Öncekiler Sonrakiler

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM SONRASI TIP FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYE VE ASİSTANLARININ DURUMU

Sağlıkta Dönüşüm başlığı altında yıllardır sürdürülen programın Tıp Fakülteleri ile hastaneleri üzerindeki etkileri Aydın Tabip Odası tarafından yapılan bir açıklama ile duyuruldu. Açıklamada Türkiye’de sağlığa bütçeden %6-7 pay verilmekte bunun ise sadece %10-12’si üniversite hastanelerine gitmektedir. Son 7-8 yılda kişi başı sağlık harcamaları 3 kat artmıştır. Sağlık Bakanlığı hastanelerinin sağlık harcamalarından aldığı pay 5, özel hastanelerin 8, üniversite hastanelerinin payı ise 3 kat arttığı belirtildi.

10 Ekim 2014 Cuma 00:17
SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM SONRASI TIP FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYE VE ASİSTANLARININ DURUMU

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM SONRASI TIP FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYE VE ASİSTANLARININ DURUMU

Sağlıkta Dönüşüm başlığı altında yıllardır sürdürülen programın Tıp Fakülteleri ile hastaneleri üzerindeki etkileri Aydın Tabip Odası tarafından yapılan bir açıklama ile duyuruldu. Açıklamada Türkiye’de sağlığa bütçeden %6-7 pay verilmekte bunun ise sadece %10-12’si üniversite hastanelerine gitmektedir. Son 7-8 yılda kişi başı sağlık harcamaları 3 kat artmıştır. Sağlık Bakanlığı hastanelerinin sağlık harcamalarından aldığı pay 5, özel hastanelerin 8, üniversite hastanelerinin payı ise 3 kat arttığı belirtildi.

Üniversite hastanelerinin en acil sorunları olarak personel ve finans sorunları sayılırken, üniversite hastanelerinin finansal sorunlarının ana nedeni gelir gider arasında %30’u aşan eşitsizlikten kaynaklandığı, sağlık hizmetleri için sadece SGK kaynağı kullanıldığı, SGK’nın da son 7 yıldır SUT fiyatlarını güncellenmemesi nedeni ile %34 düşük fiyatlı hizmet verme durumu, fakat tıbbi malzemelerde %56 ya varan artışlar, üniversitelerin genel hastanelerden %30 daha pahalıya hizmet üretmesi, sadece üniversitelerde yapılan ve bu yüzden SUT kapsamında olmayan yani fatura edilemeyen işlemlerden dolayı %25, global bütçe nedeniyle %18, tam gün yasasından dolayı %40, hastalardan alınan öğretim üyesi katkı payının alınamamasından dolayı %15 gelir kayıplarının hepsi üniversitelerde ciddi gelir azalmasına sebep olduğu ifade edildi. 

Mali açıdan değerlendirmede, artan personel harcamaları, eğitim, yatırım, onarım,bakım ve araştırmaların döner sermayeden ödenmesi, yeni maliyet kalemlerinin ortaya çıkması, toplu mal ve hizmet alamamaktan %25 daha fazla ödeme yapılması nedeniyle döner sermaye üzerinde gider yükü fazlalığı oluştururken, üniversite hastanelerinin gelirleri azalırken giderleri son 4 yıl içinde %100 arttığı, bu nedenlerle üniversite hastanelerinin gelirleri giderlerinin ancak üçte ikisini karşılayabildiği, bugün Türkiye genelinde üniversite hastanelerinin 2.7 milyar TL borcu olduğu hatırlatıldı. 

Hekim sayısı üzerinde durularak, Türkiye’de tıp fakültesi sayısı 86 olup Avrupa ülkeleri arasında nüfus başına düşen tıp fakültesi sayısı bakımından 1. sırada olduğunu, 2007 yılında 4980 olan öğrenci kontenjanı 2014-2015 eğitim yılında 13.500'e yükseldiğini, bu tıp fakülteleri eğitim açısından alt yapısı belirlenmeden, eğitim – öğretim programları ve araştırma faaliyetleri planlanmadan, öğrenci sayıları ve eğitim hizmet dengesi üzerinden akademik kadrolar oluşturulmadan açıldığı, yeterli bilgi ve beceriye sahip birer hekim olarak yetiştiremediğimiz öğrencilerimiz gelecekte halkın sağlığına tehdit oluşturacağına dikkat çekilmektedir. 

Asistanların şu anki durumda hastanelerin tüm iş yükünü omuzlarında taşıyarak rapor imza yetkisi olmayan, hastanelerin en büyük iş üreticisi konumunda iken, eğitime ve araştırmaya vakti kalmayan, eğitimini mesai dışına taşımak zorunda kalan, çalışma şartları emek ücretlendirmesi tamamen sömürü mekanizmalarının en fazla işlediği düzende, hastasına sağlık vermek için gece gündüz çaba sarf eden ancak angaryalardan hastalarına bile uygun vakit ayıramayacak konuma gelen, tüm yaptıklarıyla iş/hizmet üretmesine rağmen işçi kabul edilmeyen ve yasal olarak uzmanlık eğitimi öğrencisi kabul edilmesine rağmen eğitimde alamayan hekim konumunda çalıştığı tespitinde bulunuldu. Asistanların aylık çalışma saati 180 ile 560 saatleri arasında değiştiği, nöbet sonrası izin kullanamadıkları gibi sınırlı bir nöbet parası aldıkları belirtildi. Asistanların en önemli sorunun hak ettikleri nitelikli eğitimi alamama olduğu, tıp fakültelerinin öğrenci kontenjanları artmasına karşın üniversitelerde açılan asistan kadro sayısı son 4 yılda %20 azaldığı, üniversite asistanları aynı işi üretmelerine rağmen sağlık bakanlığı hastanelerinde çalışan asistanlardan daha az ücret aldıkları bildirildi.

Üniversite öğretim üyeleri değerlendirilirken, toplam çalışma sürelerinin 1/3’nü araştırma, 1/3’nü eğitim ve 1/3’nü hizmet için ayırmak zorunda olduğunu, fakat sağlıkta dönüşümle birlikte üniversitelerde eğitim ve araştırmalar dışlandığı, ücretlendirme kapsamı dışına alındığı, hizmet sunumu ön plana çıkarıldığı, kendi yetiştirdiği hekimlerden daha düşük ücretler verilirken, gelir arttırma yolu olarak performansa dayalı ücretlendirme, mesai sonrası daha fazla süreli çalışma yolu gösterildiği belirtildi. Tüm bu nedenlerle Türkiye genelinde tıp fakültelerinde klinik branşlardan ortalama %24 öğretim üyesi ayrılmak zorunda kaldığını, sağlıkta dönüşüm sonrası tıp fakülteleri eğitim öğretim, üniversite hastaneleride personel ve mali açıdan hizmet veremez hale Sağlık Bakanlığı tarafından getirilmiş iken bütün tıp fakültelerinin kurulması planlanan “Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB)” çatısı altında toplanmasına karar verildiği hatırlatıldı. Bu kurumun başkanı Sağlık Bakanı olacağı, bütün tıp fakülteleri üstünde tasarruf hakkına sahip olacağı, borç batağında olan tıp fakültelerinin düze çıkması için seçenek olarak bunun sunulması, tıp fakültelerini piyasaya açacak, tıpkı birer şirket gibi kar amacıyla yönetilmesine yol açacağı öngörüsünde bulunuldu.

Aydın Tabip Odası olarak yapılan öneriler; 
1 – Üniversite hastanelerinin finansal sorunları acilen giderilmelidir. Ayrıca; SUT fiyatları derhal güncellenmeli, SUT dışında üretilen işlemlere değerinde ücret uygulayabilme yetkisi verilmeli, SGK dışı gelirler arttırılmalı, eğitim ödeneği altında genel bütçeden en az %20 ödenek tahsis edilmeli, döner sermaye üzerindeki personel yatırım ve araştırma yükleri kaldırılmalı, üniversite hastanelerinin ücretlendirmelerinde farklılık olmalıdır. 
2 – Yeni tıp fakültesi açılması, öğrenci kontenjan artışı uygulamalarından derhal vazgeçilmelidir. Aksi bir durumda 1-2 yıl sonra binlerce işsiz hekim, niteliksiz sağlık hizmeti sunumu sorunu gündeme gelecektir. Türkiye “hızlandırılmış tıp eğitimi” “kışkırtılmış sağlık hizmeti sunumundan” vazgeçmelidir. Açılmış tıp fakültelerinin alt yapısı, öğretim üyesi kadrosu açıkları giderilmeli, ekonomik, bilimsel, akademik özerklikleri sağlanmalıdır.Tıp eğitiminin tüm tıp fakültelerinde belirli bir standardın üstünde olması için “çekirdek eğitim programları” uygulanmalıdır. 
3 – Üniversitelerdeki asistan hekim kadroları ihtiyaç oranında arttırılmalıdır. Asistanların net görev tanımlamaları yapılmalı, alınan kararlarda söz sahibi olmalı, akademik kurullarda ve hastane yönetimlerinde temsil edilmeli, kararlarda oy hakkına sahip olmalıdır. Bir karar verilmelidir. Sadece öğrenci iseler tek başına çalışmamaları, nöbete kalmamaları ve uygulamalarda öğreticinin yanlarında bulunması gerekmektedir. Eğer aynı zamanda birer çalışan iseler çalışma şartları belirlenen sürelere uymalı ve ücretlendirmede ona göre olmalıdır. Çalışma süreleri maksimum 220 saat olmalı, şiddet ve mobing içermeyen çalışma ortamları sağlanmalıdır. 
4 – Öğretim üyelerinin hak ettiği yaşam standartlarına kavuşabileceği bir ücretlendirme sistemi acilen kurulmalıdır. Öğretim üyelerine özgürce çalışma, özerk üniversite ortamı sağlanmalıdır. Biz Aydın Tabip Odası olarak diyoruz ki ; Üniversitelerden yapılan fedakarlık, geleceğimizden yapılan fedakarlıktır. 

K: AYDIN TABİP ODASI YÖNETİM KURULU


KamudanHaberler

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET