Öncekiler Sonrakiler

SAĞLIK BAKANLIK KHK TEKNİK ANALİZİ

Türk Sağlık Sen tarafından hazırlanan 663 sayılı KHK hakkında en geniş anlamda hazırlanan rapor aşağıda sunulmaktadır.

15 Kasım 2011 Salı 11:24
Sağlık Bakanlık KHK Teknik Analizi

 TÜRK SAĞLIK SEN'İN SAĞLIK BAKANLIĞI VE BAĞLI KURULUŞLARININ TEŞKİLAT VE GÖREVLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAME İLE İLGİLİ RAPOR


GİRİŞ:
 Bilindiği üzere, 14.12.1983 tarih ve 18251 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 181 sayılı Sağlık Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Sağlık Bakanlığının kurulmasına, teşkilat ve görevlerine ilişkin usul ve esasları düzenlemektedir. Ancak, 02.11.2011 tarih ve 28103 sayılı Mükerrer Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname Sağlık Bakanlığının teşkilat yapısı ve görevleri hakkında köklü değişiklikler yapılmıştır.


KHK HÜKÜMLERİNİN AYRINTILI DEĞERLENDİRİLMESİ

MÜSTEŞAR YARDIMCILARININ SAYISI ARTTIRILDI

KHK’nin 5 inci maddesi kapsamında; Müsteşara yardımcı olmak üzere 5 ( beş ) Müsteşar Yardımcısının görevlendirilebileceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.  

 SAĞLIK POLİTİKALARI KURULU KURULDU

                KHK’nin 6 ıncı maddesinde; Bakanlığın sağlık sistemi yönetimi ve politika belirleme ile ilgili temel görevlerini yerine getirmek üzere görevlendirilen 11 üye ile Müsteşar ve müsteşar yardımcılarından teşekkül eden Sağlık Politikaları Kurulunun kurulması düzenlenerek hüküm altına alınmıştır. Kurul üyeleri en az dört yıllık yüksek okul mezunu ve sekiz yıl iş tecrübesi bulunanlar arasından Bakan tarafından görevlendirilecek, görev süresi iki yıldır ve süresi sona eren üyeler yeniden görevlendirilebilecektir. Ayrıca, Kurul bünyesinde, Bakanlığın görev alanı ile ilgili olarak bilimsel ve uzmanlık gerektiren konularda çalışma yapmak ve/veya görüş bildirmek üzere danışma kurulları ve komisyonlar oluşturulabileceği, söz konusu kurul ve komisyonlarda, Bakanlık ve bağlı kuruluşlarının personeli ile üniversitelerden ve diğer kamu ve özel kurum ve kuruluşlarından veya yabancı uzmanlardan görevlendirme yapılabileceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır. 

BAKANLIK HİZMET BİRİMLERİ YENİDEN DÜZENLENDİ

 

                KHK’nin 7 inci maddesi ile bakanlığın hizmet birimleri yeniden düzenlenmiş olup, Sağlık Bakanlığında halen mevcudiyetini koruyan tüm genel müdürlüklerin kaldırılması cihetine gidilmiştir. Anılan maddeye göre yeni hizmet birimleri ise;

a) Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

b) Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

c) Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü.

ç) Sağlık Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü.

d) Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü.

e) Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü.

f) Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü.

g) Hukuk Müşavirliği.

ğ) Denetim Hizmetleri Başkanlığı.

h) Strateji Geliştirme Başkanlığı.

ı) Yönetim Hizmetleri Genel Müdürlüğü.

i) Özel Kalem Müdürlüğü. olarak düzenlenmiştir.

 

 

 

TEFTİŞ GÖREVİ DENETİM HİZMETLRİ BAŞKANLIĞINA VERİLDİ

 

                Bakanlık hizmet birimleri arasında yer alan Denetim Hizmetleri Başkanlığının KHK’nin 16 ıncı maddesinde sayılan  görevleri arasında:” Bakanlık teşkilatı ile gerektiğinde bağlı kuruluşların ve bunların denetimi altındaki kurum ve kuruluşların iş ve işlemleri hakkında teftiş, inceleme ve soruşturma yapmak” sayılmış olup eski 181 sayılı KHK’nin 19 uncu maddesiyle Teftiş Kurulu Başkanlığının uhdesinde bulunan teftiş, inceleme ve soruşturma yapma yetkisi bu görevi yanında birçok görevi daha bulunan anılan başkanlığa verilmiştir. Bu kadar yoğun görevler arasında teftiş, inceleme ve soruşturma yapma yetkisi gibi son derece önemli görevlerin kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak yerine getirilmesi zorlaşacaktır. 

 

 

OTUZ ( 30 ) BAKAN MÜŞAVİRİ ATANABİLECEĞİ DÜZENLENDİ

KHK’nin 20 inci maddesine göre, Bakanlıkta, özel önem ve öncelik taşıyan konularda Bakana yardımcı olmak üzere otuz Bakanlık Müşavirinin atanabileceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır. Ancak, söz konusu bakanlık müşavirlerinin atanmasında hangi usul ve esaslara riayet edileceği daha doğrusu bakanlık müşaviri olarak atanacaklarda aranacak şartlar veya bu göreve getirilmede aranacak objektif kıstas ve kriterlerin ilgili maddede düzenlenmemiş olması bize göre çok önemli bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır.  

 SÜREKLİ KURULLARIN SAYISI ARTTIRILDI

 1-) Yüksek Sağlık Şûrası: KHK’nin 21 inci maddesi ile; sağlık meslek mensuplarının mesleklerini icra ederken ortaya çıkan adlî konularda mahkemelere görüş vermek ve idarî soruşturmacılar ve uzlaşma komisyonları için bilirkişi listesi belirlemek üzere on beş üyeli Yüksek Sağlık Şûrası kurulmuştur.

 2-) Tıpta Uzmanlık Kurulu: KHK’nin 22 inci maddesi ile; Tıpta ve diş hekimliğinde uzmanlık eğitimi yapacak eğitim kurumlarına eğitim yetkisi verilmesi ve eğitim yetkisinin kaldırılmasına ilişkin teklifleri karara bağlamak, uzmanlık dallarının rotasyonlarını belirlemek, yabancı ülkelerde uzmanlık eğitimi alanların bilimsel değerlendirilmesini yapacak fakülteleri ve eğitim hastanelerini belirlemek, tıpta uzmanlık eğitimi ve uzman insan gücü ile ilgili görüşler vermekle görevli olmak üzere, Tıpta Uzmanlık Kurulu teşkil olunmuştur.

 3-) Sağlık Meslekleri Kurulu: KHK’nin 23 üncü maddesi ile; Sağlık mesleklerinde eğitim müfredatı, meslekî alan ve dal belirlemesi gibi meslekî düzenlemelerde ve istihdam planlamalarında görüş bildirmek, meslekî yeterlilik değerlendirmesi yapmak, meslekî müeyyide uygulamak, etik ilkeleri belirlemek ve uyumu denetlemek üzere Sağlık Meslekleri Kurulu teşkil olunmuştur.


UZLAŞTIRMA PROSEDÜRÜ GETİRİLDİ


                KHK’nin 24 üncü maddesi ile; Sağlık mesleklerinin uygulanmasından dolayı zarara uğradığını iddia edenlerin dava açma süresi içerisinde yapacakları maddî ve manevî tazminat başvurularının Bakanlık tarafından uzlaşma yoluyla halledilmesinin usul ve esasları düzenlenmiştir.

İLÇE SAĞLIK MÜDÜRLÜKLERİ

                KHK’nin 25 inci maddesinde; Bakanlığın taşra teşkilâtının; illerde kurulan il sağlık müdürlükleri ile ihtiyaca göre ilçelerde kurulan ilçe sağlık müdürlüklerinden oluşacağı düzenlenerek hüküm altına alınmıştır. Böylece, ilçelerdeki sağlık grup başkanlıkları kaldırılmıştır ancak aynı maddenin 6 ıncı fıkrasında; İlçe sağlık müdürlüğünün kurulmadığı yerlerde sağlık grup başkanlıklarının oluşturulabileceği hükmüne yer verilmiştir. 

YENİ BAĞLI KURULUŞLAR OLUŞTURULUYOR

-          Türkiye Halk Sağlığı Kurumu: KHK’nin 26 ıncı maddesi ile; Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak, temel sağlık hizmetlerini yürütmekle görevli, Bakanlığa bağlı Türkiye Halk Sağlığı Kurumu kurulmuştur.

 

-          Türkiye İlaç ve Tıbbî Ürün Kurumu: KHK’nin 27 inci maddesi ile; Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak ilaçlar, ilaç üretiminde kullanılan etken ve yardımcı maddeler, ulusal ve uluslararası kontrole tabi maddeler, tıbbî cihazlar, vücut dışı tıbbî tanı cihazları, geleneksel bitkisel tıbbî ürünler, kozmetik ürünler, homeopatik tıbbî ürünler ve özel amaçlı diyet gıdalar hakkında düzenleme yapmakla görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Türkiye İlaç ve Tıbbî Cihaz Kurumu kurulmuştur.

 

-          Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü: KHK’nin 28 inci maddesi ile; Türk boğazları, hudut ve sahilleri ile ilgili uluslararası sözleşme ve mevzuat hükümlerinden kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmekle görevli, Bakanlığa bağlı, özel bütçeli, kamu tüzel kişiliğini haiz, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü kurulmuştur.

 

-          Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu: KHK’nin 29 uncu maddesi ile;Bakanlık politika ve hedeflerine uygun olarak, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerini vermek üzere hastanelerin, ağız ve diş sağlığı merkezlerinin ve benzeri sağlık kuruluşlarının açılması, işletilmesi, faaliyetlerinin izlenmesi, değerlendirilmesi ve denetlenmesi, bu hastanelerde her türlü koruyucu, teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerinin verilmesini sağlamakla görevli, Bakanlığa bağlı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu kurulmuştur. 


KAMU HASTANE BİRLİKLERİ

 

KHK’nin 30 uncu maddesi ile; Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu tarafından, kaynakların etkili ve verimli kullanılması amacıyla Kuruma bağlı ikinci ve üçüncü basamak sağlık kurumlarının, il düzeyinde Kamu Hastaneleri Birlikleri kurularak işletileceği, hizmetin büyüklüğü göz önünde bulundurulmak suretiyle aynı ilde birden fazla birlik kurulabileceği ve bir ilde Birlik kapsamı dışında sağlık kurumu bırakılamayacağı, birden fazla Birlik kurulan illerdeki ve belli bölgelerdeki birliklerden birinin koordinatör olarak görevlendirilebileceği, Birlik teşkilatının, genel sekreterlik ve hastane yöneticiliklerinden oluşacağı düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.

BİRLİKLERDE SÖZLEŞMELİ STATÜDE PERSONEL İSTİHDAMI


                KHK’nin 32 inci maddesine göre, Kamu Hastane Birliklerinde gerek idarecilerin gerekse de diğer personelin esas olarak sözleşmeli statüde istihdamı öngörülmekte olup ayrıca kadrolu ve 4924 sayılı Kanuna tabi sözleşmeli personel istihdamına da kısmen cevaz verilmektedir.


                Kamu Hastane Birliklerinde esas itibariyle sözleşmeli personel istihdamının öngörülmesi, Anayasa’nın 128. maddesine aykırılık taşımaktadır. Zira, Anayasamızın 128. maddesi;”Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzelkişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür. Memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.” Hükmünü içermekte olup ilgili Anayasa maddesi, kamu kurum ve kuruluşlarında yönetim kademesinde bulunan personelin “kamu görevlisi” statüsünde bulunmasını gerekli kılmaktadır. Nitekim, daha önce verilen yargı kararları da, bu hükme aykırılık taşıyan yasa maddelerinin iptali yönünde olmuştur. Ancak, taslakta yer alan personelin statüsüne ilişkin hükümler, sağlığın genel idare esaslarına göre yürütülen bir kamu hizmeti olarak görülmediğini düşündürmektedir.


Ayrıca, sözleşmeli personel istihdamı ile ilgili olarak üzerinde durulması gereken en önemli unsurlardan biri de “İş Güvencesi”dir. İş güvencesi kavramı, temelinde geçimlerini emekleri ile sağlayan bağımlı çalışanların, haksız nedenle idarece hizmet sözleşmesine son verilmesi halinde, idarenin fesih işlemini sınırlayan yada engelleyen böylelikle hizmet sözleşmesinin çalışan açısından zayıflığını gideren ve koruyucu yönü ağır basan normatif düzenlemeleri kapsamaktadır.Günümüzde çalışma hakkı sadece bir işçi hakkı değil, temel bir insan hakkı olarak değerlendirilmektedir. Bu anlamda çalışma hakkının korunması sosyal barış açısından da önem taşımaktadır. Şöyle ki, çalışanlar hiçbir sebep gösterilmeksizin işten çıkarılıyorsa toplumsal düzenin korunması ve huzurun sağlanması da o kadar güç olabilecektir. Gerçekten de iş güvencesi, tüm çağdaş toplumlar açısından yaşamsal öneme bir sahip konu olarak ele alınmakta ve sorunun sadece kişisel değil siyasal ve sosyal bir boyutu olduğu da kabul edilmektedir.Zira işsiz bir kişinin ekonomik ve psikolojik baskılar altında kalarak giderek çalışma isteğini, gücünü kaybettiği, yaşayabilmek için her çareye başvurduğu, bu arada suç işlemekten dahi çekinmediği herkesçe bilinen gerçeklerdir. Şu halde işsizlik tehlikesi sadece bireyleri ilgilendiren bir sorun olmaktan çıkmış, toplumsal düzeni yakından etkileyen bir nitelik kazanmıştır. Bu anlamda işsizlik tehlikesinin giderilmesi hususunda iş güvencesi büyük önem taşımaktadır.Öncelikle, iş güvencesi, çalışanın hakkını, açıkçası, kanunun kendisine sağladığı herhangi bir menfaatini arayabilmesi olanağını sağlar.Öte yandan iş güvencesinin olduğu, yani çalışanın keyfi denilen fesihlere karşı korunduğu bir hukuk düzeninde, sadece bireysel haklar değil, kollektif hak ve özgürlükler de gerçek işlevini görebilir.Bunların yanı sıra, iş güvencesinin çalışılan kurumdaki çalışma veriminin ve üretim kalitesinin artmasına yardımcı olması da söz konusudur. Şöyle ki, geçerli bir neden olmadan işten çıkarılamayacağının yani hizmet sözleşmesinin idarece keyfi olarak feshedilmeyeceğinin bilinci ile çalışan personel, bu güvence dolayısıyla daha huzurlu çalışacak ve bu da üretkenliğe olumlu yansıyarak daha etkin ve kaliteli bir hizmet sunumunun ortaya çıkmasını sağlayacaktır.İş güvencesi sağlanması, çalışanın geleceğine güvenle bakması, işini kaybetme ve buna bağlı olarak kendisinin ve ailesinin geçimini sağlayan gelirinden yoksun kalma kaygısının olmaması, çalışma hayatında çalışanın ihtiyaç duyduğu en önemli güvenceler arasında yer almaktadır.Bu bağlamda Anayasamızın “Çalışma ve Sözleşme Hürriyeti” başlığını 48.maddesinde yer alan:”Herkes dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetlerine sahiptir.” ve “Çalışma Hakkı ve Ödevi” başlığını taşıyan 49.maddesinde yer alan:” Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir.Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır.” Hükümleri de iş güvencesinin teminatı niteliğindedir.Ayrıca iş güvencesinin sağlanması başta 158 sayılı İLO sözleşmesi olmak üzere değişik uluslararası sözleşmelerde de açıkça düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.Bu meyanda geçerli bir nedene dayanmayan işten çıkarmaya (unjustified dismissal) karşı çalışanların korunması ve işten çıkarmalarda geçerli neden (valid reason) zorunluluğu Avrupa Sosyal Şartının 24. maddesinde açıkça yer almaktadır.İş güvencesi diğer deyimle keyfi işten çıkarılmaya karşı korunma AB'nin kendi belgelerinde  de temel bir hak olarak kabul edilmiştir. Aralık 2000’de AB Nice Zirvesi'nde kabul edilen AB Temel Haklar Şartı'nın (Charter of Fundamental Rights of the European Union) 30. maddesinde, "Her işçi geçerli bir nedene dayanmayan işten çıkarmaya karşı korunma hakkına sahiptir" ifadesine yer verilmektedir.


BİRLİK HASTANELERİNİN GRUPLANDIRILMASI


                KHK’nin 34 üncü maddesinde; Hastanelerin, tıbbî ve malî kriterler ile kalite, hasta ve çalışan güvenliği ve eğitim kriterleri çerçevesinde Kurumca belirlenecek usûl ve esaslara göre altı aylık veya bir yıllık sürelerle değerlendirmeye tabi tutulacağı, bu değerlendirmenin, kamu veya özel değerlendirme kuruluşlarına da yaptırılabileceği, değerlendirme sonuçlarına göre hastanelerin yukarıdan aşağıya doğru (A), (B), (C), (D) ve (E) şeklinde gruplandırılacağı düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.

 

                İlgili KHK gereğince Kamu Hastane Birlikleri Yasa Tasarısındaki “yerel yönetim” anlayışından kısmen de olsa vazgeçilerek, hastane birlikleri Merkez teşkilata bağlanması öngörülmesine rağmen bize göre Kamu Hastane Birliklerinin hayata geçirilmesi ile birlikte bakanlık bünyesindeki sağlık kuruluşlarının “özerk” “sağlık işletmesi” statüsüne geçirilmesi ve daha sonra da işletme hakları devredilmek yoluyla özelleştirilmelerine olanak sağlanması öngörülmektedir. Böylece, ikinci ve üçüncü basamak sağlık hizmetlerinin de özelleştirilmesiyle, Sağlık Bakanlığı hiyerarşisi altında örgütlenmiş bulunan kamu sağlık kurum ve kuruluşlarının sağlık hizmetini bir “kamu hizmeti” olarak sunması durumuna son verilmesi amaçlanmaktadır.

 

 

 

PERSONELİN PERFORMANS DEĞERLENDİRMESİ

 

KHK’nin 41 inci maddesinde; Bakanlık ve bağlı kuruluşlarında;

a) Bakan; Müsteşarın,

b) Müsteşar; müsteşar yardımcıları, kurum başkanları, Sağlık Politikaları Kurulu üyeleri, müstakil birim amirleri ve il müdürlerinin,

c) Başkan ve Genel Müdür; başkan yardımcısı, genel müdür yardımcısı, genel sekreter ve halk sağlığı müdürünün,

ç) Diğer yöneticiler; hiyerarşik olarak kendilerine bağlı bir alt kademedeki personelin,

performanslarını, verilen görevlere ve belirlenen hedeflere göre değerlendirecekleri düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.

 

SAĞLIK SERBEST BÖLGELERİ

 

KHK’nin 49 uncu maddesinde; Bakanlığın, ülkenin sağlık alanında bölgesel bir cazibe merkezi haline getirilmesi, yabancı sermaye ve yüksek tıbbî teknoloji girişinin hızlandırılması amacıyla, 6/6/1985 tarihli ve 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu hükümleri çerçevesinde, sağlık serbest bölgelerinin kurulması ve yönetilmesine ilişkin usûl ve esasların Bakanlar Kurulunca belirleneceği, serbest bölgelerde verilecek sağlık hizmetlerine ilişkin usûl ve esasların ise Bakanlıkça belirleneceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.

 YURTDIŞI SAĞLIK HİZMET BİRİMLERİ

 

KHK’nin 51 inci maddesi ile; Bakanlık ve bağlı kuruluşlarının insanî ve teknik yardım amacıyla yurt dışında geçici sağlık hizmet birimleri kurabileceği, kurdurabileceği, işletebileceği ve işlettirebileceği; bu amaçla ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşları, finans ve yardım kuruluşları ile işbirliği ve ortak çalışma yapabileceği insan ve malî kaynakları ile destek sağlayabileceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.


İKAMET MECBURİYETİ GETİRİLDİ

 

KHK’nin 55 inci maddesi ile; Bakanlığın, kamu ve özel bütün sağlık kuruluşlarında çalışmakta olan sağlık personeli için görevli olduğu kuruluşun bulunduğu yerleşim yeri sınırları içinde ikamet etme mecburiyeti getirebileceği, bu mecburiyetin usûl ve esaslarının Bakanlıkça belirleneceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.

 YABANCI HEKİM VE HEMŞİRE İSTİHDAMI

 

KHK’nin 58 inci maddesi ile, 11/4/1928 tarihli ve 1219 sayılı Tababet ve Şuabatı San'atlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 4 üncü maddesinde yer alan "Türk hekimlerinin" ifadesi "hekimlerin" şeklinde değiştirilmiş ve yabancı hekim çalıştırılmasının önü açılmıştır. Yine, 25/2/1954 tarihli ve 6283 sayılı Hemşirelik Kanununun 3 üncü maddesi “Madde 3- Bu Kanun hükümlerine göre hemşire unvanı kazanmış olanların dışında hiç kimse Türkiye’de hemşirelik mesleğini  icra edemez.” Şeklinde değiştirilerek yabancı hemşire çalıştırmanın da önü açılmıştır.


AİLE HEKİMLİĞİ DÜZENLEMELERİ


                KHK’nin 58 inci maddesi ile, 24/11/2004 tarihli ve 5258 sayılı Aile Hekimliği Pilot Uygulaması Hakkında Kanunun; Adı “Aile Hekimliği Kanunu” olarak değiştirilmiş ve 1 inci maddesinde geçen “pilot olarak” ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca, aynı madde ile;  Aile hekimliği hizmetleri dışında kalan birinci basamak sağlık hizmetlerinin toplum sağlığı merkezleri tarafından verileceği ve bu merkezlerin organizasyonu, kadroları, görevleri ile çalışma usûl ve esaslarının Türkiye Halk Sağlığı Kurumunca belirleneceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.

 KADROLARI İPTAL EDİLEN PERSONELİN DURUMU

 KHK’nin Geçici 4 üncü maddesi ile; Bu maddenin yayımı tarihinde görevde bulunan, Sağlık Bakanlığı, Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü ve Refik Saydam Hıfzıssıhha Merkezi Başkanlığının merkez, taşra ve döner sermaye kadrolarına atanmış olan ve kadroları iptal edilen personelden; Teftiş Kurulu Başkanı, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Müstakil Daire Başkanı, Bakanlık Müşaviri, Daire Başkanı, Özel Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Başkan Yardımcısı, Döner Sermaye Merkez Müdürü, İl Sağlık Müdürü, İl Sağlık Müdür Yardımcısı, Şube Müdürü ile Müdür ve Müdür Yardımcısı unvanlı kadrolarda bulunanların görevlerinin, bu maddenin yayımı tarihinde sona ereceği, Bu fıkra uyarınca görevleri sona erenlerden Teftiş Kurulu Başkanı, Genel Müdür, Genel Müdür Yardımcısı, Müstakil Daire Başkanı, Bakanlık Müşaviri, Daire Başkanı, Özel Kalem Müdürü, Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri, Başkan Yardımcısı ve İl Sağlık Müdürükadrolarında bulunanların ekli (2) sayılı liste ile ihdas edilen Bakanlık Müşaviri kadrolarına; diğerlerinden merkez teşkilatında bulunanların ekli (2) sayılı liste ile ihdas edilen Araştırmacı, taşra teşkilatında bulunanların ekli (3) sayılı liste ile ihdas edilen Araştırmacı kadrolarına halen bulundukları kadro dereceleriyle atanmış sayılacakları, Bu madde uyarınca ihdas edilen Bakanlık Müşaviri ile Araştırmacı kadrolarının herhangi bir sebeple boşalması halinde hiçbir işleme gerek kalmaksızın iptal edilmiş sayılacağı, Bu fıkraya göre Bakanlık Müşaviri ve Araştırmacı kadrolarına atanmış sayılanların, Bakanın uygun göreceği merkez veya taşra teşkilatına ait birimlerde çalıştırılabileceği düzenlenerek hüküm altına alınmıştır.

VEKİL EBE/HEMŞİRELERİN SÖZLEŞMELİ STATÜYE GEÇİRİLMESİ

KHK’nin Geçici 11 inci maddesinde:”Bu maddenin yayımı tarihinde Sağlık Bakanlığında 657 sayılı Kanunun 86 ncı maddesine göre vekil ebe ve hemşire olarak en az bir yıldan beri çalışmakta olan ve anılan Kanunun 48 inci maddesinde belirtilen genel şartları taşıyanlardan bu maddenin yayımı tarihinden itibaren otuz gün içinde yazılı olarak başvuranlar, çalıştığı pozisyon unvanlarına göre, 657 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin (B) fıkrası kapsamında vizelenecek ebe ve hemşire unvanlı sözleşmeli personel pozisyonlarına geçirilir.” Hükmüne yer verilerek vekil ebe/hemşire olarak en az bir yıldan beri çalışmakta olanların 30 gün içinde yazılı olarak müracaat etmeleri halinde 657 sayılı DMK’nun 4/B maddesine tabi sözleşmeli personel statüsüne geçirilecekleri kararlaştırılmıştır. Ancak, bir yıllık süre şartına yer verilmesi birçok vekil ebe/hemşirenin bu haktan faydalanamamasına dolayısıyla da mağduriyetlerine sebebiyet verebilecektir. Daha önceden 632 sayılı KHK kapsamında kadroya geçirilen sözleşmeli personellerde 657 sayılı DMK’nun 48 inci maddesinde yer alan genel şartlar dışında ayrıca süre şartına yer verilmemişti. Bu itibarla, vekil ebe/hemşireler için 1 yıllık görev yapma şartına yer verilmesi başta Anayasamızın 10 uncu maddesinde yer alan “Kanun Önünde Eşitlik” ilkesine aykırılık teşkil ettiği gibi hakkaniyete de açıkça aykırılık teşkil etmektedir.  
Kaynak: Türk Sağlık Sen Sitesi

Konu ile ilgili diğer yazılar

Eşitleştirme Sonrası Memurların Net Ücreti

Hangi Memur Ne Kadar Ek Ödeme Alacak

Kamu görevlilerinin bazı mali haklarına ilişkin düzenleme yapan 666 sayılı KHK

MEB Personeline 666 KHK ile Gelen Mali Haklar

Eşit işe eşit ücret uygulaması MALİYE UZMANLARININ tepkisini çekiyor

TRT Personeline Teşvikli Emeklilik İkramiyesi

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı KHK

Maaşlar Nasıl Hesaplanacak 616 KHK Sonrası

ÇOK OKUNANLAR

KAMU PERSONELİ SINAV İLANLARI

YAZARLAR

ANKET