Öncekiler Sonrakiler

DOKTOR SAYISI VE SAĞLIK HİZMETİ

Dr.COŞKUN ÖZDEMİR Çok yinelemek zorunda kaldığımız gerçeklerimiz var ve kronikleşen sorunlarımız...

22 Aralık 2010 Çarşamba 11:50
Doktor Sayısı ve sağlık hizmeti

Politikacılarımız sağlık sorunlarımız konusunda sağlıklı, gerçekçi değerlendirmeler yapamıyorlar. Burada sağa yatkın ideolojilerinin oynadığı rolü önemle vurgulamak lazım. Yöneticilerden "Nereye gidersek halkın doktor istediğini görüyoruz" ya da "Aileler çocukları doktor olsun istiyor", "Ülkemizde ciddi doktor eksikliği var, sayıyı arttırmalıyız" sözlerini yıllardır sıkça işitiriz. Oysa halkın istediği doktor değil, adam gibi ve yeterli bir sağlık hizmetidir ve bunu doktor sayısı ile özdeşleştirmek büyük bir yanılgıdır. Yurdumuzdaki hekim sayısı konusunda da yanlışlık yapılıyor.
Gerçek sayı yaklaşık 110 bin kadardır. Yani cami sayısından fazla. 85 bin camiye sahibiz Türkiye'de. Sanırım İslam ülkeleri içinde rekordur bu sayı. Ama örneğin, İstanbul Ikitelli'de 29 cami varken sağlık tesisi yoktur. Spor salonu, kütüphane de yok. Aslında 110 bin hekim 72 milyon için hiç de az değildir. Eksik olan iyi bir örgütlenmedir, uyum içinde çalışacak sağlık ekibidir, onların en verimli bir şekilde kullanımıdır. Yarım yüzyılı aştı, öğrenciliğimizde hocalarımızdan Türkiye'nin önde gelen ihtiyacının iyi yetişmiş pratisyen hekim ve ilk basamak hekimliği olduğunu dinlemiş ve öğrenmiştik. Bunu bir türlü gerçekleştiremedik. Yıllar önce Londra'da böyle pratisyen hekimler tanımış ve çok gıpta etmiştim Onların kendilerine duydukları güven beni çok etkilemişti.
Bir nörolojik vakayı benimle rahatça tartışabiliyorlardı. 27 Mayıs'ı izleyen yıllarda kabul edilen ve Prof. Nusret Fişek'in gönül verdiği sağlık ocağı modeli ile başlatılan sosyalizasyon, yönetimlerce benimsenmedi. Sağlık ocaklarının her biri; doktoru, hemşiresi, ebesi, laboratuvarı, arabası, şoförü ile 7000 kişiye hizmet götürecek, koruyucu hekimliğe, çevre sağlığına düzenli aşılamaya öncelik verecekti. Bugünkü aile hekimliğinin onun yerine geçtiğini kim ileri sürebilir. Sağlık ocakları yok edilmiş değil...

Ancak o istenen beklenen donanıma sahip değil. Koruyucu hekimlik artık hedefte yoktur. Hastanecilik ve işletme anlayışı ön planda...
Performans uygulaması ile * bir uzman 80-90 hastaya bakıyor. Benzer bir uygulamanın tıp fakültelerine de getirilmek istenmesine söyleyecek söz bulamıyorum. Her mezun uzman olmak istiyor. İnsanlarımız her çeşit sağlık sorununda uzman, doçent, profesör arıyor. Türkiye uzmanını, doçent ve profesörünü iyi kullanabiliyor mu? Onlara, iyi yetişmiş akademisyenlerine bir öğretici, araştırmacı olarak ve hasta bakımı için elverişli bir ortam hazırlayabiliyor mu? Kesinlikle hayır. Fakülte hastaneleri ile özel hastaneleri bir kıyaslayınız, birincileri büyük yoksunluklar içinde bulacaksınız. En iyi hekimler, bilim insanları oradadır ama hem doktorlar hem de hastalar için fakülte hastanelerinin çekiciliği yoktur. Oysa özel hastaneler tertemiz, pırıl pırıl, iktidar bugün eminim her şeyden çok yandaş rektör ve hastane yöneticileri atamalarını nasıl gerçekleştirebilirim diye düşünmektedir. Üniversiteleri nasıl gerçek bilim yuvalan haline getirebilirim kaygısını taşıdıklarını hiç sanmıyorum. Yine Tevfik Fikret ile bitirelim; "Bir gün bu memlekette de sabah olursa Halûk" 

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET