleri korumak, suç işlenmesini önlemek ve suçluları takip edip yakalamak, her türlü terörle, kaçakçılıkla ve organize suçlarla mücadele etmek,
Ø     Sınır, kıyı ve karasularımızın muhafaza ve emniyetini sağlamak,
Ø     İllerin genel idare alanındaki hizmet esaslarının belirlenmesi, mahalli idarelerin idarenin bütünlüğü ilkesi çerçevesinde, verimli ve etkin bir biçimde hizmet yürütebilmesi amacıyla standartlar oluşturmak ve yol göstermek, dernekler, nüfus ve vatandaşlık hizmetlerini yürütmek,
Ø     Belediyeler, il özel idareleri, mahalli idare birlikleri ve köy muhtarlıkları ile ilgili olarak, mevzuatla verilen vesayet yetkisini kullanmak ve bu mahalli idarelerin merkezi idare ile ilişkilerini düzenlemek,
Ø     Mahallin en büyük mülki idare amiri olan vali ve kaymakamlar aracılığıyla, il ve ilçelerdeki kamu kurum ve kuruluşlarının koordinasyon içinde çalışmasını sağlamak.
            Bakanlığımız, kendisine tevdi edilen bu görevleri; merkezde (6) ana hizmet birimi, (7) danışma ve denetim birimi, (4) yardımcı hizmet birimi ile (4) bağlı kuruluşu, taşrada ise (81) il valiliği, (892) ilçe kaymakamlığı ve bunlara bağlı alt birimleri vasıtasıyla yürütmektedir.
 Biz, yüklendiğimiz bu önemli görevin ve sorumluluğun farkındayız. Bu bilinçle ve gayretle çalışıyoruz.
Bakanlık olarak görevli ve sorumlu olduğumuz bu alanlarda son bir yılda yaptığımız çalışmalar ve aldığımız sonuçlar hakkında siz değerli milletvekillerimizi bilgilendirmek istiyorum.
 
İÇ GÜVENLİK HİZMETLERİ
 
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Devletin öncelikli görevlerinden biri, anayasa ve yasalarla güvence altına alınan temel hak ve özgürlükleri bireylerin korku ve endişeden uzak, güven içinde kullanmalarına imkan tanıyacak ortamı oluşturmaktır.
İçişleri Bakanlığı olarak, temel görevlerimizden biri olan güvenlik hizmetlerini sunarken, hukukun üstünlüğü, sivil katılım, denetime açıklık, şeffaflık gibi evrensel değerleri kapsayan zihniyet değişimine önem veriyoruz.
Bakanlığımız güvenlik hizmetlerini, Bakanlığımızın bağlı kuruluşları olan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı vasıtasıyla yürütmektedir.
Bugün itibariyle, Jandarma Genel Komutanlığı 244.966, Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nda 71, Emniyet Genel Müdürlüğü’nde 230.387 ve Sahil Güvenlik Komutanlığı 5.283 personel ile görev yapmaktadır.
Güvenlik hizmetlerinde ve suçların önlenmesinde, son dönemde vatandaş odaklı hizmet anlayışını, vatandaş katılımını ve teknolojik imkânları da kullanarak hizmet kalitesini ön plana çıkaran çalışmalar yaptık.
Bu yaklaşım çerçevesinde; güvenliğin yasal altyapısının oluşturulması ve güvenlik güçlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik önemli adımlar attık ve atmaya devam ediyoruz. 
Ø     Her şeyden önce, suçla mücadelede önleyici tedbirlere ağırlık verdik.
Ø     Terörle mücadelede stratejiler belirleyerek kurumlar arası koordinasyonu sağlamak amacıyla Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’nı kurduk ve faaliyete geçirdik.
Ø     Güvenlik güçlerimizi personel, bina, araç ve gereç olarak destekleyerek nitelik ve niceliğini artırıcı tedbirleri aldık ve hayata geçirdik. 
Ø     Suç soruşturmasına ilişkin teknik ve idari kapasiteyi geliştirdik, her türlü teknolojik imkâna sahip, modern kriminal laboratuarları oluşturduk.
Ø     Suçla mücadelede oldukça önemli katkı sağlayan mobil iletişim teknolojisinden azami oranda yararlandık. İllerimizin ve büyük ilçelerimizin tamamında bu altyapıyı kurduk ve çalıştırıyoruz.
Ø     Organize suç örgütlerine yönelik planlı operasyonlarda, toplumsal huzuru derinden etkileyerek bozan suç örgütleri etkisiz hale getirilmiş, vatandaşın devlete olan güveni pekiştirilmiştir.
Ø     Eğitimin güvenli ortamlarda yapılması ve velilerimizin de güven içinde çocuklarını okullara gönderebilmesi amacıyla Güvenli Okul, Güvenli Eğitim Projesi başarıyla yürütülmektedir.
Ø     Kaybolan yetişkin ve çocukların bulunmasına yönelik çalışmaların merkezi koordinesini sağlamak ve etkinliği artırmak amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde “Kayıp ve Aranan Şahıslar Şube Müdürlüğü” kurulmuştur.
Suçla Mücadelede Önleyici Tedbirler
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Bakanlık olarak suçla mücadelede önceliğimiz, suç işlenmesini önleyecek mekanizmaları geliştirmeye yönelik olmuştur. Bir taraftan suçlarla mücadele ederken, diğer taraftan suçu oluşturan şartlarla da mücadele etmek gerekmektedir.
Suçu önleme, suçu soruşturmadan daha az maliyetlidir. Öte yandan işlenmiş suçların toplumsal maliyetinin parasal değerle ifade edilmesi, çoğu zaman mümkün bile değildir.
Bu yaklaşım doğrultusunda, suçu önlemeye yönelik mekanizmaları asayiş alanına uyarlamak, vatandaşla yakın ilişkiye girilerek toplum destekli polislik anlayışını yurt düzeyine yaygınlaştırmak, suçların soruşturulmasında delilden sanığa gidilecek teknoloji destekli bilgi sistem altyapısına dayanan yeni bir model oluşturmak, devriyeleri artırmak suretiyle sokağa daha çok güvenlik görevlisi çıkarmak, MOBESE’yi etkin kullanmak, güvenlik personelinin sayısını ve niteliğini artırmak, istihbarat destekli projeli çalışma anlayışını hakim kılmak suretiyle önemli başarılar elde edilmiştir.
Suçun önlenmesini esas alan yeni anlayış çerçevesinde yürütülen “Sosyal İçerikli Suç Önleme Projeleri”, bazen ulusal bazen yerel düzeyde hayata geçirilmiş, bu kapsamda, toplam (643) proje uygulamaya konulmuştur.
Örneğin "Suçlu Çocuk Yoktur, Çevresel ve Sosyal Şartların Suça Sürüklediği Çocuk Vardır" anlayışından hareketle uygulamaya koyduğumuz "Umut Yıldızı Projesi" ile (6.035) çocuk proje kapsamına alınmıştır. Proje Emniyet Genel Müdürlüğü, İŞKUR Genel Müdürlüğü ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanlığı arasında 2009 yılında imzalanan işbirliği protokolü ile ülke genelinde Mülki Amirler koordinesinde uygulanmaya başlanılmıştır.
Tüm bu çalışmalar, iç güvenlik hizmetlerinde son dönemde yaşanan en önemli dönüşümlerdir ve karşılıkları da zaman içerisinde artan oranda alınmaktadır.
İşte huzurlarınıza getirilen ve desteğinizi istediğimiz bu bütçe ile güvenlik alanındaki projelerimizi artırmayı ve uygulama alanlarını geliştirmeyi öngörüyoruz.
Şimdi izninizle bu alandaki çalışmalarımızın bazılarını ve elde ettiğimiz sonuçları sizlerle paylaşmak istiyorum.
Toplum Destekli Polislik
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Genel anlamda suçla mücadeleyi etkin kılmanın ve güvenli bir ortam sağlamanın yolu, güvenlik hizmetlerine toplumun katılımı ve desteğinden geçmektedir.
Güvenlik güçleriyle vatandaş arasında rahatça irtibat kurulmasını sağlamak ve bu suretle toplumun desteğini almak, suçla mücadelede başarının çok önemli bir anahtarıdır. Bu amaçla, 2006 yılı Haziran Ayında pilot uygulaması başlatılan ve başarılı sonuçlar alınan "Toplum Destekli Polislik Projesi” 2009 Nisan Ayı itibariyle 81 ilimize yaygınlaştırılmıştır.
Toplum destekli polislik uygulamasının vatandaşlarımızın büyük ilgisine ve desteğine mazhar olduğu, genel anlamda toplum tarafından benimsendiği, halkın güvenlik hizmetlerinden memnuniyetini artırarak, toplumun polise olan bakışında olumlu yönde gelişmelere yol açtığı gözlenmiştir.
Proje kapsamında;
Ø   9 milyondan fazla vatandaşımızla bire bir irtibata geçilmiştir.
Ø    Öğrencilere, resmi kurum ve kuruluşlara, sivil toplum kuruluşlarına, esnafımıza ve vatandaşlarımıza yönelik güvenlik konusunda yapılan bilgilendirme toplantılarına 1.296.698 kişi, yapılan huzur toplantılarına ise 188.751 vatandaşımız katılmıştır.
Ø    Bu projede görev alan polislerce 4.918 olaya el konulmuş, 3.177 kişi yakalanmıştır. Elde edilen bilgiler sonucunda 2.678 olay aydınlatılmış ve adli makamlara intikal ettirilmiştir.
Ø    Proje kapsamında 1.255.790 esnafımız ve işyeri sahibi ziyaret edilmiştir.
Ø    Vatandaşlarımızca çözümlenmek üzere toplum destekli polislere iletilen 40.892 konu ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilmiştir.
Ø    4.559 okul aile birliği toplantısına polislerimizce katılım sağlanmıştır.
Ø    Bir suç ya da olay mağduru olan 44.852 vatandaşımıza danışmanlık ve destek hizmeti verilmiştir.
Ø    Toplum Destekli Polislik hizmetleri kapsamında, genel güvenlik hizmetlerini güçlendirmeye ve vatandaşlarımızı bilinçlendirmeye yönelik 968 alt projenin yürütülmesine olanak sağlanmıştır.
 
 İç Güvenlik Personel Politikası ve Eğitimi
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Hükümet olarak polis eğitimini çok önemsiyoruz. Son yıllarda bu konuda çok önemli adımlar attık ve atmaya devam ediyoruz. Bu adımlarla Polis Akademisi’ni dünyanın en iyi ve en kaliteli güvenlik üniversitelerinden birisi haline getirdik.
Polis Akademisi, Güvenlik Bilimleri Fakültesi, Polis Meslek Yüksek Okulları, Güvenlik Bilimleri Enstitüsü ve Araştırma Merkezleri ile güvenlik alanında ülkemizdeki tek üniversite olma özelliğini kazanmıştır.
Akademi’ye bağlı, geniş ve uluslararası bir öğrenci yelpazesi bulunan ve emniyet teşkilatına amir yetiştiren Güvenlik Bilimleri Fakültesi'nde 1331 erkek 60 bayan Türk öğrenci ile 18 farklı ülkeden 299 erkek 10 bayan misafir öğrenci olmak üzere toplam 1700 öğrenciye eğitim verilmektedir.
2010 yılı itibariyle, Akademimize bağlı olarak vatandaşlarımızın beklentilerine yönelik polis memurları yetiştiren 30 Polis Meslek Yüksek Okulu bulunmaktadır. Bu yıl açılan Sivas Polis Meslek Yüksek Okulunda ise 2011 Ocak ayı itibarıyla ilk etapta 500 Afgan Polisine eğitim verilecektir.
Polis Akademisi, Avrupa Polis Akademileri Birliği’ne (AEPC) (Association of the European Police Colleges) üye olmuştur. Bunun yanında, Polis Akademisi öncülüğünde dünyadaki Polis Akademileri arasında iletişime ve ortaklığa dayalı etkinlik ve verimliliği artırmaya yönelik çalışmaları yapmak, karşılıklı bilgi ve deneyim değişimine imkân verecek ortak bir platform oluşturmak amacıyla Uluslararası Polis Akademileri Birliği (UPA) kurulması çalışmaları başlatılmıştır.
Polis Akademisi, ulusal ve uluslararası düzeyde polis eğitimi sunmanın yanında, güvenlik alanında araştırmalar, projeler ve bilimsel sempozyumlar yapan bir yükseköğretim kurumu haline gelmiştir. Polis Akademisinin lisansüstü eğitim veren ünitesi olan Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, iç güvenlik ve uluslararası güvenlik konularında yüksek lisans ve doktora eğitimi vermektedir.
Güvenlik Bilimleri Enstitüsü, güvenliğin her alanında kaliteli lisansüstü eğitimi vermeye yönelik çalışmalarını devam ettirmektedir. Bu çerçevede, güvenliğin en önemli boyutlarından biri olan ve terörle mücadelede hayati öneme sahip olan istihbarat konusunda da “İstihbarat Araştırmaları Yüksek Lisans Programı” açılmıştır ve Şubat döneminde bu bölüme öğrenci alınacaktır.
Diğer yandan, Polis Akademisi bünyesinde toplam 7 Araştırma Merkezi, trafikten teröre, adli bilimlerden güvenlik eğitimine kadar güvenliğin farklı alanlarında bilimsel faaliyetlerini sürdürmektedir.
Bu bağlamda, Araştırma Merkezleri bir yandan uygulamada ihtiyaç duyulan konularda çok kapsamlı projeler yürütmekte, diğer yandan da düzenlediği ulusal ve uluslararası sempozyumlarda akademisyenlerle uygulayıcıları bir araya getirmektedir.
Polis Akademisi, geçen yıl Antalya’da 13-15 Kasım 2009 tarihlerinde düzenlediği uluslararası sempozyumda, terör konusunu çok sayıda yerli ve yabancı uzmanın katılımıyla tartışılmıştır. Sempozyum çıktısı olarak da iki kapsamlı kitap Polis Akademisi yayınları tarafından yayınlanmıştır.
Yine, kısa süre önce, 24-26 Eylül 2010 tarihleri arasında İstanbul’da düzenlenen “İstihbarat Çalışmalarının Demokratik Yönetimi” başlıklı uluslar arası sempozyum da bu konuda düzenlenen ilk ve tek uluslararası sempozyum olma özelliğini taşımaktadır. Polis Akademisi Araştırma Merkezlerinin sempozyum faaliyetleri, gelecek ay 7-9 Aralık 2010 tarihleri arasında Antalya’da düzenlenecek olan II. Uluslararası Terörizm ve Sınıraşan Suçlar sempozyumu ile devam edecektir.
Sonuç olarak, Polis Akademisi bünyesindeki eğitim ve araştırma birimleriyle hem Türkiye’nin hem de dost ve komşu ülkelerin güvenlik teşkilatlarına nitelikli personel yetiştirmekte, hem de güvenlik alanında politika belirleyicilere akademik/bilimsel katkı sunmaktadır.
Değerli arkadaşlarım, Bakanlık olarak, özellikle güvenlik personelimizin gerek mesleğe girişte ve gerekse meslek içinde çağın gereklerine uygun bir eğitim almaları ve son gelişmelere adapte olmaları için periyodik hizmet içi eğitimler düzenlemekteyiz.
Emniyet Teşkilatında her yıl personelin yaklaşık yarısı hizmet içi eğitimden geçirilmektedir. 2011 yılında da hedefimiz 100 binin üzerinde personelin hizmet içi eğitime tabi tutulmasıdır.
Diğer taraftan Polis memurlarımızın mesleki motivasyonunu artırmak amacıyla, her yıl, yapılan sınavlar sonucunda başarılı olan 1000 polisimize dokuz aylık eğitimden sonra komiser yardımcısı olma imkanı sağlıyoruz.
Ayrıca, 11 Haziran 2010 tarihinde kabul edilen yasa ile “Başpolislik” ve “Kıdemli Başpolislik” uygulaması getirdik. Bu uygulama ile, özellikle asayiş timlerinde ve polis merkezlerinde rütbeli personel ihtiyacı giderilmiş oldu. Yine bu kanunla polislerin emeklilik yaşını da 52 den, 55 yaşa çıkardık. Bu yeni düzenlemelerle polislerimizin mesleki motivasyonlarının artırılması amaçlanmaktadır.
Bilindiği üzere, ilk kez AK Parti iktidarı olarak üniversite mezunu gençlerimize polis olmanın yolunu açtık.
Bu amaçla 6 aylık eğitim veren 10 adet Polis Meslek Eğitim Merkezimiz faaliyettedir.
3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun EK-24 maddesinde 16.06.2010 tarihinde yapılan değişiklik ile üniversite mezunu gençlerimize yeni bir fırsat verilerek sınavlara girme yaşı bir yaş arttırılmıştır.
Polis Meslek Yüksek Okulları ve Polis Meslek Eğitim Merkezleri aracılığıyla son yedi yılda toplam; 76.840 gencimizi polis teşkilatına kazandırdık.
2010 yılında Polis Teşkilatına katılan Polis Memuru sayısı 16.085 olmuştur. 2011 yılında ise 6.900’ü Polis Meslek Yüksek Okullarında, 10.000 üniversite mezunu da Polis Meslek Eğitim Merkezlerinde olmak üzere toplam 16.900 Polis Memuru yetiştirilerek Emniyet Teşkilatına kazandırılacaktır.
 Bu çabalarımız sonucunda, iktidara geldiğimizde Emniyet Teşkilatında % 21 olan yüksekokul ve üniversite mezunu polis oranı % 85’e çıkarılmıştır.
Jandarma Genel Komutanlığında ise, 2009 yılı içerisinde 56 personel yurtdışında, 16.057 personel de yurtiçinde; 2010 yılı Ekim ayına kadar 86 personel yurtdışında, 13.271 personel yurt içinde görev etkinliğini artıran çeşitli kurslardan geçirilmiş olup, yılsonuna kadar toplam 178 personelin yurtdışında, 14.580 personelin ise yurtiçinde kurslardan geçirilmesi planlanmıştır.
 Ayrıca, J.Gn.K.lığı personelinin eğitim seviyesinin asgari ön lisans düzeyine yükseltilmesi kapsamında, Jandarma meslek eğitimi ön lisans programından bugüne kadar 17.350 personel mezun edilmiştir.
İç Güvenlik Birimlerinin Bina, Araç, Gereç Durumu
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Hükümet olarak, güvenlik hizmetlerinin daha etkin ve verimli sunulması amacıyla, iç güvenlik birimlerimizin her türlü bina, araç, gereç ve diğer ihtiyaçlarının zamanında karşılanmasına özel önem verdik.
Gelişmiş ülkelerde güvenlik güçleri hangi fiziki şartlarda, hangi imkânlara sahiplerse biz de aynı imkânları güvenlik güçlerine sağlama konusunda azimli ve kararlıyız.
AK Parti Hükümetleri döneminde 16.967 binek, 336 zırhlı araç olmak üzere toplam 17.283 araç emniyetimize kazandırılmıştır. Bu araçlardan 11.847’si binek ve 305 zırhlı olmak üzere toplam 12.152 araç son 3 yılda alınmıştır. Biliyorsunuz, geçmişte polis devriye gezecek araç bulamazdı, tasarruf tedbirleri nedeniyle aracına yakıt koyamazdı. Bugün ise polisimiz en iyi araçlara sahiptir. Yapılan bu alımlarla ekonomik ömrünü tamamlamış bütün araçlar polisin envanterinden düşülmüştür.
Emniyet Genel Müdürlüğü’ne 2010 yılında 1.107 adet binek oto, 10 adet otobüs, 93 adet minibüs ve midibüs, 12 adet arazi aracı, 73 adet zırhlı ile 1.071 adet polis merkezlerinde kullanılmak üzere panelvan araç, 149 adet motosiklet ve 25 adet kamyon olmak üzere toplam 2540 araç alınmıştır.
2011 Mali Yılında ise, çeşitli birimlerde ihtiyaç duyulan 242 binek otomobil, 50 adet minibüs, 410 adet panelvan araç, 20 adet otobüs, 406 zırhlı araç, 50 adet motosiklet ve 5 adet kamyonet olmak üzere toplam 1183 araç bütçe imkânlarından alınarak emniyet birimlerimizin hizmetine sunulacaktır.
Yine bizim dönemimizde Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesindeki mevcut 3289 hizmet binasının 1.677’ si yenilenmiş, bakım ve onarımdan geçirilmiştir.
Diğer taraftan, Jandarmanın güvenlik hizmetleri kapsamında ihtiyaç duyduğu havacılık desteğinin arttırılması, sefer ve doğal afetlere yönelik verilecek görevler ile arama-kurtarma ve halka yardım faaliyetlerinde kullanılmak üzere toplam 30 adet genel maksat helikopteri alımı planlanmıştır.
Ayrıca, envanterde bulunan helikopterlerin gelişmiş modern sistem ve teçhizatlarla donatılmasına yönelik sürdürülen modernizasyon projesi fiilen 2009 yılında başlamış olup, 2014 yılına kadar tamamlanması ve 2010 yılı içerisinde imzalanan sözleşme gereği bakım süreleri dolmuş bulunan MI-17 helikopterlerinin depo seviyesi bakımlarının 2012 yılına kadar tamamlanması öngörülmektedir.
Jandarma birliklerinin eğitim ve iskân sorunlarının çözümlenmesi maksadıyla 30 Ekim 2010 tarihi itibariyle; 4 İlçe Jandarma Komutanlığı hizmet binası, 2 Jandarma Karakol Komutanlığı hizmet binası, 1 Jandarma Sınır Takım Komutanlığı, 1 Müstakil Konut ve 1 Müteferrik tesis inşaatı olmak üzere toplam 9 inşaat tamamlanarak hizmete açılmıştır.
Halen inşaatı devam eden; 3 İl Jandarma Komutanlığı, 6 Jandarma Komando/Jandarma Özel Harekât Tabur Komutanlığı, 24 İlçe Jandarma Komutanlığı, 45 Jandarma Karakol Komutanlığı, 2 Jandarma Sınır Tabur Komutanlığı hizmet binası, 5 Ek bina, 7 Depo Cephanelik, 50 Müstakil Konut ve 28 Müteferrik olmak üzere toplam170 tesisin inşaat seviyeleri yükseltilmiştir.
Sahil Güvenlik Komutanlığı’nca 2010 yılında 16 adet binek oto, 7 adet minibüs, 3 adet arazi aracı, 5 adet panelvan minibüs, 5 adet kamyon alınmıştır.
2011 yılında 6 adet binek oto, 10 adet minibüs 2 adet arazi aracı, 5 adet panelvan minibüs, 2 adet kamyon, 2 adet otobüs, 2 adet midibüs alınması planlanmaktadır.
Polis Merkezleri ve Jandarma Karakolları
Değerli arkadaşlarım,
Polis Merkezlerinin yeniden yapılandırılarak modernize edilmesi, Polis Merkezlerinin sunduğu hizmet kalitesinin arttırılması, vatandaş memnuniyetinin sağlanması amacıyla, 2009 yılı tarafımdan “Polis Merkezleri Yılı” ilan edilmiştir.
Polis Merkezlerini insanlarımızın sadece güvenlik değil, bütün ihtiyaçları için başvurabilecekleri bir devlet kapısı haline dönüştürmek için kapsamlı bir çalışma başlatılmış, ülke genelindeki Polis Merkezlerin tamamı ayrıntılı ve sistematik bir incelemeye tabii tutulmuştur. Bu inceleme sonucu ortaya çıkan ihtiyaçlar ve eksiklikler değerlendirilerek iyileştirme çalışmalarına başlanılmıştır.
2009 yılında başlatılan Polis Merkezlerinin iyileştirilmesi ve yeniden yapılandırılmasına yönelik çalışmalar 2010 yılında tamamlanmış ve polis merkezlerimizin tamamı belirli bir standarda kavuşturulmuştur.
Yine bu proje çerçevesinde polis merkezlerinde bulunan nezarethane ve ifade alma odaları standartlara uygun hale getirilmiş, ses ve görüntü sistemleriyle donatılmışlardır. Polis merkezlerinin yenilenmesi için bugüne kadar illerimize toplam   81 milyon 248 bin TL ödenek gönderilmiştir.
Vatandaşlarımıza daha kaliteli hizmet sunumu için polis merkezlerinde görev yapan 40.000 personelin tamamı hizmet içi eğitimden geçirilmiştir.
Aynı şekilde, kırsal kesimde vatandaşlarımıza güvenlik hizmeti sunan jandarma karakollarımızın tamamında da benzeri iyileştirme çalışmaları yapılmıştır.
Güvenlik Alanında Teknoloji Kullanımı
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Bakanlık olarak iç güvenlik birimlerinin en yeni teknoloji ile çalışmasına özel önem veriyoruz.
Suç işlenmesinin önlenmesi ve işlenen suçların faillerinin yakalanması konusunda büyük yararlılıkları görülen MOBESE sistemi bütün ülkeye yaygınlaştırılmaktadır.
2007 yılında göreve geldiğimde, MOBESE diye bilinen Kent Güvenlik Yönetim Sistemi sadece İstanbul ilimizde vardı. Ekim 2010 itibariyle 73 ilimizde MOBESE kurulumu tamamlanarak faaliyete geçmiştir. 7 ilimizde kurulumu tamamlanmış olup kabul aşamasındadır. Ayrıca illerimizin yanısıra 33 büyük ilçemizde sistemin kurulumu tamamlanmış, 48 ilçemizde ise kurulum tamamlanmak üzeredir. İlerleyen süreçte nüfus ve asayiş gibi bazı kriterler de dikkate alınarak tüm ilçelerimize bu sistem yaygınlaştırılacaktır.
Suçun önlenmesinde, faillerin yakalanmasında önemli rolü olan bu sistem iki yıl gibi kısa bir süre içerisinde bütün ülkeye yaygınlaştırılmıştır. Bu gerçekten önemli bir başarıdır.
2007 yılından bu yana MOBESE sistem kurulumları için Genel Bütçeden 136 milyon 20 bin 992 TL harcanmıştır. Ayrıca buna yakın bir rakamda il özel idareleri başta olmak üzere yerel imkanlardan sağlanmıştır.
Belediye sınırları dışında ve polis teşkilatının bulunmadığı yerleşim birimlerinde büyük bir özveri ile kolluk hizmetini yürüten jandarmamızın, teknolojik yeniliklerden azami derecede yararlanmaları için de gerekli hassasiyeti göstermekteyiz.
Jandarma Genel Komutanlığına; en son haberleşme ve bilgi sistem teknolojilerinin sunduğu imkân ve kabiliyetleri kazandırmak ve bilginin en küçük Jandarma birimine kadar kesintisiz, eş zamanlı, doğru ve emniyetli şekilde ulaştırılmasını sağlamak maksadıyla, dünya standartlarında kısa adı JEMUS olan, Jandarma Entegre Muhabere ve Bilgi Sistemi Projesi geliştirilmiştir.
JEMUS Projesi telsiz sistemi 28 ilde faaliyete geçirilmiş, 7 ilde kurulum ve montaj çalışmalarına devam edilmekte ve (15) ilde arazi keşif çalışmaları sürdürülmekte olup, 2016 yılı sonuna kadar ülke genelinde tamamlanması hedeflenmektedir.
JEMUS telsiz sistemi sayesinde, uygulamaya geçilen illerde aranan şahıs yakalama oranlarında önemli artışlar sağlanmıştır.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün sahillerinde, iç suları olan Marmara Denizi, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarında, liman ve körfezlerinde, karasularında, deniz güvenliğinin sürekli ve etkin bir şekilde tesisi için denizlerimizin MOBESE’si olacak Sahil Gözetleme Radar Sistemi (SGRS) projesi başlatılmıştır.
Devletimizin kaynaklarının etkin bir şekilde kullanımı ve israfına mani olunması için projenin Denizcilik Müsteşarlığı Gemi Trafik Hizmetleri Projesi ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı radarları ve birbirini destekleyecek entegre bir yapıda hayata geçirilmesi öngörülmüştür.
Bu proje tamamlandığında Türkiye kıyılarında tam radar kaplaması sağlanacak, kaçakçılık ve yasa dışı göç gibi konularda önemli ilerlemeler kaydedilecektir. Projeye ilişkin fizibilite ve teknik şartname çalışmaları tamamlanmıştır.
KİHBİ (Kaçakçılık, İstihbarat ve Bilgi Toplama Sistemi) – UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi) Entegrasyonu
Adalet Bakanlığı UYAP Bilgi Sisteminde yer alan bilgilerin kolluk birimlerince tüm ülkeyi kapsayacak şekilde kullanılmaya başlanmasına yönelik entegrasyon çalışmaları başlatılmıştır.
Çalışmalar sonucunda, ülke çapında yargı mercilerince çıkarılan tüm yakalama emirleri UYAP üzerinden güvenlik kuvvetlerince sorgulanabilecektir. Sistemlerin bütünleşmesi ile güncel suç ve suçlu bilgileri bağlı birimlerin (Polis, Jandarma ve Sahil Güvenlik) her an kullanımına sunulmuş olacaktır.
Bu sayede işlemler hızlanacağı gibi güvenlik kuvvetleri açısından da ciddi bir iş gücü tasarrufu sağlanacaktır.  Bu sistem aracılığıyla, 2010 yılı içinde (19 Ekim’e kadar); 225.625 kişinin yakalanarak veya bulunarak ilgili yerlere, ayrıca 12.690 kayıp ya da çalıntı aracın da bulunarak sahibine teslimi sağlanmıştır.
Suçla Mücadelede Delilden Sanığa Ulaşma
İnsan hakları ihlallerinin ortadan kaldırılması, modern bilimsel metot ve tekniklere uygun olarak delilden sanığa ulaşılarak, meydana gelen suçların hızlı bir şekilde aydınlatılmasının sağlanması, üzerinde önemle durduğumuz bir soruşturma yöntemidir.
 Suç ve sanık arasındaki ilişkinin kurulmasında ve irtibatın modern yaklaşımlar ekseninde ortaya konulmasında özellikle delillerin incelenmesi ve adli makamların kararlarına esas teşkil etmesi bakımından Kriminal Laboratuarları ile Olay Yeri İnceleme birimlerinin teknik çalışmaları büyük önem taşımaktadır.
 Halen ülke genelinde Emniyet Genel Müdürlüğüne ait 10, Jandarma Genel Komutanlığına ait 4 adet Kriminal Laboratuarı faaliyet göstermektedir. Önümüzdeki yıllarda Kriminal Laboratuar sayılarının artırımı çalışmaları devam edecektir.
 Her iki kurumumuzun Ankara da bulunan Laboratuarları Uluslararası akreditasyon şartlarını sağlayarak akredite edilmiştir. Kalan diğer laboratuarların Akreditasyon çalışmaları hızla devam etmektedir.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde mevcut olan Adana, Diyarbakır ve İzmir illerindeki mevcut laboratuarların uluslar arası standartlara kavuşturulması ve kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla bu illerimizdeki laboratuar hizmet binalarının yenilenmesi için AB ile ortak proje uygulamaya geçirilmiştir. Bu proje ile İstanbul ilinde Jandarma Kriminal Laboratuarının da kurulması ve bu laboratuarlar için gerekli ileri teknoloji ekipmanların alınması planlanmıştır.
Asayiş Suçları İle Mücadele
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Devlet olarak, vatandaşlarımızın korku ve endişeden uzak, huzur ve güven içinde bir yaşam sürmesini sağlamak temel görevimizdir. Hepimizin bildiği gibi, toplumun huzurunu bozan, korku ve endişeye sebep olan suçların başında asayiş suçları gelmektedir.
Bu suçlarla etkin mücadele etmek ve toplum gündeminden çıkarmak için hazırladığımız “Polisin Asayiş Suçları İle Mücadele Stratejisinin Geliştirilmesi ve Güçlendirilmesi Projesini” 81 ilimizde yürütüyoruz.
 Bu kapsamda kurulan Güven Timleri ve Yıldırım Ekiplerinin çalışmaları ile önemli başarılar elde ettik. Vatandaşımızın yoğun olarak bulunduğu mahallerde sivil kıyafetli görevlilerimizin sayısını artırdık.
Özellikle sokak suçlarından kapkaça yönelik yürürlüğe koyduğumuz Güven Timi-Yıldırım Ekibi uygulamasıyla, kapkaç suçu, toplumun gündeminden çıkartılmıştır.
2010 yılının ilk dokuz ayında 61 ilimizde yapılan 111 planlı asayiş operasyonunda, 1.774 şahıs yakalanarak haklarında adli işlem yapılmıştır. 2011 yılında da sokak suç çetelerine karşı planlı asayiş operasyonlarımız aynı kararlılıkla devam edecektir.
Değerli arkadaşlar; Bizim suçla mücadele politikamız; suçu önlemeye öncelik veren, planlı, projeli, “teşhis, analiz ve çözüm odaklı” ve çok yönlü bir güvenlik yaklaşımı üzerine bina edilmiştir. Bu politika doğrultusunda uygulamaya konulan projeler ile sistematik ve planlı çalışmaların sonucu olarak, suçla mücadelede önemli başarılar elde edilmiş, asayiş suçlarında kayda değer düşüşler görülmüştür.
Yine, “Hırsızlık Suçlarıyla Etkin Mücadele Edilmesinin Geliştirilmesi Projesi” ile, hırsızlık olaylarına yönelik mücadele yöntemlerinin güçlendirilmesi ve vatandaşlarımızın bu suçlara yönelik bilgilendirilmesine ağırlık verilmiştir.
Halkımızın gündelik yaşamını etkileyen asayiş suçlarıyla mücadelede geliştirdiğimiz bu yeni stratejiler ve projeler sayesinde, büyük şehirlerimiz başta olmak üzere ülkemizde suç oranlarında düşüşler olmuştur.
Son (3) yılda meydana gelen asayiş olaylarına baktığımızda; Kasten öldürme, oto hırsızlığı, gasp, insan ticareti gibi birçok asayiş suçunda düşüşler görülmektedir;
2007 – 2008 yıllarını kıyasladığımızda; kasten adam öldürme suçunda % 8; oto hırsızlığı suçunda % 26; gasp suçunda % 25 azalma olmuştur.
2008-2009 yılları arasında kasten adam öldürme suçunda %4; oto hırsızlığı suçunda %10 düşüş gerçekleşmiştir. 2009 – 2010 yıllarına baktığımızda ise, kasten adam öldürme suçunda % 7 ve oto hırsızlığı suçunda %19 oranında düşüşler sağlanmıştır.
Asayiş suçlarının soruşturulmasında; bilimsel metotların kullanımı, uzman personelin istihdamı ve performans yönetimi, bu suçların aydınlatılmasında önemli katkı sağlamıştır. Mesela şahsa karşı işlenen suçlarda, aydınlatma oranımız % 95'lere varmıştır.
Güvenli Okul Güvenli Eğitim Projesi
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Ülkemizin geleceği ve teminatı olan, nüfusumuzun üçte birini oluşturan gençlerimiz ve çocuklarımızın, güvenli ve sağlıklı bir ortamda eğitim alarak üretken bireyler olarak topluma kazandırılmaları konusunda hepimize sorumluluklar düşmektedir.
Bakanlığımız ile Millî Eğitim Bakanlığı arasında 20 Eylül 2007 tarihinde imzalanan ve 2007-2008 öğretim yılını kapsayan Okullarda Güvenli Ortamların Sağlanmasına Yönelik İşbirliği Protokolü çerçevesinde hazırladığımız “Güvenli Okul Güvenli Eğitim Projesi” ülke genelinde başarıyla uygulanmaktadır. Süreç içerisinde başarılı sonuçlar aldığımız bu proje 2010-2011 eğitim-öğretim yılında da devam etmektedir.
            Hayata geçirilen bu Proje ile okullarımız ve yakın çevresi tamamıyla güvenli mekânlar haline getirilmiş olup; velilerimiz, okul idarecileri ve öğretmenlerimiz her fırsatta memnuniyetlerini ifade etmektedirler.
Denizlerimizin Güvenliği
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Karada icra edilen asayiş faaliyetlerine ilave olarak denizde de çok önemli faaliyetler gerçekleştirilmektedir. Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından, 2010 yılının ilk on ayında;
Deniz kirliliği, yasa dışı su ürünleri avcılığı ve balık çiftliklerine ilişkin olarak 2.114 olay tespit edilmiş, sorumluları hakkında toplam 4 milyon 151 bin 187 TL’lik cezai işlem uygulanmış, toplam 37 yasa dışı göç olayında 1070 yasadışı göçmen yakalanmış, 1.682 insan denizden sağ olarak kurtarılmıştır.
Sahil Güvenlik Komutanlığınca 2010 yılında 31.667 deniz aracı kontrol edilerek, 4.319 adedi haklarında yasal işlem yapılmak üzere Savcılık/Liman Başkanlıklarına sevk edilmiştir.
Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
60. Hükümet Programı Eylem Planı’nda; “Toplumun huzur ve güvenliğini sağlamaya yönelik çabalar yoğunlaştırılacak, önleyici kolluğa ağırlık verilecek, polis ve jandarma gerek insan hakları gerekse teknolojik altyapı ve malzeme bakımından daha da güçlendirilecektir.
Bu çerçeve içerisinde, terör ve terörizmin finansmanı, organize suçlar, yasadışı göç ve iltica hareketleri, uyuşturucu ve insan kaçakçılığı ile etkin bir şekilde mücadele edilecektir” Şeklinde bir hedef konmuştur.
Hükümet olarak, her türlü organize suç örgütlerinin ortaya çıkarılması ve bunlarla yılmadan, çekinmeden kararlı bir şekilde mücadele edilmesi gerektiğine inandık.
Göreve geldiğimiz günden bugüne bütün karanlık odakların üstüne hiç çekinmeden gittik. “Temiz ülke, temiz toplum” hedefine ulaşmak için var gücümüzle çalıştık ve çalışıyoruz.
Bütün gayret ve çalışmalarımız “Karanlık odakların ve alanların olmadığı; Şeffaf, demokratik bir toplum ve devlet yapısı, aydınlık bir ülke” içindir.
Suç örgütleriyle mücadele edebilmek için yasal boşlukları gidermeye yönelik olarak başta TCK olmak üzere mevzuat düzenlemeleri yapılmıştır. Ağır cezalar ve caydırıcı hükümler getirilmiştir. 
Bir olayın tanığı veya mağduru olduğu halde suç örgütlerinden şikayetçi olamayanların tanıklık yapabilmeleri veya şikayetçi olabilmelerini sağlamak amacıyla 27.12.2007 tarih ve 5726 sayılı “Tanık Koruma Kanunu” çıkarılmıştır. Kanunla birlikte, Emniyet Genel Müdürlüğünde bir daire başkanlığı, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde ise bir şube müdürlüğü oluşturulmuştur. 2008 Ağustos ayı itibariyle Tanık Koruma Birimleri faaliyete geçmiştir.
Organize suçlarla mücadeleyi sistematik ve etkin kılmak için ilgili birimlerin/kurumların katılımıyla “Organize Suçlarla Mücadele Ulusal Strateji Belgesi” güncellenmiş olup, söz konusu strateji belgesinin uygulanmasına ilişkin eylem planı hazırlanarak yürürlüğe konmuştur.
Bu çerçevede yaptığımız çalışmalarla toplum yapısını çürüten her türlü illegal yapılanmaların cesareti kırılmış; kamu düzenini bozmaya yönelik pek çok suç, yapılan operasyonlar sayesinde işlenmeden önlenmiştir.
Organize suç örgütlerine yönelik planlı operasyonlarda, toplumsal huzuru bozan suç örgütleri etkisiz hâle getirilmiş, vatandaşın devlete olan güveni pekiştirilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü’nce kamuoyu tarafından mafya veya çete diye bilinen suç örgütleri ile mücadele kapsamında;
2007 yılında 167 operasyonda 2.463 şüpheli; 2008 yılında 118 operasyonda 2.239 şüpheli; 2009 yılında 253 operasyonda 2.776 şüpheli yakalanmıştır.
2010 yılının ilk 9 ayında ise; 183 operasyonda 1.873 şüpheli şahıs hakkında yasal işlem yapılmıştır.
Jandarma Genel Komutanlığınca ise; 2007’de 236 operasyonda 3.930 şüpheli şahıs yakalanmıştır. 2010 Ekim sonu itibariyle organize suç örgütlerine yönelik düzenlenen 203 operasyonda, 2.944 şüpheli yakalanmıştır.
Uyuşturucu İle Mücadele
Değerli Arkadaşlarım; Organize suç örgütleriyle mücadele kapsamında uyuşturucu kaçakçılığı yapan suç örgütleriyle mücadeleye özel bir önem ve öncelik verilmiştir.
Son yıllarda, polisimiz, jandarmamız ve sahil güvenliğimiz, özellikle uyuşturucu kaçakçılığı, kaçak göçmen ve insan ticareti konusunda faaliyet gösteren suç şebekelerine karşı da büyük başarılar elde etmiştir.
Aynı şekilde gençlerimizi uyuşturucu kullanımına yönelten, okul çevrelerinde yuvalanan uyuşturucu sokak şebekelerine karşı da özel mücadele yöntemleri geliştirilmiş ve uygulanmıştır. Sokak satıcısı dediğimiz bu şahısların tamamına yakını aynı zamanda diğer suçları işleyen kişilerdir. Bunların çökertilmesiyle genel olarak birçok suçun da önüne geçilmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğünce 2010 yılının ilk 9 ayında uyuşturucu suçlarıyla mücadele kapsamında yapılan 12.774 operasyonla 26.879 şüpheli yakalanarak adli mercilere sevk edilmiştir. Bu şahıslarla birlikte; 20 ton 813 kilo esrar, 7 ton 021 kilo eroin, 229 kilo kokain, 674.146 adet captagon ve 327.270 adet ecstasy maddesi ele geçirilmiştir.
J.Gn.K.lığınca 2009 yılında (3.332) narkotik ve psikotrop madde kaçakçılığı suç olayına müdahale edilmiş, bu olaylarda (5.317) şüpheli yakalanmıştır.
J.Gn.K.lığında 2010 yılının dokuz aylık dönem içerisinde ise (2.053) narkotik ve psikotrop madde kaçakçılığı suç olayına müdahale edilmiş, bu olaylarda (3.075) şüpheli yakalanmıştır. 2010 yılının dokuz aylık dönem içerisinde yapılan operasyonlarda; (27) ton esrar, (2.002) kg eroin, (16) lt asetik anhidrit, (68.522) tablet ecstacy ve (16.404) tablet captagon hap ele geçirilmiştir. Bir önceki döneme göre narkotik ve psikotrop madde kaçakçılığı olay sayısında % 20, yakalanan şüpheli sayısında ise % 24 azalış meydana gelmiştir.
UNODC 2008 Dünya Uyuşturucu Raporuna göre, dünya afyon ve türevleri yakalamalarının ortalama olarak %30’unun Avrupa’da, bu oranın %30’unun ve dünya eroin yakalamalarının %10’nun Türkiye’de gerçekleştirildiği ve ülkemizin tek başına yaptığı eroin yakalamasının, Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin toplam yakalamasından daha fazla olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşturucuyla yaptığımız yoğun mücadele sonucunda doğudan batıya, batıdan doğuya olan uyuşturucu trafiği yön değiştirmiş, Türkiye transit ülke konumundan çıkarılmıştır. Nitekim UNODC 2008 Dünya Uyuşturucu Raporunda, 2005 yılından itibaren Balkan Rotasının kısmen önemini yitirdiği, Kuzey Karadeniz Rotasının alternatif rota olarak kullanılmaya başlandığı belirtilmektedir.
Yapılan yasal düzenlemeler, ihtisaslaşma, kapsamlı ve yoğun eğitim programları, özverili çalışmalar, ilgili kurumlarla ulusal seviyede, diğer ülke ve kuruluşlarla uluslararası seviyede yapılan müşterek çalışmalar ve ileri düzeyde işbirliği neticesinde, Türkiye’de kolluk kuvvetlerinin uyuşturucu ile mücadele etkinliği her yıl artmaktadır. Türkiye’nin bu mücadelesi uluslararası platformlarda takdirle karşılanmaktadır.
Mali Suçlarla Mücadele
“Mali Suçlar” olarak tanımlanan ve ülkemizi her yönden olumsuz etkileyen akaryakıt ve sigara kaçakçılığı suç faaliyetlerine yönelik olarak ilgili kurum ve kuruluşlarla birlikte koordineli olarak önemli operasyonlar gerçekleştirilmiştir.
 Akaryakıt kaçakçılığı ile mücadele kapsamında; Emniyet teşkilatınca 2010 yılının ilk 9 ayında toplam 935 operasyon gerçekleştirilerek 1.985 şüpheli şahıs hakkında yasal işlem yapılmıştır. 
Jandarma sorumluluk bölgesinde; 2010 yılı akaryakıt kaçakçılığı olay sayısı 2.160, şüpheli sayısı 2.746’dır.
Son dönemde artış gösteren sigara kaçakçılığıyla mücadele çalışmalarına özel önem verilmektedir.
Silah-Mühimmat Kaçakçılığı ile Mücadele çerçevesinde ise; Emniyet teşkilatınca 2010 yılının ilk 9 ayında düzenlenen 106 ayrı silah-mühimmat kaçakçılığı operasyonunda; yakalanan 358 şüpheli şahısla birlikte, 299 adet tabanca, 12 adet uzun namlulu silah ele geçirilmiştir.
Yolsuzluk suçları ile mücadele çerçevesinde; 2010 yılının ilk 9 ayında yapılan 324 operasyonla 4.124 şüpheli yakalanarak adli mercilere sevk edilmiştir.
Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti
Gelişen teknoloji ile birlikte son yıllarda önemi gittikçe artan “Göçmen Kaçakçılığı ve İnsan Ticareti Suç Faaliyetleri” ile mücadelede, özellikle suç organizasyonlarının deşifre edilebilmesine yönelik operasyonel çalışmalara yeni bir ivme kazandırılmıştır.
Bu çerçevede; cezaların artırılması ve soruşturma imkânlarının genişletilmesi gibi mevzuatımızda yapılan yeni düzenlemelerle bu suç gruplarına yönelik; gerek ulusal gerekse uluslararası kurum ve kuruluşlarla “işbirliği ve koordinasyon” içerisinde operasyonlar gerçekleştirilmiştir.
Ayrıca, göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretinin önlenmesine yönelik ülkemizin ev sahipliğini yaptığı ve (16) ülkenin yetkililerinin katılımı ile uluslararası bir çalıştay düzenlenmiştir.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından göçmen kaçakçılığı ile yapılan mücadele kapsamında; 2010 yılının ilk 9 ayında gerçekleştirilen 253 operasyonda 2.481 şüpheli şahıs yakalanarak haklarında yasal işlem yapılmıştır.  
2007 ve 2010 yıllarının yapılan mukayeseli değerlendirmesinde; olay bazında % 35, şüpheli bazında ise % 34,2 azalma meydana geldiği görülmüştür.
Jandarma Genel Komutanlığınca 2010 yılı 16 operasyon yapılmış, 35 mağdur kurtarılmış ve 87 tacir yakalanmıştır.
Yasa dışı göçle mücadele kapsamında jandarma bölgesinde 2007’de olay sayısı 4.910, yasadışı göçmen sayısı 40.087, organizatör sayısı 1.200 adettir.
2010’da ise olay sayısı 2.200, yasadışı göçmen sayısı 13.473, organizatör sayısı 566’dır.
Sahil Güvenlik Komutanlığınca ise; 2009 yılı aynı dönemde 123 olayda 2.767 yasa dışı göçmen ile 44 organizatör/mürettebat yakalanmıştır. 2010 yılı 9 aylık dönemde (01 Ocak – 30 Eylül 2010) itibari ile; 37 yasa dışı göç olayında Filistin, Afganistan, Burma, ve Somali uyruklular başta olmak üzere çeşitli uyruklarda toplam 1.070 yasa dışı göçmen ile 26 organizatör/mürettebat yakalanmıştır. Söz konusu olaylar geçen yıla nazaran % 70 azalmıştır.
Bilişim Suçları ile Mücadele
Bilişim teknolojilerinde yaşanan hızlı gelişmeler, yaşamımızın her aşamasında getirdiği kolaylıkların yanında, suç işleyen kişiler için de yeni suç yöntemleri üretmede kolaylık sağlamaktadır. Bilişim yolu ile işlenen asayiş suçlarının önlenmesi ve diğer suçların soruşturulmasında ve aydınlatılmasında bilişim teknolojisinin öneminin farkındayız.
Gelişen teknolojinin doğal sonucu olarak artan ve gün geçtikçe yaygınlaşan bilişim suçları ile mücadele için gerekli uzmanlaşma sağlanmış, uzman ekipler günün gerekleri olan ekipmanlarla donatılmıştır.
Sonuç olarak; Hükümet olarak en başarılı olduğumuz alanlardan biri de devlet ve vatandaş arasındaki güven bağını zedeleyen organize suç örgütleri, çeteler ve her türlü kaçakçılık suçları ile mücadele olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. 
Kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele kapsamında toplam olarak 2010 yılı ilk dokuz ayında 31.778 operasyonda 67.363 şüpheli şahıs hakkında işlem yapılmıştır.
Özel Güvenlik Hizmetleri 
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Kamu güvenliğini tamamlayıcı bir unsur olarak kabul ettiğimiz Özel Güvenlik Hizmetlerinin etkin bir şekilde yürütülmesi amacıyla gerekli yasal ve idari her türlü düzenleme yapılmaktadır.
Bu kapsamda; 5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun gereğince, Bakanlığımız tarafından ülke genelinde faaliyet gösteren Özel Güvenlik Şirketlerine, Özel Güvenlik Eğitim Kurumlarına “faaliyet izni” verilmekte, özel güvenlik uygulaması bulunan tüm kurumlar denetlenmektedir. Ayrıca Özel Güvenlik görevlilerine çalışma izni verilmesine yönelik sınavlar da yine Bakanlığımızca ülke genelinde yapılmaktadır.
Özel güvenlik hizmetleri kapsamında 410.659 gencimize özel güvenlik kimlik kartı verilmiş; bunlardan 218.600 kişi özel güvenlik sektöründe fiilen istihdam edilmektedir.
Ayrıca, hızla gelişen özel güvenlik sektöründe uygulamada ortaya çıkan sorunları çözmek ve son dönemdeki gelişmeleri dikkate alarak yeni düzenlemeler yapmak amacıyla, Özel Güvenlik Kanununda değişiklik yapan bir tasarının çalışmaları Bakanlığımca tamamlanmış olup, yakında yüce Meclisin takdirlerine sunulacaktır.
 
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Uluslar arası istatistik verilerine baktığımızda, Türkiye’nin güvenlik alanında gelişmiş birçok ülkeden ve AB ülkelerinin çoğundan daha iyi seviyede olduğu rahatlıkla söylenebilir.
AB İstatistik Kurumu Eurostat tarafından en son 23.09.2010 tarihinde güncellenen ve 2007 yılı ve sonraki dönemi kapsayan verilerine göre; Uluslararası standart olan 100.000 kişiye düşen suç miktarı, Türkiye’de 1.339 iken bu sayı İsveç’te 14.442, İngiltere’de 8.123, Almanya’da 7.630 ve Fransa’da 5.603’tür. Bu veriler ışığında, ülkemiz, suçların nüfusa oranı yönüyle, birçok dünya ülkesinden daha güvenli bir ülkedir.
Yine, Ülkemiz suç aydınlatma oranları bakımından Avrupa’nın önde gelen birkaç ülkesinden birisidir. Mesela şahsa karşı işlenen suçlarda aydınlatma oranımız % 95'lere varmıştır.
Ülkemizde bir yıl içinde ele geçirilen uyuşturucu miktarı, bütün Avrupa ülkelerinde ele geçirilen uyuşturucu miktarından daha fazladır. Türkiye’nin son yıllarda organize suç örgütlerine yönelik gerçekleştirdiği operasyonlar gerek ülkemizde gerekse yurt dışında büyük takdir toplamıştır.
Son dönemde verilen büyük mücadele sayesinde kentlerimizde toplumun ve bireyin huzur ve güvenliğini tehdit eden organize suç örgütleri çökertilmiş, gasp, kapkaç gibi asayiş sokak suçları gündemden düşürülmüştür. Dolayısıyla İstanbul, Ankara ve İzmir gibi metropol kentlerimiz başta olmak üzere, bugün şehirlerimiz daha güvenli ve daha huzurludur.
Son yıllardaki asayiş hizmetlerindeki kalite artışı ve iyileşmeden vatandaşlarımız da duydukları memnuniyeti her fırsatta dile getirmektedirler. Vatandaş memnuniyeti yapılan araştırmalara da yansımaktadır. Mesela; TÜİK’ in 2009 yılında yaptığı “Yaşam Memnuniyeti Araştırması”nda vatandaşlarımızın en memnun olduğu hizmetlerin başında asayiş hizmetleri gelmektedir.
Bu başarı hükümetimizin, bakanlığımızın ve mülki amirlerimizin, gece gündüz demeden fedakarca çalışan güvenlik güçlerimizin ortak başarısıdır. Bu vesileyle bu başarıda emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum.
Terörle Mücadele
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Dünyanın hiçbir ülkesi Türkiye kadar, farklı amaçlarla kurulmuş ve uluslar arası destek alan terör örgütleriyle mücadele etmek durumunda bırakılmamıştır.
Ülkemiz son 30 yıldır yıkıcı ve bölücü terör belasıyla karşı karşıyadır. Bu süreçte, sosyal ve ekonomik sorunlar ile kültürel hassasiyetler sürekli istismar edilmiş ve ülkemiz ağır bedeller ödemiştir.
AK Parti iktidarı olarak, milli birlik ve beraberliğimizi, ülkemizin bölünmez bütünlüğünü, devletimizin bekasını ve üniter yapımızın korunmasını en büyük öncelik olarak görüyoruz. Biz, hiçbir şiddet ve terör odağının nüfuz edemeyeceği en büyük gücün milletimizin birlik ve beraberlik ruhu olduğunu iyi biliyoruz.
Sayın Başbakanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın da çeşitli vesilelerle ifade ettiği gibi; huzur ve istikrarımıza hep birlikte sahip çıkacak, ortak gelecek hedeflerimiz etrafında kenetleneceğiz. Demokrasi talebi de, kalkınma talebi de bütün milletimizin ortak talebidir. Bütün meselemiz vatandaşlarımız arasında hiçbir ayrım gözetmeksizin ülkemizin bütün insanlarını kucaklamaktır.
Bütün sorunlarımız için çare, daha çok demokrasidir. Çare, daha çok özgürlüktür. Çare, daha çok yatırım, daha çok üretimdir. Çare, güvendir, istikrardır. Güven ve istikrarın olmadığı hiçbir yerde gelişme olmaz, terör ve şiddetin var olduğu hiçbir yerde de kalkınma olmaz, huzur ve refah olmaz.
Terörün beslendiği ortam ve koşullar ortadan kaldırılmadan terörle mücadelede kesin sonuca ulaşmak mümkün gözükmediğinden, devletimizin kararlı politikaları ve güvenlik güçlerimizin özverili çalışmaları doğrultusunda terörle mücadeleye büyük bir kararlılıkla devam edilmektedir.
Terörle mücadelede vizyonumuz; insan-odaklı güvenliğin özgürlükler, haklar ve demokrasi ekseninde sağlanmasıdır. Bu bağlamda, demokrasiye ve insan haklarına çok önem veriyoruz. Vatandaşlarımızı kazanmak, devlete olan güvenlerini artırmak ve terörün yıllardır istismar ettiği zemini ortadan kaldırmak için çaba sarf ediyoruz.
Vatandaşlarımızın bir takım yanlış uygulamalardan kaynaklanan kırgınlıklarını gidermek, devlete olan güvenlerini arttırmak, “adil, güçlü, müşfik devlet” olgusunu daha fazla yerleştirmek için her türlü sorunun çözümünde, “insanı yaşat ki, devlet yaşasın” bakışıyla insan odaklı bir yaklaşım içerisindeyiz.
Bize göre; karşı karşıya olduğumuz sorunların çözümünde daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük ve çoğulculuk en etkili yöntemdir. Güvenlik için özgürlükten özgürlük için de güvenlikten taviz verilemez. Vatandaşlarla terörist ayrımının yapılması, vatandaşlarımızın gündelik yaşamlarının ve sivil toplumun önündeki engellerin kaldırılması, bölücü terör örgütünün siyasal ve toplumsal zeminlerini ortadan kaldıracak en önemli adımlardır.
Güvenlik alanında temel yaklaşım öldürmek değil, insanımızı yaşatmaktır. Ama terör ve şiddet var olduğu sürece terörle mücadele büyük bir azim ve kararlılıkla sürdürülecektir. Bundan kimsenin en küçük bir şüphesi olmasın.
Bu vesileyle terörle mücadelede görev alan güvenlik birimlerimize bir kez daha teşekkür ediyor, şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi de minnetle anıyorum. 
Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı
Değerli arkadaşlar; Terörle mücadelenin sadece güvenlik tedbirleriyle başarıya ulaşamayacağı, meselenin diğer boyutlarının da ele alınması gerektiği, artık herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir.
Bu sorunun güvenlik boyutu yanında siyasi, sosyal, ekonomik, psikolojik, kültürel ve uluslar arası boyutları da vardır.
Terörle mücadelede konunun tüm sosyal boyutlarıyla derinlemesine inceleme ve araştırmasını yapmak, bu paralelde çözüm odaklı stratejiler üretmek bu alanda faaliyet gösteren kurumların koordinasyonunu sağlamak hayati önem arz etmektedir.
Bu kapsamda; 17 Şubat 2010 tarih ve 5952 sayılı kanunla Bakanlığımıza bağlı Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı kurulmuş ve 31 Mayıs 2010 tarihi itibariyle faaliyetlerine başlamıştır.
Müsteşarlık Teşkilat Kanununda öngörülen Terörle Mücadele Koordinasyon Kurulu oluşturulmuş, kurumlar arası istihbarat koordinasyonu ve değerlendirilmesi çalışmalarına başlanmıştır.
Terörle mücadelede kurumsal hafıza bu Müsteşarlık tarafından oluşturulacaktır. Ayrıca terörle ilgili konularda doğru ve çabuk bilgi verilmesi ve iletişimin kurulması sağlanacaktır.
Değerli arkadaşlarım, Tüm kamuoyunun da yakından takip ettiği gibi, terörü ülkemiz gündeminden düşürmek için mücadelemizi aralıksız sürdürüyoruz.
Terörle mücadeleyi yurt içinde bütün boyutlarıyla sürdürürken, dış ilişkiler alanında da çözüm odaklı somut sonuçlar elde etmeye yönelik çalışmalar hızlandırılmıştır.
Avrupa ülkeleri ve komşu ülkelerle son süreçte artırılan işbirliği çalışmaları neticesinde, Avrupa’da, örgütün etki ve hareket alanı daraltılmaktadır. Bu çalışmalarla, örgütün özellikle finans kaynakları ve lojistik desteklerinin kesilmesi noktasında önemli sonuçlar alınmaktadır.
Ülkemizin uluslar arası etkinliğini arttırarak, terörizm ile mücadelede dünya kamuoyuna ülkemizin tezleri kabul ettirilmiştir. Bölücü terör örgütünün, terörist örgütler listelerine alınmasını sağlayarak yurtdışındaki faaliyetlerine ve finans kaynaklarına çok ciddi kısıtlamalar getirilmesi sağlanmıştır.
Terörle Mücadelede Ekonomik ve Sosyal Tedbirler
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Terörle mücadelenin önemli diğer bir ayağını da alınan ekonomik ve sosyal tedbirler oluşturmaktadır. 
AK Parti iktidarı olarak konunun bu yönüne de büyük önem vermekteyiz ve gereklerini yerine getirmek için yoğun bir çaba içerisindeyiz.
Ø     Bölgelerimiz arasında ekonomik kalkınma ve sosyal gelişme farklarını ortadan kaldıracak, geri kalmışlığın getirdiği işsizlik ve göç gibi sorunlarda rahatlama sağlayacak projeler yürütüyoruz.
Bu kapsamda, Güneydoğu Anadolu Projesi, Doğu Anadolu Projesi ve Konya Ovası Projesi gibi projelerle ülkemizin top yekûn kalkınması için ekonomiden sosyal hayata, eğitimden sağlığa, altyapıdan enerjiye her alandaki yatırımlara ağırlık veriyoruz. 2008 yılında GAP Eylem Planı açıklanmıştır. Yüzyılın en önemli projelerinden biri kabul edilen GAP Projesi 2012 yılında tamamlanması hedeflenmektedir.
Ø     Bütün ülkemizde olduğu gibi, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerimizde de KÖYDES ve BELDES Projeleri çerçevesinde önemli yatırımlar yapılmış; 2005-2010 döneminde ülke genelinde tahsis edilen toplam 6,25 milyar ödenekle yapılan çalışmalar sonucu sağlıklı içme suyu ve yolu olmayan köy ve bağlısı neredeyse kalmamıştır.
Ø     Terör zararlarını karşılayacak hukuki altyapıyı oluşturduk, terör nedeniyle yerinden olmuş kişilerin istekleri halinde dönüşlerini kolaylaştıracak destek mekanizmasını kurduk.
Ø     Sosyal yardımlaşma ve dayanışma kapsamında eğitim, sağlık ve diğer alanlarda sosyal destek faaliyetlerini geliştirdik.
Ø     Eğitim ve sağlık altyapısını geliştirdik.
Ø     Demokratikleşme ve insan hakları konusunda önemli adımlar attık.
Ø     Ekonomik gelişmenin teşvik edilmesine, istihdamın artırılmasına yönelik önemli tedbirler aldık.
Ø     Halkımıza birinci elden hizmet götüren il özel idarelerimizi ve belediyelerimizi, başta gelir kaynakları olmak üzere her konuda, siyasi parti ayrımı yapmaksızın destekledik.
Tüm bu hususlar sağduyu sahibi vatandaşlarımız tarafından bilinmekte ve takdir edilmektedir. Bu tedbirler arasında Bakanlığımızca yürütülen birkaç konuda da kısaca sizleri bilgilendirmek isterim.
Vatandaşların Terörden Doğan Zararlarının Karşılanması
5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun çerçevesinde, Terör ve terörle mücadele kapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle zarar gören vatandaşlarımızın bu zararları karşılanmaktadır.
Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten Eylül 2010 sonuna kadar Zarar Tespit Komisyonlarına toplam 359.028 başvuru yapılmış, Komisyonlarca 251.149 adedi sonuçlandırılmıştır. Bugüne kadar zarar gören vatandaşlarımıza 1 milyar 964 milyon 218 bin 707 TL ödenmiştir.
2010 yılı bütçesinden tahsis edilen 700 milyon TL ödeneğin tamamı kullanılmış olup, 300 milyon TL’lik ilave ödenek sağlanmasıyla birlikte terör zararlarıyla ilgili karar verilen bütün dosyaların ödemesini tamamlamış ve ödemeleri aylık olarak düzenli hale getirmiş olacağız.
2011 yılı için 400 milyon TL ödenek öngörülmektedir.
Köye Dönüş ve Rehabilitasyon Çalışmaları
Başta güvenlik olmak üzere çeşitli nedenlerle köylerinden ayrılan ailelerden geri dönmek isteyenlere yönelik olarak; köylerde yaşamın yeniden başlatılması ve kalıcı hale getirilmesi için, tarım, hayvancılık ve el sanatları gibi faaliyetlere Bakanlığımızca destek sağlanmaktadır.
KDRP, terör dolayısıyla göçün en yoğun yaşandığı 14 ilimizde uygulanmaktadır. Projenin bundan sonraki uygulanmasında şehir merkezlerinde yaşamaya devam etmek isteyen vatandaşlarımızın ekonomik ve sosyal durumlarının iyileştirilmesine, şehir hayatına uyumlarının geliştirilmesine ve istihdamlarının arttırılmasına yönelik rehabilitasyon çalışmalarına ağırlık vermekteyiz.
Bu doğrultuda, 2009 yılında proje için tahsis edilen 16 milyon 578 bin TL’lik ödeneğin kullanımında “Proje Esaslı Ödenek Tahsisi” usulü uygulanmıştır.
Valilik ve kaymakamlıklarımızca hazırlanan proje teklifleri değerlendirilerek kız öğrenci yurtları, toplum merkezleri, kadın-çocuk eğitim merkezleri ve spor tesisleri gibi rehabilitasyon ağırlıklı 34 proje desteklenmiştir.
Projenin 2010 yılı ödeneği olan 16 milyon 159 bin TL’lik tutar da illerden gelen proje teklifleri doğrultusunda 31 proje için tahsis edilmiştir. Böylece 2009-2010 yıllarında sosyal içerikli, istihdam artırıcı ve altyapı projelerinden oluşan toplam 65 proje hayata geçirilmiştir.
2011 Yılı Bütçesinde 16 milyon 500 bin TL ödenek öngörülmektedir.
Şehit Aileleri ve Gazilerle İlgili Yapılan Çalışmalar
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Şehit ailelerimiz ve gazilerimizin her türlü sorunları ile Bakanlık olarak yakından ilgileniyoruz.
Ø     Bu amaçla, Başbakanlığın 2006/6 sayılı Genelgesi’ne istinaden oluşturulan “Şehit ve Gaziler Bürosu”, 3 Eylül 2009 tarihli ve 2009/15329 sayılı Bakanlar Kurulu kararıyla “Daire Başkanlığı”na dönüştürülmüştür. Ayrıca her ilimizde valilikler bünyesinde şehit ve gaziler bürosu kurulmuştur.
Ø     Daire Başkanlığı’nın kurulmasıyla hem şehit ve gazilerle ilgili iş ve işlemlerin daha etkin yürütülmesi hem de kurumlar arası koordinasyonun daha verimli hale getirilmesi amaçlanmıştır.
Ø     Bakanlığımız mensubu veya köy korucusu olup da, terörle mücadelede şehit olanların yakınları ile yaralananlara tazminat ödüyoruz.
Ø     Öte yandan, terör nedeni ve etkisiyle şehit veya çalışamayacak derecede malul olan kamu görevlileri ile er ve erbaşların eş, çocuk veya kardeşlerinden birisi ile çalışabilecek durumdaki malullere kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam imkânı sağlanmaktadır.
Bunların, atama işlemleri Bakanlığımız tarafından yürütülmektedir.
27.05.2007 tarihinde yaptığımız düzenleme ile geçici ve gönüllü köy korucuları da bu kapsama dahil edilmiştir.
15.05.2008 tarihinde yapılan kanun değişikliği ile de kamu kurum ve kuruluşlarının atama işlemleri için ayırması gereken kadro oranı % 0.7 den % 1’e yükseltilmiştir.
Bugüne kadar 10.746 şehit ve malul yakını ile çalışabilir durumda malul kamu kuruluşlarında istihdam edilmiştir.
Trafik Güvenliği
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Ülkemizde meydana gelen trafik kazalarında her yıl bir çok insanımız hayatını kaybetmekte, yaralanmakta veya sakat kalmaktadır. Bu da gösteriyor ki; trafik güvenliğinin sağlanması, ülkemizin en önemli sorunlarından birisidir.
Bu olumsuzlukları asgariye indirmek ve kademeli olarak ortadan kaldırmak amacıyla, yeni yaklaşımlar, projeler ve çözümler üretilmesi bir zorunluluk haline gelmiştir.
Bu bağlamda vatandaşlarımızın kazasız ve güven içinde seyahat edebilmeleri için, trafikle ilgili bütün hususları yeniden ele aldık.
Bu alanda kısa, orta ve uzun vadede yapılacak eylem, faaliyet ve hedefleri “Trafik Güvenliğinde Yeni Açılımlar, Hedefler ve Çözüm Projeleri” adı altında birleştirdik.
Bunu yaparken büyük bir sorun olarak önümüzde duran trafik kazalarının önlenmesini, trafik kurallarına uyma alışkanlığının geliştirilmesini ve her yaştan vatandaşlarımızda trafik bilincinin oluşturulmasını önceliklerimiz arasına aldık.
Proje kapsamındaki çalışmalara, 2008 yılı başından itibaren başlanmıştır.
Öte yandan, AK Parti Hükümetleri döneminde duble yol yapımına büyük önem verilmiştir. Ülke genelinde toplam 19.050 km olan duble yol ağının 12.949 km’si AK Parti Hükümetleri döneminde yapılmıştır. Böylece göreve geldiğimizde 6.101 km olan duble yol ağı 3 katına çıkarılmıştır. Dolayısıyla, karayollarımızda gerek altyapının iyileştirilmesi gerekse duble yolların hizmete girmesiyle birlikte son dönemde trafik kazalarında önemli oranda azalma meydana gelmiştir.
Araç sayısındaki artışlara rağmen, projenin ilk yılı olan 2008’de 2007 yılına göre;
Ölümlü kaza sayısında                                    % 15.6,
Ölü sayısında                                                 % 15.4,
Azalma meydana gelmiştir.
Projenin ikinci yılı olan 2009’da 2007 yılına göre;
Ölümlü kaza sayısında                                   % 14.2,
Ölü sayısı                                                       % 14.1,
Azalma meydana gelmiştir.
Projenin aynı kararlılıkla devam ettirildiği 2010 yılının ilk 9 ayında 2007 yılının ilk 9 ayına göre ise;
Ölümlü kaza sayısında                                    % 18.1,
Ölü sayısı                                                       % 19.2,
Azalma meydana gelmiştir.
Trafik kontrol ve denetimlerinde, öncelikle kazaların önlenerek vatandaşlarımızın can ve mal kaybının asgarîye indirilmesi hedeflenmektedir. Bunun yanında toplumda trafik bilincinin yükselmesi sürücülerin kurallara uyması ve diğer sürücülere karşı saygılı davranması yönünde, uyarıcı, eğitsel ve yönlendirici çalışmalara yoğun şekilde devam edilecektir.
Maddi Hasarlı Kazalarda Uzlaşma Mekanizması
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Trafik alanında yaptığımız yeniliklerin başında, işlemlerin kolaylaştırılmasına yönelik olarak maddi hasarla sonuçlanan trafik kazalarında tarafların trafik polisi beklemeden uzlaşarak tutanak tutmalarına imkân sağlayan düzenleme gelmektedir.
Projenin uygulanmaya başlandığı 01 Nisan 2008 tarihinden 30 Eylül 2010 tarihine kadar olan 30 aylık dönemde meydana gelen 2 milyon 305 bin 87 maddi hasarlı trafik kazasından         1 milyon 814 bin 768’inde taraflar anlaşarak kendi aralarında tutanak düzenlemişler, 490 bin 319 kazaya ise trafik ekiplerince müdahale edilmiştir.
Başka bir ifade ile maddi hasarlı kazaların % 78.7’si anlaşma ile sonuçlanmıştır. Böylece, vatandaşlarımızın gereksiz işgücü ve zaman kaybı önlenmiş, diğer taraftan da personelimizin kaza tahkiki ile ilgili iş yükü azaldığından, asli görevi olan denetim hizmetlerine daha fazla ağırlık verme imkânı bulunmuştur. 
 
Yeni Karayolları Trafik Kanunu Çalışmaları
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
 13.10.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu günümüz şartlarını ve her geçen gün büyüyen ve artan makul ve hukuki talepleri karşılayamadığı gibi birçok hükmü, temel ceza kanunlarıyla da çelişir hale gelmiştir. 
 Teknoloji ve bilişim alanındaki gelişmeler ve devam etmekte olan Avrupa Birliği müzakereleri nedeniyle de karayolu trafiği alanında yeni yasal düzenlemelere gidilmesi zorunluluğu doğmuştur.
Bu mülahazalarla; ilgili Bakanlıklarımız, trafikle ilgili görev, yetki ve sorumluluklar üstlenen kamu kurum ve kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerimizin de görüşleri alınarak ihtiyaçlar ve sorunlar belirlenmiştir.
Başta Avrupa Birliği’ne üye devletlerin mevzuatları olmak üzere, uluslararası anlaşma ve sözleşmeler incelenmiş ve temel kanunlar da dikkate alınarak Bakanlığımız bünyesinde oluşturulan bir komisyonca, 50 çerçeve maddeden oluşan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Taslak hazırlanmıştır.
Amacımız;
Ø     Etkin bir trafik güvenliği sağlamak,
Ø     Sürücü eğitimini, kalitesini ve standardını geliştirmek,
Ø     Yayaların hukukunu gözetmek ve korumak,
Ø     Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu Karayolu Trafiği Sözleşmesi ve Avrupa Birliği mevzuatına uyum sağlamak,
Ø     Etkin denetim, adil uygulama ve caydırıcı yaptırımlar getirmek,
Ø     Trafik kolluğunun, belediyelerin ve ilgili diğer kurum ve kuruluşların görev, yetki ve sorumluluklarını yeniden belirlemek,
Ø     Belediye sınırları içinde ticari amaçla yapılan yolcu taşımacılığı hizmetlerini düzenlemek ve disiplin altına almak,
Ø     Araç tescil ve sürücü belgesi işlemlerindeki bürokrasi, kırtasiyecilik, zaman ve maddi kayıpları en aza indirmek,
Ø     Elektronik denetim sistemlerini yaygınlaştırmaktır.
Trafik Hizmetleri Alanındaki e-Devlet Hizmetleri
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Araç tescil ve sürücü belgesi düzenleme sistemimizin güvenilir, Avrupa Birliği ve e-Devlet normlarına uygun bir yapıya kavuşturulması ve bu işlemlerin elektronik ortamda on-line olarak yapılması, tescil belgesi ve sürücü belgelerinin ilgililerin adreslerine gönderilmesi amacıyla “Araç Tescil ve Sürücü Belgesi İşlemlerinin Elektronik Ortamda Online Olarak Yapılması Projesi” başlatılmıştır.
Bu kapsamda; Emniyet Genel Müdürlüğümüz PolNet sistemi aracılığıyla; Maliye Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü (KPS, AKS),Türkiye Sigorta Ve Reasürans Şirketleri Birliği (TRAMER) ve Türkiye Noterler Birliği kurum ve kuruluşların bilgisayar veritabanlarının güvenli bir şekilde on-line olarak birbirleriyle irtibatlandırılması sağlanmıştır.
Noterde satış işlemi tamamlanan aracın tescil belgesi, vatandaşlarımızın talebine bağlı olarak PTT (APS) yoluyla ikamet adreslerine gönderilebildiği gibi, talebi halinde en yakın trafik tescil kuruluşundan elden de teslim alınabilmektedir.
Araç satış, devir ve tescil işlemleri önceki uygulamada ortalama 3 iş günü içerisinde tamamlanırken, bu yeni uygulamayla en fazla 5 dakikada sonuçlandırılmaktadır.
Araç satın alacak vatandaşlarımızın önceki uygulamada, satış ve tescil işlemleri için birçok kurum ve kuruluşa (Vergi daireleri, noterler, şoförler odaları, trafik müşavirleri, trafik tescil kuruluşları) gitmeleri gerekirken, bu yeni uygulama ile bu işlemler için başka bir kurum veya kuruluşa müracaat etmeksizin, e-devlet hizmetlerine uygun şekilde tek noktada, en az masrafla (23,6 TL) ve en kısa sürede sonuçlandırılması sağlanmıştır.
Eskiden aylık ortalama 142.000 araç satışı ve tescili yapılırken, yeni uygulamada %114 lük bir artışla aylık ortalama 304.000 aracın satışı ve tescili yapılmaya başlanmıştır.
Emniyet Genel Müdürlüğümüz tarafından geliştirilen yeni sistem sayesinde, vatandaşlarımızın emniyet ve noter gibi değişik kurum ve kuruluşlara müracaat etmesi gerekmeksizin işlem yapılmasına imkân sağlanmıştır.
Projenin ikinci el araçların satış, devir ve tescil işlemlerinin elektronik ortamda yapılmasını düzenleyen kısmı 01.05.2010 tarihinden itibaren uygulamaya geçirilmiştir. Projenin yeni (sıfır) araçların tescil işlemleri ile sürücü belgesi verilmesi işlemleri bölümlerinin de 2011 yılı içerisinde faaliyete geçirilmesi hedeflenmektedir.
Otoyolların Denetimi
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Ülkemizde 1980’li yıllardan itibaren otoyol yapımına ağırlık verilmesi ile birlikte Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüklerimiz bünyesinde ‘’Otoyol Büro Amirlikleri’’ oluşturulmuş, ancak yeterince etkin çalışma sağlanamamıştır.
 Bizim hükümetimiz döneminde yapılan yoğun çalışmalarla, 19 ilimizin sınırları içerisinde kalan otoyol uzunluğu 2.100 Km’ye ulaşmış, yapımı devam eden yol kesimlerinin hizmete açılması ile birlikte bu uzunluk 2.336 Km’ye ulaşacaktır.
Otoyollardaki denetimi artırmak amacıyla Bakanlık olarak 2009 yılı içinde kapsamlı bir çalışma başlattık.
Vatandaşımızın trafik kazalarındaki can ve mal kaybının en aza indirilmesine yönelik olarak Otoyol Polisi uygulamasına hız verdik.
Artık, Otoyol Polisi uygulamalarıyla trafik düzeninin sağlanması ve trafik kazalarının önlenmesi konusunda ciddi şekilde tedbirler alacağız, çözümler üreteceğiz.
Standardı ve hız limitleri yüksek olan devlet karayollarında ve otoyollarımızda trafik denetimlerinin etkinliğinin ve verimliliğinin arttırılması amacıyla;
Ø     Trafik hizmetlerinde çalışan personelin mesleki bilgi ve becerilerinin artırılması amacıyla 2010 yılı Ocak-Eylül ayları arasında toplam (8911) personel çeşitli konularda hizmet içi eğitime tabii tutulmuştur.
Ø     Ayrıca, yapılacak olan alımlarla, trafik kazalarının en önemli nedenlerinden olan hız ihlallerinin azaltılmasında, istatistiksel verilere dayanarak belirlenen noktalarda sabit radar sistemleri ve elektronik denetleme sistemlerinin kurulması planlanmaktadır.
Özetle, trafik kazalarının meydana geldiği noktaların sabit radarlar ve elektronik denetleme sistemleri ile sürekli denetim altında tutulmasıyla sürücülerin hız sınırlarına uyması sağlanarak, aşırı hızdan kaynaklanan ölümlü, yaralanmalı ve maddi hasarlı kazaların önlenmesi veya söz konusu kazalar neticesinde meydana gelecek zararların en asgari düzeye çekilmesi hedeflenmekle birlikte trafikte denetimsiz, kontrolsüz alanları azaltmak için her türlü tedbiri almakta kararlıyız.
İlk Yardımda Polis Projesi
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de herhangi bir nedenle yaralama ve ölüme sebep olan kaza, doğal afet ve diğer tüm olaylarda; olay yerine ilk giden görevlilerin polis ekipleri olduğu bilinmektedir. Bu nedenle, olay yerine ilk giden polis görevlilerinin olaya dair ilk yardım görevi, tıbbi müdahale sağlayan sağlık personelinin müdahalesi kadar önem arz etmektedir.
Bu gerçekten hareketle, ilk yardım konusunda yaşanan sorunların çözümüne önemli katkı sağlayacağı düşünülen kaza ve benzeri olaylar sonrası polis görevlilerince bilinçli ve profesyonelce gerçekleştirilecek bir ilk yardım müdahalesinin yapılmasını kapsayan “İlk Yardımda Polis Projesi” hayata geçirilmiştir.
Proje çerçevesinde; ülke genelinde toplam 42 yeni “İlk Yardımda Eğitim Merkezi” oluşturularak, bu kapsamda öncelikle polis teşkilatının amir ve memur yetiştirilmesinde öncü rol alan Polis Akademisi, PMYO, POMEM, okullarında, mesleki temel eğitim kapsamında ilk yardım eğitimleri verilmekle birlikte, halen alanda görev yapan tüm teşkilat mensuplarına da bu eğitimlerin verilmesi hedeflenmiştir.
  Bu proje, yetersiz ilk yardımdan kaynaklanan can kayıplarını ve sakatlanmaları önemli oranda azaltmakla birlikte, Emniyet Teşkilatının sosyal sorumluluk alanında yürüttüğü önemli projelerden biri olarak, polisin toplum nezdinde yükselen imajına da olumlu katkı sağlayacaktır.
İşkence ve Kötü Muamelenin Önlenmesi
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Hükümet olarak hedefimiz, hiçbir işkence vakasının olmadığı bir Türkiye’dir. Bu hedefe ulaşmak için “İşkenceye sıfır tolerans” politikası kararlılıkla uygulanmaktadır.
Bu alanda, hukuki ve cezai müeyyidelerin yanında, hatta bundan daha önemlisi, insanlık suçu olan işkenceye karşı toplumsal farkındalığın ve bilincin geliştirilmesi çok büyük önem taşımaktadır.
Özetle bu konuda bir zihniyet dönüşümüne de ihtiyaç vardır.
Değerli arkadaşlarım, işkence ve kötü muamelenin önlenmesi amacıyla Hükümet ve İçişleri Bakanlığı olarak aldığımız tedbirlerden, yaptığımız çalışmalardan kısaca bahsetmek isterim.
Ø     Yeni Türk Ceza Kanunu ile işkence suçunun tanımı yeniden düzenlenmiş, kapsamı genişletilmiş, verilen cezaların ertelenemeyeceği ve paraya çevrilemeyeceği hükümleri getirilmiş, daha önce 8 yıla kadar olan temel ceza 12 yıla çıkartılmıştır.
Ağırlaştırıcı sebeplerle bu suça öngörülen cezalar 30 yıla kadar çıkarken, işkence sebebiyle ölüm meydana gelmesi halinde, idam cezası yerine ikame edilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür.
Ø     Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu ile; yakalama, arama, el koyma, vücudun muayenesi ve gözaltına alma gibi temel hak ve özgürlüklere yönelik tedbirler yeniden düzenlenmiş, bu tedbirlerin uygulanmasında adli mercilerin etkinliği artırılmıştır.
Ø     Ayrıca ilgili kanunların ikincil mevzuatı olan Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği, Ceza Muhakemesinde Beden Muayenesi, Genetik İncelemeler ve Fizik Kimliğin Tespiti Hakkında Yönetmelik, Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği çıkarılarak yürürlüğe konulmuştur.
Ø     Kolluk birimleri ve personelinin görevini yürütürken uyması gereken Kolluk Etik İlkeleri hazırlanarak yürürlüğe konmuş ve titizlikle uygulanmaktadır.
Ø     İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu bünyesinde, İnsan Hakları İhlal İddialarını İnceleme Bürosu kurulmuştur.
Ø     Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde, İnsan Hakları Şube Müdürlüğü, Jandarma Teşkilatımızda Jandarma İnsan Hakları İhlallerini İnceleme ve Değerlendirme Merkezi kurulmuştur.
Ø     J.Okll.K.lığında 1992-1993 eğitim-öğretim döneminden itibaren; Subay, Astsubay ve Uzman Jandarmalara, insan hakları ayrı bir ders olarak okutulmaya başlanmıştır.
Ø     Bütün kolluğu kapsayacak şekilde 16 Aralık 2009 tarihinde “Kolluk İnsan Hakları Konsepti” ve bu paralelde 10 Mayıs 2010 tarihinde “Jandarma İnsan Hakları Konsepti” hazırlanmıştır.
Ø     Gözaltına alınan şahıslarla ilgili olarak, birinci derecede yakınlarına, varsa avukatlarına bilgi verilmesi, ayrıca talep halinde ilgili makamların bilgilendirilmesi için, Emniyet teşkilatı merkez ve taşra birimlerinde kurulan “Gözaltı İzleme Birimleri”ne işlerlik kazandırılmıştır.
Ø     Nezarethane ve ifade alma odalarının insan hakları normlarına ve Avrupa standartlarına uygun hale getirilmesi amacıyla çalışmalar yapılmıştır.
İnsan hakları ihlallerinin engellenmesi, gözaltına alınan şahısların intihar etmeleri veya kendilerine zarar vermelerinin önlenmesi ile insan hakları ihlal iddialarının ortadan kaldırılması amacıyla Dijital Ses ve Görüntü Kayıt Sistemlerinin Kurulması Projesi hayata geçirilmiştir.
2007 yılında başlatılan proje kapsamında İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüklerinin nezarethane ve ifade alma odalarına, dijital görüntü ve ses kayıt sistemleri kurulması işlemi, 2008 ve 2009 yıllarında yapılan yatırımlarla büyük ölçüde tamamlanmıştır.
Emniyet Genel Müdürlüğü bünyesinde ülke genelinde nezarethanelerin tamamı standart hale getirilerek ses ve görüntü sistemleriyle donatılmıştır.
Ø     Nezarethaneler ile ilgili ulusal ve uluslararası standartları ortaya koymak maksadıyla, Jandarma Genel Komutanlığı Nezarethane Konsepti hazırlanmış, Jandarma İç Güvenlik Birliklerinde bulunan nezarethanelerin uluslararası standartlara uygun hale getirilmesi çalışmaları 2009 yılı içerisinde tamamlanmıştır.
            Yapılan bütün bu çalışmalarla işkence ve kötü muamele ülke gündeminden düşürülmüştür.
İnsan Hakları Konusunda Eğitim Çalışmaları
Başta mülki idare amirlerimiz olmak üzere, denetim elemanlarımız, emniyet ve jandarma personelimiz insan hakları konusunda yoğun bir hizmet içi eğitimden geçirilmiş olup, bu eğitimler sürekli hale getirilmiştir.
Kolluk görevlilerinin temel mesleki eğitimlerinde “İnsan Hakları” zorunlu dersler arasına alınmıştır. 
Tüm Mülkiye Müfettişlerine bir proje kapsamında yurtiçi ve yurtdışında insan hakları ve soruşturma teknikleri konusunda eğitim verilmiştir.
İnsan Hakları İhlal İddiaları
Değerli arkadaşlarım, yapılan tüm mevzuat değişiklikleri, kurumsal ve fiziki düzenlemeler ve eğitim çalışmalarına rağmen, insan hakları ihlallerine konu olan kamu görevlileri az da olsa bulunabilmektedir.
Bu kamu görevlileri hakkında gerekli adli ve idari işlemler hiçbir müsamahaya yer vermeyecek şekilde yürütülmektedir.
Bakanlığımız tarafından, kollukla ilgili şikâyetlerin daha etkili soruşturulması ve izlenmesi için Genel Kolluk Gözetim Komisyonu kurulmasına ilişkin bir kanun tasarısı TBMM’ye sevk edilmiştir.
Oluşturulması düşünülen bu mekanizmanın amacı, bir yandan vatandaşların insan hakları ihlalleri ile ilgili başvurularının bağımsız bir birim tarafından soruşturulmasının sağlanması, diğer taraftan güvenlik birimlerimiz hakkındaki yersiz iddiaların önüne geçilmesi, aynı zamanda vatandaşlarımızın kolluk birimlerine olan güveninin artırılmasıdır.
Bir kez daha ifade ediyorum, Hükümet olarak, demokratik, çağdaş bir hukuk devletinde asla kabul edilemez olan insan hakları ihlallerinin üzerine şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da büyük bir kararlılıkla gideceğiz. Kamu güvenliği ve düzeninin sağlanmasında, güvenlik ve özgürlük dengesini hassasiyetle korumayı sürdüreceğiz.
Yeni Tip Makinede Okunabilir ve e-Pasaportlar
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
Ülkemiz namına verilen pasaportların uluslar arası standartlara uygun olarak makinede okunabilir ve e-pasaport olarak tanzim edilmesi için yapılan çalışmalar tamamlanarak, günde 10.000 pasaport verilecek sistem kurulmuştur. Yeni tip e-pasaportlar 1 Haziran 2010 tarihinde yürürlüğe konmuştur.
Yeni tip pasaportlarda sahteciliğe karşı alınan önlemlerin yanında tanziminin de daha güvenli hale getirilmesi için merkezi bir tanzim sistemi kurulmuştur. Vatandaşlarımızın bulunduğu il/ilçe pasaport biriminde vermiş olduğu müracaat aynı gün içerisinde tanzim merkezi tarafından tanzim edilmekte ve vatandaşımızın müracaat sırasında verdiği adresine en geç 3-4 gün içerisinde teslim edilmektedir.
Vatandaşlarımızın bulunduğu yerleşim merkezinden pasaport başvurusunu yapabilmesi için 352 Pasaport Birimi hizmet vermektedir. Gerekli alt yapı ve hazırlıklar tamamlanarak diğer İlçe Emniyet Müdürlüklerinde Pasaport Birimi kurulmasına devam edilecektir.
Yeni tip pasaportların yürürlüğe konduğu 01 Haziran 2010 tarihinden bu güne kadar (03.11.2010) 736.546 adet yeni tip pasaport tanzim edilmiştir.
Değerli arkadaşlarım, 5682 sayılı Pasaport Kanunda yapılan değişiklikle;
Yeni tip pasaportların uluslar arası dolaşıma girmesiyle yine uluslar arası kurallar gereği bu pasaportlarda refakat kayıt işlemi ve temdit işleminin kaldırılması yönünde yasal düzenlemeye gidilmiştir.
Diğer yandan Değerli Kâğıtlar Kanunu Genel Tebliği ve Harçlar Kanunu Genel Tebliğinde değişiklik yapılarak 20.06.2010 tarihinden itibaren Pasaport Harçları ve Cüzdan bedellerinde ortalama % 50’ye yakın bir indirim sağlanmıştır.
Örneğin; bir yıl süreli pasaport harcı 180,15.-TL iken 95.-TL’ye, 2 yıl süreli pasaport harcı 304.-TL’den 155.-TL’ye, 3 yıl süreli pasaport harcı 434,80.-TL’den 220.-TL’ye indirilmiş olup, pasaport cüzdan bedelleri de 138.-TL’den 50.-TL’ye indirilmiştir.
  Ayrıca, önceden en fazla 5 yıl süreli pasaport alma imkânı var iken, bu süre 10 yıla çıkarılmak suretiyle hem vatandaşlarımızın daha uzun süreli pasaport alma imkanı sağlanmış hem de pasaportların maliyeti ucuzlatılmıştır.
Yurt Dışı Çıkış Yasağı İle İlgili Son Düzenlemeler
12.09.2010 tarihinde de yapılan halk oylaması ile kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla vatandaşın yurtdışına çıkışları ancak suç soruşturması veya kovuşturması sebebiyle hâkim/mahkeme kararına bağlı olarak sınırlandırılmıştır. Anayasada yapılan bu değişikliğin ilk uygulayıcısı olarak Bakanlığımızca daha önce konulmuş 528 adet yurt dışı çıkış yasağı 28.09.2010 tarihinde kaldırılmıştır.
Ayrıca yurt dışı çıkış yasağını koyan Maliye Bakanlığı ile yapılan çalışmalar ile 71.516 adet amme alacağından dolayı konan yurt dışı çıkış yasağı 08.10.2010 tarihinde kaldırılmıştır. Bu tarihten itibaren hakim/mahkeme kararı olmadan, vatandaşlarımızın yurt dışına çıkışlarına yasak konamayacaktır.
 
YEREL YÖNETİMLERİN GÜÇLENDİRİLMESİ
 
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
 Bugün itibariyle, Türkiye’de 81 il özel idaresi, 2.950 belediye, 34.401 köyümüz bulunmaktadır. 2.950 belediyenin 16’sı büyükşehir belediyesi, 65’i il belediyesi, 143’ü büyükşehir ilçe belediyesi, 749’u ilçe belediyesi ve 1.977’si ise belde belediyesidir.

 

 
 
Halen kadın sığınma evi yapılmakta olan iller; Ankara, Antalya, Bursa, Eskişehir, Gaziantep, İstanbul, İzmir ve Samsundur.
Proje kapsamında 5 ildeki sığınmaevi binası inşaatı tamamlanmış olup kabulleri yapılmaktadır. Eskişehir/Odunpazarı ve Ankara/Keçiören sığınmevi inşaatlarındaki fiziki gerçekleşme %85 seviyesine ulaşmıştır. İstanbul/Zeytinburnu’nda ise arsa problemi sebebiyle inşaatına başlanılamamıştır. Kasım 2010 sonuna kadar inşaatı tamamlanan binalar tefriş edilerek hizmete sokulacaktır. Bina inşaatlarının yanı sıra kadına karşı şiddet konusunda bilinçlenmenin arttırılması amacıyla çok sayıda eğitim faaliyeti de gerçekleştirilmiştir.
Türkiye’de Yerel Yönetim Reformunun Uygulanmasının Devamına Destek Projesi
 Bakanlığımız tarafından yürütülen “Türkiye’de Yerel Yönetim Reformu Uygulamasının Devamına Destek Projesi” 2 Eylül 2009 tarihi itibariyle başlamış olup Kasım 2011 tarihinde tamamlanacaktır.
 Projenin amacı, yerel yönetimlere ilişkin yeni politikanın ve mevzuatın etkin biçimde uygulanmasını sağlamak için; İçişleri Bakanlığı’nın (özellikle de Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü ile valilik ve kaymakamlıkların), yerel yönetim birliklerinin ve yerel yönetimlerin idari kapasitesinin ve bu kurumlar arasındaki işbirliğinin, geliştirilmesi ve güçlendirilmesidir.
 
NÜFUS VE VATANDAŞLIK HİZMETLERİ
 Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
 Vatandaşımıza yönelik temel hizmetlerden birisi de nüfus ve vatandaşlık işlemleridir. Bu alanda son yıllarda Bakanlığımın yaptığı çalışmalarla; kamu hizmetlerinde önemli değişim ve dönüşüm gerçekleştirilmiştir. Bürokrasiyi azaltıcı tedbirleri uygulamaya konulmuş ve iş sürecini hızlandırarak vatandaş memnuniyetini artırılmıştır.
Bakanlığımca MERNİS, Kimlik Paylaşımı Sistemi, T.C Kimlik Numarası uygulaması ve Adres Kayıt Sistemini başarıyla yürütülmektedir.
Bunun yanında Türk vatandaşlığının kazanılması ve kaybına yönelik iş ve işlemlerde süratli bir şekilde yürütülmektedir.
Uygulamaya konulan projeler ile;
Ø     Nüfus sayımı ve tespitlerinde kesin sonuçlar her an ve ilave maliyet gerektirmeksizin alınmaktadır. Böylece vatandaşları evlerine hapsederek yapılan nüfus sayımları tarihe karışmıştır.
Ø     Kamu kurumlarınca kişi kayıtlarına ulaşılabileceğinden, tebligatlar zamanında ve hızlı bir şekilde yapılabilecek ve böylece vatandaşımızın mağduriyeti ortadan kaldırılacaktır.
Ø     Aile hekimliği uygulaması ve tedavi hizmetleri ile okul kayıtları gibi hizmetler Bakanlığımca yürütülen kimlik paylaşımı sisteminden elde edilen veriler ışığında yapılmaktadır.
Ø     Yüksek Seçim Kurulu, seçmen kütüklerinin güncellenmesi ve listelerin oluşturulmasında sistemden yararlanmaktadır.
Kimlik Paylaşımı Sistemi
E-devletin en önemli ayaklarından birisi olan Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi (MERNİS) kapsamında çok önemli iki proje hayata geçirilmiştir. Bunlardan birisi Kimlik Paylaşım Sistemi diğeri ise Adres Kayıt Sistemidir.
Bakanlığımızca uygulamaya konulan Merkezi Nüfus İdaresi Sistemi kapsamında başlatılan T.C. Kimlik Numarası uygulaması ile, birden çok numara kullanılmasına son verilmiş, kurumlar arasında mükerrer işlem yapılmasının önüne geçilmiştir.
Bu konuda artık vatandaşlardan Nüfus cüzdanı sureti ve ikametgah belgesi istenmesi uygulaması sona ermiştir. Artık her kurum bu belgeleri doğrudan sistemden temin edebilmektedir. Bugün itibariyle Kimlik Paylaşım Sistemi’ne bağlanarak hizmet yürüten kurum ve kuruluş sayısı 2970’dir.
Adres Kayıt Sistemi Projesi
2008 yılında adreslerin belli bir standarda kavuşturulması, bilgilerin elektronik ortamda merkezi bir yapı içerisinde güncel olarak tutulması, ilgili kurum ve kuruluşlar ile paylaşımın sağlanması amacıyla Adres Kayıt Sistemi Projesi uygulamaya geçirilmiştir.
Bu sistem ile, kişilerin yerleşim yeri ve diğer adresleri elektronik ortamda güncel olarak tutulmaktadır. Bu bilgiler kimlik paylaşımı sistemi (KPS) ile kamu kurum ve kuruluşları ile bankaların istifadesine sunulmuştur.
Bu yeni sistem ile; kamu kurum ve kuruluşları iş ve işlemlerinde MERNİS veri tabanında bulunan adres bilgilerini kullanma zorunluluğu getirilmiştir.
İkamet belgesinin yerini “Yerleşim Yeri ve Diğer Adres Belgesi” almış, adres beyanları, nüfus müdürlüklerine, adrese dayalı hizmet veren kurumlara, dış temsilciliklere müracaat edilerek yapılır hale gelmiştir.
Muhtarların, Kimlik Paylaşım Sistemi üzerinden belge üretebilmelerine ilişkin çalışmalar sonucunda yaklaşık 21.161 muhtar sisteme dâhil edilmiştir. Teknik altyapısı uygun olan muhtarlıklarımızın da sisteme dahil edilmektedir.
 
Mekânsal Adres Kayıt Sistemi Projesi
Bu proje ile; adres bilgi sistemi ve coğrafi koordinatların birleştirilmesi ve oluşturulan altyapının diğer bilgi sistemlerine entegre edilmesi hedeflenmiştir.
Adres Kayıt Sistemi ile oluşturulan Ulusal Adres Veri Tabanının yönetilebilirliği ve güncellenebilirliğini daha kolay hale getirmek öncelikli hedeflerimizdendir.
Bu kapsamda, dış kullanıcılarca yapılan işlemlerin takip ve denetimini sistem üzerinden yapabilmek ve sistemden yararlanan kurum ve kuruluşların hizmetlerinde etkinliği sağlamak amacı ile adres bileşenlerinin koordinat verisi kazandırarak veri tabanına mekansal nitelik kazandırılması planlanmıştır.
Proje ile metinsel adres bilgilerinin harita tabanlı olması sağlanarak adreslerin harita üzerinde koordinatlandırılması ile verilerin okul kayıtları, telefon, su, elektrik, gaz, 112 çağrı sistemi gibi çalışmaları da daha etkin ve verimli kullanabilmesi mümkün hale gelecektir.
Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Projesi Pilot Uygulaması
Bakanlık olarak yürüttüğümüz önemli projelerimizden birisi de Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Kartı Projesi’dir. Pilot uygulama Bolu İlinde üç aşamalı olarak yürütülmüş ve 1 Kasım 2010 tarihi itibarıyla tamamlanmıştır. 
Pilot uygulaması yapılan bu kartta biyometrik veri olarak “parmak izi” yer almıştır. Pilot uygulamada 220.000 Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı dağıtılmıştır.
2011 yılı içerisinde; vatandaş memnuniyeti, ölçeklendirme, uygulanabilirlik ve sürdürülebilirlik açısından değerlendirme yapılarak tüm vatandaşlarımızı kapsayacak genel uygulama çalışmalarına başlanacaktır.
10 yıllık kullanım ömrüne sahip olacak ve ileri baskı teknikleriyle kişiselleştirilecek olan bu kartta, TÜBİTAK-UEKAE tarafından geliştirilen milli işletim sistemine sahip yonga (chip) bulunacaktır.
Kimlik kartı ile sağlanan hizmetlerde hizmetin özelliğine göre görsel ve elektronik kimlik doğrulama yöntemleri kullanılacaktır. (ICAO) Uluslar arası Sivil Havacılık Örgütü standartları ile Avrupa Birliği uygulamalarındaki görsel güvenlik unsurları kullanılacaktır.
Elektronik kimlik doğrulama yöntemi olarak da sertifika kontrolü, PİN kontrolü, parmak izi kontrolü kurumların ihtiyaçlarına göre kullanılabilecektir.
Yüksek güvenlik özellikleri içeren bu kart; taklit, tahrif ve sahteciliğe izin vermeyecek, şekli ve görüntüsü sayesinde kolay taşınabilecektir. Güvenli elektronik kimlik doğrulama sayesinde kimlik kartı e-devlet uygulamalarının temelini teşkil edecektir. Vatandaşlarımız birçok hizmeti bulundukları yerden kimlik kartı ile alabilir hale geleceklerdir.
Dijital Arşiv Projesi
Bakanlığım ile TÜBİTAK işbirliği içerisinde dijital arşiv konusunda Ar-Ge çalışmalarına başlanmıştır. Bu çalışma ile; Genel Müdürlük ve İl, İlçe Nüfus Müdürlüklerine değişik şekillerde ve standartlarda gelen nüfus dayanak belgelerini elektronik ortamda arşivlemek, kağıt ortamında bulunan belgeleri elektronik belge haline dönüştürmek, dönüştürülen belgelerin ve mevcut belgelerin tanımlanan iş akışları ile dolaşımını yönetmek, bu belgeleri güvenli bir şekilde saklamak ve belge ve bilgi kaynaklarına hızlı ve etkin ulaşım sağlanacaktır.
Böylece nüfus olaylarına ilişkin belgelerin sistem içerisinden elektronik ortamda anlık görülmesini sağlayarak bilginin güvenliği temin edilecek, zaman içerisinde aşınan, zarar gören ya da yok olan belgelerin elektronik ortamda güvenliği sağlanacaktır.
Çevrimiçi Emlak ve İnşaat İzinleri Projesi
Halihazırda inşaat ve yapı ruhsatları ile cins değişikliklerine ilişkin hususlar tapu daireleri ile yerel yönetimler arasında kağıt ortamında yürütülmektedir. 
Ruhsat işlemlerinin tamamen elektronik ortamda yapılabilmesi ve tam anlamıyla denetim altına alınabilmesi için Bilgi Toplumu Stratejisi Eki Eylem Planında 50 nolu Eylem olarak yer almıştır.
Bu proje ile belediyeler, il özel idareleri, organize sanayi bölge idareleri, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünde oluşturulacak olan veri tabanını kullanarak her türlü yapı belgesini elektronik ortamda düzenleyebilecek ve bu bilgiler ilgili kurumların paylaşımına açılacaktır.
e-Vatandaşlık Projesi
e-Vatandaşlık projesi iki aşamadan oluşmaktadır. Birinci aşamada vatandaşlığa alınma ve kaybettirme işlemlerinin elektronik ortamda yürütülebilmesi çalışmaları 2010 yılı sonu itibarıyla tamamlanacaktır.
Projenin ikinci aşamasında ise, nüfus olaylarına ilişkin dayanak belgelerinin kurumlardan elektronik yolla alınması sağlanacaktır. Projenin uygulamaya geçmesi ile doğum, evlenme, boşanma ve ölüm gibi nüfus olayları ilgili kurumlardan doğrudan MERNİS’e tescil edilebilecektir.
 Böylece vatandaşımız açısından bürokratik işlemler en aza indirilecek, zaman ve emekten tasarruf edilerek, hizmette sürat ve etkinlik sağlanacaktır.
DİĞER FAALİYETLER
Sivil Toplum Örgütleri ve Örgütlenme Özgürlüğü
Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,
STK’lar sivil toplumun, katılımcılığın, çoğulculuk ve demokrasinin olmazsa olmazlarıdır; yani demokrasinin vazgeçilmez unsurlarıdır. Bu nedenle Bakanlık olarak sivil toplum örgütlerine büyük önem verdik ve onları destekledik.
Sivil toplumun güçlenmesi ve örgütlenme özgürlüğünün sağlanması amacıyla 2004 yılında 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nu çıkardık. Dernek kurma hakkı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 11. maddesine uygun olarak genişlettik; özel kanunlarında yasaklananlar dışında çocuklar dahil herkesin dernek kurabilmesini sağladık.
Mevzuatta yapılan değişiklikler ve Derneklerle ilgili iş ve işlemlerin Sivil Birimler tarafından yürütülmeye başlanması Dernekleşmede ve derneklerin etkinliğinde çok olumlu gelişmeleri beraberinde getirmiştir.
Eylül 2010 sonu itibariyle ülkemizde toplam dernek sayısı 218.200 adettir. Faal dernek sayısı ise 85.536’dır. Toplam faal derneklerin % 43’ü; yani 36.478’i, 2004 yılında yeni Dernekler Kanunun çıkarılmasından sonra kurulmuştur.
Katılımcı Demokrasi ve Aktif Vatandaşlık anlayışı çerçevesinde Sivil Toplum Kuruluşlarının kamu karar alma mekanizmalarında daha çok yer alabilmeleri ve etkin olabilmeleri için hem Kamuya hem de Sivil Toplum Kuruluşlarına yönelik eğitim, bilinçlendirme ve rehberlik faaliyetlerimiz devam etmektedir.
Bu kapsamda 2010 yılı içinde illerde yapılan çalışmaların dışında, Dernekler Dairesi Başkanlığımızca dokuz İlimizde bin beş yüzü aşkın dernek yöneticisinin katılımıyla rehberlik eğitimi toplantıları yapılmıştır.
Derneklerle ilgili bir diğer çalışmada Dijital Arşiv Projemizdir. Bu proje ile Türkiye’nin Sivil Toplum hafızası (dernekler boyutuyla) elektronik ortama aktarılmaktadır. Tamamlanma aşamasına gelen proje ile, arşivlerimizde yer alan, 218 bini aşkın faal ve gayrifaal dernek dosyası içerisindeki yaklaşık 21 milyon evrak taranıp indekslenerek dijital ortama aktarılmıştır.
Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü arşivlerinde bulunan Osmanlıca metinlerin de aynı yöntemle elektronik ortama aktarılmasıyla, Osmanlı dönemi dahil “Sivil Toplum Hafızamız”, derneklerimizin ve bu konuda çalışma yapmak isteyen araştırmacılarımızın “bir tık mesafesinde” hizmetine sunulacaktır.
 
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununda Değişiklik
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanımının daha demokratik temele dayandırılması amacıyla 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nda gerekli değişiklikler yapılmıştır.
Ayrıca 22.07.2010 tarihinde bu kanunda yapılan değişiklikle “Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılarak direnme suçunu veya katıldıkları toplantı ve gösteri yürüyüşleri sırasında propaganda suçunu işleyen çocuklar hakkında bu suçlara bağlı olarak ayrıca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun 2 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uygulanmaz.” Hükmünü getirdik.
Bu yeni düzenlemelerle, vatandaşlarımız daha rahat kendilerini ifade edebilmekte ve tepkilerini daha rahat ortaya koyabilmektedirler. Çocuklarımızda bu eylemleri nedeniyle terör suçlusu ve örgüt mensupları gibi cezalandırılmaktan kurtarılmıştır.
Bu ve benzeri çalışmalarımız 2011 yılında artarak devam edecektir.
Entegre Sınır Yönetimi
Ülkemizin hem Avrupa Birliği üyeliği hem de sınırlarımızın güvenliği açısından önem arz eden entegre sınır yönetimi konusunda çok önemli çalışmalar gerçekleştirdik.
 Bakanlık olarak 2003 yılında bir “Strateji Belgesi” yayınladık. Bu belgede sınırlarımızın İçişleri Bakanlığı’na bağlı, sivil ve profesyonel personele sahip yeni bir kolluk teşkilatı tarafından korunması öngörülmektedir. 2006 yılında bu konuyla ilgili yapılacak çalışmaları detaylandıran bir “Eylem Planı” hazırlanarak Sayın Başbakanımızın onayıyla yürürlüğe girmiştir.
Bakanlar Kurulu kararı ile yayımlanan 2008 yılı Ulusal Programında “Türkiye’nin tüm sınır kapıları ile yeşil ve mavi sınırlarında görev yapmak üzere profesyonel bir sınır güvenlik teşkilatının kurulması ile ilgili çalışmalar yapılması” ve buna ilişkin yasal düzenlemelerin 2010-2011 döneminde tamamlanması gerektiği belirtilmektedir.
Entegre Sınır Yönetimi, ülkemizin sınır ve iç güvenliği için fevkalade önemli bir konudur. Kurulacak teşkilatın sivil bir otoriteye bağlı olması ve bu işin uzman kişilerce yürütülmesi esas alınmaktadır.
Entegre sınır yönetimiyle ilgili olarak ulusal ve uluslar arası belgelerde yer alan hedeflerin gerçekleştirilmesini sağlamak amacıyla strateji ve politika geliştirmek, kamu ve kurum ve kuruluşlarınca yerine getirilmesi gereken hususların uygulanmasını izlemek ve değerlendirmek, üst düzeyde koordinasyon ve işbirliğini gerçekleştirmek görevlerini yürütmek üzere 2010/15 sayılı Başbakanlık Genelgesiyle Entegre Sınır Yönetimi Koordinasyon Kurulu oluşturulmuştur.
Öte yandan sınırlarda görevli kurumlarımızın hem idari hem de teknik kapasitelerinin geliştirilmesi için projeler uyguladık. Bu kapsamda “Entegre Sınır Yönetimi Aşama 1” ve “Aşama 2” projeleri başta olmak üzere Avrupa Birliği kaynaklarından yararlanarak, hem mevcut uygulamalarımızın AB ile uyumlaştırılması sağlanmakta hem de kurumlarımız teknik malzeme alımı yoluyla desteklenmektedir.
 
İltica ve Göç
Türkiye bulunduğu coğrafi ve stratejik konumu nedeniyle, tarih içerisinde önemli göç ve iltica akınlarıyla karşı karşıya kalmıştır, kalmaya da devam edecektir. Ülkemiz, son yıllarda göç yolları üzerindeki bir geçiş ülkesi olma konumunun yanında, hedef ülke konumuna da gelmiştir.
Ülkemize 2009 yılında 6.734 yabancı iltica/sığınma başvurusunda bulunmuş iken 2010 yılında bu sayı 21.10.2010 tarihi itibarıyla 5.611 kişiye ulaşmış ve ülkemizdeki toplam sığınmacı sayısı ise 20.365 kişiye ulaşmıştır.
2009 yılında ülkemize giriş yapan yabancı sayısı 25.529.375, düzenlenen ikamet izni sayısı 163.326 dır.
Son 16 yılda 811.891 yasadışı göçmen, son 5 yılda da 4.943 yasadışı göç organizatörü yakalanmıştır.
Ülkemiz, uluslararası yükümlülüklerini gözeterek göç ve iltica alanındaki mevzuatı ve idari kapasitesini iyileştirme çabası içerisindedir. Bu çerçevede yürürlükteki mevzuatta değişiklikler yapılmış ve bu çerçevede 2005’te İltica ve Göç Ulusal Eylem Planı kabul edilmiştir.
Yine bu alanda önemli AB projeleri gerçekleştirilmiş, bir kısmı halen gerçekleştirme aşamasındadır. 12 milyon Avro bedelli “Menşe Ülke ve İltica Bilgi Sistemi Kurulmasını Sağlama Projesi” Mayıs 2010 içerisinde tamamlanmıştır.
62.400.000 Avro bedelli “Kabul ve Barınma Merkezlerinin Oluşturulması Projesi” ve 19.500.000 bedelli “Geri Gönderme Merkezleri İnşa Projesi” devam etmektedir. Bu projelerle 7 ilimizde (Ankara, İzmir, Kayseri, Gaziantep, Erzurum, Van ve Kırklareli) kabul ve barınma, 2 ilimizde de (Ankara, Erzurum) geri gönderme merkezi inşa edilecektir.
Tüm bu çalışmaların yanında kapsamlı bir göç ve iltica politikası, mevzuatı ve bu alanda uzmanlaşmış bir kurumumuz bulunmamaktadır. Bu alandaki hizmetler, gelişmiş ülkelerde uzmanlaşmış kurumlar tarafından verilmektedir.
Göç ve iltica konusu, Avrupa Birliği müzakere sürecinde 24. Fasıl kapsamında önemli bir yer tutmaktadır. Bu nedenlerle göç ve iltica alanında, taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere ve AB müktesebatına uyumlu bir gerekli hukuki ve kurumsal yapının oluşturulmasına yönelik çalışmaları yürütmek üzere Bakanlığıma bağlı bir büro oluşturulmuştur. Bu büro tarafından Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu Tasarısı Taslağı hazırlanmıştır. Tasarı Bakanlıkların görüşüne sunulma aşamasındadır. Tasarı, yabancılar ve iltica konuları ile göç ve iltica alanında uzmanlaşmış bir birim oluşturulması konularını içermektedir.
Bu kanun tasarısıyla; ülkemizin göç ve iltica mevzuatı ile idari sistemi, uluslararası insan hakları normlarına ve AB müktesebatına uyumlu hale getirileceği gibi, göç ve iltica alanlarında ihtiyaç duyduğumuz hukuki, idari ve fiziki altyapıya kavuşmamız sağlanacaktır.
e-İçişleri Projesi
Vatandaşa daha kaliteli ve hızlı hizmet sunabilmek, vatandaş odaklı devlet anlayışına ulaşmak için katılımcı, şeffaf, etkin ve basit iş süreçlerine sahip olmak temel önceliğimizdir.
Bu amaçla, hayata geçirilen e-Devlet uygulamalarında önemli bir yere sahip olan MERNİS, Türkiye Cumhuriyeti Kimlik Numarası, Kimlik Paylaşımı Sistemi ve Adres Kayıt Sistemi gibi projelerin yanında, uygulamaya geçirilen çok önemli bir projemiz de e-İçişleri Projesi’dir.
İl özel idarelerinin katkılarıyla Vilayetler Hizmet Birliği tarafından 2005 yılında başlatılan projenin; 81 İl Valiliği, 892 İlçe Kaymakamlığı, 81 İl Özel İdaresi ve 21 Merkez birim olmak üzere toplam 1125 birim tarafından kullanılmaktadır.  
Bu kapsamda, Eğitim Dairesi Başkanlığınca Mülki İdare Amirleri, Genel İdari Hizmetler ve diğer personel olmak üzere 2660 personele e-İçişleri projesi eğitimi verilmiş ve bu sayede projenin personel alt yapısı hazır hale getirilmiştir.
Proje ile; bakanlık, valilik, kaymakamlık ve il özel idarelerinin bütün iş ve işlemleri ile evrak akışı kâğıtsız ortamda elektronik olarak yapılacak ve bütün veriler elektronik arşivde tutulacaktır. Bugün itibariyle pilot olarak seçilen tüm merkez birimlerimiz ve 31 il Valiliği ile bunlara bağlı kaymakamlıklar, il özel idaresi genel sekreterlikleri ve ilçe özel idareleri kendi aralarında tamamen elektronik ortamda yazışmaktadırlar.
2011 yılı itibariyle bütün merkez ve taşra birimlerimiz bütün iş ve işlemlerini bu Proje sayesinde sadece elektronik ortamda gerçekleştirilmesi planlanmaktadır. 2011 yılında merkez ve taşra teşkilatının donanım ve ağ altyapısı güçlendirilecek ve projenin daha verimli kullanılması sağlanacaktır.
Projeye ait kaynak kodlar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile de paylaşılmış, ülkemizde ilk kez iki Bakanlık arasında elektronik yazışma başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Projeye ait kaynak kodlar kamu yararı düşünülerek talepte bulunan bütün Kamu Kurum ve Kuruluşları ile maddi kazanç düşünülmeden paylaşılacaktır. Böylelikle Bakanlığımız diğer Bakanlıkların ve kurumların merkez ve taşra teşkilatlarına bir otoyol görevi üstlenerek ülkemizin e-Devlet dönüşümüne büyük katkı sağlayacaktır.
Proje içerisinde yer almakta olan Vatandaş Odaklı Hizmetler kapsamında Başbakanlık Tek Adımda Hizmet Genelgesi çerçevesinde elektronik ortamda hizmetlerin verilebilmesi için 10 Kurumla bilgi alışverişi için protokoller imzalanmış ve bilgi paylaşımı başlatılmıştır.
Projede ortalama olarak günlük yaklaşık 15.000 adet evrak üretilmekte olup tamamen elektronik ortamda çalışmaya geçildiğinde; sadece yıllık postalama masrafı olan yaklaşık 4.320.000 TL, evrakın üretimi için gerekli olan kırtasiye, iş gücü, enerji ve sarf malzemelerinden ise yaklaşık 4.100.000 TL tasarruf sağlanacaktır.
Projenin kullanımını ve üretilen evrakın güvenilirliğini sağlamak için 25.435 kullanıcıya elektronik imza temini için TÜBİTAK ile anlaşma yapılmış bugün itibariyle 15.000 kullanıcıya elektronik imzaları teslim edilmiştir.
Proje, bugün itibariyle toplam 143 Modülden oluşmakta, halen 116 modül kullanılmakta olup 2011 yılı sonunda bütün modüllerin uygulamaya açılması planlanmıştır.
112 Acil Çağrı Merkezleri Projesi
Ülkemizde farklı acil çağrı durumları için (yangın, sağlık, güvenlik-asayiş) hâlihazırda farklı hizmet numaraları kullanılmaktadır. Acil durum çağrısı yapma ihtiyacı halinde vatandaşlarımız birden çok numarayı bilmek durumunda kalmaktadır.
Ayrıca, her servisin hizmet kalitesi farklılık göstermekte, kurumlar arasında koordinasyon eksikliği nedeniyle servisler arasında çoğu zaman irtibat kurma zorluğu yaşanmaktadır.
Bu durum olaylara müdahaleyi geciktirmekte, zaman ve kaynak israfına yol açmaktadır. Bu sakıncayı gidermek ve birden fazla olan acil çağrı numaralarının, Avrupa ülkelerinde de olduğu gibi tek numara (112) altında toplanması amacıyla Bakanlığımız koordinesinde 112 Acil Çağrı Merkezleri Projesi yürütülmektedir.
Yurt genelinde gerek güvenlik gerekse acil durumlara müdahalede sürat ve etkinliği sağlamak amacıyla Bakanlığımız bünyesinde yürüttüğümüz 112 Acil Çağrı Merkezleri Projesi kapsamında Antalya ve Isparta illerimizde sürdürülen pilot uygulama tamamlanmıştır.
2011 yılında 9 ilimize daha (Mersin, Konya, Burdur, Muğla, Afyonkarahisar, Karaman, Aksaray, Niğde ve Denizli) uygulamanın yaygınlaştırılması planlanmaktadır.
Proje kapsamında Eğitim Dairesi Başkanlığımız tarafından 192 personele 112 Acil Çağrı Merkezleri eğitimi verilmiş ve yapılan plan dahilinde konuyla ilgili eğitim faaliyetleri devam etmektedir.
Hükümet Konakları
İçişleri Bakanlığı’nın kullanımında olan hükümet konaklarının yapımının programlanması, satın alınması, kiralanması ile onarımlarının yapılmasına konu ödenekler 2009 ve 2010 yıllarında İçişleri Bakanlığı bütçesinde yer almıştır.
Ancak 2011 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısında söz konusu ödenekler Maliye Bakanlığı Bütçesine konulmuştur. Bu uygulama ile devam eden işlemlerin takibi ve ihtiyaçların planlanması için yapılan çalışma el değiştirecek ve süreçte aksama yaşanacaktır.
Hükümet Konakları Vali ve Kaymakamların yönetimindedir. İhtiyaçların en iyi şekilde kullanıcılar tarafından tespit edilebileceği aşikârdır.
2009 yılında 12 Hükümet konağı tamamlanmış, 2010 yılında 14 Hükümet Konağı’nın tamamlanması hedeflenmiş, tamamına yakını onuncu ay itibarı ile tamamlanmıştır.
2011 yılında tamlanması planlanan 50 adet Hükümet konağı vardır. Bu nedenle 2011 yılı için tahsis edilen ödeneklerin Bakanlığımız bütçesinde yer almasını sağlamaya yönelik önergemiz Komisyon Başkanlığımıza verilecek olup, tüm üye arkadaşlarımın desteğini beklemekteyiz.
 
2011 BÜTÇE RAKAMLARI
 
Sayın Başkan ve değerli üyeler,
Şu ana kadar Bakanlığımızın 2010 yılı içerisinde yapmış olduğu ve önümüzdeki yıllarda yapacağı çalışmaları özet niteliğinde aktarmaya çalıştım.
 Şüphesiz, devletimizin halka dönük yüzü olarak, toplumsal alanın hemen her aşamasında sunulan hizmetler ve gerçekleştirilen çalışmalarda Bakanlığımıza önemli görev ve sorumluluklar düşmektedir.
Sizlerin de malumunuz üzere, bu görev ve sorumlulukların layıkıyla yerine getirilebilmesi ancak yürütülecek faaliyetlerin finansman giderlerinin genel bütçe çerçevesinde karşılanmasıyla mümkündür.
Bu noktada İçişleri Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşların 2011 yılı Bütçe Tasarısında öngörülen rakamlar hakkında bilgi vermek istiyorum.
2011 Merkezi Yönetim Bütçe Kanun Tasarısında Bakanlığımıza 2 milyar 252 milyon 16 bin TL ödenek ayrılmıştır. Bu durumda 2010 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu ile Bakanlığımıza tahsis edilen 2 milyar 463 milyon 466 bin TL ödeneğe göre % 8,5 azalış vardır.
Ancak 2011 yılında daha önce Bakanlığımız teşkilatında faaliyet gösteren Sivil Savunma Genel Müdürlüğü 5209 sayılı kanun ile kapatılmış, görevleri ve bütçesi Başbakanlık bünyesinde yeni teşkilatlanan Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığına devredilmiştir. Ayrıca, Bakanlığımızca yürütülen bazı faaliyetlerin ödenekleri de bütçemizde yer almamıştır. Bu değerler bir önceki yıla göre sabitlenirse Bakanlığımız bütçesinde reel anlamda %13 artış gerçekleşmiştir.
Bağlı birimlerimizden;
Yeni kurulan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı 2010 yılı ihtiyaçlarını Maliye Bakanlığı yedek ödeneğinden sağlanan 6.580.000 TL ile karşılamakta olup anılan ödeneğin şu ana kadar 2.093.555 TL’si harcanmıştır. 2011 yılı bütçesi için ise             14 milyon 666 bin TL,
Emniyet Genel Müdürlüğümüzün bütçesi bir önceki yıla göre % 23 artışla 10 milyar 578 milyon 334 bin 400 TL,
Jandarma Genel Komutanlığımızın bütçesi bir önceki yıla göre % 17 artışla 4 milyar 566 milyon 661 bin 600 TL,
Sahil Güvenlik Komutanlığımızın bütçesi ise bir önceki yıla göre % 14,6 artışla 316 milyon 246 bin 500 TL,
Olarak öngörülmüştür.  
Ancak Sahil Güvenlik Komutanlığın bütçesi işletme, bakım ve idameler ile Sahil Gözetleme Radar Sistemi projesini karşılamakta yetersiz kaldığından, Sahil Güvenlik Komutanlığına 2011 yılında ilave kaynak ayrılması gerekmektedir.
Bütçemiz değerli komisyonunuzun tasviplerine mazhar olduğu takdirde, bize tahsis edilecek olan kaynakların, Bakanlığımızın görev alanında bulunan hizmetleri yerine getirirken, en tasarruflu ve hizmete en uygun biçimde kullanılması yönünde her türlü gayret gösterilecektir.
Şahsım ve bakanlığım adına hepinize teşekkür ediyorum.
2011 yılının ülkemize ve milletimize hayırlar getirmesini temenni ediyor, yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum.”
1924 yılında, Türkiye nüfusunun % 85’i köylerde, % 15’i şehirlerde yaşamaktaydı. Ancak bugün, Ülkemizdeki nüfusun % 82,6’sı belediye sınırları içerisinde, % 17,4’ü belediye sınırları dışında yaşamaktadır.
 Zaman içinde ülkemizin sosyal yapısı, ekonomik yapısı, demografik yapısı ve kültürel yapısında köklü değişimler yaşanmıştır. Bütün bu değişimlere bağlı olarak AK Parti iktidarı ile birlikte Türkiye’de kamu yönetiminde kapsamlı bir reform çalışması başlatılmıştır.
Bu reform çalışmalarının en önemli ayaklarından birisini de mahalli idarelerle ilgili olarak gerçekleştirilen yasal düzenlemeler oluşturmaktadır. Yaptığımız bu çalışmalarla belediyeler ve il özel idarelerinin yetki alanları genişletilmiş, vesayet denetiminin kapsamı asgariye indirilmiş, gelirleri artırılmıştır.
 
        Mahalli idarelerle ilgili olarak reform süreci içinde 2005 yılından bugüne;
 
Ø 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu,
Ø  5393 sayılı Belediye Kanunu,
Ø  5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanunu,
Ø 5355 sayılı Mahalli İdare Birlikleri Kanunu ve
Ø 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun,
Ø 5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda
Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun,
Ø5779 sayılı İl Özel İdarelerine ve Belediyelere Genel Bütçe Vergi Gelirlerinden Pay Verilmesi Hakkında Kanun,
Çıkarılarak yürürlüğe konmuştur.
Yeni yasal düzenlemelerde; demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hak ve özgürlüklerine önem verme, katılımcılık ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birliğinin ön plana çıkarılması; saydamlık, açıklık, hesap verme sorumluluğu, yerinden yönetim, yetki devri ve yerindelik prensipleri esas alınmıştır.
Yeni mevzuatla merkezi idarece yürütülen mahalli nitelikli kamusal hizmetlerin yerel yönetimlere devri sağlanmıştır. İl Özel İdaresi Kanunu ve Mahalli İdare Birlikleri Kanununda yapılan değişikliklerle de İl Özel İdareleri ve Mahalli İdare Birliklerinin hizmet alanları genişletilmiştir.
Özetle, mahalli idareler alanında yapılan bu değişikliklerle hem bu alanı düzenleyen temel mevzuat çağdaş esaslara göre yenilenmiş hem de mahalli idare sistemimizin uluslararası normlara ve özellikle de Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına uyumu sağlanmıştır.
Yerel yönetimlerin kaynaklarının artırılması Hükümetimiz tarafından kurulduğu günden bu tarafa sürekli bir hedef olarak görülmüş ve bu konuda çıkardığımız kanunla, yerel yönetimlerin mali kapasiteleri önemli oranda artırılmıştır.
Bu kapsamda yerel yönetimlere 2002 yılında 4,7 milyar TL kaynak aktarılırken, 2009 yılında 15,6 milyar TL kaynak aktarılmıştır.
Ayrıca, pay dağıtımında nüfus kriterine ilave olarak gelişmişlik endeksi, kırsal alan nüfusu ve illerin yüzölçümü gibi yeni kriterler getirilmek suretiyle bölgeler arası gelişmişlik farklarının azaltılması da sağlanmıştır.
Mahalli idarelerde personel istihdamı kolaylaştırılmış, nitelikli personel çalıştırılmasına imkân verilmiş ve mahalli idarelerde etkili hizmet sunumunu esas alan bir teşkilat sisteminin kurulması benimsenmiştir.
Köy Kanunu Çalışmaları
En küçük yerel yönetim birimi olan köylerimizin günümüz şartlarına uygun bir yönetim modeline kavuşturulması için hazırladığımız yeni Köy Kanunu Taslağı tüm ilgili kesimlerin görüşlerinin alınmasına müteakip Başbakanlığa tevdi edilmiş olup, Yüce Meclise sunulacaktır.
            Oto Galerini Şehir Dışına Taşınması
Bildiğiniz gibi kent merkezlerinde dağınık vaziyette çalışan ikinci el oto galerileri bir yandan çirkin görüntülere sebep olurken, öte yandan can güvenliği açısından tehlike oluşturmaktadır.
Halkımıza, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevrede, güvenli yaşam hakkı sunmak başta gelen görevimizdir.
Bu konuda Bakanlığımca yayımlanan genelgelerle, Büyükşehir belediyeleri, il belediyeleri ve nüfusu yüz binden fazla olan belediyelerde, ikinci el oto satışı yapan işyerlerinin, yerleşim alanları dışında tespit edilecek mekânlara taşınmalarını sağlayacak tedbirlerin alınması istenmiştir.
Genelgelerimiz ve talimatlarımız doğrultusunda yapılan çalışmalarla, 25 ilimizde oto galerilerinin yerleşim alanı dışına çıkarıldığı, 49 ilimizde çalışmaların devam ettiği, 7 ilimizde oto galerisi olmadığı, bildirilmiştir.
Bu konudaki çalışmaları Bakanlık ve bizzat kendim titizlikle takip ediyorum.
 
KÖYDES Projesi
Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ve en önemli kırsal kalkınma projelerinden biri olan KÖYDES Projesi, kırsal kesimin yol ve içme suyu gibi en temel altyapı hizmetlerinin karşılanmasında çok önemli katkılar sağlamıştır.
         KÖYDES Projesi çerçevesinde 2005-2010 döneminde sağlanan toplam 6,25 milyar TL ödenekle;
                  Ø 33.552 yerleşim birimimize içme suyu getirilmiş,
Ø  60.528 km stabilize yol yapılmış,
Ø  77.092 km asfalt dökülmüş,
Ø  902 adet köprü ve 27.805 adet menfez yapılmış,
Ø  4.463.875 metrekare parke taşı döşenmiştir.
Bu projelerle kırsal kesimde yaşayan vatandaşlarımızın hayat standardı yükseltilmiştir.
Kadın Sığınma Evleri Projesi
Bakanlığımca, ülkemizde kadınların insan haklarının korunmasına katkıda bulunmak ve şiddete uğrayan kadınlara yeterli düzeyde koruma sağlamak üzere, belediyelere kadın sığınma evi kurup işletme konusunda destek vermeyi amaçlayan Kadın Sığınma Evleri Projesi yürütülmektedir.
            Proje, İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğünce, Avrupa Birliği’nin mali, Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA)’nun da teknik desteği ile yürütülmektedir.

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET